Kuran’a Göre İblis – Şeytan ve Vesvese

“شيطان Şeytan”, sözlük anlamı olarak “Hakk’tan uzak olan” demektir. Kavram olarak ise, “hakka ve akla aykırı hareket eden her türlü kişi, güç ve kurumun ortak ve karakteristik adı”dır.
Şeytanın kimler ve neler olabileceği, bunların özellikleri, nitelikleri, ayırt edilecek özellikleri Kur’an’da detaylı olarak mevcuttur.
Kur’an’a göre şeytan:
–  Haramın yenmesini, haksız kazanç elde edilmesini emreden ve öneren,
–  Kötülük, hayâsızlık ve Allah’a karşı bilmediğimiz şeyleri söylememizi emreden,
–  Bizi fakirlikle korkutan,
–  Bizi kuruntulara düşüren,
–  Allah’ın yarattıklarını değiştirmeyi emreden,
–  Bizleri kandırmak için bizlere yaldızlı sözler fısıldayan,
–  Bize vesvese verip, kışkırtıp kafa bulandıran,
–  Yaptığımız amellerimizle bizi şımartan,
–  Bizi azdıran,
–  İçki (uyuşturucu) ve kumarla, aramıza düşmanlık ve kin sokmak isteyen,
–  Allah’ı anmaktan ve O’na kulluk etmekten bizi geri durdurmak isteyen, kişiler ve güçlerdir.
Bu tanımlamalara göre şeytan, yakınımızda yaşayan, gördüğümüz, bildiğimiz birileri veya göremediğimiz ama içimizde hissettiğimiz birşeylerdir.  Zaten Rabbimiz şeytanın, insanlar ve Nefis/Canı, ideoloji gibi tanımlayamadığımız güçler (cinler) olduğunu söylemektedir.
En’am suresi ayet 112:
“Böylece, Her rasul için, insan ve cin şeytanlarından düşmanlar kıldık. ……”
Kur’an’da, yukarıda sıralanmış olan şeytanî özellikleri taşıyan insanlara “شيطان şeytan” denmiştir. Meselâ Enfal suresinin 48. ayetinde geçen “شيطان şeytan” sözcüğünü insan için kullanılmıştır.
Enfal suresi 48:
O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: “Bu gün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım” demişti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini görür oldu o, iki topuğu üstünde geri döndü ve: “Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görmekteyim, ben Allah’tan da korkmaktayım” dedi. Allah sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Şeytanî özellikleri olan insanları “şeytan” olarak isimlendiren Kur’an’dan bir diğer örnek de Bakara suresinin 14. ayetidir:
Bakara suresi 14:
Bunlar iman etmiş olanlarla yüz yüze geldiklerinde, “iman ettik” derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarındaysa “Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz.” derler.
Bu ayette söz konusu edilen şeytanlar da, münafıkların (ikiyüzlülerin) akıl hocaları olan insanlardır.Bir diğer örnek de Al-i Imran suresi ayet 175’te geçen “şeytan” ifadesidir.
Al-i Imran suresi  175;
Size o (haberi getiren) şeytan, yalnızca kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, bana isyandan korkun, eğer inanıyorsanız!
Şeytan-ı Racim
Pek çok kimse “şeytan” ile “الشّيطان الرّجيم şeytan-ı racim”i birbirine karıştırmakta ve ikisinin de aynı olduğunu düşünmektedir.  “Şeytan-ı Racim”; genel olarak şeytan adı altında toplanan özelliklerden başka özellikler de gösteren özel bir şeytan (!) sıfatıdır. Bu özelliği sebebiyle de Kur’an’ın kendisine verdiği özel isim; “ابليس İblis”tir. Başka türlü ifadeyle İblis, şeytanlık yaptığından ötürü Rabbimiz ona “Şeytan-ı Racim/kovulmuş şeytan” adını takmıştır. Konu ile ilgili olarak, Hicr suresi ayet 34; Sad suresi ayet 77; Tekvir suresi ayet 28 ve Nahl suresi ayet 98. ayetler bakılabilir.
Kur’an nasıl ki şeytanî özellikler gösteren insanları “şeytan” diye nitelemişse, aynı şeytanî özellikleri gösterdiği için bazı ayetlerde (Bakara; 36 ,  A’râf; 14, 15, İsra; 64) İblis’i de “şeytan” olarak nitelemiş, fakat Bakara; 34,  A’râf; 11 – 27,  Hicr; 28 – 44,  İsra; 61 – 65,  Kehf; 50,  Ta Ha; 116 – 123, Sad; 71 – 85, Şuara; 94, 95,  Sebe; 15 – 21 gibi bir çok ayette de İblis’ten bahsederken özel ismi ile bahsetmiştir. Boyun eğmeyişi, itaat etmeyişi ve inatçı oluşu nedeniyle de Saffat suresinin 7. Ayetinde ““شيطان مارد Şeytan-ı Marid” olarak nitelenmiştir.
Racim:
“رجيم Racim” sözcüğünün mastarı “رجم recm” olup, bu sözcüğün ilk anlamı; “قتل öldürmek” demektir. Öldürmeye “recm” denmesinin sebebi, Arapların öldürecekleri kimseyi taşlamak suretiyle öldürmeleridir. Sonradan her öldürme işine “recm” denilir olmuştur. Kur’an’da yeri olmamasına rağmen zina suçlularına verilen cezanın adı da buradan gelir.
“Recm” ve türevleri Kur’an’da 14 kez yer almasına rağmen hiçbir yerde bu anlamda kullanılmamıştır.
“Öldürmek” anlamı dışında “recm” sözcüğü şu anlamlarda da kullanılır olmuştur: “taş atmak”, “lânet etmek”, “sövmek, yermek”, “hicran”, “tart etmek, kovmak”, “zann ve zanna dayalı söz söylemek” (Lisan ül Arab Cilt 4 S.90).
Şeytan için bu anlamların hepsi uygun görülerek ism-i mef’ul anlamıyla “taşlanmış şeytan”, “lânetlenmiş şeytan”, “kovulmuş şeytan”, “sövülmüş şeytan” …” denilmiştir.
Konumuz itibariyle şeytanı tanımlayan en uygun ifade; “zan ve zanna dayalı söz” anlamından hareketle, sözcüğün ism-i fail anlamıyla kullanılması sonucu ortaya çıkan; “ aslı astarı olmayan söz söyleyen şeytan, karanlığa taş atan şeytan, kafadan atan şeytan, palavracı şeytan” ifadeleridir. Kuran ayrıca ZAndan kaçınılmasını öğütlemektedir.
