Kuran ve Miraç Olayı…

Geleneksel İslam anlayışı olan hadis kaynaklı mezhepçi İslam’da, Peygamberimizin miraç olayı ile Allah katına yükseltildiği çok yaygın bir inanıştır. Buna göre Hz. Muhammed gece vakti Kâbe’den alınıp Mescid-i Aksa’ya götürülmüş. Burada diğer bütün peygamberlere namaz kıldırmış, ardından da göğe yükselmiştir.

Bu miraç olayının nakledildiği hadis olan miraç hadisine göre Peygamberimiz miraçta Allah’ın huzuruna çıkar ve Allah namazı burada 50 vakit farz kılar. Daha sonra Hz. Musa’ya rastlayan Peygamberimiz’i Hz. Musa, bu kadar namazın çok olduğu, ümmetin buna güç yetiremeyeceği şeklinde uyarır, sonra Peygamberimiz Allah’tan indirim ister; Allah da günlük namazın sayısını indirir. Yolda Hz. Musa yine bu kadar namaz vaktinin de çok olduğunu söyler. Bu git gel böylece namaz günde beş vakte inene kadar dokuz kez gerçekleşir. Nitekim namazın sayısı beşe gelince Hz. Musa yine indirimi tavsiye etse de Peygamberimiz artık utandığı için namaz sayısı ile ilgili pazarlığı durdurur. Bu hadise göre Allah insanların kaç vakit namaza güç yetireceğini bilmez, Peygamberimiz ise hiçbir şeyden haberi olmayan bir garibandır. Hz. Musa ise hem Peygamberimiz’in akıl hocası, hem Allah’ın hükmünün düzelticisi, hem de insanların kurtarıcısıdır.

Bu hadisin Kuran’da ‘Gece Yürüyüşü’ anlamına gelen İsra suresinin ilk ayetinden hareketle uydurulduğu düşünülebilir.

 

17 – İsra Suresi – 1. Bazı ayetlerimizi kendisine göstermek için kulunu geceleyin (Mekke’deki) Kutsal Mescitten, çevresini kutlu kıldığı en uzak mescide (secde yerine) alıp götüren çok Yücedir. O kuşkusuz İşitendir, Görendir.

 

Yukarıdaki ayetle ilgili birinci olarak Mekke’deki Kutsal Mescitten en uzak mescide götürülmesinden bahsedilmektedir. Bu ayette geçen “el-mescid-il aksa” ifadesi, “secdenin yapıldığı en uzak yer” anlamına gelir. Bu ayetteki bu ifadenin anlamı hikâye ve uydurma hadislerle saptırılmak istenmiştir. Kudüs’teki mescidin adı Kudüs’ün müslümanlarca alınmasından sonra Mescidi Aksa olarak değiştirilmiştir.

İkinci olarak ise ayette Mescid-i Haramdan en uzak mescide gidilmesinden bahsedilmesine rağmen gerek bu surede gerek Kuran’ın diğer surelerinde miraç yani peygamberimizin Allah katına yükselişi olayından hiçbir şekilde bahsedilmemektedir. Miraç hadisesi tamamen hadisler yolu ile uydurulmuştur. Ayette Mescid-i Haramdan en uzak mescide gidilmesinden bahseden Allah miraç olayı gibi büyük bir olay gerçekleşmiş olsaydı kuşkusuz bundan da bahsederdi. Böyle bir şey olmamasına rağmen ne yazıkki hadisçi, mezhepçi din anlayışı miraç olayını ve bununla ilgili saçma hikâyeleri İslam geleneğine sokmuştur.

Burada ilginç olan nokta gerek Kuran’dan gerekse hadislerden habersiz olan insanların bu hadiste geçen hem Miraç olayını hem de namazın 5 vakit olarak farz kılınmasını kesin bir dini gerçek sanmalarıdır. Hâlbuki Kuran’da ne 5 vakit namazdan ne de miraç olayından bahsedilmektedir. Kuran’da inananlara günlük 3 vakit namaz farz kılınırken; yukarıdaki ayette belirtilen şekilde sadece gece Mescid-i Haramdan en uzak mescide götürülme olayından bahsedilmektedir. Yani miraç hadisesi ve miraç ile ilgili diğer uydurma hikâyelere Kuran’da ve Allah’ın dininde yer yoktur. Bu konu bile bence tek başına dinde kaynak olarak sadece Kuran’ı rehber edinmenin önemini görebilmek için yeterlidir.


