Kur’an-ın Önerdiği Ceza Sistemi ve Hırsızların Ellerinin Kesilmesi

KUR’AN-IN ÖNERDİĞİ CEZA SİSTEMİ ve HIRSIZLARIN ELLERİNİN KESİLMESİ

Kur’an-ın insanlığa önerdiği Hukuk sisteminde Şahısların sorumlu oldukları 2 olgu vardır.
1. ALLAH
2. Toplum

Kur’an; topluma karşı olan sorumluluklarımızı neticede ALLAH’a karşı sorumluluk olarak tanımlayarak Şahısların içerisinde bulundukları Kur’an emirleri ile yaşamaya çalışan topluma uyumunu faydasını ibadet kabul ederek Toplumun düzen ve Refahını Garanti altına almaktadır.

Toplumun refahı huzuru Kur’ani düzen içerisindeki uyumu için yapılan her fedakarlık çok büyük mükafatları içerisinde barındırdığı gibi Toplumun huzurunu refahını düzenini bozmakta çok büyük cezalar gerektirir. Çünkü; Şahısların bozulması toplumun bozulmasına Toplumun bozulması Toplumların bozulmasına Şahıstan başlayıp toplumları bozan düzensizlik ve kuralsızlık neticesinde de Dünya’da yaşayan tüm insanlar için kaos ve düzensizlik meydana gelmesine vesile olacağı için (Kur’ani yaşamaya özen gösteren) toplumun düzenine karşı yapılan her yanlış anarşi kabul edilip tabiri caizse yılanın başı küçükken ezilir misali en ağır cezai müeyyide uygulanır.

Tekrar en başta söylediğimize dönersek Kur’anda öngörülen sistematiğe bağlanan 2 Türlü ceza vardır. Manevi ve Maddi cezalar.

Manevi cezalar: ALLAH’ karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmediğimizde başımıza gelen çok büyük çoğunluğu Ahrette bir kısmı dünyada ve Sadece ALLAH tarafından verilen ve uygulanan cezalardır ki birkaç örnek ile Namaz kılmamak oruç tutmamak iman etmemek hacca gitmemek v.s

Maddi Cezalar: Topluma karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmediğimizde konumuza bakan tanımı itibarı ile Toplumun mutabakatı ile Toplumu; Toplum içerisindeki anarşistler ve Toplum dışındaki düşmanlarına karşı koruyan kollayan İrade(Devlet) tarafından Kur’anda belirlenen cezai müeyyidelerin uygulanmasıdır ki bu uygulama sadece Devlet eli(eski zamanlarda ihtiyar heyeti) ile yapılabilir şahıslar yapamaz. Örnek Cinayet,hırsızlık,zina, zekat vermemek

Kur’anda öngörülen sistem o kadar mükemmeldir ki; ancak ilahi bir el (ALLAH) tarafından tesis edilebilir ki Kur’andaki ceza sistemi Kur’anın mucizelerindendir.

Konumuz ile alakalı olarak ALLAH; önce kur’ana uymaya çalışan toplumun ekonomik yapısını değiştirir ve tam olmamakla birlikte bir nevi komünizm benzeri bir yapıyı topluma sunar. (kesin olan tek bir şey vardır Kur’anın önerdiği ekonomik sistem kapitalizm ve serbest piyasa ekonomisi adı altındaki liberalizm ile taban tabana zıttır.)

Kur’anda önerilen ekonomik siztemden örnekler ile konuyu genişletelim

Fazla verilenler,neden rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor? Allah’ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar?
(Nahl Suresi 71. ayet)

Dindarlık, kafanızı umarsızca sağa sola çevirmek demek değildir! Dindarlık o dur ki; Allah’a, muhakeme gününe, meleklere, vahye, peygamberlere inanır; malını akrabaya, yetimlere, yolda kalmışlara ve boyunduruk altındakilere tereddütsüz dağıtır, salat’ı ikame eder, zekatı verir. Böyleleri sözlerini tutan kimselerdir. Bereket ve bolluk vaktinde mal dağıtarak sözlerini tuttukları gibi, zorluk, sıkıntı ve darlık zamanlarında da kararlılıksergilerler. İşte bunlardır Özü ve sözü bir olanlar/münafık olmayanlar. İşte bunlardır ‘’takva’’ sahipleri.
(Bakara Suresi 177. ayet)

Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: “Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanının tamamını verin.” İşte Allah, ayetleri size böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.
(Bakara Suresi 219. Ayet)

Kim hangi saçmalıklara dayanarak ne derse desin; Kuran’ın temel mesajı; ‘’mülkiyet ve paylaşım’’ üzerinedir… Kuran’a göre dinin sahibi Allah’tır. Dolayısı ile; mülkiyetin, sahibi Allah, dolayısı ile halk olmak durumundadır…Yani, Kuran verilerine göre, özel mülkiyet söz konusu değildir. Özel mülkiyeti meşru kılan sistemler ile işbirliği, ittifak ve benzeri hiçbir birliktelik mümkün değildir.