Marid:
“مارد Marid” sözcüğü; “azgın, inat ve isyanda benzerlerinden çok ileri giden, karşı çıkan” demektir. Bu sözcüğün mübalâğa kalıbı olan “مريد merid” sözcüğü, “şeytan-ı merid” olarak Hacc suresinin 3. ve Nisa suresinin 117. ayetlerinde, geçmiş zaman kipiyle de “مردوا على النّفاق mered-u alennifakı/ münafıklık üzerine inatlarını sürdürdüler” şeklinde Tövbe suresinin 101. ayetinde yer alır. “Marid” sözcüğünün mastarı olan “مرد merd” sözcüğünün türevleri, sözcüğün öz anlamı ekseninde farklı kalıplarda bir çok değişik anlam kazanmıştır. Bunlardan en önemlisi, “معرّى soymak –soyunmuşluk” anlamıdır. Araplar, yapraktan soyunmuş (yaprağı olmayan) ağaca  “شجر امرد şecerün emred”, bitki bitmeyen kumluklara “رملة مرداء remletin merdai”, köseye (sakalı bitmeyen kimseye) de “امرد emred” derler. (Lisan ül Arab cilt 8, S. 247-250). “تمرّد Temerrüt (uzun bir süre inat etme)” sözcüğü de aynı kökten türemedir.
“Marid” sözcüğü, “soymak, soyunmuşluk, çıplaklık” anlamıyla değerlendirildiğinde “şeytan-ı marid”; ism-i mef’ul anlamıyla “hayırlardan, güzelliklerden soyunmuş şeytan”; ism-i fail anlamıyla “hayırlardan, güzelliklerden soyan şeytan” demek olur. Bu anlam, A’râf suresinin 27. ayetinde farklı bir üslûp ile kullanılmıştır.
“Marid” sözcüğü ile İblis’e (düşünce yetisi) yakıştırılan “inat ve isyanda çok ileri gitme” sıfatı, Kur’an’da anlatılan olaylardaki İblis’in (Şeytan-ı Racim’in) davranışları ile birebir örtüşmektedir. İblis’e (düşünce yetisi), Âdem’e secde et (Âdem’e boyun eğ) denildiğinde secde etmeyerek isyan etmiş, kendisine yapma denileni yapmış, yap denileni yapmamış, Âdem’i yaklaşılması yasaklanan ağaca yaklaştırmıştır.
“ابليس İblis” sözcüğünün anlamı; “hayırdan son derece ümitsiz olan, Allah’ın rahmetinden umudunu kesen” demektir. Şimdi Kur’an ayetleri doğrultusunda İblis’i anlamaya çalışalım.
İblis’in özellikleri:
a) İblis cinlerdendir.
Kehf suresi âyet 50:
“Hani biz meleklere, “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi. Kendi Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu!”
Elimiz ve ayağımız gibi melekeleri görürdür, ama nefs melekemizi göremeyiz ve tanımlayamayız. Canımız deriz; ama canın yapısını bilemeyiz. Bildiğimiz ise insana hareketlilik sağladığıdır. İnsanın canı çıktığında ise soğur ve ölür.
“الجنّ Cinn” sözcüğü, “kapalı, gözükmez varlık ve güç” demektir. Detayı “Cinn”  çalışmamızda verilmiştir.
b) İblis, ateşten yaratılmıştır.
A’raf suresi âyet 12:
“Buyurdu: “Sana  emrettiğimde secde etmeni ne engelledi?” Dedi: “Ben ondan hayırlıyım.. “Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın”.”
Ayetlerde İblis’in yaratıldığı “النّار ateş” ise, günümüzde “enerji” olarak isimlendirilen “güç”e karşılık gelmektedir. Adem’in yaratıldığı تراب toprak, طين balçık da “madde” diye adlandırılan varlığa karşılık gelmektedir. Bilindiği gibi “ateş” eskilerin kuramanı göre, evreni oluşturan dört ana maddeden (hava, su, toprak, ateş) birisidir ve günümüzdeki “enerji” kavramı ile örtüşmektedir. Bir başka ifade ile “ateş”, Kur’an’ın indiği dönemdeki insanlar için, bilinmezleri de temsil eden bir ilk maddedir. Çünkü insanlar havayı solumakta, suyu içmekte, toprağı işlemektedirler ama yıldırım ve şimşeğin ateşini yakından tanımamaktadırlar. Dolayısıyla Kur’an’da İblis’in yaratıldığı “şey”in “ateş” olarak açıklanması, konuya bugünkü bilgiler ışığı altında bakanlar tarafından yadırganmamalıdır.
c) İblis, insanların sudûrundadır (beyinlerindedir, zihinlerindedir).
Nass suresi ayet 4, 5:
-Hannasın kötü fısıltılarının şerrinden,
-Ki o, insanların göğüslerinde vesvese verir.
d)  İblis vesvese verir.
Ta Ha suresi ayet 120:
Derken şeytan ona şöyle diyerek vesvese verdi: “Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacıyla eskimez/çökmez mülk ve saltanatı göstereyim mi?
A’raf suresi ayet 20:
“Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan bedenlerini ortaya çıkarmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: “Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir.”
Kaf suresi ayet 16:
“Ve hiç kuşkusuz, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini biz biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız.”
وسوسة Vesvese: “Gizli bir sesle, fısıltı ile düşünce aşılamak, bir işe, eyleme yöneltmek” demektir.  Burada İblis’in yani Şeytan-ı Racim’in neler fısıldayacağı, neleri gizlice telkin edeceğini yukarıda konuya girerken arzettiğimiz şeytanî karakterleri göz önüne alarak öğrenebiliriz.
e)  İblis bir melektir.
“Hani meleklere, “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis müstesna hepsi secde etmişti. İblis dayatmıştı.”
İblis’in Adem’e secde etmeyişini anlatan ayetlerde İblis’in meleklerin içinden istisna edildiğini görüyoruz. İstisna terim olarak “Bir ismi istisna edatlarından biriyle cümledeki yargıdan çıkarmak” demektir.
