Hırsızlık

”Hırsızlık yapan erkek ve kadının,yaptıklarına karşılık Allah’tan bir ceza olarak ellerini kesin.Allah kudret ve üstünlüğün kaynağıdır (Aziz), tüm hikmetlerin kaynağıdır (Hakim). Kim zulmünden sonra tövbe eder,halini düzeltirse kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder.Allah çok affedici(Gafur), çok merhametlidir (Rahim).”
(5/Maide Suresi Ayet 38-39)

Ayetlerde hırsızlık açık bir şekilde yasaklanmış ve boyutuna göre kimilerince oldukça sert görülebilecek bir ceza ile karşılık bulmuştur.Hırsızlık yapan kişinin elinin kesilmesinin emredilmesi oldukça açık ve net bir ifadedir.Ancak burada önemli olan iki nokta vardır.Birincisi hırsızlığın tanımının doğru bir şekilde yapılması,diğeri ise Kur’an’daki kullanımda elin kesilmesi ifadesinin küçük bir çizik ya da kesikten,koparılmaya kadar geniş bir anlam ifade ediyor olmasıdır.Örnek olarak Yusuf suresinin 31. ve 50. ayetlerinde,hırsızlık yapanın elinin kesilmesinin emredildiği Maide suresi 38. ayetteki aynı fiil yer almakta ve Yusuf suresinden de görüldüğü gibi bir sofra başında otururken Hz. Yusuf’u karşılarında gören kadınlar Hz. Yusuf’un güzelliği karşısında kendilerinden geçmekte ve ellerindeki bıçaklarla farkında olmadan kendi ellerini kopardıkları değil çizik şeklinde küçük yaralar aldıklarıdır.Aynı şekilde Türkçe’deki kullanımı da konunun anlaşılmasını kolaylaştıracaktır.örneğin bir meyveyi soyarken bıçakla elimi kestim dediğimizde kimse bundan elimizin kökünden kopardığımızı anlamaz.Görüldüğü gibi ayetin ifadesi çizerek yara vermekten koparmaya kadar geniş bir anlamı ihtiva etmektedir.Bu cezanın uygulanması noktasında bir tereddüt olmasa da az önce de ifade edildiği gibi hangi durumlarda ne oranda uygulanacağı konu ile ilgili ayrı bir pencere açmaktadır.Çoğu zaman insanların güç yetirebildikleri insanları yargılayabildikleri,ekmek ya da baklava çalan bir çocuğun şiddetle cezalandırma yoluna gidildiği ama binlerce insanın hakkına girerek yolsuzluk yapan bir zenginin görmezden gelindiği hesaba katıldığında bu ölçüyü belirleyebilmek için akıl ve vicdan sahibi olunması ve tam anlamıyla adaleti sağlama endişesinin duyulması gerekir.

Her ne kadar kimi çevreler tarafından insanlık dışı bir uygulama oalrak görülse de esasen bu şekilde hırsızlığın en aza indirileceğine şüphe yoktur.Yaptığı hırsızlık sonucu elinin kesileceği ve insanlar içinde alenen hırsızlığının teşhir edileceğini bilen biri bu kadar koaly bir şekilde insanların mallarına kastedemezçoysa hırsızlık,bırakın ihtiyaç duymak için yapılmasını,adeta bir meslek haline getirilmiş,hatta kimi kişiler için bie heyecan ve zevke dönüştürülmüştür.Ayetler ise açık bir biçimde hırsızlık etmeyi yasaklamakta ve insanların hakkına girilen her türlü yolsuzluk ve usulsüzlüğün be kapsama alınmasını mümkün kılmaktadır.

(NOT:Yazı,Emre Dorman’ın ”Kur’an-ı Kerim’deki Temel Emirler Ve Yasaklar” adlı kitabından alınmıştır.) Selamlar..


About the Author
Author

ayhansulun

Comments (6)
  • Avatar

    metafizik199 Feb 3 2012 - 18:37 Reply

    Kuranı bu bakış açısı ile okuyanlar tarafından İslamiyet in geldiği
    nokta ve ilk uygulayıcıları arap camiasının dünya önündeki
    pozisyonu bu yüzdendir.
    Kuranda Allahın ELinden bahseder. Sizce Allahın ELi
    varmıdır ? Orada kastedilen EL nedir = Kudret , gücü, nedeni

    Benim düşüncem ve yorumum=
    maide suresi Ayet 38 : Yaptıklarına bir karşılık ceza verin fakat
    Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız
    kadının ELLERindeki (alışkanlıklarını)KESin.( Yol arayın. İş verin ,
    yardımcı olun manasıdır, onu bu işten vazgeçirecek sebepleri araştırın)
    Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve
    hikmet sahibidir. ^^Yoksa tefsirciler şöyle
    düşünmüş. Hırsızlar bu işi elleri ile
    yapıyor ve burdada el ve kesme eylemi var
    demekki bu ayet ellerini kesin olmalı.^^

    ve hemen akabindeki ayettede ;

