Kuran’ın Yasakladıklarından: Gıybet

Bizler Müslümanlar olarak Allah’a ve İslam’a teslim olarak, hayatımızı Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasaklarına göre yaşamaya çalışıyoruz. Özellikle içinde bulunduğumuz Ramazan ayı içerisinde niyet ettiğimiz oruçlarımızla gün içerisinde Allah’ı daha çok anma fırsatı bulmaktayız. Kendimizi Kuran’ın ve Allah’ın emirlerine uymaya adarken diğer bir önemli nokta ise yasaklardan kendimizi ne kadar koruduğumuzla ortaya çıkıyor. Bu noktada düşülen en büyük yanılgı ise kendini namazlarıyla temizlenmiş olarak düşünen Müslümanların Allah’ı arkasına almışçasına davranma, kibirlenme, gıybet etme davranışlarında kendini haklı görmeleri oluyor. Halbuki biz inananların görevi sadece emirleri yerine getirmekle sınır değil, kendimizi yasaklardan korumamız, sakınmamız şeytanın adımlarını takip etmememiz gerekiyor.


Biz insanlar sosyal varlıklarız ve hayatımızı insanlar içerisinde sürekli iletişimde bulunarak geçirmek zorundayız. Gıybetin Kuran’da Allah’ın yasaklarından olarak belirtilmesi aslında toplumsal düzenin sağlanması açısından çok büyük bir önem taşır. Toplumumuzda inanan olarak adlandırdığımız Allah’ın emirlerini yerine getirmeye çalışan ve bir o kadar yasaklardan korunmaya çalışan Müslümanların bile aynı hataya düştüklerini görürüz: Gıybet. İçki içmeyi, hırsızlık yapmayı çok büyük bir günah olarak adlandıran birçok Müslüman’ın gıybet ile ilgili “O kadar da kötü bir şey değil canım, içimde mi tutsaydım? Adam suçu işlemiş bana mı günahı?” şeklindeki yorumlarına tanık oluruz.

“Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah`tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır. ” ( 49-Hucurat, 12)

Hucurat suresindeki ayetin bize iletmek istediği ‘zan’na uğramaktan sakınmamız, zan olsa da olmasa da arkadan çekiştirme yapmamamızdır. Ölmüş kardeşinizin etini yemek ifadesi, gıybet etmenin ne kadar çirkin olduğunu, insan zihninde canlandırmak için çok çarpıcı bir şekilde önümüze sunuyor. Bir insanın ayıbını aramak, ayıbını konuşmak, arkasında bildiği-bilmediği şeyi konuşmak bir Müslüman’a yakışmaz. Karşımızdaki kişi suçlu, suçsuz, ayıplı ya da ayıpsız her ne olursa olsun karşılığının Allah’a ait olduğunu bilmek gerekir; ki bu yüzdendir başımıza gelen olayları Allah’a tevekkül etmek büyük önem taşır. Tevekkülü bilen kul gıybet, kibir, kötülük üzerine yardımlaşma hareketlerinden uzak durmayı daha kolaylıkla başaracaktır. Üstüne üstelik Kuran’da bize öğütlenen sinsi casuslar gibi ayıp araştırmaktan uzaklaşmak ve Müslüman kardeşlerimizin ayıplarını örtmektir.

Yazar : Şahika

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (1)
  • Avatar

    Gökhan Apr 4 2012 - 18:35 Reply

    Dedikodulardan kendilerine din dersi çıkaranlar vardır maalesef. Peygamberler hakkında yorumlar ve bir takım aile yaşantısı ile ilgili bir takım bilgiler verdiklerini söyleyen şahıslar zamanında tüm kitap sahiplerini kitaplarında olmadığı halde kişilere belirsiz söylentileri örnek alarak gıybeti din edinmelerini sağlamaya çalışmışlardır.

Leave a reply

Name (required)

Website