About the Author
Author

ferhat

Comments (11)
  • Avatar

    eren May 3 2012 - 20:39 Reply

    bir kaç soru sormak istiyorum.
    necm suresinin 1-18 ayetlerini de yorumlar mısınız?
    siz namaz kılarken oturduğunuzda ne okursunuz?

    Birde şu aşağıdaki dizeler üzerine biraz düşünmenizi tavsiye ederim.

    Bir fezâ oldu o demde rû-nümâ
    Ne mekan var anda ne arz ü semâ

    Kim ne hâlîdir ne mâlî ol mahal
    Akl u fikr emez o hali fehm ü hall.

    • Avatar

      Gökhan May 4 2012 - 21:00 Reply

      Size bir cevap;

      Necm 1: “Kaybolduğu zaman yıldıza andolsun.”
      Yıldızların kayboldu bir zamanın olduğunu ve bu zamanın gerçekliği üzerine yemin. Bunun yapılma sebebi imanımızı arttırmak ve bize gözlemleyebileceğimiz bir örnek sunmak ta olabilir en doğrusunu Allah bilir.

      Necm 2: “Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı.”
      Peygamberin getirdiği deliller(Allah’ın ayetleri) toplumunca garipsenmiş, Peygamberin normal olmayan birisi olduğu düşünülmüştür. Günümüzde de iman edenlerin bu gibi tavırlarla karşılacağı düşünülmüştür ki bu delili bizlere ulaşmıştır.

      Necm 3: “Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.”
      Kendi nefsine uyup Allah’ın adına söz uydurmaz dolayısı ile şeytana uymaz. şeytanın sözlerini de vahyetmez.

      Necm 4: “Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret.”
      Kendisine ne vahiy geldi ise ancak onu söylüyor. Yani atıp tutmuyor, nefsine de şeytana da uymuyor O anlamında, imanımızı güçlendiren bir ayettir bu. (Ayete inanıyorsak bunu anlamamız normal olacak.)

      Necm 5: “Bunu ona çok güçlü biri öğretti.”
      Bunu yani gelen vahiyi, her bir ayeti Peygambere çok güçlü olan öğretti. Çok güçlü olan kimdir? Cebrail mi? Allah mı? Allah elbette her şeyden üstündür. Ancak burada ayet mânası vardır çok güçlü biri diyor en güçlü biri demiyor o yüzden ayetin devamına bakabiliriz.

      Necm 6: “Kuvvetli biri; sonra doğruldu.”
      Bu ayet hakkında yorum yapmayacağım çok kısıtlı ve kesin bilgi var yorumlamaktan öteye gitmiş olmam.

      Necm 7: “O, en yüksek ufuktaydı.”
      Kuranın diğer ayetlerini düşünerek bunun göğün 7 katı olduğunu ya da daha da üstünde bir yerde olduğunu düşünebilirim. En doğrusunu Allah bilir en yüksek ufuk?

      Necm 8: “Sonra yaklaştı ve sarktıkça sarktı.”
      Bu ayette kuvvetli birisi, en yüksek ufuktan aşağıya sarktıkça sarkıyor çünkü en yüksekte olan O dolayısı ile o sarkıyor ise aşağıya inenin o olduğunu bize gösterir şimdi çıkıp ta Peygamber de o inerken yükselirdi der isek bilmeden atıp cehennemi tutmuş oluruz. Şimdilik ayette bunu anladık.

      Necm 9: “Mesafe iki yay kadar veya daha yakın oldu.”
      Cevirilerde hemen hemen, daha yakın olarak da çeviri edilir. Yani bu ayetten asgari miktarda akıllı bir insan olarak anlamamız gereken şudur ki önceki ayetleri de okuduk, en yüksek ufuktan bir varlık geliyor ve iki yay arası gibi bir mesafe kadar yaklaşıyor, göz ile şahitlik oluyor Peygambere uyun ayeti aklımıza geliyor ona inanın ayeti. Böylece uçan bir kişiden ziyade aklımıza inan bir Allah’ın görevlendirdiği güçlü bir varlık geliyor (Çünkü Allah gökten indi yazmıyor). Adını henüz vermedi ayetler (biz biliyor olsak ta bilmeyenler henüz normalde öğrenemez çünkü ayet daha bahsetmedi parantezli çevirilerde var orjinal Arapçada henüz yok.).

      Necm 10: “O vakit kuluna vahyedeceğini etti.”
      En yüksek ufuktan, aşağıya sarkıp, iki yay mesafesinde iken; Allah’ın seçilmiş Peygamber kuluna güçlü bir kişi Allah’ın O kulunu olan mesajını (vahyi) iletti. [Geçmiş ayetlerle birlikte ayetin düşünülüp anlamının Allah’tan dilenmesi.]

