MÜDDESİR SURESİ 11. AYET ACABA NE DEMEK İSTİYOR OLABİLİR?

Kuran öyle bir kitap ki anlayarak okudukça insana bir rehber, bir güneş gibi yol gösteriyor. Ayetlerinde kullandığı sözcükler hem peygamberimiz devrindeki insanlara, hem de tüm zamanlara öyle bir hitap ediyor ki, hem çözüm getiriyor bizlere, hem de uyarıyor. Ama bizler kuranı anlayarak okumaya yönlendirilmediğimiz için, bu faydalarından ne yazık ki istifade edemiyoruz. Şunu hiç düşünemiyoruz; Bu kitap sizlere bir rehber, bir güneş ve bir gönül gözü olsun diye indirdik diyen Rabbim e inatla, bizlere söylenen bu kitabı herkes anlayamaz, bu kitapta her şey yoktur, özet bilgidir diyenlere inanıyor ve böylece kuranın ipine sarılın ki doğruyu bulasınız ayetinin farkında olmadan, beşerin yanlış yollarına sapıyoruz. Allah bizleri affetsin.

Kuran okurken beni çok düşündüren ve eminim sizleri de düşünmeye sevk edecek bir ayeti sizlerle konuşmak istiyorum, bakın ayette Rabbim peygamberimize ne diyor?

Müddesir 11: Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!

Konuyu daha iyi anlayabilmemiz için bu ayetin öncesi ayetleri de hatırlamak sanırım daha doğru olacaktır.

Müddesir 1–11: Ey giysisine bürünüp kenara çekilen! Kalk da uyar! Rabbinin yüceliğini duyur! Temizle giysilerini! Uzaklaştır kendinden pisliği! Çok bularak başa kakma yaptığın iyiliği! Ve yalnız Rabbin için dayanıklı kıl benliği! O boruya üfürüldüğünde İşte o gün çok zorlu, çok çetin bir gündür, Küfre batmışlar için hiç de kolay değildir. Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak.

Yukarıdaki ayetleri okuduğumuzda, Yüce Rahman elçisine uyarıda bulunarak kalkıp insanları uyarmasını ve Rabbin Yüceliğini duyurmasını emrediyor. Peki, bu sözlerin sonunda ne söylüyor? Benimle yarattığım insanları baş başa bırak. Ben doğrusu bu sözleri duyduğumda çok ama çokkkk düşündüm, sizlerinde düşünmesini istediğim için bu ayeti seçtim.

Değerli arkadaşlarım Allah elçisine uyarma ve duyurma görevini verdiğini daha sonrada yarattığı kulları ile baş başa kalmayı istediğini anladım ayetten. Hepimiz bir eğitimden geçtik ya da geçiyoruz. Eğitim aldığımız dönemler de, birçok öğretmenlerimiz oldu bizleri ileriye dönük yetiştirdiler, bilgiler verdiler ellerindeki kitaplardan öğrettiler bizlere. Hiçbir öğretmen kafasından değil verilen kitapları anlattılar, çünkü sonunda bu kitaplardan sorgulanacaktık. Bir gün geldi Üniversite imtihanı karşımıza dikildi, işte o birkaç saat içinde, aldığımız bilgilerin sorgulanma vakti gelmişti artık. Yanımızda ne bizlere yol gösteren bir öğretmen, nede bizlere yardım edecek bir velimiz yoktu yanımızda. Tek başımıza yapayalnız kalmış adeta sorgulanıyorduk bilgilerimizden. Gerçekten tüm sorular bizlere öğretilen kitaplardan çıkmıştı ama bazımız sanırım o kitaplara iyi çalışmıyoruz ki, başarılı olamıyorlar. İşte Rahman da aynen böyle yapılmasını emrediyor elçisine ve diyor ki; Kalk tebliğ et sana söylediklerimi, uyar insanları, öğret onlara Yaratıcı`nın kim olduğunu. Rabbin yüceliğini duyur ve daha sonra da beni onlarla baş başa bırak. Evet, aynen Yüce Rabbim bunu söylüyor. Acaba nereden uyaracak Allahın elçisi bizleri, elbette kurandan. Ya kuranda her şey yoktur, o kitap özet bilgidir diyenler acaba nereye çalışıyorlar günümüzde? Hangi beşerin kitapları daha garanti bilen var mı? Hesap günü kuranı yeterli görmeyenler, acaba çalıştıkları diğer kitaplardan sorulan sorulara cevap verebilecekler mi dersiniz? HÂŞÂ kuranda olmayanlar hangi beşerin kitabında daha açık yazıyor da ona çalışalım? İşte koskoca karanlık, bir bilinmeyene yolculuk böyle başlıyor.

