Hadislerin İslam Dinindeki Yeri ?!

Hadislerin İslam Dinindeki Yeri ?!

 

Açık bir delile dayanmaksızın peygamberimizin söylediği iddia edilen sözlere “hadis” ismi verilmektedir.

Bir kimseye söylememiş olduğu bir sözün yada yapmadığı bir eylemin, bir başkası tarafından atfedilmesine iftira denilir. Dinimizde insanlara iftira etmek suçtur. Aynı şekilde iftirayı yaymak da suçtur. İftira etmek ve iftira yaymak suçlarıyla ilgili aşağıdaki ayetlere bakabilirsiniz.

Muhakkak ki iftira ile gelenler, sizden bir gruptur. Sizin için onun bir şer olduğunu zannetmeyin. Hayır, o sizin için hayırdır. Onlardan her birinin günahtan kazandıkları (cezalar) vardır. Ve onun büyüğünü yönetene (uydurup, yayana) büyük azap vardır.
(Nur 11 – İmam Ali İskender Mihr Meali)

Onu (iftirayı) dillerinizle anlatıyordunuz ve hakkında sizin bilginiz olmayan bir şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz. Ve o, Allah’ın katında büyük (bir suç) olduğu halde siz, onu önemsiz sandınız.
(Nur 15 – İmam Ali İskender Mihr Meali)

Ayetlerde görüyoruz ki iftira etmek gibi iftira yaymak da büyük bir suçtur. İftira yaymak bazılarına göre masumca görünebilir ama öyle değildir. İftira yayan kişinin yaptığı iş, bir yerlerden duyduğu, hakkında kesin bilgisi olmadığı, şahit olmadığı bir şeyi hakikatmiş gibi başkalarına aktarmaktır. İftirayı yaymak neden suçtur?

Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
(İsra 36)

İftira yayan kişi hakkında bilgi sahibi olamadığı bir şeyin peşine düşmüştür ve peşine düştüğü bu şeyi hakikatmiş gibi başkalarına söylüyordur. İftira yaymak, Rabbimizin ” Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme!” emrine açık şekilde karşı gelmek ve bu emre isyan etmek özelliği taşıdığı için suçtur.

Peygamberimizin söylediği iddia edilen “hadis” ismi verilmiş sözler de hakkında kesin bilgi sahibi olmadığımız sözlerdir. Sadece, ilk olarak birilerinin peygamberimizden duyduğunun iddia edildiği ve silsile yoluyla kişiden kişiye aktarıldığı söylenen sözlerdir hadisler.

Peygamberimizin söylediği iddia edilen hadislerin doğruluğu ve yanlışlığı önemli olmamak kaydıyla; “hadis” yaymak dinimizce suçtur. Çünkü “Peygamberimiz şöyle demiş.” diyerek bir söz iddia eden kişi, peygamberimizin söylediğini iddia ettiği söze peygamberimiz söylerken şahit olmadığı için ve dilden dile geçmiş olan hakkında kesin bilgi sahibi olmadığı bir sözü yaydığı için suçludur. Çünkü hadis yayan kişi, Allah’ın ” Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme!” emrine karşı gelmiştir.

İslam dininin tek bir kaynağı vardır, o da Allah’ın bizlere peygamberimiz vasıtasıyla indirmiş olduğu Kuran’ı Kerim’dir. Rabbimiz bizlere Kuran’ı Kerim’in her şeyi açıklayan bir kitap olduğunu Nahl Suresi’nin 89. ayetinde belirtmiştir ve Kuran’ı Kerim’in bizler için yol gösterici olduğunu çeşitli Kuran ayetlerinde belirtmiştir.

Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
(Nahl 89 – Diyanet Meali)

Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.
(Yunus 57 – Diyanet Meali)

Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
(Zümer 23 – Diyanet Meali)

Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
(Ankebut 51 – Diyanet Meali)

Bir yol üzerinde olabilmek için bir yol göstericiye ihtiyaç vardır. Bizler için yol gösterici olarak indirilmiş tek bir kitap vardır, o da Kuran’ı Kerim’dir. İnsanları yoldan çıkarmak için ne yapılması gerektiğini düşünürsek, yapılması gereken şeyin insanları yol gösterici kitaptan uzaklaştırmak olduğunu anlarız. İnsanlar, yol gösterici olarak Kuran’ı Kerim’in dışındaki kaynaklara yönlendirildiği zaman otomatik olarak yoldan uzaklaştırılacaktır. Bizler Kuran’ı Kerim için “Bu kitap bize yetmiyor, Kuran’ı Kerim’de her şeyin açıklaması yoktur, bu yüzden bizler için yol gösterici olarak Kuran’ Kerim’in yanında hadis kitapları, falanca alimlerin kitapları gereklidir.” dediğimiz zaman, yol gösterici kitabımız olan Kuran’ı Kerim’den uzaklaşırız ve Allah’ın yolunun dışındaki başka yollara tabi olmuş oluruz.

Kuran’ı Kerim’i terk edilmiş halde bırakan ve Kuran’ı Kerim dışındaki kitapları kendileri için yol gösterici edinenler için peygamberimizin şefaati (aracılığı) nasılmış bakalım:

Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kuran’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.
(Furkan 30 – Diyanet Meali)

Kuran’ı Kerim’e baktığımızda: Son peygambere (Muhammed) inananlar için yol gösterici olarak tarif edilen tek bir kitap olduğunu ve bu kitabın Kuran’ı Kerim olduğunu görürüz. Yukarıda mealini yazmış olduğum Zümer Suresi’nin 23. ayetinde de Allah’ın dilediği kimseleri Kuran’ı Kerim vasıtasıyla doğru yola ilettiğini görüyoruz.