    4. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allâh (c.c.)
    5. yetûbu aleyhi : onun tövbesini kabul eder
    6. inne allâhe : muhakkak ki Allâh (cc.)
    7. gafûrun : mağfiret eden, günahları sevaba çeviren
    8. rahîmun : rahmet eden, rahmet nurunu gönderen dir

    Diyerek çözüm üretmiş tir. Siz elini keserseniz o insanlar
    nasıl affedilmek için yol arıyacaklardır ? Adam tövbe etti el gitti
    ya dilenecek yada işsiz kaldığı için yine çalacak.
    Günümüzde hala bu uygulama vardır ve internette videosunu
    seyrettim ve İnsanlığımdan utandım
    Doğrusunu Allah bilir diyerek aslında Kuran arapçasının
    edebiyatını iyi bilen insanların bu ayetlerdeki yorumu iyi
    değerlendirmeli ve çağ dışı bir uygulamanın olamıyacağını
    insanlara anlatmalıdır.
    Allah geri dönüşü olmayan bir ceza veripte sonra
    dalga geçer gibi Allah tövbeleri kabul eder demez.
    Çünki o ayetlerde GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN CEZA yoktur.

  • Avatar

    Nagehan Su Feb 3 2012 - 23:40 Reply

    Metafizik 199′ a ek olarak Allah suçu misliyle cezalandırmamızı emreder 16:126 Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.”Nitekim bu ayet cezalandırmada genel bir ilkedir.Şöylede düşünebiliriz eğer eller kesildi peki eli olmayan ömrünün
    sonuna kadar ne çalışabilir,ne yemek yiyebilir bu durumda biz suçu mu cezalandırmış oluruz yoksa zulüm mü etmiş oluruz bir insanı bakıma muhtaç kılarak.Halbuki cezalandırmanın amacı ıslah etmektir,Suçu misliyle cezalandırma ilkesine göre öyleyse önce çaldığı malı iade yoksa malın bedelini maddi olarak ödeme bu da yoksa eğer ücretsiz hırsızlık yaptığı kişi ya da kuruma karşı çalışma cezasıdır…El kesme sakındırma yani eğitimle,fırsat eşitliğiyle en son misliyle cezalandırma biçiminde olmalı aksi takdirde hırsızlık derecesi ne olursa olsun çalınan ve yerine konulabilecek,telafi edilecek bedelin yerine ;yerine konamayacak kesilmiş ellerin olması karşılığıyla cezalandırma değil sadece haksız bir zulüm olur ki Allah zulümden münezzehtir.

  • Avatar

    ugur Feb 4 2012 - 12:05 Reply

    metafizik rumuzlu kardeş bütün dünya sizin gibi yorumlamış ceza hukukunda hırsızlığa ceza konmuş kıraldan çok kıralçılar çennette baş köşeyi kapmak için nefislerine zulmedenler ayette yazdığı gibi elbise giymiş kütüklere benziyenler sayesinde müslümanların düştüğü durum ortada ALLAH ilmimizi imanımızı artırsın ben ahireti düşünmeye karşı olmamın sebebi bu bu dünyada ALLAHI düşünürsen ahiretten korkma

  • Avatar

    Temel akcay Feb 7 2012 - 08:36 Reply

    Ves sâriku ves sârikatu faktaû eydiyehumâ cezâen bimâ kesebâ nekâlen minallâh(minallâhi) vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).

    Ve, hırsızlık yapan erkek ve kadının yaptıklarına karşılık olmak üzere, Allah’tan bir ceza olarak ellerini kesin. Ve Allah Azîz’dir, Hakîm ‘dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

    1. ve es sâriku : ve hırsız (erkek)
    2. ve es sârikatu : ve hırsız (kadın)
    3. fe iktaû : o halde, …olmak üzere kesin
    4. eydiye humâ : ikisinin ellerini
    5. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
    6. bimâ kesebâ : kazandıklarından, yaptıklarından dolayı
    7. nekâlen : ibret verici, korkunç bir ceza olarak
    8. min Allâhi : Allâh’tan (c.c.)
    9. ve allâhu : ve Allâh (c.c.)
    10. azîzun : azîz, üstün, yüce
    11. hakîmun : hüküm ve hikmet sahibi

    ve yusuf suresi 31. ayet

    1. fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
    2. semiat : işitti (kadın)
    3. bi mekrihinne : çekiştirdiklerini, dedikodu yaptıklarını
    4. erselet : gönderdi
    5. ileyhinne : onlara (kadınlara)
    6. ve a’tedet : ve hazırladı
    7. lehunne : onlar (kadınlar) için
    8. mutteke’en : karşılıklı dayanıp oturacak yer
    9. ve âtet : ve verdi
    10. kulle : hepsi
    11. vâhidetin : birine
    12. min hunne : onlardan (kadınlardan)
    13. sikkînen : bir bıçak
    14. ve kâlet ihruc : ve “çık” dedi
    15. aleyhinne : onlara (kadınlara)
    16. fe lemmâ : o zaman, ….. olunca
    17. re’eyne-hu : onu gördüler (kadınlar)
    18. ekberne-hu : onu büyüttüler (çok beğendiler, hayran kaldılar)
    19. ve katta’ne : ve kestiler
    20. eydiye-hunne : (onlar) ellerini
    21. ve kulne : ve dediler
    22. hâşe : hayır
    23. lillâhi (li allâhi) : Allah için
    24. mâ : değildir
    25. hâzâ : bu
    26. beşeren : bir beşer
    27. in hâzâ : bu olsa, olursa
    28. illâ : ancak, sadece
    29. melekun : bir melek
    30. kerîmun : üstün, kerim