Şimdi de kuranın tümüne bakalım gerçekten Rabbim elçisine böyle bir görev mi vermiş onu anlamaya çalışalım, çünkü bir ayetten yola çıkarak bu kanıya varmak bizi yanıltabilir. Rahman her konuda nice örnekleri değişik ifadelerle verdim ki anlayasınız diyorsa, sanırım elçine verdiği görevin detaylarını da vermiş olmalı. Önce Allah bizleri nereye yönlendiriyor ona bakalım, yalnız kurana mı yoksa başka kaynaklara da yönlendiriyor mu?

Araf Suresi 3. (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O`ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

Nisa Suresi 82. ayet; Kuran`ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah`tan başka birinin katından gelseydi, elbette ki onun içinde birçok ihtilaf bulacaklardı.

Rad Sur. 19: Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biriyle aynı mıdır? Sadece aklı ve gönlü işleyenler düşünüp ibret alır.

Araf suresi 3; Rabbinizden size indirilene uyun; O`nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.

Maide Suresi 67. Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun

Zühruf 43: Sen, sana vah yedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

Enam sur. 104. ayet: Gerçek şu ki, size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına… Ben sizin üzerinize bekçi değilim.

Enbiya 45 De ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. ” Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!

Nisa 136.: Ey iman edenler! Allah`a, onun resulüne, resulüne indirmiş olduğu Kitap`a, daha önce indirmiş olduğu Kitap`a inanın.

Yukarıdaki ayetlere benzer sanırım onlarca ayet daha yazabiliriz. Açıkça Allah bizleri elçisi kanalıyla tebliğ edilen KURANA YÖNLENDİRİYOR ve ne diyordu; (Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak. ) İşte imtihan başlıyor bizler için. Allahın elçisi Müddesir suresinde söylediği gibi beni anlat, yüceliğimi ve istediklerimi duyur ve uyar onları diyor. Bakın bu sözlerin ve düşüncenin doğruluğu da şu ayetlerde daha iyi açıklanıyor.

Enam sur. 48. ayet: Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

Yunus sur. 108: De ki: “Ey insanlar! Şu bir gerçek ki hak size Rabbinizden gelmiştir. Artık doğruya yönelen kendi benliği için yönelir; sapan da kendi benliği aleyhine sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim.
109. Sana vah yedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.

Gaşiye 21: Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün. Üzerlerine musallat bir despot değilsin.

Cin Suresi 21. ayet. De ki: “Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim. ”

Yukarıdaki ayetlerden Allahın elçisinin nasıl bir görev aldığını sanırım çok daha iyi anlamışsınızdır. Bizleri de Kurandan başka hiçbir kitaba yönlendirmediğinin de apaçık delilleridir. Peygamberimizden başka şeyler bekleyenler, kuranı yeterli görmeyip peygamberimizden başka hükümler bekleyenlere de sanırım çok açık cevap veren ayetler olduğunu düşünüyorum. Yetki veren, görevlendiren Rabbim, bizlere düşen onun tebliğine uymaktır.

Şimdide acaba Rabbim elçisine tebliğ ve uyarı görevini verdikten sonra bizleri nasıl uyarıyor ona bakalım.

Enam sur. 116: Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.

Ali imran 105; Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır.