      Necm 11: “Gördüğünü gönül yalanlamadı.”
      Gördüğü, şahitliğini yaşadığı anı yalanlaması mümkün olmadı, kabullendi vahiyi.

      Necm 12: “Onun gördüğü hakkında kendisiyle tartışıyor musunuz?”
      Bu ayeti okuduğumuzda cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım demek geliyor içimden.
      Gördüğü şey hakkında ayrılığa mı düşüyorsunuz yoksa? .. diyor ayet.

      Necm 13: “Andolsun, onu yüce huzurdan bir diğer inişi sırasında da görmüştü.”
      Burada da diyor ki, yemin ile Onu (çok güçlü olanı) yüce huzurdan (yola çıkmış olarak geliyor) bir kez daha iniyor (bu da Kuranın tek seferde değil kısım kısım indirildiğini destekler) bir kes hayal dediniz ikindi kez de gördü demek yine mi inkar edeceksiniz demek hala doğruyu kabullenmeyecek misiniz demek (anladığım kadarı ile).

      Necm 14: “Sidre-i Münteha’nın yanında. / En son noktada.”
      Şimdi burada göğün yedinci katı, ilahi huzur ikilemi oluşabilir. Allah’ın huzurundan geliyor gökten geliyor anladığımız bu. Zaten bizim 3. tabakadan gelirse kabul aşağısına razı olmayız deme gibi bir kafirliğimiz söz konusu olmamalıdır. Allah bizi her konuda sınayabilir.

      Necm 15: “Me’vâ Cennet’i onun yanındadır.”
      Bizlere kuvvetli olanın, geldiği yeri tarif ediyor. Cennetten de bahsediyor bu ayet Kuranın şeytanlardan vahyedilmediği ayetini destekler çünkü biliyoruz ki şeytanların yeri cennet değil.

      Necm 16: “O zaman Sidre’yi bürümekte olan bürüyordu.”
      Gönülü kaplamakta olduğu şey. Kalbinin yalanlamadığı vahiy kalbine iniyor ve O’nunla (ayetle) bütünleşiyordu. Kalbi belkide inişine şahitlik ettikçe imanı artıyordu Peygamberimizin.. Allah bilir en doğrusunu.

      Neml 17: “Göz, ne şaştı; ne aştı.”
      Göz, net olarak gördü (fazlasını da görmedi şaşmadı da gerçekti serap değildi) Kimin gözü? dersek. Elbette Peygamberimizin şahitlik eden gözleri olduğunu ayetlerin bütünlüğünü düşünürek anlıyoruz.

      Neml 18: “Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.”
      O yani Peygamberimiz (vahyi alan kişi), bizim ve kendisinin Rabbinden gelen (Allahtan gelen) ayetleri/delilleri/işaretleri görmüştür.

      Bu ayetleri gördükte sonra nasıl olur da Kuran ile çelişen, kitap dışı hükümlere inanabiliriz?
      Hakka/41: “O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!”

      Peygamberimiz uçmuştur/göğe yükselmiştir diyenlere:
      İsra 90,91,92,93; Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”

      Diyor ki sen göğe çıkmadıkça sana asla inanmayız, Peygamberimiz ne diyor? Biz şuan neye şahitlik ediyoruz. Yoksa Kuran eksik mi? Yoksa yalanlıyor muyuz?

      Bakara/85: (…) Şimdi siz Kitap’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezillikten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine itilir. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.

      En’am/38: (…) Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. (…)

      Müzzemmil/20: (…) Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. (…)
      Bu ayette de namaz kılarken bize öğütlenen vardır.

      Kalem/52: “Hâlbuki o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür.”
      Şimdi çıkıp okumadan etmeden şairlerin sözlerine sarılıp o yok bu yok demek te nedir?
      Aslında bilen bir insan nerede neyin olmadığını Allah’ın izni ile pek iyi bilebilir.
      Selametle.

      • Avatar

        eren May 5 2012 - 13:16 Reply

        ben göğe çıktığını savunmuyorum. tamamen miraç yoktur diyenleredir sözüm. alta da iki dize koydum. bizim aklımızın ermeyeceğine dair. ben peygamber efendimizin Allah cc ile yüz yüze konuştuğunu da idda etmiyorum. insan aklı sınırlıdır sadece bunu bilelim.

  • Avatar

    vekuran May 4 2012 - 07:46 Reply

    İsra 7. ayette Süleyman mescidinin yıkılmasından mevzu eder.