Melek, cinn ve şeytan kavramlarını özümseyememiş yorumcular ayetteki yapılmış istisnayı, munkatı istisna kabul edip İblis’i yani Şeytan-ı Racim’i melekten sayamamışlardır. Halbu ki İblisi konu alan  Taha suresi ayet 116; sad suresi ayet 73; Hıcr suresi ayet 31’de “meleklerin hepsi, toplu halde” ifadeleri yer almaktadır. Bu vurgular kesinlikle ayetteki istisna cümlesinin Muttasıl istisna olduğunu gösterir. Bunun anlamı şudur; İblis diğer hemcinsleri gibi Adem’e secde etmemiştir. İblis, melek grubundan secde yargısında istisna edilmiştir.  Öyleyse İblis kesin olarak melektir.Bu noktada bir sorun ortaya çıkıyor: İblis, melektir tamam ama melek nedir? Çünkü bu yargı klasik melek anlayışı çerçevesinde kesinlikle kabul edilemez.
f) İblis,  Racim’dir, Marid’dir. (yukarıdaki açıklamaları hatırlayınız)
Kuranda, bir yapının özelliği anlatılırken o yapıyı Allah koşturur. Cehennemi, yeri göğü konuşturduğu gibi İblis melekesini de koşturmakta, intak sanatı ile diyaloglar oluşturularak yapıyı daha iyi anlamamıza olanak vermektedir.
g) İblis insan var oldukça vardır insandan başka bir varlıkla ilişkisi yoktur..
Sad suresi ayet  79-81:
Dedi: “Rabbim, o halde insanların diriltileceği güne kadar bana süre ver.” Buyurdu: “Peki, süre verilenlerdensin. O bilinen güne kadar.”
A’raf suresi ayet14, 15:
Dedi: “İnsanların diriltileceği güne kadar bana süre ver.” Buyurdu: “Süre verilenlerdensin.”
h) İblis gökyüzüne çıkamaz. Gökyüzü ondan korunmuştur.
Hıcr suresi ayet 16-18 ve Saffat suresi ayet 6-10. Ayetler.  Kulak Hırsızlığı Yapan insan Şeytanları astroloji ışığında insanlara  göklerdeki yıldız hareketleri ile bir takım bilgiler vermektedirler.
Şimdi düşünelim bakalım Kur’an’a dayalı bu ipuçlarını değerlendirirsek hangi yargıya varırız?
Yani, Gözükmeyen, insanların içinde (beyinlerinde) bulunan, sürekli vesevese veren, kıyamete kadar da bu işlevini sürdürecek olan, insandan başka bir varlıkla ilişkisi bulunmayan, insana boyun eğmeyen ve  enerjiden yaratılmış olan bu güç nedir?
Bu soruya herkesin (özellikle de psikolojiden az da olsa anlayanların) verebileceği tek cevap vardır. Bu nitelikli tek güç, insanın DÜŞÜNME YETİSİDİR. (Buna mutlaka bir ad koyun; ne koyabilirseniz.)
“Düşünme Yetisi”, “Beynin indirect yaptığı bir tepkidir.” diye tanımlanır Psikoloji biliminde. Bu yeti canlılardan sadece insanda vardır. Diğer canlılarda yoktur. Fikir/düşünme yetisi endirect bir tepki olduğundan fikir ve Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler (üç boyutlu varlıklar) hakkında yapılabilir. Onun için, Allah`ın yarattığı varlıklar hakkında fikir ve tefekkür mümkündür. Fakat Allah`ın zatı hakkında tefekkür mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez.  Ahiret hayatı ile ilgili de fikir ve tefekkür yapılamaz. Ahiret; cennet ve cehennem ile ilgili Kur’an’daki anlatımlar müteşabih/örneklemedir, semboliktir (Ra’d suresi 35, İsra suresi âyet 60, Muhammed suresi âyet 15, İnsan suresi âyet 16). Uzayda (boşlukda) uzay ile fikir ve tefekkür mümkün değildir Hıcr suresi ayet 17.)
Yukarıda sıraladığımız Kur’an kaynaklı İblis’e ait özellikleri tek tek insandaki “düşünme yetisi”ne uygulayabiliriz.Yani Düşünme yetisi:
* Göze gözükmez,
* İnsanın zihninde sürekli vesvese verir
* Sadece insana özgüdür, varlığı onun varlığına bağlıdır,
* Marid’dir. İnsana secde etmez (insana boyun eğmez, insanın kontrolüne girmez),
* Enerjiden ibarettir (ateşten yaratılmıştır, madde halinde varlığı yoktur),
* Bir güçtür (melektir).
* Racimdir. (Ham düşünce üretenler, kuru kuru felsefe yapanlar, sevilmezler, dışlanırlar.)
* Gökyüzü (uzay) ondan korunmuştur. Yani herhangibir varlığın olmadığı yerde işlev yapamaz.
Bu açıklamalardan anlıyoruz ki insan, kendisinde var olan akıl, irade, bellek, dikkat, merak, korku, düşünce gibi zihinsel melekleri (güçleri) arasında, sadece düşünce meleği (melekesi de denilebilir) üzerinde tam kontrole sahip değildir. Yani ‘birincil süreç düşüncesi’ adı verilen düşünme; bilinç dışı, insanın kontrol edemediği bir melektir.
İşte, iğvalarından Allah’a sığınmamız gereken  Şeytan-ı Racim (İblis) budur.
Aşağıdaki ayetleri tetkik ederseniz de göreceksiniz ki Şeytan-ı Racim, insanın (bu insan nebi de olsa) kendi içindedir.
Tekvir suresi ayet 19-27:
– kuşkusuz bu, değerli bir elçi sözüdür; – güçlü, Arş’ın Sahibi’nin yanında çok itibarlı,- itaat edilir, güvenilir.- Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.- Andolsun o, O’nu açık ufukta gördü.- O gayb hakkında cimri de değildir.- Bu, kovulmuş  şeytanın sözü değildir.- Hâl böyleyken siz nereye gidiyorsunuz?- Bu, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,
Necm suresi ayet 3, 4:
“O, hevadan konuşmuyor. O, kendisine vahyedilen bir vahydir.”
Hakka suresi ayet 38 – 47:
“Artık yok, yemin ederim gördüklerinize ve görmediklerinize! O (Kur’an), hiç şüphesiz şanlı bir elçinin sözüdür.  Ve o, bir şair sözü değildir. Siz pek az inanıyorsunuz! Bir kâhin sözü de değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz! Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir. O, Bizim adımıza bazı lâflar uydurmaya kalkışsaydı,  elbette Biz onu, o yüzden yeminiyle yakalardık (kuvvetle tutar hıncını alırdık)! Sonra da onun iliğini (can damarını) keser atardık. O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.”