Yukarıdaki iki ayet nasılda uyarıyor bizleri. Çoğunluğun yaptıkları doğru anlamına gelmez diyor Rabbim ve uyarıyor. Onlara çoğunluk böyle yapıyor diye uyarsan seni yoldan saptırırlar diyor. Bir de Rahmanın uyarış şekline ve dikkat çektiği konuya bakar mısınız lütfen,. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar diyor. Peki, sanı nedir onu düşünelim. Zannedilen, doğruluğu konusunda şüpheler olan garanti olmayan anlamında bilgiler, sözlerdir. Şimdi de hatırlayalım bizler nelere hiç düşünmeden inanıyoruz ve bu sözler nasıl başlıyor ve bizlere aktarılıyor hatırlayalım. Bir rivayete göre diye başlamıyor mu? Rivayet nedir, doğruluğu konusunda tam emin olunmayan söz ve bilgiler, içinde doğru olma ihtimali olabilecek sözlerdir. İşte Rahman bu kadar güzel uyarıyor ve ne diyordu uyardıktan sonra? (Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak. ) Evet, dostlar Allahın elçisi bizleri kuran ile uyardıktan sonra aramdan çekil diyor Rahman. Neden dersiniz? Elbette hesap sormak için, acaba ilettiğim sözlere uyuyor mu onu denetlemek ve gereğini yapmak için. Ama bizler ne yazık ki hala bazı şeylerin farkında bile olmadan neler söylüyor ve kendimizce peygamberimizi hangi görev ve yetkilerle donatıyoruz, bu ayetleri hatırlatanlara da(NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACIMIYDI) deme saygısızlığını gösteriyoruz. Bakın kuranın indiriliş sebebini ayetinde nasıl açıklıyor yaratan.

Taha 2; Biz bu Kuran`ı sana, zahmet çekesin, bedbaht olasın diye indirmedik.
3. Saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.

Enbiya 10; Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız/zikriniz/şerefiniz yalnız ondadır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?

Lütfen sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum, Allah kuranın indiriliş sebebi olarak, bizlere hatırlatma ve öğüt olsun diye indirdiğini söylüyor. Peki, bizlere kuranı anlayamazsınız onu veli insanlar anlar, kuranda her şey yoktur demediler mi? Allah her şeyin olmadığı açıkça yazılmayan bir kitap gönderip mi bizleri uyarıyor, öğüt veriyor? Öğüt ve uyarınız yalnız ondadır derken hala göz ve kulaklarımızı kapatmaya devam mı edeceğiz? Ondan sonrada hâşâ Allah anlayamayacağımız zor bir kitaptan imtihana çekiyor bizleri öylemi? Allah ayetinde öğüt ve uyarınız yalnız kurandadır demesine rağmen, bizler nasıl bunun tersini düşünürüz de her şeyin olmayacağına ve anlaşılmazı zor bir kitap olduğuna inanırız? Bunları düşünenlere, inananlara söyleyecek söz bulamıyorum. Bakın kuranda her şey yoktur diyenlere Rabbim nasıl inkârcı diyor?

İsra 89: Yemin olsun, biz bu Kuran`da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.

Değerli arkadaşlarım benim yazdığım yazıların genelde hepsinde ana tema aynıdır. Anlatmak istediğim kuranın muhkem ayetlerini rehber ve güneş olarak gönderen Rabbim açık ve anlaşılır bir kitap gönderdiğini, anlayarak okuduğumuzda gerçekleri göreceğimizi anlatmaya çalışmaktır. Eğer yola çıkışımızda aldığımız harita, rehber yanlış ise ulaşmak istediğimiz yere asla varamayız. Benim de anlatmak istediğim tek bir konu var, yola çıkarken doğru REHBERE BAKMAMIZIN ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUDUR. Tek amacım var, Kurana ve peygamberimize iman ettim diyen dostlarımızı uyarmak ve kuranı anlayarak okumaya davet etmektir. Bende bir beşerim her zaman hata yaparım, ben kuranı ve Rahmanın doğru yolunu aramaya çalışan bir kardeşinizim. Bir arkadaşım benim için şöyle söylemiş.

( Haluk bey sabah akşam bütün siteleri gezip belirlediğiniz birkaç konuyu temcit pilavı gibi pişirip pişirip sunuyorsunuz……. Biz beyefendiyi her platformda uyardık, delillerimizi sunduk beni kimse uyarmadı demek gibi bir hakkı kalmadı. )

Evet, sayın arkadaşım böyle yazmış. Çok doğru söylemiş tabiri caizse tam söylediği gibi yapıyorum. Şükürler olsun sabah, akşam birçok siteleri dolaşıyorum ve üzerinde durduğum ve önemsediğim belki birçok konu var, ama özellikle üzerinde durduğum ana konu, kuranın anlayarak okunması, okunduğunda anlaşılacağı ve Allahın ayetlerini düşünmemizi istediğini var gücümle anlatmaya çalışıyorum. Özellikle anlatmak istediğim ana konu kuranın anlaşılması için gönderildiği ve bizlerin tek güvenebileceğimiz, Allah tarafından korunan ve hesabın sorulacağı tek kitabın, KURAN olduğunu anlatmaya çalışmaktır. Arkadaşımızın verdiği örnek çok doğru ben ADETA TEMCİT PİLAVI GİBİ bunu tekrarlıyor ayetleri usanmadan, yılmadan tekrar tekrar yazıyorum, tek amacım kardeşlerimi uyarmaya çalışmak ve onları Kuranı anlayarak okumaya davet etmektir.