İşte herkesin malca eşit olmaya doğru gittiği aç biilaç naçar insanların olmadığı toplumun her kesiminin karnının doyduğu hatta zengin ile fakir arasındaki farkın bugünkü gibi uçurum olmadığı aynileştiği bir ortamda hırsızlık yapmak çok çok çok büyük bir suç olduğu ve toplumun genel ahlak yapısını bozduğu için ve yine toplumun düzen refah ve huzurunu tesis ve temin için çalışan devletçe maddi olarak cezalandırılıpibret olması için hırsızın ellerinin kesilmesi çok çok çok büyük bir nimet ve ibrettir

Kur’anın önerdiği ekonomik sistemde hırsızın elinin kesilmesi çok büyük adalet iken kesilmemesi zulümdür.

Bugünkü Kur’ani olmayan ve Kur’an ile taban tabana çatışan kapitalist sistemde hırsızın elinin kesilmesi ise çok büyük bir zulüm olur hele hele sadece günlük ihyiyaçları için aç kaldığı için hırsızlık yapanın cezalandırılması bile başlı başına bir suçtur saygı ile


About the Author
Author

AlpKurt Hilali

Comments (5)
  • Avatar

    TekGemidenGelenler Feb 6 2012 - 20:27 Reply

    İşsizlik zor açlık zor kira, yemek, giderler ve sicil giderse daha da zor iş o zaman daha da yok. Aklını kullanan sabrederse, affedip yol gösterirse sevaptır. Hayat geçici ne yaparsak kendimize.

    Allah herkese sabır versin..

  • Avatar

    dersvekuran Feb 7 2012 - 08:46 Reply

    yusuf kıssında elleri kesilen hanımlar ellerini kökten mi kesmişlerdi ?

    elin kesilmesi ele hırsızlık yaptığı için işaretlenmesi çizik atılması olabilir. ama en iyi görüş sanki bütün gücünün alınması gibi. kahrolsun ebu leheplerin eli… kurusun

  • Avatar

    AlpKurt Hilali Feb 7 2012 - 23:59 Reply

    Yanlış yada eksik anlaşılan husus her hırsızlık yapılanın elinin kökten kesileceği

    Hırsızlık yapanın elinin kesileceği sistemde fakir ve zengin arasındaki hem fırsat eşitliği hemde ekonomik farklılık minumum düzeydedir yani hırsızlık için bir sebep yoktur hatta hırsızlık toplumun huzurunu bozacak en büyük fitnelerdendir

    Nasıl ki Ayet fitne adam öldürmekten kötüdür der ve fitnecileri öldürün der işte bir toplumun fesada uğramasındansa kişinin eli kesilmesine cevaz verir

    İSLAM kişiyi değil evrensel vede İSLAMi ahlaka uygun toplumun refah ve düzenini ön planda tutar

  • Avatar

    hikmet Nov 10 2014 - 08:28 Reply

    Hırsızlık deyince aklınıza Türk filmlerindeki bakkaldan ekmek çalan çocuk mu geliyor?Hırsızlık neden bu kadar hafife alınıyor? Hırsızlık kesinlikle hafife alınacak bir suç değildir. Bazılarının zinaya yüz sopa varken hırsızlık suçunda neden el kesiliyor gibi tuhaf bir kıyaslama yapması mantıklı mı? Hırsızlık öyle sonuçlar doğurur ki bazen insan hayatının kaybedilmesine, ailelerin parçalanmasına, adalet duygusunun yitirilmesine, toplumsal travmalara yol açabilir. Abartılı mı buldunuz bunları?
    Protezi çalınan bir engellinin dramını izledik geçenlerde bilenler vardır gözü yaşlı bir şekilde hırsıza sesleniyordu, tekerlekli sandalyesi çalınan bir engelliye de şahit olduk gene. Düşünsenize belki yıllarca uğraşıp temin ettiği bu gereçlerle hayatını idame ettirmeye çalışan insanların halini. Ameliyat için yıllarca biriktirilen bir paranın çalındığını düşünün geciken tedavi sonucu ölecek. Bizzat şahit olduğum bir insan var. Borç harç mal alıp bütün umudunu bağladığını dükkanına gece kamyonu dayayıp boşalttı vicdansızlar. Nasıl ödenecek o borçlar? Onun eşi ve çocuğu nasıl bir felakete sürüklenir sizce? Aile hayatı ve çevresi nasıl değişir? Yıllarca biriktirdiği parasıyla ev almak isteyenin halini düşünün? Yaşanmadı mı böyle olaylar?

    Bu olayların kimisinde hırsız yakalanıyor ve modern denilen hukuk sisteminde ne oluyor çoğumuz biliriz ‘tutuksuz yargılanmak üzere serbest’. Bunlar arasında 50-60 sabıka sahibi (sadece yakalandıkları) bu işi meslek haline getirmiş olanı mı dersiniz, mağdur insanları tehdit edenlerimi dersiniz. Bu tipler insanda değil el kesme kafası kesilse azdır diyeceğiniz bir his uyandırmıyor mu sizde? Bazen hırsızın bile kim olduğunu herkes bilir ama kimse bir şey yapamaz güle oynaya geçer önünüzden. Bazen de canı yanmış, belki de hayatı kararmış insanlar devlet eliyle ulaşamadığı adaleti kendi sağlamaya çalışır ve cinayete varan olaylar yaşanır. Bu memlekette bunların nice örnekleri yaşandı.

