Rabbimiz Bir İşi/Oluşu Farklı Yollarla Gerçekleştirmekte

Rabbimiz Bir İşi/Oluşu Farklı Yollarla Gerçekleştirmekte

Fatır Suresi

43.Yeryüzünde büyüklendiler, kötülük planladılar. Halbuki kötü plan sahibine geri teper. Geçmişlere uygulanan sünnet (yasa) dan başkasını mı bekliyorlar? ALLAH’ın sünnetinde bir değişiklik göremezsin; ALLAH’ın sünnetinde bir sapma göremezsin.

 

Fetih Suresi

22 Eğer küfredenler sizinle savaşsalardı, sırtlarını dönüp kaçacaklardı. Sonra, bir dost da bir yardımcı da bulamazlardı.

23 Bu, Allah’ın öteden beri işleyip duran yolu-yöntemidir. Allah’ın yol ve yönteminde (sünnet) hiçbir değişme bulamazsın.

 

Ayetlerde belirtilen “Allah’ın sünneti” kainat yasaları değildir. İlgili ayetler bütünlük içinde ele alındığında bahsedilenin Allah’ın temel dini emir ve uygulaması olduğu net bir şekilde görülmektedir.

Allah’ın varlığı ve birliğine iman, şirkten uzak durmanın zorunluluğu vb. temel inançlar tüm toplumlara iletilmiştir. Zaten ilk insandan itibaren sadece ve sadece İslam’ı sunmuştur bizlere Rab. Gerek içimizdeki(yaratılışta verilen) ayetler, gerekse kutsal kitaplar her zaman aynı ilahi temel bilgileri vermektedir. Gelen din aynıdır ama bazen ayrıntılarında imtihan veya ceza amaçlı farklı emirler de söz konusu olmuştur. Geçmişte kimi yahudi toplumlarına tırnaklı hayvanların etlerinin veya Cumartesi çalışmanın yasaklanması gibi… Ya da yine buzağaya tapan topluma bir inek kesme emri verilmesi veyahut inkarcı Semud kavmine belli bir deveyi kesme yasağının getirilmesi gibi…Ama temel inanç ve emirler hep aynıdır.Şirk ve inkar her zaman en büyük günah, çalmak gibi birey hakkına zarar veren eylemler ise her zaman yasaktır.

Allah’ın dini değişmez, kulların bu evrendeki serüveni boyunca tek bir ilahi din(İslam) olmuştur. İnsanlar Allah’ın dininin ismini (hatta kitaplarını değiştirip) Hıristiyanlık veya Yahudilik gibi asılsız adlar takmışlardır geçmişte ama gerçekte hepsine sadece İslam gelmişti ve tüm peygamberler Müslümandı.

Buna karşılık kainatın yasaları, yani Allah’ın yaratış yöntemi değişebilir, çok farklı örnekler sergilenebilir. Ve Kuran’da da anlatılan, “mucize” denilen kavram da genellikle bu evrenin düzeninin bizlere izin verdiği şeylerin dışında gerçekleştirilen iş-oluşlardır.

Kainat yasalarının dışına çıkmak zaten sadece Rabbin yapabileceği bir olaydır. Evrenin yasalarının sınırları içindeki mucizeler-deliller birgün bilim ve teknoloji sayesinde kullar tarafından da gerçekleştirilebilir. Ama asla, hiçbir kul fizik yasalarının dışında birşey yapamaz. Bu yüzden bir mucizenin insan yapımı değil de, Allah’ın gerçekleştirdiği evrensel bir delil olduğunu asıl bu sıradışı olaylar göstermektedir.

Adem ve İsa’nın “anne+baba=doğum” olmadan yani cinsellik(seks) olmadan yaratılması(atasız doğrudan can verilme), ölülerin diriltilmesi, İsa’nın çamurdan yaptığı şekillere can verilmesi, Musa’nın asasının yılana dönüşmesi vb. ayetlerin verdiği örnekler açıkça Allah’ın gerçekten sınırsız kudrete sahip olduğunu ve kendi koyduğu yasalara tabi olmadığını ispatlamaktadır.

Kainat yasası dediğimiz şey Rabbimizin “yapış şeklidir” aslında.Sürekli aynı şekilde yaptığına tanık olduğumuzdan dolayı biz onu otomatik gerçekleşen ve değişmez bir şey gibi algılıyoruz. Buna karşılık Allah bize “bakın bunu aslında ben yapmaktayım ve dilersem tam tersi şekilde de yapabilirim” dersini vermekte, ayetlerde anlattığı bu yaşanmış öykülerdeki mucizelerle. Ve hiçbir düzene veya güce bağlı kalmak zorunda olmadığını, bu düzenleri yaratanın da kendisi olduğunu tekrar tekrar gösteriyor.