Eğer biz, bilinç dışı düşüncelerimizi şeytanî özelliklerden arındırabilir ya da onun esiri olmayıp kontrol edebilirsek, insanlığa yararlı olabiliriz. Bu düşünceleri arındırabilmenin, kontrol altına alabilmenin tek yolu ise; öncelikle Allah’a sığınmak ve sonra da bu düşünceleri Kur’an mizanında tartmaktır. Çünkü düşünce sürekli olarak kontrolsüz faaliyet göstermektedir; ama bu düşüncelerin eyleme geçmesi ise insanın inisiyatifindedir.
Bu açıklamalarımızdan dolayı zihinlerde İblis’in sayısıyla ilgili ve İblis’in yaratıldığı boyut   hakkında  istifhamlar oluşacaktır. Onların izalesine gelince:
İblis ve Şeytan-ı Racim’i konu alan ayetler incelendiğinde ikisinin aynı şey olduğunu görürürüz.  Hatta İblis’e Şeytan-ı Racim’den başka şeytan-ı Marid ve Hannas yaftalarının da vurulduğuna şahit oluruz.
Her insanın bir İblisi vardır ve herkesinki birbirinden farklıdır. İblis yukarıdaki yapılan açıklamalarda gördüğünüz gibi, tedbir alınmazsa, şerrinden Allah’a sığınılmazsa insanı dünyada ve ahirette felakete sürükler. Aşağıdaki ayete baktığınızda görüyoruz ki insanı felakete sürükleyen bu güç uzakta değil insanın kendi boynunda asılıdır.
İsra suresi ayet 13:
“Ve her insanın boynuna kendi kuşunu  (ona kötülük ettirten gücünü) bağladık. …..”
Şu ayette de Şeytan-ı Racim “Küll” kelimesiyle birlikte kullanılmış böylece İblis’in yani Şeytan-ı Racim’in tek bir tane olmadığı açıklanmıştır.
Hıcr suresi ayet 17:
“Ve biz onu Şeytan-ı Racim’in hepisinden koruduk.”
Bir tek İblis’in ilk insandan son insana kadar yeryüzüne gelmiş, geçmiş ve gelecek herkesi etkilemesini kabullenmek İblis’e Allah’a ait nitelikleri vermek olur. Ki bu, eski İranlıların inançları doğrultusunda bir kabul olur. Eski İranlılar iki tane ilah’ın varlığına inanırlardı. Birine iyilik tanrısı Yezdan; ötekine de kötülük tanrısı Ehremen (şeytan) derlerdi.
İblis bizim yaşadığımız evrenin bir parçasıdır. Yani üç boyutlu alemdendir. İnsanın ayrılmaz bir parçasıdır. Aksi bir durum Allah’ın adaletine uygun düşmezdi. Kimse hissedemeyeceği tedbir alamayacağı başka bir boyuttan bir  yaratık ile başetme imkanına sahip değildir. Böyle bir yaratığın insanlara musallat edilmesi adil bir davranış olmazdı. Hem de bu sünnetüllah’a aykırı olurdu. “Allah hiç kimseye gücünün üstünde yükümlülük vermez (Bakara  233, 286; En’am 252; A’raf 42; Mü’minun 62; Talak 7).”
Kafirler kendilerine nebi olarak bir melek gönderilmesini istemişler Rabbimiz de onların beklentilerine şöyle cevap vermiştir.
İsra suresi ayet 95:
“De ki: “Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de elbette, onlara gökten elçi olarak bir melek indirirdik.”
Evet Nebiler bile insana aynı boyuttaki varlıklardan gönderilmektedir. Zira farklı bir boyutun yaratığı ile iletişim söz konusu edilemez.
İblise Niçin mühlet verilmiştir:
İblis’in yaratılmasında ve İblis’e kıyamete kadar süre verilmesinde birçok hikmet ve yarar vardır. İblise süre verilmesini konu eden âyetlere dikkat ederseniz İblis  “Beni azdırmanın karşılığında yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım. Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Birçoklarını şükreder bulamayacaksın. Rabbim! Beni azdırmana/saptırmana karşılık, kesinlikle ben yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım. Yemin olsun, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, hükmüm altına alacağım.”  demektedir. Yapısını Rabbimiz o yapıyı konuşturarak anlatmaktadır. Yani İblis insanlara dünyayı sevdirecektir; ihtiraslar, tutkular oluşturacaktır. Bu tutkular sayesinde de mücadele, yarışma, bir ötekinden üstün olma gayret ve çabaları artacaktır. Hayatın Allah’ın koyduğu ölçülere uygun sürmesi ve sorumlu insanların sınanması için böyle alternatif bir gücün, enerjinin insanın içinde olması lazımdır.  İnsan bu güç/enerji  sayesinde seçici olacaktır. Robtluktamn kurtulacaktır. Yani bu güç sayesinde dilerse kimanı ve taatı dilerse küfür ve isyanı seçebilecektir. Kişilerin İblis sayesindeki seçiciliği sonucunda Rabbimizin üstünlük ifade eden Kahhâr, Müntekîm, Adl, Dâll, Şedidü`l-ikâb, Serîul`-hisâb, Hâfid, Rafi`, Muizz, Müzill isim ve sıfatları, hıfz, afv, mağrifet, rahmet, günahları örtme ve bağışlama gibi yücelik sıfatları tecelli edecektir. Onun için İblis yaratılmış ve kendisine  böyle bir mehil verilmiştir.
Bu açıklamalardan “şeytanın cennette Adem ve eşini nasıl kandırmış olabileceği yani şeytanın cennette ne işinin olduğu, secde Allah’tan başkasına yapılamazken bizzat Allah’ın melekleri Adem’e secdeye zorlaması, meleklerin Adem’e, dinden çıkmadan, müşrik olmadan nasıl secde ettikleri, ” konularında ön bilgiye sahip olmuş olduk.  Ayrıca Adem’e secde eden meleklerin, Düşünce yetisi dışındaki enerjik güçler ve doğadaki canlı cansız tüm güçler olduğunu da vurgulayalım. Ve ilginç bir örnekle mevzuyu kapatalım. Bakara suresinin 248. ayetinde yük taşıyan manda, öküz, eşek, katır gibi hayvanlar “ملائكة melaike” olarak ifade edilmiştir.
Hakkı Yılmaz ( www.istekuran.com )

