Salat 4. Kısım (Kuranı Kerim Ayetlerindeki Kelimeler İçin Yeni Anlamlar Türetmek)

Salat (Namaz) ile ilgili olan yazımın ilk kısmında “secde” konusuna, ikinci kısmında “rüku” konusuna, üçüncü kısmında “huşu ve namaz” konularına değinmiştim. Salat (namaz) ile ilgili yazımın dördüncü ve aynı zamanda son kısmı olan bu kısımda ise “Kuranı Kerim’deki Kelimeler İçin Yeni Anlamlar Türetmek” başlığı altında, Kuranı Kerim’deki Arapça kelimelere Türkçe karşılık olarak yeni anlamlar türetmenin yanlış bir davranış olduğunu ayetlerle anlatmaya çalışacağım.

 

Kuranı Kerim Ayetlerindeki Kelimeler İçin Yeni Anlamlar Türetmek

Günümüzde görüyoruz ki Kuran’ı Kerimde geçen bazı Arapça kelimelerin mevcut Türkçe karşılıklarının yanlış olduğu iddia edilerek Arapça kelimelere yeni Türkçe  karşılıklar verilmeye çalışılıyor. Bu davranışın yanlış bir davranış olduğunu ayetler vesilesiyle anlatmaya çalışacağım.

Kuranı Kerim’de ne tür ayetler olduğunu Kuranı Kerim’in kendisi ayetlerle bizlerle anlatıyor.

Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kur’an’ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek (yorumlamak) için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini (yorumunu) ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.
(Ali İmran 7 – Diyanet Meali)

Yukarıdaki ayette görüldüğü üzere Kuranı Kerim ayetlerini bizler ikiye ayırabiliyoruz. Birinci kısım ayetler muhkem ayetler, ikinci kısım ayetler ise müteşabih ayetlerdir. Yukarıdaki ayette anlatıldığı üzere “müteşabih ayet”, yorumunu yalnızca Allah’ın bildiği ayet demektir. Yani bizler kitabımızdaki müteşabih ayetleri yorumlayamayız. Bu durum Kuranı Kerim’in her şey için açıklayıcı bir kitap olma özelliğine gölge düşürmez. Nihayetinde bu durum yukarıdaki ayette açıklanmıştır.

Ve o gün, bütün ümmetlerden, ayetlerimizi yalanlayanları grup grup toplayacağız. Böylece onlar bir araya getirilir.
(Neml 83)

Onlar geldikleri zaman (Allah onlara): “Onu ilmen ihata edemediniz (kavrayamadınız) de mi ayetlerimi yalanladınız? Yoksa yapmış olduğunuz nedir?” dedi.
(Neml 84)

Ve zulümleri sebebiyle onların üzerine (Allah’ın) sözü yerine geldi. Artık onlar konuşamaz.
(Neml 85)

Bizler ilmen kavrayamadığımız bir ayeti aynı zamanda yorumlayamayız. Bizler mantığımızın almadığı, tam olarak yorumlayamadığımız bir ayetle karşılaştığımızda  o ayetten hüküm çıkarmaya çalışmamalıyız. Okuduğumuz ayetin yanlış olduğunu iddia etmemeli ve o ayeti inkar etmemeliyiz.Aynı zamanda ayette geçen kelimelerin anlamlarını değiştirmeye çalışmamalıyız.  Ayeti yorumlayamıyorsak  yukarıda yazmış olduğum ilk ayet olan Ali İmran suresinin yedinci ayetinde belirtildiği gibi  “Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır.” demeliyiz.

Bizler kahin değiliz ki bir ayette geçen bir kelimenin mevcut anlamını inkar edip kelimenin başka bir anlama gelmesiyle ilgili olarak kehanette bulunabilelim.

O halde öğüt ver, çünkü sen Rabbinin nimeti sayesinde ne kahinsin ne de mecnunsun.
(Tur 29)

Aklımızla kavrayamadığımız ve yorumunu yapamadığımız bir ayetin “peşine takılıp” gitmemiz doğru mudur?

