Şirk/Allaha İftira Neden En Büyük Zulümdür?

Şirk, Allaha iftiradır.

 

Bir kişiye iftira atınca, iftira atılan kişi zarar görür. Ancak söz konusu Allah olunca, zarar gören İftira atanlar ve ona uyanlar olur.

Bir kişiye atılabilecek iftiraların bir sınırı vardır ve bir akıl ölçüsü vardır. Söz konusu Allah olunca, insanlar mantık ölçülerini ve delilleri bir kenara bırakıp, akıllarını başkalarına emanet edebiliyorlar.

 

Mesela bir kralı düşünün. Vergiler onun denetiminde kontrol edilir ve böylece kimseye haksızlık edilmeden, çalınmadan paralar toplanır.Polis, itfaiye, hastane vs  ihtiyaca göre dağılımı yapılır. Bu kralın koyduğu kanuna herkes uymak zorundadır.Örneğin, Kral kırmızı ışıkta durmayı emretmiştir ve ehliyet sahibi olmak için belli kurs ve sınavları şart koşmuştur. Bu kurallar toplumsal huzur,düzen ve kişisel özgürlükler için gereklidir.

Bir de, bir adam düşünün ki, bir şehirdeki valiyi “sen yalancı valisin” diyerek hapse attırmış ve kendisinin gerçek vali olduğunu iddia etmiştir. Kralla ilgili haberlerin duyulmasını engelleyebilecek her şeyi yapmıştır; televizyon, radyo, telefon vs. hepsini yasaklamıştır.Sahte vali bunu, Kralın emri olarak yaptırmış, kaşeli sahte belgeler hazırlamıştır.

Kralın anayasası herkesin evlerinde vardır.Ancak bu sahte vali, benim açıklamam olmadan siz onu anlayamazsınız, diyor.Her kanun ve kurala, “aslında şunu demek istiyor” diyerek kendi arzu ve uydurmalarını emir diye sunuyor.

İletişim yollarını kullanmak isteyenleri de, “şehir dışındaki insanlarda hastalık vardır, yaklaşmayın, onların sözleri kralın sözüne aykırıdır” diyerek  korkutmuştur. Ayrıca, vergileri kendi fazla fazla toplamıştır ve zenginliğine zenginlik katmıştır.Kendisini Kralın sağkolu olarak tanımlayarak, kendine itibar da katmıştır.

Kralın emri olduğunu iddia ederek, kendisinin yanına özel  törenlerle girilmesini  ister,  hemen her sözüne uyulması gerektiğini söyler. Bunun yanı sıra, şehirdedeki insanların işine yarayacak hiçbir şey söylemez. Toplum için gerekli emirleri formalite icabı söyler; ancak onun için önemli olan şey kendi şahsı veya sözleriyle ilgili yapılanlardır.

Şehirde; hırsızlık, kamu hizmetlerinin aksaklığı, asayiş bozuklukları ve ahlaki zaaflar almış başını gitmiştir. Sahte valiye yakın olanlar çok zengin, yakın olmayanlar çok fakirdir şehirde. Kralın kanunu işlemediğinden, hergün trafik kazaları olur.Kendince saçma sapan kurallar koyan sahte vali, arabada süs aynasına bakmayı çok gerekli görmüştür; bu yüzden halk süs aynasına bakmaktan yolu göremezler. Ayrıca, bir kısmı kırmızıyı, bir kısmı yeşili “geç” işareti olarak öğrenmiştir, kazalar kaçınılmazdır elbette. Oysa yapılması gereken sadece korunmuş olan Kralın yasalarını işletmek idi.

Düşünün ki, şehir dışına çıkacak olan bu şehirdeki insanların, ehliyetleri sahte olduğundan, herkes hem paralı cezalara çarptırılacaktır hem de feci kazalar olması çok doğaldır. Oysa, İnsanlar Kralın kanunlarını okumayı ve anlamayı tercih etselerdi, orada “bir ehliyet nasıl olur,onun için ne gerekir” öğrenirlerdi. Eğer akıllarını kullanıp sorgulasalardı ve mevcut durumu körü körüne izlemeselerdi yılları boşa gitmezdi…

Peki burada sadece suçlu o sahte vali  ve onun yandaşları mıdır? Hayır, elbette. Çünkü onlara ses çıkarmayanlar da memnundu sahte valilerinden. Zira valileri sayesinde kendilerini Krala yakın görüyorlardı. Yarın Krala başvurulacak bir işleri düşse , o vali aracı olacak onlara göre…

 

Oysa Kral o sahte valiyi ve icraatlarını duysa, halka yaptığı zulümden dolayı onu hapse atacaktır. Bu sahte kadroyu şikayet etmediği için ve bir şehrin göçmesine ses çıkarmayanların da cezasını verecektir Kral. Çünkü o sessiz kalanlar, duruma bakıp, akıllarını kullanabilirlerdi.Sahte valinin korkuttuğu konuları, kendi akıllarıyla ve ellerindeki Kralın anayasasıyla kıyaslayabilirlerdi. Ancak sahte vali, bu kıyaslama işini bile kendi adamlarına vermiştir..

İşin kötüsü, bu ülkede bunun gibi bir sürü sahte valiler vardır. Her valinin ayrı bir kanun ve kurallar bütünü vardır. Bir şehirde geçen kanun, belge diğer şehirde geçmez. Bir kanun bir şehirde yasaktır, diğerinde serbest. Her şey almış başını gitmiştir. Ancak  hiçbiri Kralın halkı kalkındıracak planı gibi değildir. Çünkü bu insanların sahte kuralları tamamen çıkarlar üzerine kurulmuştur.

Kral ve kanunları, Allah ve vahyini (Kuranı) temsil eder. Sahte vali, Kendince yeni kanunlar türeten ve Allahla araya aracı olacağını iddia eden veliler, şeyhler, alim sayılan insanlardır. Bunlar, Allahın emrini işletmeye çalışan asıl kişileri sahtelikle suçlarlar. Onlara tabi olan ve ses çıkarmayan ve aklını kullanmayan insanlarsa, bu sahte din tüccarlarına uyan insanları temsil eder.

İnsanlar Allah adına akıl almadık şeyler yapabilir, söyleyebilirler ve bunu yaygınlaştırabilirler. Hatta bilime ve teknolojiye karşı bile olabilir, kılları ve türevlerini kutsayabilecek kadar düşürebilirler kendilerini . Oysa Allah insanlara şan ve şeref getirmiştir (Kuran). Oysa insanlar ondan yüz çeviriyorlar.

İşte bu yüzden Allaha iftira  çok tehlikelidir. Sahte valileri kabul eden kadar,  onu meşru gören ve onunla mücadele etmeyen  kişiler de suçludur.Hatta daha fazla suçludur.Çünkü o şehri kurtaracak olanlar asıl onlardır. Doğuştan kimse zalim olmaz, onları zalim yapan  şey, birilerinin ona destek verirken birilerinin susan insanlar olmasıdır.

Şirk en büyük zulümdür(31/13)

Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir? İnkâr edenlere cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok? (29/ 68)

Yalan düzerek Allah’a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle “Şu helaldir, şu da haramdır!” demeyin. Yalan düzerek Allah’a iftira edenler kurtulamazlar.(16/116)

Petek FURKAN


About the Author
Author

petekx

Leave a reply

Name (required)

Website