    • Avatar

      TekGemidenGelenler May 4 2012 - 19:25 Reply

      http://www.diniyazilar.com/2012/04/atesin-onunde-sikisilan-eller/

      Güncellikten etkilendiğimiz bir gerçek (israil devletinin o bölgede kazı yapması ve hadislerin orası yıkılacak ortalık karışacak kahaneti)

      Konuyu okuyunuz Allah’ın hakkında bir delil indirmediği şeylerin ardına düşüp şeytana uyanlardan olmamanız dileği ile. Sözkonusu mescide girilip biber gazı sıkılmıştır tepesinde askerlerin çekili pozları bile vardır bu dahil tekil bir düşüncenin yalnışlığını ortaya koyuyor mescide girsinler çok gelen olarak düşünebiliriz geçmiş savaş/karışıklıklarda bu olmuştur gelecektekinde de büyük ihtimalle olacağı bizlere duyurulmuştur mescidlerde Allah’ın adınının anılması engellenecektir, yüzler kara olacaktır Allah’ın Peygamberine iftira ettik Kurana uymadık, yardım diye söz ettik sadece sadece bir köşede oturduk yazık bize herşeyimiz gitti diyecekler belkide..

  • Avatar

    Feridun May 4 2012 - 11:14 Reply

    Miraç olayı mitolojik Yunan hikayelerinin konusdur. İslam’ın konusu değildir. Kur’an’ın kapsamı dışındadır..
    Yunan mitolojisinde gökyüzü tanrılarının BURAK denen aletle gökyüzünde fıldır fıldır dolaştığı anlatılır..

  • Avatar

    ugur May 5 2012 - 01:03 Reply

    eren kardeşim otururken ettiyatü okuyup birde parmak kaldırılar peygamberimizin miraçta okuduğu dua olduğu söylenir 1500senedir aynı şeyi okuyarak kılınan namaz namazmıdır bende bunu kendi kendime soruyorum bakınız peygamberimiz dua
    etmiş neden biz dua edemiyoruz taklitmi etmemiz gerekir peygamberimiz başka başka dualarda etmiştir ama kalıba sokmak için sübanike fatiha nas süresi peygamberimiz kendi kendini övemiyeceği için allahüme salli dememiştir ilave edip barikte dedikmi namaz tamam selam ver bitir kuran nediyor kolayınıza geleni okuyun isteyen namaz hoçası kitabına göre kılar kimiside inançına göre selamlar

    • Avatar

      eren May 5 2012 - 13:22 Reply

      güzel kardeşim namaz bir cep telefonu aplikasyonu mu sürekli güncellensin. ayrıca dua edemezsiniz diye kesin bir hüküm yoktur hiçbir namaz hocasında görmedim. isteyen istediği gibi kılsın buna da lafım yok sadece bazı şeyleri anlamak istediğimiz gibi anlıyoruz sorun burda. namaz şükür için yalvarış içinde kılınabilir taklit için kılınıyorsa orda zaten sıkıntı var demektir.

      Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah’a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir. (Bakara – 45)

      • Avatar

        Gökhan May 7 2012 - 19:02 Reply

        Uğur haklı namaz hocası kitapları büyük bir fitnedir. Dua edemezsin demiyor ama bu okunur, şu okunur diyor abdesti bozan şeylere başka zorluklar getiriyor, oruçlu insanların abdest almasına saygısızlık ediyor(Allah’ın dinine ilave yapıyor) vb. İşte Allah’ın zikrinden yüz çevirenlere şeytan böylece musallat olur da onu yardımsız bırakır..

  • Avatar

    ugur May 7 2012 - 12:30 Reply

    namaz zaten şükür için yalvarış için kılınır ALLAHLA kul arasındır ilk okula başlayan çocuk nasıl ilk önce okumayı yazmayı öğrenir müslümanda ilk önce standar şekilde namaz kılar imanı artıkça ibadetleri değişir ama 1500 yıldır taklit ediyorsan imanın artmamış demektir AYETTE ALLAH söyle o bedevilere iman ettik demesinler müslüman olduk desinler diyor ruhsal durumla ilgilidir namaz öyle olaylar yaşarım namazda bütün kuran gözlerimin önünden geçer dakikalar sürer bazen iki üç dakikika namaz kılınır tabiiki herkes için geçerlidir insanlar duymak istediklerini duyarlar anlamak istediği kadarını anlarlar

    • Avatar

      eren May 8 2012 - 00:01 Reply

      imanın artıp artmadığına hüküm vermek bizlere düşmez. ayrıca ben sizin ibadetinizin şekliyle ilgili özel şeyler söylemedim gayet genel bilgiler. dediğiniz gibi bunlar Allahla kulu arasındadır.

Leave a reply

Name (required)

Website