Ali İmran Suresi 49 Onu, Beniisrail’e şöyle konuşan bir resul yapacak: “Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde birşey yapar, ona üflerim de Allah’ın izniyle kuş oluverir. Ben, körü ve abraşı iyileştirir, ölüleri Allah’ın izniyle diriltirim. Evlerinizde yemekte ve biriktirmekte olduklarınızı size haber veririm. Eğer inananlarsanız, bunda sizin için tam bir mucize vardır. ”

Maide Suresi 110

Hani, Allah şöyle demişti: “Ey Meryem`in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs`le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap`ı, hikmeti, Tevrat`ı, İncil`i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: “Açık bir büyüden başka bir şey değil bu. “

Görüldüğü üzere yine tıpkı Adem, İsa ve “ahiretteki insanların” yaratılışında olduğu gibi, bu ayetlerde anlatılan İsa Peygamberin mucizelerinde kuş ve benzeri canlıların yaratılması da sıra dışıdır. Hatta doğrudan topraktandır. Başka bir canlıdan türetilme söz konusu olmadığı gibi, anne ve baba, yani cinsellik bile yoktur bu özel yaratışlarda. Ahiretteki yaratılışın da aynı bu şekilde olmakta olduğu da defalarca vurgulanmaktadır yine Kuran`da. Hele ki evrenin yaratılışının da “yoktan” olduğu göz önünde bulundurulacak olursa, Allah’ın çeşitli şekillerde yarattığı ve buna karşılık “düzen dediğimiz fizik yasalarının” ise sadece belli bir alanı kapsadığı daha iyi fark edilebilir.

A’raf Suresi 107

Bunun üzerine Musa, asasını yere attı; birden korkunç bir ejderha oluverdi o.

 

A’raf Suresi 117

Biz de Musa’ya şöyle vahyettik: “Hadi at asanı!” Bir de ne görsünler, asa, onların ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.

Panteist felsefedeki evren=tanrı anlayışında kainat yasaları tanrısal, değişmez kutsal şeyler zannedilmekte ve bazı kişilerce onlara da tapınılmaktadır maalesef. Ama gerçekte ise evren de yoktan yaratılmış bir kuldur. Ve kainat düzeni dediğimiz şey de, yine gerçekleştiricisi Allah tarafından değiştirilebilir ve hatta ayetlerde sunulduğu üzere zaman zaman değiştirilmişlerdir.

Bir başka “delil” daha verelim:

Bakara Suresi 259

Ya şu kişi gibisini görmedin mi? Çatıları çökmüş, duvarları-damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti: “Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak?” Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüz yıllık bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti. “Ne kadar bekledin?” demişti. “Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim.” dedi. “Hayır, dedi, aksine sen, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine, içeceğine bak! Henüz bozulmamış. Eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara.” İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o: “Allah’ın her şeye kadir olduğunu biliyorum.”

 

Benzer bir Mucize de Musa’nın döneminde sunulmuştur:

Bakara Süresi

72. Siz bir adam öldürmüştünüz de onunla ilgili olarak çekişip duruyordunuz. Oysaki Allah, sizin sakladıklarınızı ortaya çıkaracaktı.

73. Şöyle dedik: “Kesilen ineğin bir parçasıyla öldürülen adama vurun.” İşte böyle diriltir Allah ölüleri. Size ayetlerini gösteriyor ki, aklınızı işletebilesiniz.

Kainatın yoktan var edilmesi zaten öncesiz yaratılmanın, mucizenin en muhteşem örneğidir:

O (Allah) Evren’i (Gökleri) ve yeryüzünü yoktan yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.

2-Bakara Suresi 117

 

İlk insanın yaratılması toprak ve su denilen materyallerden gerçekleşiyor ama bir canlıdan gelmediğinden dolayı o da düzen(cinsellik ve doğum) dışıdır. Burada sunduğum diğer bazı örneklerde de durum böyledir. Ayrıca ahiret evreni(Rabbin Katı) için olan ikinci yaratılışta da yine cinsellik ve doğum olmadan insanları canlandırma, yani topraktan yaratma olayı vardır.

 

29: 19 ALLAH’ın yaratılışı nasıl başlatıp, nasıl tekrarladığını görmediler mi? Bu, elbette ALLAH için kolaydır.

29: 20 De ki, “Yeryüzünü dolaşın ve yaratılışın nasıl başladığını görün. ” Sonra, yine ALLAH (ahiretteki) son yaratılışı başlatacaktır. ALLAH’ın her şeye gücü yeter.

 

Tabii bu fizik yasalarının dışında gerçekleşen olayların yanı sıra, içinde gerçekleştirilen mucizeler de vardır. Ama dediğimiz gibi bu tür olaylar birgün bilim ve teknoloji sayesinde insanlar tarafından da gerçekleştirilebilir (ve gerçekleştirilmektedir de). Madde görünmez yapılabilir, hastalıklar iyileştirilebilir, ateşte yanmayan malzemeler üretilebilir, yağmurlar yağdırabilir(hava durumuna müdahale), deniz yarılabilir vs… Ama kainat yasalarının dışına çıkmak asla hiçbir kul tarafından bilim veya teknoloji ile gerçekleştirilemeyecektir. Hiçbir zaman yoktan var edemeyecekler, bir asayı canlı bir hayvana dönüştüremeyeceklerdir. Bir tek Allah bunları yapabilmektedir, işte bu sebepten dolayı asıl bu (fizik yasalarının dışında, düzen dışı gerçekleşen) mucizeler delilin O’nun tarafından geldiğini gözler önüne sermektedir.