Benzer şekilde, Kuran’ı Kerim ayetlerine baktığımızda: İnanları karanlıklardan aydınlıklara çıkaranın, inananların dostu ve yardımcısı olanın, inananlara yol gösterip hidayete erdirenin “Allah” olduğunu görürüz. Hatta bir Kuran ayetinde peygamberimize şu söz söylenmiştir:

(Resûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.
(Kasas 56 – Diyanet Meali)

Peygamberimizden insanları kendisine davet etmesi değil, Allah’a davet etmesi istenmiştir. Çünkü bizler Allah’la aramıza başkalarını sokarsak (bu kişi peygamber dahi olsa) dini Allah’a halis kılmamış oluruz.

Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah’a halis kılarak O’na kulluk et.
(Zümer 2 – İmam Ali İskender Mihr Meali)

Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır (davet et) ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma!
(Kasas 87 – Diyanet Meali)

Ey Nebî (Peygamber)! Muhakkak ki Biz, seni şahit, müjdeleyici ve nezir (uyarıcı) olarak gönderdik.
(Ahzap 45 – İmam Ali İskender Mihr Meali)

Ve O’nun (Allah’ın) izni ile Allah’a davet eden ve nurlandırıcı kandil olarak (gönderdik).
(Ahzap 46 – İmam Ali İskender Mihr Meali)

Peygamberler çevresindeki insanlardan kendilerine uymalarını istemiştir lakin peygamberlerin yaptığı şey kendilerine indirilen kitaplara uymak olduğu için buradan peygamberlerin insanlardan kendilerine indirilen kitaplara uymalarını istediklerini anlayabiliriz. Yoksa peygamberler tebliğ yaptığı insanlara: “Bizler uyarınca Rabbinize halis kullar olun.” yada “Dini bizlere halis kılın.” dememişlerdir.

Hiçbir insanın, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah’ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis şöyle der: Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz.
(Ali İmran 79 – Diyanet Vakfı Meali)

İman edenlerin yol gösterici kitabı, Allah’ın kitabıdır (Kuran’ı Kerim); yol göstericisi ise Allah’tır.

Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
(Ankebut 22 – Diyanet Meali)

Allah’ın kitabı dışındaki kitapları kendileri için yol gösterici kitaplar edinenler ve Allah’ın dışındaki bir takım velileri (dostları) kendileri için yol gösterici edinenler yanlış yaptıklarının bilincinde olmalıdır.

Dini konularda insanlar farklı şeyler söyleyebiliyorlar, kimin hakkı (hakikati) söylediğini, kimin batılı (gerçek olmayan boş söz) söylediğini anlamanın yolu ve dini öğrenmenin yolu: Allah’ın kitabını açıp okumak ve bizleri doğru yola iletmesi için Allah’a dua etmektir.

(Allahım!) Yalnız sana ibadet (kulluk) ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
(Fatiha 5 – Diyanet Meali)

Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıtmışlarınkine değil.
(Fatiha 6,7 – Diyanet Meali)

Saygılarımla,

Mehmet, 28.12.2015


About the Author
Author

Mehmet P.

Comments (4)
  • Avatar

    Çorapsız Jan 19 2016 - 16:44 Reply

    Allah razı olsun kardeşim. Emeğine, ilmine sağlık.

    • Avatar

      Mehmet P. Jan 27 2016 - 19:06 Reply

      Allah, ayetlerine iman eden tüm kardeşlerimizden razı olun kardeşim.Güzel dileğin için teşekkür ederim.

  • Avatar

    Gökhan Jan 19 2016 - 17:30 Reply

    Kur’anı Kerim’i bilmeyene elbette yetmez ancak Kur’anı Kerim’e unutmayın en temiz olanlar bağlı kalabilirler öyle yazıyor. Ben, sadece Müslümanım. Bunu söyleyerek grupları reddetmişim. Ölürsem sadece Allah’a döneceğim yolda yürerken ya da yatarken hissimde bir farklılık yok kimse beni karşılasın da bağışlasın diye umuyorum sadece O. Yanlış olan şeyleri seçmemekten büyük zevk alıyorum onları görebiliyorum fakat onlar beni ele geçiremiyor bunlar vaktimi kara delik gibi emip beni başarısızlığa götürecek olan şeylerdir.

    Zeki, dahi insanların yaşadığı zamanlarda diğer insanlar yaşamıyor muydu? Ve onlardan daha uzun yaşayanları hiç mi yoktu? Bu insanlar nasıl başarılı bir birey oldular da diğerleri olamadı hiç düşündünük mü toplum olarak. İnsanlar zekanın belli kişilerde olduğunu düşünmemelidir sağlıklı her insan koşabilir elbette üstün olan olur ama zekada bir fikir yeri gelir ülkeyi kurtarır. Bu tanınmış zeki insanlar kendilerine günden güne çalışmak için en uygun şartları sağlamaya çalışmayan, vakitlerini savuran kendilerine yetiremeyen insanlar mıydı? Yoksa her şeylerini faydaya adamış, boş iş ve her türlü zevklerden arınmış kişiler mi?

    Kur’anı Kerim’deki emirler kesindir ve gerekli açıklamalar da vardır.
    Lütfen Kehf 54 gereği haddi aşmayalım ve bozgunculardan olmayalım. Sabırlı olalım. Sonuçta kim ne ederse kendisine eder sıkıntı yok Allah’a şükür.

    • Avatar

      Mehmet P. Jan 27 2016 - 19:14 Reply

      Ne güzel demişsin kardeşim “Ben, sadece Müslümanım.” diyerek. Rabbimiz bizleri şucu ya da bucuyum değil de “Ben müslamanlardanım.” diyenlerden eylesin. Bizlere müslüman olarak ölmeyi nasip etsin.

Leave a reply

Name (required)

Website