    Biz uydurma hadis ve rivayet ile mücadele edelim derken arkadaşların kendilerini haklı çıkarmak için verdiği rivayete ne dersiniz? Bu rivayete göre güya öyle bir kıtlık olmuş ki Hz. Ömer el kesme cezasını bir süre askıya almış. Bu ne demek sen aç kalıp ölme başkasının yiyeceğini çal o ölsün. Bu nasıl bir mantık Müslüman din kardeşine bunu yapar mı? Senin çaldığın insan ne hale düşecek?

    Kuran ile toplum düzeni için belli hukuk kuralları getirilmiştir. Bunları uygulama konusuna gelince enteresan tartışmalar yaşandığını görüyoruz. Dinsiz takımının da sıklıkla ağzına sakız olan bir hukuk kuralıdır bu. Aramızdan bazı inançlı arkadaşlarında bu cezanın hikmetini kavrayamadıkları açıkça anlaşılıyor. Bu ceza ile ilgili çok zorlama ve yanlış tevillere gidiliyor.

    Peki nedir bu ayetin doğru tevili ve uygulaması?
    Önce ayeti okuyalım.

    Maide 38 ‘Hırsız erkekle hırsız kadının yaptıklarına karşılık, Allah tarafından ibret verici bir ceza olması için ellerini kesin. Allah yücedir, hakimdir.’

    Buraya dikkat edin hırsız erkek veya kadının yaptıklarına karşılık ‘ibret’ verici ceza tanımı yapılıyor. (Arapçasından kontrol edebilirsiniz meal eklemesi değil) Her ne kadar iyi niyetlide olsa bazı arkadaşların yorumları çok sakıncalı. Hırsızlık suçunun cezasının bu olmadığını el kesmenin mecazi olduğu gibi iddiaları var. Ceza olarak sürgün, uzaklaştırma gibi zorlama yorumlar yapılıyor. Hırsızı nereye sürgün edeceksiniz? Akla uygun mu bu? Öncelikle söylemek isterimki bu iddiaları desteklemek için verilen arapça dilbilgisi örnekleri de hatalı. Bu ayet diğer hukuk kuralları içeren ayetler gibi muhkemdir.
    Bu iddiaların yanlış olduğunu el kesme cezasının mecazi olmadığını anlamak neden bu kadar zor? Bizim derdimiz birilerine şirin gözükmek mi?

    El kesme cezası Allah’tan bir rahmet ve hafifletmedir. Peki bu ceza nasıl uygulanır. Bakın ne deniliyor bir sonraki ayette:

    Maide 39: ‘Kim haksızlık ettikten sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse Allah da onun tevbesini kabul eder. Allah bağışlayıcı, merhamet edicidir.’

    İş bazı arkadaşların iddia ettiği gibi ‘ya o kişi masumsa giden el gelir mi’ şeklinde değil. Bakın gayet açık. Ayette kim tevbe eder ve durumunu düzeltirse deniliyor. Öyle hop diye el kesme yok. Yakalanan hırsızın tevbe etme ve durumunu düzeltme hakkı var. Şimdi şöyle diyebilirsiniz ‘ee kimi yakalarsanız zaten el kesmenin korkusundan tevbe ettim der sonra gene yapar’ evet der bu aşamada gerçekten tevbe ettimi yalnızca Allah bilir peki tekrar yaparsa ikinci şart olan ‘durumunu düzeltme’ gerçekleşmiş mi? Siz bu suçu zaten kayıt altına almıştınız değil mi? Bu kişinin tevbesinin yalan olduğunu artık sizde biliyorsunuz. Suçun tekrarı durumda hüküm uygulanır. Ve günümüzde olduğu gibi kimse bu işi meslek haline getirip insanları mağdur edemez. Caydırıcılık ve adalet işlevi tam anlamıyla yerine getirilmiş olur. Böylece insanlar devlet eliyle ulaşamadıkları adaleti kendileri sağlamaya çalışmaz.

  • Avatar

    sonerizgi Nov 11 2014 - 02:23 Reply

    5. Sure (Mâide Suresi), 38. Ayet
    Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Arkadaşlar yukarıdaki Ayet hakkında aşağıdaki linkte mantıklı bir çalışma var 11 dakikalık. Bahsettiği Ayetleri ve kelimeleri Kuran dan araştırırsanız bu kelimelerin daha çok mecaz ifadeler de kullanıldığını görürsünüz. Ayetten çıkarılan hükmün çok önemli olduğunu ve dikkat edilmesi gerektiğini anlarsınız. Çok daha iyi bir şekilde araştırılması gerektiğine inanıyorum.

    http://www.youtube.com/watch?v=2Pg_BCCgmBs

    Selametle… M. Soner İZGİ

Leave a reply

Name (required)

Website