About the Author
Author

vekuran

Comments (9)
  • Avatar

    Kurananla May 15 2012 - 17:00 Reply

    Bu yazıda nefs ile şeytan kavramları karıştırılmış gibi geldi bana şeytan eğer içimizdeki kötü düşüncelerden ibaret olsaydı şu ayetlerle uyum içinde olurdu,

    ‘Biz göğe dokunduk ve onu güçlü bekçilerle ve ateş toplarıyla korunmuş bulduk.’ CİN 8.AYET
    ‘Biz orada casusluk için otururduk. Ancak şimdi her kim dinlemek isterse kendisini gözleyen bir ateş topu bulur.’CİN 9.AYET

    bundan önceki ayetleri okuyanlar görecekler ki cinler denilen görünmez varlıkların diyaloglarından bahsediliyor ve göğe daha önce çıkıp casusluk yapabildiklerini artık yapamadıkları anlatılıyor eğer bunlar her insanın içindeki kötü düşünceler olsa ayetlerle nasıl bir çelişki oluşacağı çok açık gözüküyor . Fazla uzatmayacağım yazının son bölümünden görüşün çürük temellerle desteklendiğini gördüm örneğin, şeytan insanın içindeki bir kötü duygular silsilesi ise şu ayeti nasıl anlamak gerekir ?

    Şeytan, işlerini onlara süslemiş ve: ‘Bu gün halktan kimse sizi yenemez, ben sizin yanınızdayım,’ demişti. İki ordu yüz yüze gelince de, topukları üzerine geri dönüp, ‘Sizinle bir ilgim yok, sizin görmediğinizi görüyorum ve ALLAH’tan korkarım. ALLAH’ın cezası çetindir,’ demişti. ENFAL 48

    Burada tek bir şeytandan bahsediliyor ve görmediklerinizi görüyorum diyor, şeytan hakkında bazı görüşlere katılmakla beraber (melek olması vs.) sanki böyle bir varlık yokmuş ve insanın kötü duygularından ibaretmiş havası yaratmak Kurana ters bir anlayış olur.

