İçi Dışı Bir Ol!

“Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün” Felsefesinin İslama uyup uymadığını sorgulamaya davet etmek istiyorum sizi. .

İslamla yeni tanışmış bir Müslüman adayı olarak Kur’an dan aldığım bakış açısı “Ne olursan ol içi dışı bir ol ” tutumunun asıl tavsiye edilen ve istenen bir bakış açısı ve Felsefe olduğudur. Herkese düşünce özgürlüğünü veren dünyadaki yegâne İnanç sistemi tabii ki Rabbimin bize sunmuş olduğu inanç sistemi olacaktır.  Daha farklısını düşünmek insanı münafık yapar.

Münafıkların, sergiledikleri tutum ve davranışlar ayetlerle sabittir. Hatta münafıkların Nebi- Elçimizi nasıl hayran bıraktığını kitabımızdan öğrenmekteyiz. Münafıklar dıştan kendilerini belli etmedikleri için ve bir maske arkasına saklandıkları için biz onların gerçek niyetini asla bilemeyiz.

Kalplerin içinde saklı olanı bilen ve hesaba çekecek olan yalnız Allahtır. Bir Müslüman’ın bu konuyu idrak edip bilmesi “ Müslümanların ne kadar çok Allaha güvenip dayandıklarının da bir göstergesidir. “ Bu konularla ilgili ayetleri bir raya getirdiğiniz de ve bir anlam bütünlüğünde tefekkür ettiğinizde “Münafıklığı meslek edinmiş Misyonerler yüzünden” Allahın sıtrat-i müstakimi sürekli saptırılmıştır. “küfür tek bir millettir.”  Münafıklar yüzünden ifrat ve tefrit dönemlerinin tekrar tekrar hortlatılmış olduğunu ve bir virüs gibi damarlara sızmış olarak hareket ettiklerini anlarsınız. Sırat-ı müstakimin içine sızan bu münafıklar “benzeme benzet” politikasını şiar edinenler kargaşa ortamında da beslenenlerdir… Kendi renklerini belli etmemelerinin sebebi de kendi inanç sistemlerini örgütlü bir şekilde sırat-ı müstakime sızıp benimsetmeye çalışmalarından kaynaklanmaktadır.

Rabbimizin tüm insanlık ailesine sunduğu inanç hürriyetini Münafıklar vermemektedir.

Ya bizdensin ya ötekisin diyenlerden Allaha sığınırım.

Kısaca kimsenin kimseye güvenemediği çağlar hep varmış ve var olacaktır.

Rabbim bizi Münafıkların şerrinden korusun ve Nebi Elçilerimiz gibi içi dışı BİR birer Mümin olmamızı nasip etsin.

 

Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Allah, her şeye güç yetirendir.  Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü’minler de. Tümü, Allah’a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. ‘O’nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana’dır’ dediler. Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. ‘Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.’
(Bakara-284-285-286)

 


About the Author
Author

MuruvvetCaliskan

Comments (1)
  • Avatar

    Fikret Arman May 31 2012 - 17:16 Reply

    Yukarıdaki ayetlerin muhteşemliğinden hiç mi ders almayacağız? Hala yıllarca papağan gibi ezberleyip ne olduğunu bilmediğimiz arapça dualarla mı namazımızı kılacağız?

    Allah razı olsun Kardeşim…

    Selam ve Dua ile,

Leave a reply

Name (required)

Website