Söyledikleri gibi beni, kuranı tek kaynak görmeyen tıpkı kuran gibi doğruluğuna iman etmeliyiz dedikleri sözlerle uyardılar. Bende onları Yüce RABBİN SÖZLERİYLE UYARDIM, ama bazı kardeşlerim ne yazık ki Allahın ayetleri karşısına, ama bakın peygamberimizin hadisi var deme cesaretini gösterdi, asla peygamberimizin sözü olduğundan emin olmadan. Ne yazık ki uyardıkları bazı sözlerin hadislerin kurana ters sözler olduğunu yine kuran ayetleriyle onlara gösterdiğimde, ikaz ettiğimde ise beni neyle suçladılar biliyor musunuz? Sen hadis inkârcısı mısın? Dediler bana. Hâlbuki ben kurana uyan hiçbir söze karşı çıkmadığım gibi, kuran dışından gelen her sözü, Kuranın süzgecinden geçirdikten sonra almalıyız dememin bile bazı kişileri ikna etmediğini gördüm. Çünkü onlar kuranı anlaşılması zor, bizler okuduğumuzda anlayamayız diye bir kenara koymuş. Beşerin sözlerine hiç düşünmeden kuran ile karşılaştırmadan inanmakla, nasıl bir yolun yolcusu olduklarının farkında bile değiller. Ben bana söylenen bu söze karşı onlara, yoksa siz Kuran inkârcısı mısınız demedim. Her zaman sabırla Kuran ayetlerini örnek gösterip anlamalarına çalıştım.

Rabbim elçisine kuranı tebliğ etme, uyarma görevini vermiş ve artık yarattığım kulları benimle baş başa bırak demiş. Eğer kafamızı taşlara vurmak istemiyorsak, o geri dönüşü yola girmeden, kuranı anlayarak okumalı ve Rahmanın ipine sımsıkı sarılmalıyız. Daha önce söylediğim gibi bende bir beşerim her beşer gibi, her zaman hata yapma riskimiz yüksektir. Allahın doğru yolunu bulmak istiyorsak, Kuranı sizler anlayamazsın diyenlere kulak asmadan bol bol anlayarak okuyalım. İnanın nasıl aldatıldığımızı, nasıl bizleri şeytanın kucağına düşürdüklerini o zaman daha iyi anlayacaksınız. Allah doğru yolu bulmak adına, kuranı anlamaya çalışanların emeğini asla boşa çıkarmayacağını kuran da söylüyor. Ama Allahın doğru yolunu kurandan değil, beşerin kitaplarından arayanların karşılığının da ne olacağını çok kötü örneklerle yine kuran anlatıyor. Sizce garanti ve doğru olan yol, kuranın açık ayetlerini anlamaya çalışmakla mı olur? Yoksa kurana hiç bakmadan, ona hiç danışmadan beşerin sözlerine inanmakla mı olur? Karar sizlerin.

Hatırlayınız peygamberimizin ölümünden sonra Allah tebliğ görevini özel olarak hiç kimseye vermemiştir. Bu görev kurana iman ettim diyen herkesindir. Bende elimden geldiğince bu görevimi yapmaya çalışıyor ve iman eden kardeşlerimi yalnız KURAN ile uyarmaya, ona davet etmeye çalışıyorum. Hiçbir zaman benim söylediklerim doğrudur demedim, demem de. Ben söylediklerimi kuran ile karşılaştırınız diyerek sizleri kuranı anlayarak okumaya davet etmeye çalışıyorum, tek gayem budur. Rabbim bu yolda istemeden, farkında olmadan yaptığım ve yapacağım hatalarımı bağışla ve beni kuranın güneşinden, rehberliğinden esirgeme, bana katından yardımcı bir güç ver.
ÂMİN.