    acikca gorulecegi gibi “kesmek ” fiili ayni arapca kelimeyle ifade edilmemistir.
    kadinlarin ellerini kesmesi ” katta’ne”
    hirsizlarin el lerinin kesilmesi” fe iktau ”

    yazida belirtildigi gibi kesmek fiii icin kullanilan kelime ayni degil ,her iki olayda farklidir..

    Rabbim cok Kuran okumayi ve okudugunu dogru anlamayi nasib etsin..

    saygilar
    temel akcay
    07.02.2012

  • Avatar

    Temel akcay Feb 7 2012 - 09:09 Reply

    sayin metafizik199 ,
    lutfen yukaradaki yazimi okuyunuz,
    uzerinde hukum yuruttugunuz ayatlerin arapcalari mevcuttur..

    siz yazinizda ” ellerini kesin” den “aliskanliklarini kesin” kast ediliyor diyorsunuz.

    oysaki arapca metin incelendiginde (yukaridaki yazimda), Rahmanin ” kadinlar ellrini kestiler “derken ve “hirsizlarin ellerini kesin ” derken “ellerini ” kelimesini ayni arapa sozcukle kullandigini goruyoruz..”eydiye- hunne”
    o halde acikca goruluyorki her iki ayette de eller kast edilmistir..birinde eller digerinde aliskanliklar degil…
    Kuran uzerinde hukum verirken ve ayetlere anlam yuklerken cok daha dikkatli olmaliyiz diye dusunuyorum..ozellikle cok ince bir cizgide anlam arastiriyorsaniz,mutlaka arapca orijinalinden kelime ve harf karsilastiriniz..cunku cogu zaman meal yazanlar kelimeden cikardiklari ve kendi anladiklari anlami yukluyorlar…bu tur calismalarda arapca metinin altina turkcesini yazarak calismak dogru olur( kelime kelime turkce ile eslestirmek)..boylece mealcilerin kendilerinden ekledikleri ( ifade etmek icin)ama kuranda olmayan kelimelri algilamis olursunuz..

    Elbette en dogrusunu en iyi Rabbim bilir..

    Rabbim cok kuran okumayi ve okudugunu dogru anlamayi nasib etsin…

    saygilar
    temel akcay
    07.02.2012

  • Avatar

    metafizik199 Feb 7 2012 - 19:33 Reply

    Temel kardeş. sadece bir ayeti örnek almışsınız.
    Kuran Allahında elinden bahseder : Allahın eli varmıdır ?
    Oradaki el = Güç kuvvet anlamındadır.
    Âyette geçen أيد – eyd sözcüğü, يَد – ye sözcüğünün çoğulu
    olabileceği gibi, أيَدَ -eyede filinden tekil mastar ve isim de olabilir.
    ( Sâd Sûresinin 17, Zâriyât Sûresinin 47, Sâd Sûresinin 45. Âyetleri)
    Tekil olduğu ve eyede fiilinden geldiği kabul edilirse sözcük.
    “kuvvet” anlamına gelir. Yedsözcüğünün çoğulu olduğu kabul edilirse
    sözcük, “eller” [üç ve daha fazla el] anlamını ifade eder. Hırsızın ikiden
    fazla eli olmadığına göre, buradaki “eller” sözcüğü, mecazî olarak
    anlaşılmalıdır. Bu sözcük, yedullâh [Allah’ın eli] şeklinde de birçok
    Âyette geçmektedir. Allah’ın eli olmadığından, buralarda da sözcük,
    mecazî anlamıyla kabul edilmelidir.
    Yed sözcüğü mecazen, “kuvvet, zenginlik, iktidar, saltanat, nimet,
    yay, elle yapılan işlerin tümü” anlamında kullanılır.
    Anlaşılan o ki, O ikisinin ellerini kesin ifadesi,
    “onların hırsızlık yapma güçlerini, gerekçelerini ortadan kaldırın”
    anlamındadır. Burada kesme işini, – Yûsuf Sûresinin 31. Âyetinin delâletiyle
    – elinde bir iz bırakmak üzere kesme şeklinde yorumlamaya gerek
    olmadığı gibi, Âyetin metni de buna izin vermez.
    Sizinde dediğiniz gibi = Rabbim cok kuran okumayi ve okudugunu
    dogru anlamayi nasib etsin… tek bir şeye takılmadan araştırın derim bende.

Leave a reply

Name (required)

Website