Bilmediğin şeyin ardından gitme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
(İsra 36)

Mantığıyla kavrayamadığı bir ayetin peşine takılıp giden  ve nihayetinde ayette geçen bir kelimenin mevcut anlamının yanlış olduğunu iddia eden ve zannına dayanarak ayetteki kelimenin mevcut anlamını değiştiren kişinin durumunu ele alalım:

İlk olarak, bir ayette geçen bir kelimenin mevcut anlamının yanlış olduğunu iddia edildiğinde, ayetteki kelimenin mevcut anlamı doğruysa kelimenin anlamının yanlış olduğunu iddia eden kişi ayeti inkar eden bir kişidir. Ayette kullanılan bir kelimenin mevcut anlamının yanlış olduğunu iddia eden kişi, ayeti inkar ediyor olma riskiyle karşı karşıyadır.

İkinci olarak, kişi zannına dayanarak bir ayetteki kelimeye yeni bir anlam verdiğinde ayet mevcut anlamından sapacaktır. Anlamı değiştirilen kelimenin geçtiği başka ayetler varsa o ayetlerde de mevcut anlamdan sapmalar olacaktır. Kişinin zannına dayanarak kelimeye yeni verdiği anlam yanlışsa kişi ayetleri anlamlarından saptıran bir kişidir.Bu durumda ayetteki kelimenin mevcut anlamını değiştiren kişi ayetleri anlamlarından saptıyor olma riskiyle karşı karşıyadır.

Bir ayette geçen kelimenin anlamını değiştiren kişi, kendisini güvende hissedebilmek için ayette anlamını değiştirdiği kelimenin mevcut anlamının yanlış olduğundan ve ayette anlamını değiştirdiği kelime için yeni verdiği anlamın doğru olduğundan emin olmalıdır. Bu durumdaki kişinin kendinden emin olabilmesi için Allah’tan vahiy alması gerektiğini düşünebiliriz. Bu durumdaki kişi, ayetleri inkar etmiş olma ve ayetleri anlamından saptırmış olma riskiyle karşı karşıyadır.

Aklıyla kavrayamadığı bir ayetle karşılaştığında “Ben iman ettim, yorumunu Allah bilir.”  deyip daha sonrasında Rabbinin sözünü dinleyerek bilmediği şeyin ardından gitmeyen kişi emniyet içerisindedir ve kendisinden emin durumdadır. Çünkü kendini ayetleri inkar ediyor olabilme ve ayetleri anlamlarından saptırıyor olabilme riskine atmamıştır. Bir şey yapmadığı için de pişman değildir, çünkü Rabbinin sözünü

Bilmediğin şeyin ardından gitme!
(İsra 36)

dinlemiştir.

Muhakkak ki, ayetlerimizde saptırma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. Kıyamet günü ateşin içine konulanlar mı yoksa Bize emin olarak gelenler mi hayırlıdır? Dilediğinizi yapın. Muhakkak ki O, yaptıklarınızı en iyi görendir.
(Fusssilet 40)

Umarım anlattıklarım konuya açıklık getirmiştir. Rabbimiz ayetlerine iman edenleri doğru yolundan ayırmasın.

Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selam size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek şu ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
(Enam 54 – Diyanet Meali)

Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
(Hud 114 – Diyanet Meali)

Not: Diyanet meali dışındaki meallerde İmam İskender Ali Mihr meali kullanılmıştır.

Saygılarımla,

Mehmet, 16.05.2015

 


About the Author
Author

Mehmet P.

Comments (1)
  • Avatar

    B.Bilal Jun 4 2015 - 10:35 Reply

    Sayın yazar;
    “…“müteşabih ayet”, yorumunu yalnızca Allah’ın bildiği ayet demektir. Yani bizler kitabımızdaki müteşabih ayetleri yorumlayamayız…”
    demişsiniz.
    Derim ki, Allah bize, bizim anlayamayacağımız ayet göndermez.
    Kuran’da anlaşılmayacak bir ayet yok.
    Yanlış bile anlasam, samimiysem, Allah’a hesabını ben vereceğim.

Leave a reply

Name (required)

Website