SAYGILARIMLA
Haluk GÜMÜŞTABAK

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (6)
  • Avatar

    Dr.Serdar Jun 5 2012 - 16:33 Reply

    Kıymetli kardeşim
    KUR’AN yeter diyenler olarak hepimiz benzer olayları yaşadık ve yaşıyoruz.
    Rabbim hepimize güç kuvvet versin.

  • Avatar

    erdal ozcelik May 4 2013 - 14:00 Reply

    Hay allah sizden razi olsun, galiba tam aradigim kisileri buldum,aynen yukardaki dertlermii anlatacak ne bir haci ne hoca ne baska beser bulamiyorum,hepsi ya git tevbe et, ya da sacmalama diyor, ama benim aklim ve kalbim hic bir sekilde bu konuda taviz verdirmiyor bana, gerci cevrem biraz azaldi ama huzurum artti,allahima sukurler olsun.allah onlarada bizlere de gereken furkani nasib eylesin..

  • Avatar

    simsek May 5 2013 - 09:35 Reply

    sevgili haluk GÜMÜŞTABAK bey
    ALLAH sizden razı olsun.
    ben sizden razıyım.yanlızlığım sizlerin yazıları ile beni huzura,sevgiye,gönlüme ferahlık veriyor.kendimi yanlız değilsin senden ve senin gibi olanlarda var.için rahat etsin diyerek kendime tavsiyede bulunuyorum.bende çok daraldım.etrafımda arkadaşlarım ve abilerim kalmadı.her gün bir bir uzaklaşıyoruz.yanlız kaldım.beni gören tövbe et müftüye git şehadet getir diyorlar.gögsüm daralıyor.anlatıyorum anlamıyorlar.artık beni gördülermi peygamberi yok sayıyor bu diyorlar.daha bu cuma günü yiye aynı tepkilerle karşı karşıya kaldım.kitaplarını okuduğum.yüzde doksanbeş anlaştığım kişi… ilahiyattan emekli profosör isim vermeyim.üç saat konuşma ortasında ben şunu söyledim. KUR’AN bana yeter dedim.bu kitabtan sorumluysak bize niye yetmiyor dedim.bana ne dedi biliyormusunuz.kaynar sular başımdan aşağı döküldü.nutkum tutuldu.sanki birisi bana öyle ağırbir darbe vurdu.kafama sanki yaşamıyorum.sesler duyuyorum ama anlamıyorum.beynim yerinden fırladı.bana söylediği söz şu idi ” kur’anını alda git sonra vahiy bekle ” hiç beklemiyordum.
    sevgili arkadaşlar hayatımın nizamı için korunmuş içi hikmet dolu.imtihan sorularının olduğu kitabım bana yeter dedim.ilahiyat profosörün bana söylediğine bakın kitabını al git bakalım yetiyormu gör sonra da vahiy bekle….
    sevgili dostlar rahatlamak ve arkadaşlarım var.benim gibi düşünenlerde var diyerek burdaki arkadaşlarımın yazılarını okuyarak ve tabiki kitabım KUR’AN I okuyarak rahatlıyorum.kalbim,yüreğim ferahlıyor.iyiki varsınız. çok yanlızım konya da olan arkadaşlar varsa irtibata geçmek isterim.bu siteyi kuran arkadaşlarda bizleri bir araya getirecek bir plan yapsalar da bizlerde katılsak,yanlızlığımız bu şekilde tanışarak arkadaş sayımızı artırsak.
    saygılarımla

  • Avatar

    Kadir Kayhan Aug 2 2013 - 14:47 Reply

    Kuran’ı tamamen okumadım ancak geleneksel bakış ve yetişme tarzım hep acı çekmeme sebep oldu. Önce yaşam tarzımı geleneksell kalıba uydurmaya çalıştım, olmadı. Din adına yapılan katliamlar, kibirli tavırlar, bölünmeler, rivayetler ve saygısızca tartışmalar, günün alim sayılan kişilerinin üslupları, inananların katılığı beni uzaklaştırdı. Hep böyle olmamalı deyip, kıyısından köşesinden ilgilendiğim bir konu haline geldi. Kıyıdan giderken doğru anlamak üstüne sağdan soldan okuduklarım aklıma yatkın, yüreğime samimi göründü. Kuran’ın insanın kalitesini arttıran bir rehber gibi algılanması, bir felsefi öğreti gibi olması gerektiği gerçeği, hikayelerden, rivayetlerden, hadislerden sıyrılınca ortaya çıkıyor bence.