  • Avatar

    Mürüvvet çalışkan May 15 2012 - 18:07 Reply

    SAYIN Hakkı YILMAZ, Şayet insanın hammaddesi toprak-ateş-su ve hava ise yazınıza katıldığımı belirtmek isterim. Ancak Allah bize su ve toprak kaışımından yaratıldığımızı İblisin ateşin karışık bir dumanından yaratıldığını söylemektedir. İbn Sina Kitabu’ş Şifa kevn ve fesad kitabında bizim şu anda yaptıpımız tartışmayı eski Alimlerinde tartıştıklarını söylemektedir. Bu konu tam olarak benim bilebileceğim bir konu değil Arap dil uzmanı bu konuyu Tüm ayetleri gözden geçirerek incelemesi gerekir. Şeytanlaşan insanları Rabbim şımarttıkça şımartıyor Artık onlar şeytanın dostu ve ordusu konumundadırlar Azgınlıkları sebebiyle. Tabiki Zihinsel dürtü olan düşüncede insan haddi aşınca Allaha isyan noktasına gelir ve asi olur. Araf 16-30 iblis azgınlığını Allaha istinad etti. sad 82 ademi gavy-azdıracağım yanlız ihlaslı kulların müstesna dedi. hicr- 38-39 da aynı iblis azgınlığını Allha istinad edip tövbe etmiyor üstelik taşkınlığını sürdürüyor Allhın emir vermesini göz ardı ediyor Allah ademe emir verdi şu şecereye yaklaşma dedi fakat adem Ta-ha 121 de Adem Rabbine asi -gavy oldu Semud kavmide şems suresinde en “Şaki” olan ortaya çıktı deveyi keserek emre karşı geldi ve semud kavi elçiyi yalanladı gavy sebebi ile gazaba uğradılar.

    Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar: “Ey cinler/görünmez varlıklar topluluğu! Şu insanlara gerçekten çok ettiniz/insanların birçoğuna göz diktiniz.” Onların insanlardan olan dostları şöyle derler: “Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı. Bizim için belirlediğin sürenin sonuna geldik.” Buyurur ki: “Barınağınız ateştir. Dilediğim zamanlar hariç orada süreklisiniz.” Senin Rabbin Hakîm’dir, Alîm’dir.-En’am 128
    Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi? “Kendi aleyhimize tanıklık ettik.” dediler. İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri aleyhinde tanıklık ettiler.En’am 130
    Allah buyurdu: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla içiçe, girin bakalım ateşe.” Her ümmet girdiğinde, yoldaşına/kızkardeşine lanet eder. Nihayet, hepsi orada bir araya gelince, sonrakiler öncekiler için şöyle derler: “Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdılar. Ateş azabını bunlara bir kat daha fazla ver.” Allah buyurur: “Her biri için bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz.”A’raf-38
    Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. O, onları işte bunun için yaratmıştır. Rabbinin, “Yemin olsun ben cehennemi, tümden insanlar ve cinlerle dolduracağım!” sözü tamamlanacaktır.Hud-119
    De ki: “Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya getiremezler.”İsra-88
    Hani, biz meleklere “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi. Kendi Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, benim beri yanımdan, onu ve onun soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu!Kehf-50
    cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları, Süleyman’ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevk ediliyorlardı.Neml-17
    cinlerden bir ifrit şöyle dedi: “Sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve gerçekten güvenilir biriyim.”Neml-39
    Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.Sebe-14
    Melekler derler ki: “Tespih ederiz seni! Bizim Velî’miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi.”Sebe-41
    Allah’la cinler arasında bir nesep oluşturdular. Yemin olsun, cinler de bilmiştir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka getirileceklerini/cinler de bilmiştir, bunların Allah’ın huzuruna mutlaka çıkarılacaklarını.Saffat-158
    Biz onları birtakım yakınlarla/dostlarla çevreleyip sardık da onlar, önlerinde ve arkalarında ne varsa bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önceki cin ve insan ümmetleri için hak olan söz, bunlar aleyhine de hak oldu. Çünkü bunlar, hüsrana uğrayanlardı.Fussilet-25
    O küfre sapanlar şöyle diyecekler: “Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster ki, onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağıda kalanlardan olsunlar.”Fussilet-29
    İşte bunlar, kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri içinde, üzerlerine azap hak olanlardır. Hiç kuşkusuz onlar, hüsrana uğrayanlardır.Ahkaf-18
    Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur’an’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinede: “Susup dinleyin!” dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak kendi toplumlarına döndüler.Ahkaf-29
    Ben, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.Zariyat-56
    Artık hatırlat, öğüt ver! Rabbinin nimetine yemin olsun ki, sen ne kâhinsin ne de cin çarpmış.Tur-29
    cini de ateşin dumansızından yarattı.Rahman-15
    Ey ağırlıklı ve onurlu iki toplum/ey insan ve cin toplulukları! Sizinle de meşgul olacağız.Rahman-31
    Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin bucaklarından/köşelerinden geçip gitmeye gücünüz yeterse, hadi geçin gidin. Bilgi ve güç dışında birşeyle geçip gidemezsiniz! Rahman-33
    O cennetlerde, bakışlarını eşlerine dikmiş öyle dilberler vardır ki, daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan.Rahman-56
    Daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan.Rahman-74
    Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde,Kalem-2
    O küfre sapanlar, Zikir’i/Kur’an’ı işittiklerinde az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi. “Bu tam bir cinlidir.” diyorlardı.Kalem-51
    De ki: “cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyolundu: ‘Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur’an dinledik.”Cin-1
    “Biz sanmıştık ki, ne insanlar ne de cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler.”Cin-5
    “Gerçek şu ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere/cinlerin şerrinden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklık ve azgınlığını artırırlardı.”Cin-6
    Ve arkadaşınız bir cin çarpmış değildir.Tekvir-22
    cinlerden de insanlardan da olur o!”Nas-6

