İstanbul’un Fethi ve Kuran’da Fetih…


Bugün İstanbul’un fethinin 561. yılı kutlanıyor. Bilhassa dindar, muhafazakâr kesim tarafından son derece önemsenen bugün gerçekten bir övünç kaynağı mıdır bir de Kuran perspektifinden bakalım.

Dindar kesimin İstanbul’un fethini bu derece önemli görme nedenlerinin başında Peygamberimizin bir hadisi olduğu iddia edilen şu söz yatıyor;

“İstanbul’u fetheden komutan ne güzel komutandır, İstanbul’u alan asker ne güzel askerdir”

Biraz düşününce bu sözün birtakım siyasi hedefler, amaçlar için uydurulup, Müslümanlar üzerinde etkili olması için Peygamberimize isnat edilmiş olma ihtimalinin ne derece yüksek olduğu kolayca anlaşılabilir. Ancak bunun ötesinde Kuran’a, Kuran’da savaşma ile ilgili ayetlere bakarak da Peygamberimizin böyle bir sözü söylemiş olduğundan şüphe edebiliriz. Çünkü Kuran’da savaşma hakkı belli şartlara bağlanmıştır ve çıkar amaçlı fetih uygun görülmemiştir.

Bu durumda İstanbul’un fethi ile gururlanmadan, Fatih ile övünmeden önce İstanbul’un fethi Kurani anlamda ne derece meşru ona bakalım.

Kuran’ın savaş ayetleri dikkatlice incelendiğinde Müslümanların ancak kendilerine saldıranlarla savaşabilecekleri anlaşılır.

 

Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılanlara savaşma izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir.
(22 Hac Suresi- 39)

 

Ve eğer antlaşmalardan sonra, yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize hınç besleyip saldırırlarsa, bu durumda küfrün önderleri ile çarpışın. Çünkü onlar, yeminleri olmayan kimselerdir; belki cayarlar.

Yeminlerini bozan, elçiyi yurdundan sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa savaşa başlayan bir topluluk ile savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır.
(9 Tevbe Suresi – 12&13)

 

Oysa uygulamaya baktığımızda Müslüman olmayanlara saldırmak, kafir toprağı ilan edilen yerleri kuşatıp fethetmek sanki İslam dininin bir parçası gibi değerlendirilegelmiştir. Müslüman devletlerin, Osmanlı İmparatorluğu da dahil, yaptıkları fetihler hep bu şekilde değerlendirilmiş, kafirden toprak alıp o toprakları Müslümanlaştırmak İslam’ın bir parçası hatta gereği sayılmıştır.

Halbuki Kuran açıkça belirtir ki “dinde zorlama yoktur” (2 Bakara Suresi -256). Kuran Peygamber’e bile kimse üzerinde baskı kurma yetkisi vermemiştir.

 

Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.
Onlara zor ve baskı kullanacak değilsin.
(88 Gaşiye Suresi– 21&22)

 

Öyleyse İstanbul’un fethini düşünürken, statlarda eğlenceler ile kutlarken bu fethin Kurani anlamda ne derece kabul edilebilir olduğunu bir kez daha düşünmemiz gerekiyor. Eğer gerçekten Kuran’da bahsi geçen şartlar oluşmuşsa o zaman sorun yok ama eğer bu şartlar o zaman İstanbul’da mevcut değildiyse bu durumda bunda kutlanacak bir şey yok sanırım..

 


About the Author
Author

Nazli

Comments (21)
  • Avatar

    ibrahim Jun 1 2012 - 19:20 Reply

    O şartlar oluşmuştur, her zaman vardır o şartlar ve hala da devam etmektedir… Haçlı seferleri ne zaman durmuş ki?

  • Avatar

    burhan Jun 1 2012 - 21:00 Reply

    Yazdığınız yazıda çok haklısınız.Bende her fetih yıldönümünde bu konuyu düşünmüşümdür.Sen kalk birilerinin toprağını işgal et,sonrada sanki Allah sana vekalet vermiş gibi bunu din adına yaptığını söyle.Bahsettiğiniz uydurma hadise gelince,Peygamberimiz 632 yılında vefat etmiştir,Osmanlı devleti 1299 yılında kurulmuştur ve 1453 İstanbul un fethi.Yani Peygamberimizin yaşadığı zamanlarda ne Osmanlının adı vardı nede İstanbul taraflarında Türk ismi.Bunlarıda bir kenara bırakın böyle bir cümle sarfetmek peygamberliğin gereğimidir.Hangi peygamber başka birinin toprağını işgal eden komutan için O NE GÜZEL KOMUTAN der.

  • Avatar

    ugur Jun 1 2012 - 23:00 Reply

    öz eleştiri yapmanı tafsiye ederim bu düşünçelere nasıl sahip olabiliyorsun baktığın pencere ümmetçi görüşümü yoksa tarafsız yanlızca kuran açısındanmı ümmetçi olarak haklısın kuran açısından diyorsan tarihi çok iyi bilmek meleklerin dişimi erkekmi olduğunu tartışan bir toplumla olan ilişki antalya kilisesi roma kilisesi savaşlarında en büyük katliamların yaşandığı toplum haclı severleri fetihten sonra dinine ve ibadetlerine karışılmamış
    FATİH SULTAN MEHMET trakyayı ve yunanistanı fetih etmek için osmanlı ordusuna bizans kıralının yeğenlerini komutan yapmış dirençle karşılaşmamış böyle alim
    akıllı bir padişah bir sever dönüşü edirneye geldiğinde istanbulda veba salgını olur salgın geçene kadar istanbula dönmez öyle bir müslüman torunu kanununi aynı olayda ALLAH istemezse bana kimse bir şey yapamaz deyip kaderçilik anlayışıyla istanbula döner dünya litereteründe çağ değiştiren olay olmuş fetih
    anzaklar çanakkale savaşları sayesinde avustralya devleti kurulmuş millet olmuşlar bırakında fatihle övünelim rambo gibi sanal kahramanlar yerine hakiksine saygı duyalım

    • Avatar

      fatih Feb 24 2013 - 00:05 Reply

      Savaşla fetihle övünen adamın medeniyet gelişiminde bir adım bile ilerlememizi sağlaması mümkün değildir. İstanbulun alınması olayının çağ değiştirdiği safsatasını da ancak ortaokulda sana öğretmiş olabilirler. Çağ açılıp kapandığı falan yok. dünyayı kendi etrafınızda dönüyor görmekten vazgeçmelisiniz.

