Allaha şükür, uzun yıllardır kulluk vazifelerimi yerine getiriyorum. Çoğu insan gibi aldığım ilk dini eğitimlerle (ki hemen hemen hepsinin yalnış olduğunu sonradan kavradım) gelenekçi bir yapıda dine başlamıştım. Sonradan tanıştığım bir arkadaşım sayesinde aslında herşeyin ne kadar yanlış olduğunu, bütün doğruların Kuran`da bulunduğunu gördüm. Dinin asıl ve tek kaynağının Kuran olduğu anlaşılınca herşey çok daha netleşti. Böyle olunca eski benle
(daha&helliip;)
Müslüman ülkelerin çoğunda yapılan güzel gelenekler vardır. Bayramlar, kandiller insanların birbiriyle ilişkilerinde önemli yerler tutar. Herkes birbirini görür veya hatırını sorar. Dostlar, akrabalar birbirini arar, küsler barışır. Sonuçta güzel bir sosyal olaydır bayramlar ve kandiller. Bunların hiçbiri Allah`ın emri olmamakla beraber uygulanır, çünkü geçmişten gelen güzel geleneklerdir. Yalnız burada, bazen bu günlerle ilgili insanların hataya düştüğünü görebiliyoruz. Şöyle ki; ehlisünnet
(daha&helliip;)
Birçok insan İslam`ı; din adına ya da dini kimlikle davrananların fiilleriyle özdeşleştirdikleri için, algıladıkları şeyler çoğu zaman olumlu olmuyor. İnsanların aklına şu soru geliyor: Bizi Yaratan`dan gelen din neden bu olumsuz sonuçları doğuruyor? Cevabı açık: Çünkü gödüğümüz o olumsuz şeylerin Yüce Allah`tan gelen dinle alakası yok. Ama insanlar gerçeklerden uzaklaştıkları ve İslam`ı Kur`an`dan öğrenmedikleri için birçok geleneği, davranışı, bazı hocaların
(daha&helliip;)
Allah`a, Kuran`a tam olarak güvenmeyen kişiler, Kuran`ın tam olarak açıklanmadığını, detayların olmadığını ve bunun için yardımcı ögelere ihtiyaç olduğunu savunurlar. Hadis, fıkıh kitaplarının Kuran`ın adeta tamamlayıcısı olduğunu iddia ederler. Halkın dini anlaması için, tefsircilerin, hadisi bol tefsir kitaplarının okunması gerektiğini söylerler. Oysa Allah, dini herkesin anlaması için Kuran gibi açıklaması kendi içinde yapılmış ve gerektiğinde detaylara girilmiş olan bir Kitap
(daha&helliip;)
Ben Türkiye`de yaşayan müslüman bir bayanım. Müslümanlığın şartlarından biri olan Cuma namazlarını ne yazık ki kılamıyorum. Sanırım, diyanet işleri, Cuma namazının kadınlar için gerekli olmadığını düşünüyor. Yoksa camiilerde belirli bir düzenlemeye giderlerdi. Oysa Allah, Cuma namazının herkes tarafından kılınmasını istiyor. Hristiyan olan birçok ülkede bile rahatlıkla Cuma namazımı kılarken, kendi ülkemde kılamamak beni oldukça üzüyor. Neyse ki oturduğum yere yakın
(daha&helliip;)
Nedendir tam olarak bilmiyorum ama insanlarda genel olarak şöyle bir düşünce var; vücudumdaki her organ benimdir ve ben onunla istediğimi yaparım. Birincisi o organların hiç biri bizim değil onların sahibi bizi yaratan Allah, ikincisi Allah kimseye herşeyi tam vermek zorunda değil ki örneklerini de görüyoruz. Üçüncüsü biz bunları istediğimiz gibi kullanamayız. Allah bizim sahip olduğumuz hiçbir şeyi bize vermek zorunda
(daha&helliip;)
Kuran okumak öyle bir şey ki, her seferinde gözünüzden kaçan birşeyler olabiliyor. Geçen süre ne kadar olursa olsun yeni birşeyler görebiliyorsunuz. Ben de uzun sayılabilecek bir süredir Allah`a şükür Kuran okuyorum, gözümden kaçan ve yeni farkettiğim bir ayeti sizinle paylaşayım istedim ki bu ayet daha çok 40 yaşlarındakilere bakıyor. AHKAF 15 “Biz insana ,anne-babasına çok iyi davranmasını önerdik. Annesi onu
(daha&helliip;)
Vakit namazları olsun, Cuma namazı olsun, genel olarak camilerdeki insan profiline baktığımızda kentli kesimi daha az görüyoruz. Kentli kesim, günlük koşturmanın ve medyanın o kadar etkisindeki, adeta Allah`sız, ibadetsiz bir hayatın yaşanabilirliğin gösterilmesi çabasında. Yeni oluşturulan hayat tipinde ahiret hiç düşünülmüyor, sadece dünyada ne kadar kazanırım, bu kazandıklarımı ne kadar fuhşa dönüştürürüm en büyük dert olmuş kentli insanda. Televizyon seyretme
(daha&helliip;)