    De ki: “Size, bir tek şey öğütleyeceğim: Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkın, sonra da iyice düşünün!” Arkadaşınızda cinnetten eser yok! O, şiddetli bir azap öncesinde sizi uyaran bir kişiden başkası değil.Sebe -46

  • Avatar

    ugur May 15 2012 - 23:05 Reply

    peki bu anlatılanlar şeytanın vesvesesiyse gerçeği nasıl bileçeğiz ALLAHTAN başkası bilemez melekte şeytanda cinde bilgi olarakta kapasitemizin dışındadır bu gün yaptığımız bir yanlış kötü sonuç verirse şeytan dürttü şeytana uyduk deriz ilerde iyi olursa bu sefer o iş iyiki başımıza geldi deriz eski hikayeler etkisinde kalan çocuk cin gördümder inanır beynin ona oyunudur esasında daha yeni istanbulda panik atak biri çin çıkartcazderken öldü
    insan beyni iyice anlaşılmadan bu konular anlaşılamaz adam ipnos yapıp adam öldürtür haberin olmaz müzikle resimle insanların bilinç altına giren yine insan şeytan mahsunkaldı insanın yanında tüketim ekonomisine bakın hastayı iyileştirmek için ilaç geliştiriyor o hastalık iyileşirken başka maraz çıkıyor haydi başka ilaç hepsi şeytanın işi ALLAH korumasa baş edemeyiz kansızlıktan dolayı halisilasyon görürüz ses telleri kasılırsa nefes alamayız kabus görürüz çıldırçak gibi oluruz bunların şeytanla ilgisi yok beyne oksişen gitmediğinden
    olur ALLAH koruyucudur yine karbon monoksit artımı kaslar gevşer nefesalırız levh-i mahfuzda yazmış her şeye şeytanın vesvesesi dersek düşünmezsek kaybedenlerden oluruz düşünmeden korkmayın yanlışta düşüne bilirsiniz samimi olarak ALLAHA inanıyorsanız korkmanıza gerek yok ALLAHIN ayeti çinler insanlar hepsi bir araya gelseler bir ayetimin benzerini yapamazlar diyor düşünün şeytanı yaratmasaydı insan olurmuydu insan olurdu diyorsanız hayvanlardan daha aşağıda olan insanı meleklerden daha yukarı nasıl çıkartırdınız cevabını veremezsiniz yukardaki yazıyı okuyanlar başka başka düşüne bilirler bu doğaldır önçe korktum ya şeytanın vesvesesiyse diye sonra ALLAHA sığındım
    hiç birşey yapmayan hata yapmaz çalışan hata yapar ALLAH daima çalışanın yanındadır
    kainat nasıl yaradıldı hayvanlar insanlar nasıl yaradıldı bitkiler su çevabı ALLAH müsade ederse yada etiği kadarını zamanı gelinçe insanlar öğreneçektir o zaman şeytanında aslı bilinecek gerçek o zaman anlaşılacak bunlar ALLAH katındaki kitapta yazıyor ALLAH kuluma kaldıramıyacağı yükü yüklemem diyor bu yük bilgide olur bilmemiz gereken şeytan nefsimizdir ona mahkum olmayalım ben demeyelim biz olalım sevgi saygı duyalım birbirimize ALLAHA SIĞINALIM kaldıramayaçağımız yükü yüklenmeyelim kafayı kırarız sonra

  • Avatar

    vekuran May 17 2012 - 09:48 Reply

    Sevgili Kurananla

    Cin ve melek konusunu kuran çerçevesinde değerlendiriniz. Göklerden haber verenler günümüzün Astrologlarıdır.

    Kuran, bir yapının özelliğini anlatırken, o yapıyı konuşturur.

    Yaşayan kuran çerçevesinde kitabı değerlendirelim.

    Sevgili mürüvvet,

    Allah insanın bedenini toprak, Canını ise ateşten yaratmıştır.

    Merhamet, şefkat, sevgisi, kızgınlığın yapısını tarif edermisiniz. Cindir. Maddi bir yapısı yoktur ve tanımlanamaz.

    Atalarımızın tanımladığı ve kelimeleri tahrif ederek bize yutturulan bunca kavramın Kuranca değerlendirilmesi dileği ile…

    Sevgili uğur,

    İnsan psikolojisi ve beyin yapısı şartlanmaya göre gelişir. İnsan düşüncesi kontrol altına alınması gereken bir husustur. kendi nefsin hoş gördüğüne göre hareket etmek ister. Vahy ise ona hareket sahasında sınırlar çizer. O vahyi kovulmuş şeytandan Allaha sığınarak okumalıyız. Yoksa vahyi kendi emellerimize alet ederiz.