    Tertemiz yaklaşmamız isteniyor öncelikle. ( ön yargılardan sıyrılmak. Bu her şeyi doğru anlamanın ön koşuludur sanırım )
    Aklımızı kullanmamız, papağan olmamamız isteniyor.
    Paylaşmak defalarca yerde geçiyor ve verebileceğimizin en fazlasını vermemiz isteniyor.
    Sürekli iyi işler yapılması isteniyor ve onlara kurtuluş vaad ediliyor.
    Ayetlerin reddedildiği meclisten uzaklaşmamız isteniyor. Taa ki konu kapatılıncaya kadar…
    Her şeyi Allah’ın bildiği defalarca tekrarlanıyor, üstelik öyle yerlerde tekrarlanıyor ki, şiddetten uzak dur, yargılamayı sakın aklından dahi geçirme, haddini bil dercesine. Başarılarında kibirlenme, O istemese olmazdı, sen sabretmekle-mücadele etmekle yükümlüsün deniyor.

    Ve görüyorum ki bunlar mucize de değil. Bu kabullenişin, yaşayış sisteminin olağan sonucu. Yumuşak huylu, güçlü, paylaşımcı, aklını kullanan ve yargılamayan bireyler ol diyor Kuran bize.

    Allah her şeyi bildiğini ve istemedikçe de böyle devam edeceğini söylüyor. Umarım benim hakkımda hayırlısını ister demek düşüyor benim payıma da. O isterse en doğru yolu bulurum elbet, bunu ben başardım, çok zekiyim, en iyisini de ben bilirim yanılgısına düşmeden. Bundan sonrası ön yargılarımdan sıyrılmak ve temiz bir kalple anlamaya çalışmaktan geçiyor. Bu huzuru bulmak, nefes aldığım dünyaya karşılığını verebilmek ve mutlu yaşamak için istediğim bir şey. Atalarımın yüreğimde yeşerttiği Allah korkusu var mı, bundan emin değilim inanın.

    Bu yazı gerçekten iyi hissettirdi, sağolun.

  • Avatar

    Snr Oct 3 2016 - 06:27 Reply

    Harfi harfine katılıyorum. Bize kuran yeter. Fakat aklimi kurcalayan bir soru var. Benim arapcam yok ve anladigim dilde yani turkce okuyorum kurani, ama birden fazla kuran cevriisi var ve her birinde bazi kelimeler farkli cevrilmis. Dokayisiyla anlam degisiyor. Ozellikle de namaz-salat kelimesi ve ramazan orucunun ramazan ayi boyunca mi (29 gun)yoksa ramazan ayinda dolunayi gordugumuz sure boyunca mi(3-10gun) oruc tutulur vs. Bu ceviri sorunu nasil cozulecek bilmiyorum…

  • Avatar

    mustafa e Mar 26 2019 - 07:23 Reply

    11-Tek olarak yarattığım şu kimseyi ise, bana bırak! müddesir 11 de bahsedilen kişi ayette ve peşindeki ayetlerdede görüleceği üzere herkesi değil o ayette bahsedilen tek zatı bildiriyor.
    12, 13-Ona, (kapladığı yerler dahi pek) uzun olan bir mal ve (her işinde) yanında hazır oğullar verdim!

    14, 15-Hem ona (dünya ni‘metlerini) yaydıkça yaydım! Sonra (daha da) artırmamı hırsla istiyor!

    16-Hayır! Çünki o, bizim âyetlerimize karşı inadcı kesilmiştir.

    17-Onu yakında sarp bir yokuşa sardıracağım! müddesir 12-17. ayetler

    11. Ayette Bu kâfir, “Benim Arablar içinde benzerim yoktur!” diyen Velid bin Muğîre’dir. (Râzî, c. 15/30, 199)

    17. Ayet ise Bir hadîs-i şerifte buyurulmuştur ki: “Saûd, Cehennem’de ateşten bir dağdır. O, oraya yetmiş yılda tırmanır, sonra geri yuvarlanır. Ve bu iş, hep böyle devâm eder.” (Kurtubî, c. 10/19, 73)

    sizin anlamlandırmanız sadece uydurmanız. kuran bağlamından kopardığınız bir uydurma.

Leave a reply

Name (required)

Website