Yoksa bir ileri medeniyet, bilimde geri kalmış bir topluma teknolojik olaylar sunsa bu da mucize olarak anlandırılır, bu ilkel toplumun onların söylediklerine iman etmesi beklenirdi. Hayır, asıl mucizeler yani deliller, fizik yasalarının dışında gerçekleşenlerdir. Zaten kulları, elçilerin getirdiklerine iman etmekle yükümlü kılan başlıca nedenlerden biri budur(diğeri de içimizdeki ayetlerle uyumlu ayetler/kitaplar sunmalarıdır). Getirdikleri çağlar üstü yani evrensel kanıtları/ayetleri hiçbir kul hiçbir zaman gerçekleştiremez.

Yüce Yaratan’ın belli bir fiziki sisteme bağlı kalmak zorunda olmadığını bu mucizeler yoluyla görmemiz, O’nun ortak koşulamaz, özgür iradeye sahip tek efendi olduğunu tam olarak algılamamızı sağlamakta.

Tekrar şuna dikkat edilmeli; bu düzen dışı olan gelişmeler/mucizeler de aslında Allah’ın planının parçası. Bir işi birden fazla yöntemle/yolla gerçekleştirmesidir bu olanlar… Nasıl ki “yoktan yaratma” , “doğrudan topraktan yaratma”, “canlıdan türetme(doğum)” , “ahiret evreninde herkesi topraktan yaratma” gibi farklı farklı canlandırma yöntemleri uyguluyorsa, örneğin insanlara vahyetmede de birçok yöntem kullanmaktadır:

Şura Suresi 51

Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O’dur; hüküm ve hikmet sahibi O’dur.

Bu örnekler çoğaltılabilir. Sınırsız güce ve özgür iradeye sahip olan Rabbimiz bir şeyi sınırsız farklı yöntemlerle gerçekleştirebilir. İşte bize sunulan delillerle de buna şahit olmamız sağlanmaktadır.

Selam ve sevgiler


About the Author
Author

Emre_1974tr

Comments (2)
  • Avatar

    ugur Nov 30 2011 - 23:40 Reply

    Emre hep güzel yazıyorsun. doğrudur ama yinede gerceği ALLAH bilir diyelim

  • Avatar

    Metin Dec 1 2011 - 13:48 Reply

    Allah’ın Yarattığı ayetler de (Yaradılışın, evrenin kuralları) indirdiği ayetler de dinin hükümleridir. (Rum-30) Bunlarada süreç içinde olan değişmeler ancak yine Allah’ın iradesi ile söz konusu olabilmiştir.
    Panteizim-tüm Tanrıcılık, Vahdet-i vücut-tek varlık ve ittihat-Tanrı ile “bir” olma inançlarının ortak noktası: Yaratan, yaratılan ayrımının olmaması;Yaratan ile yaratılanların özdeşleşmesi, eşitlenmesidir. Yani şirk unsuru kabuller içermeleridir.
    Hüthüt kuşunun klavuzluğunda-mürşitliğinde diğer kuşların-müritlerin padişahları Simurg’u-Tanrıyı aradığı, zorlu uzun yolculuğun sonunda aradıkları Simurg’un-Tanrı’nın aslında kendilerinden ibaret olduğunu anlamaları. Yaratılanların Yaratan’ın zuhuru-belirtisi, Yaratan’ın da yaratılanların bütününü ifade ettiğini anlatan hikayeler tasavvuf edebiyatının -Kur’an anlayışına zıt- konularındandır..

    Mistik kabüllerin aksine, Allah varlığı başkasına muhtaç olmayandır. Allah’ın varlığı yarattıklarının varlığına endeksli değildir. Henüz evren yaratılmadan önce de Allah vardı. Gökleri ve yeri yaratan,
    yoktan vareden Allah’tır. (Araf-54 Yunus-3 Hud-7) Yaratan hiç şüphesiz yarattıklarından aşkın, üstün olandır. Allah, Evvel’dir-başlangıcı yoktur. Ahir’dir, sonu yoktur. (Hadid-3)
    Ezelidir, öncesizdir. Ebedidir, sonsuzdur..
    Kur’an’da bildirilen niteliklerinden anlıyoruz ki: Allah Haalik’tir, Hallak’tır, Bari’dir, Bedi’dir, Muhyi’dir,Fatır’tır, Kaahir’dir, Kebir’dir, Malik’tir; Yaratandır, varedendir, hayat verendir, varoluşu genişleten, yönetendir. Yaratılanlar üzerinde egemenlik kurandır. Varoluşun sahibidir ve en
    önemlisi Yüce Allah Vahit’tir. Sıfatlarında, özelliklerinde, yetkilerinde tek olandır.
    “Hiçbir şey O’nun dengi ve benzeri olmamıştır, olamaz..” (İhlas-4)

Leave a reply

Name (required)

Website