  • Avatar

    Kurananla May 18 2012 - 03:30 Reply

    cin suresi ve enfal suresinden ayet yazdım astrologlarla olan ilişkiyi tam kuramadım ? görmediniz heralde ayetleri ? Madem böyle bir görüş belirttiniz size bu ayetlerin yanında başka ayetlerde yazayım

    Cinlerden bir ifrit şöyle dedi: “Sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve gerçekten güvenilir biriyim.” Neml 39

    Bunu söyleyen hangi duygulardır acaba ? Buradaki cin bir varlık değilmidir açıkca ?

    Onlarla arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu ona göndermiştik de o kendisine sapasağlam bir insan şeklinde görünmüştü.Meryem 17

    Bu ayetde insan olmayan bir güç (ruh) insan şeklinde görünüyor bir düşünün derim.

    Hamt, Fâtır olan Allah’adır; gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan O’dur. Yaratışta/yaratılmışlarda dilediğini artırır O. Hiç kuşkusuz, Allah her şeye gücü yetendir. Fatır 1

    Burada kanatlı olanlar varlıklar değilde nedir ?

    Rahman’ın kulları olan melekleri, dişiler saydılar. Onların yaratılışına tanık mıydılar? Tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekilecekler.Zuhruf 19

    Sadece duygudan ibaret olan bir şey nasıl dişi sayılabilir müşrikler tarafından ? bir duygu nasıl dişi olabilirde Allah onların yaratılışına tanık olmadıklarını söyler ?

    Rabbiniz, oğulları seçip size özgüledi de kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Gerçekten siz çok dehşet verici bir söz söylüyorsunuz!İSRA 40

    Allah siz ne saçmalıyorsunuz melekler sadece duygulardır ! niye dememişte melekleri kız olarak yakıştırmalarına kızmış? Demekki böyle varlıklar var bunlar Allahın kızları olmamasına rağmen yakıştırmalar yapılıyor ve Rahman buna kızıyor bu varlıklar kullarım diyor yukarıdaki ayetler ve daha nice ayetler bu görüşü çürütmeye yeterli ama ben kısaca belirtmiştim yetmemiş demekki astrologlarla ilişki kurulmuş bunlar ayetler buyrun siz nasıl anlıyorsunuz bize gösterin daha sağlıklı sonuca varalım beraber tek tek açıklayın bizlere bu ayetler neyin nesidir.

    sevgiler

  • Avatar

    Gökhan May 18 2012 - 18:33 Reply

    Astrologların haber verdikleri şeyden bir alakaları yok, Allah’ın ilminden onların bir şey kavrayabileceklerini düşünmüyorum sadece bazı gözlemleri uydurup(yorumlayıp, dil büküp) bundan kazanç elde ediyorlar.Hangi insanların hangi insanlar ile beraber olabileceğini, ne yiyeceğini, ne zaman ne hissedeceğini, hangi işe uygun olduğunu, zevklerinin ne olduğunu vs. söyleyerek insanları şartlandırıp çıkar elde etmeye çalışan kişilerden ibarettirler..

  • Avatar

    Mürüvvet çalışkan May 28 2012 - 18:48 Reply

    Sayın VeKuran rumuzlu arkadaşım “Allah insanın bedenini toprak, Canını ise ateşten yaratmıştır.” sözünüzü destekleyen ayeti ve ya eyetler bütünlüğünü gösterirseniz sevinirim.
    Merhamet, şefkat, sevgisi, kızgınlığın yapısını tarif edermisiniz. demişsiniz Sİz kendinizce tarif etmişsiniz? “Cin” ateşten yaratılmıştır amenna fakat sizin görüşünüze göre cin- iblis- şeytan- (ateşten yaratılmıştır) o zaman insanın içindeki öfke kızgınlık vs gibi duygular ateşten dir.
    Cin sözcüğünün aslı, bir şeyin duyu organlarına saklı kalmasıdır. Melekler dahi biz onları göremediğimiz için cin oluyorlar… Cin kelimesi hapis edici bir mantıkla sadece iblis ve şeytan için kullanılıyor. Oysa iblis cinlerdendi ayeti ile sabittir ki iblis bizim mahiteyini bilemeyeceğimiz bir tür cinsi varlıklar sınıfına giriyor. Biz melekleri de göremeyiz. Melekler beşer forma-tında görünüyorlar. Yer yüzünde dolaşan melekler olsaydı melek elçiler gelirdi…

  • Avatar

    vekuran Jun 15 2012 - 14:11 Reply

    mutmain olan melekler olsa idi meleklere rasul gelirdir. yani yok.

    Canın ateşten yaratılması ise ayetin arapçasını okuduğunuzda farkı anlarsınız.

    Kuran anlaşılırdır ve çevremiz ile uyum içerisindedir. bazıları bu uyumu bozmak için lafı eğip büküp, masalsı bir din anlayışını benimsetmeye çalışabilirler.

  • Avatar

    seddi zera Jun 14 2013 - 12:20 Reply

    şeytan için melek denmiş ama kehf suresi 50. ayette şeytanın cinlerden olduğu belirtiliyor.

    “Ve meleklere, “Âdem’e secde edin.” demiştik. İblis hariç, hemen secde ettiler. O cinlerdendi. Böylece Rabbinin emrini (yapmayarak) fıska düştü. Hâlâ onu ve onun zürriyyetini (neslini), onlar sizin düşmanınız (olduğu halde), Benim yerime dostlar mı ediniyorsunuz? Zalimler için ne kötü bir bedel (cehennem).”

Leave a reply

Name (required)

Website