Yobaz Sistem Kadını Koruma Adı Altında Ezmeye Çalışır, Kadını Koruyan Kur’an’dır!

Yobaz Sistem Kadını Koruma Adı Altında Ezmeye Çalışır, Kadını Koruyan Kur’an’dır!

Bugün tüm dünyada, özellikle adaletin gerçek anlamda yaşanmadığı toplumlarda kadın erkek eşitsizliği oldukça belirgin. Birçok ülkede kadın ikinci sınıf vatandaş gibi görülür. Kadın güçsüz ve korunmaya ihtiyacı olan bir varlık olarak kabul edilir ancak korunmak yerine ezilir, dışlanır.

Toplumdaki yaygın görüşle kadın fikir üretemeyen, kendine güveni olmayan, doğru karar veremeyen, kişiliği gelişmemiş insandır. Kadına biçilen bu imaj yüzünden yaptığı her hata cinsiyetine bağlanır.

Geri kalmış ülkelerde ise durum oldukça vahimdir. Birçoğunda kadın, ikinci sınıf olmak bir yana vatandaş bile değildir. Eğitim, seçme-seçilme gibi haklardan yoksundur. Günlük hayatta da onun adına kararlar alan bir erkek vardır. Kendi kararını almak şöyle dursun, fikrini bile açıklayamaz.

Bağnaz zihniyet, baskının kadını mutlu edeceğini düşünür. Kadına güvenleri olmayan bu yapıdaki kişiler kadının yerinin yalnızca evi olması gerektiğine inanırlar. Onların gözünde kadın potansiyel tehlikedir. Dışarıya çıkmasına izin vermez, kapıları pencereleri kapalı tutarlar. Özellikle cadde ya da sokağa bakan pencerelerin perdeleri hiç açılmamalıdır.

Sevgiden doğan kıskançlık ya da koruma olarak açıklasalar da bu aslında sevgisizliktir. Gerçekten seven insan, karısının rahatını ve huzurunu sağlamaya çalışır. Bağnaz erkek, kadınları güvenilmez görür. Her şeyi kendi lehine düşünür. Oysa Kur’an’ın tam aksine hep kadını savunan bir üslubu vardır. Allah hep kadının korunması yönünde hüküm koyar. Bütün ağırlık erkeğin üzerindedir. Ancak bağnazlığın sistemi erkeği korumaya, kadını da koruma adı altında ezmeye yöneliktir.

Çözüm Nedir?

Kadın haklarını korumak adına dernekler, sivil toplum kuruluşları yıllardır faaliyet içinde. Konferanslar, paneller, televizyon programlarında hep bu konu tartışılıyor ancak bu arayışlardan yıllardır hiçbir sonuç çıkmıyor. Çünkü çözüm yanlış fikir, görüş ve kavramlarda aranıyor. Çözüm, toplumda yaşanan diğer tüm sorunların çözümünde olduğu gibi Kur’an ahlakının yaşanmasındadır.

Kuran ahlakı gerçek anlamda yaşandığında bireyler arasındaki ayrım ortadan kalkar. Kadın, erkek, zengin, yoksul olmanın ya da yaşın bir önemi olmaz. Makam, mevki, mal-mülk, hayat şekli değil insanın yaptığı iyi ve güzel işlerdir önemli olan. Kur’an’a göre insanı üstün yapan Allah’a yakınlığıdır. Allah’ın beğendiği ahlakı yaşamasıdır, takvasıdır.

Allah kadın ve erkek için farklı mümin karakteri çizmez. Mümin erkekler ve mümin kadınların birbirlerinin dostu ve yardımcısı olduğunu bildirir, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, Kendisine ve Resûlü’ne itaat eden kullarına rahmet edeceğini ve cennetini müjdeler.

Gönülden itaat eden erkekler ve kadınlar, sadık olan erkekler ve kadınlar, sabreden erkekler ve kadınlar, saygıyla Allah’tan korkan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çokça zikreden erkekler ve kadınlar için bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.

Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir ‘çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar’ bile haksızlığa uğramayacaklardır.
(Nisa Suresi, 124)


About the Author
Author

elifce

Comments (4)
  • Avatar

    ugur Jan 23 2012 - 11:26 Reply

    size katılıyorum kadının düşmanı kadınlardır arkadan vuruyorlar kendilerini ana kutsaldır kutsal olabilmekmek için ayakları üzerinde durabilen ekonomik özgürlüğünü kazanmış evlat yetiştirmeli bu fırsatı tanıyan atamıza sahip çıkmalıyız kuranı rehber edinirsek sorunlar çözülür orjinal olalım taklitçi değil saygılarımla

  • Avatar

    H.KCB Jan 23 2012 - 16:47 Reply

    Geri kalmis laikyobaz ulkelerde ise (Turkiye gibi) gerikalmisligin nedeni din olarak gorulup,
    basini orten kadinlar ulkenin hicbir kamusal alaninda calistirilmadigi gibi, universitelerinede alinmazlar. aslinda bu laikyobazlik digeri kadar belkide daha tehlikeli ve acimasizdir.
    Cunki dinden ve dini hatirlatan herturlu obje ve dusunce fikirden nefret eden bu laikyobazlar yaptiklari zulumude ozgurluk ve baris adina yaptiklarini iddia ederler.

  • Avatar

    ugur Jan 24 2012 - 01:36 Reply

    uykudan uyan islam ülkelerini laik türkiyele mukayese et dünyanın her tarafında TÜRKMALI görürsün diğer müslüman ülkelerinden terörist görürsün başını örtmek için ünüversiteye gitmeyen KURANDAN bir haberdir ilk ayet oku oku oku tabi kadınları köle gibi görüyorsan dört karı almak istiyorsan o başka bu gün türban yarın kumayada hoş görülü olursun

  • Avatar

    Vildan Jan 25 2012 - 11:33 Reply

    Sekuler anlayış; yani dünya işlerini dinden soyutlama anlayışı 17. yy’da kilisenin ve ruhban sınıfının zülmü altında ezilen Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Sekuler anlayışın karşı olduğu din: Ruhban sınıfı hegemonyasını, engizisyon zulmünü yaşatan Hıristiyanlıktır.
    Dünya işlerini ve devlet yönetimini dinden ayırmak isteyen seküler veya laik anlayışın İslam dini ile bir sorunu yoktur.. Laik anlayışın karşı çıktığı: Çıkarlara göre şekillendirilmiş, oluşturulmuş, uydurulmuş din anlayışıdır. Bu oluşturulan, uydurulan din anlayışının iktidar ve diğer dünyevi çıkarlara aracı yapılmasıdır. Dinin ve inançların sömürülmesi, istirmar edilmesidir.. Dini sömürmek, inançları istismar etmek isteyen ve bu yolla siyasi veya ticari çıkar peşinde koşan kişiler, guruplar, oluşumlar olduğu sürece laiklik ilkesi mutlak ihtiyaçtır.. İslam dinini saltanat ve servet elde etme aracı yapan muaviye-yezit meşrebinin takipçileri siyasal İslamcılar olduğu sürece ülkemizde de laiklik ilkesi mutlak ihtiyaçtır…
    Laiklik ilkesi ayni İslam dini gibi ruhban sınıfına karşı çıkar. Yönetim erkinin, siyasi gücün arkasına uydurulmuş dini kuralların değil; milletin egemenliğini koymak ister. Onun için ŞURA ilkesine işaret eder. Toplumun bir aile veya zümre tarafından değil EHİL kişiler tarafından yönetilmesini ister. Adaletin olmadığı yerde İslam olmaz. Kur’an bunları söylüyor. Yani, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet rejimini laik, demokratik, sosyal, hukuk devletini işaret ediyor. Kur’an hükümlerine en uygun yönetim şekli hiç şüphesiz sahip olduğumuz ama kıymetini bilmediğimiz yönetim şeklidir.

    HKCB rumuzlu kardeşime bir sual sormak istiyorum, yanıtlarsa sevinirim..
    Kur’an’da hani ayette hanımlara “başınızı örtün” veya “saçınızı kimselere göstermeyin”
    diye emredilmiştir. ??
    Baş örtülmesi, dini vecibe, gereklilikmidir? yoksa yaşanılşan iklim şartlarına, moda anlayışına örfe göre değişen beşeri bir uygulamamıdır.

    Selamlar…

Leave a reply

Name (required)

Website