  • Avatar

    ORHAN Jun 2 2012 - 06:02 Reply

    Süper ötesi, Allah razı olsun, çok beğendim. Her yerde paylaşılması gereken, unutulmaması gereken bir yazı. Nazlı Hanım’ın diğer yazılarını da tavsiye ediyorum.

  • Avatar

    Güray TEKİN Jun 2 2012 - 10:06 Reply

    AYNI FİKİRDEYİM….

  • Avatar

    ferhat Jun 2 2012 - 10:54 Reply

    mukemmel bir yazi…

  • Avatar

    ariamoneva Jun 3 2012 - 19:07 Reply

    Böyle bir yazının yazarı eğer iddiasında samimi ise sadece İstanbulun fethini değil, aynı şekilde Mekkenin fethini ve hayatının 40 gününe bir sefer denk düşen peygamberin tüm hayatını da eleştirmelidir. Dahası kendi dönemlerinde büyük fetihler yapılan, Hz Ebubekir, Hz Osman, ve Hz Ömer de tekfir edilmelidir sizin bakış açınızla. Ve hatta Kur’an’da büyük fetihler yapan Hz Süleyman da bu bağlamda eleştirilmelidir. Ve onu öven Rahmanda bu düşünceye göre zalim oluyor haşa. Size önerim Kur’an’da ki Süleyman ve Sebe melikesinin kıssasını dikkatli bir gözlemle okumanızdır. Selametle…

  • Avatar

    ORHAN Jun 5 2012 - 20:40 Reply

    Sevgili ariamoneva, yazının yazarı bence senden çok çok daha samimi. Çünkü söyledikleri Kuran ayetlerine dayanıyor. Ya seninkiler neye dayanıyor? Peygamberin 40 günde bir sefer yaptığını da kim söylüyor, Kuran mı? Asla, bu tarz abartılı şeyleri sadece uydurma hadislerde görebilirsiniz. Mekke’den çıkarılmak zorunda bırakılmış Mekkeli Müslümanların memleketlerine geri dönüşü ile birtakım padişahların birtakım yerlere seferler düzenleyip onların toprağını kendi topraklarına katmalarını bir mi tutuyorsunuz? Bence siz de Süleyman ve Saba melikesi kıssasını tekrar okuyun, hatta tüm Kuran’ı tekrar tekrar okuyun, olmadı bir daha okuyun, anlayana kadar okuyun. Kuran’a göre cihat nedir ne değildir tekrar bir düşünün. Şu yardımcı olabilir belki:

    http://www.youtube.com/watch?v=yv11MZhexnk

  • Avatar

    ariamoneva Jun 7 2012 - 15:28 Reply

    Değerli Orhan kardeşim, her ne kadar sert ve kırıcı bir edayla da olsa itiraz etmişsiniz tabiki de bu sizin görüşünüz. Bahsettiğiniz video’yu izledim. Teşekkür ederim Caner Taslaman gibi birisini tanımama vesile oldunuz. Video’nun tamamına katılıyorum. Bu arada yukarıdaki yazıyı eleştirdiğim için niçin beni karşıt kutba koyuyorsunuz anlamadım? Biz de tabiki El Kaide veya Talibanın cihad mantığına sahip değiliz ve hatta bizim mantığımız toprak fethi değil yürek fethidir. Ayrıca İstanbulun fetih hadisi iki kaynakta geçer. İmam Suyutinin Camius Sağır ve Ahmet b Hanbel’in Müsned’inde. Fetihle ilgili bende bir bağlantı koyuyorum, izlerseniz memnun olurum: http://www.youtube.com/watch?v=L0RhNhdiJJ4
    Bu arada Kur’an okuyun! tavsiyesinde bulunmuşsunuz. Sağolun teşekkür ederim. Ama biz zaten okuyoruz ve ancak onu okuyarak var olabileceğimizi biliyoruz. Ve yine biliyoruz ki eğer biz onu okumazsak Rahman bizim canımıza okur. Selametle…

  • Avatar

    ORHAN Jun 8 2012 - 15:22 Reply

    şu sayfadan hadisler hakkında geniş çaplı bilgi alınabilir:
    http://www.kurandakidin.com/category/hadisuydurmaciligi/

    Birtakım hadisler Kuran’la uyuşsa dahi onları Peygamberin söylediğinden emin olamayız. Bütün hadisler şüphelidir. Bize düşen dini uydurma hadislerden kurtarıp sadece ve sadece Kuran demektir.

  • Avatar

    nazan Jun 8 2012 - 20:29 Reply

    çok harika bir yazı olmuş.savaşları meşrun kılmak isterken allah resulüne yalan isant etmek çok utanç vericidir.emeğinize sağlık…

  • Avatar

    Mustafa Candaz May 8 2014 - 10:47 Reply

    Ben bu yazıda bazı cümleleri doğru bulmuyorum. İlayı Kelimetullah diye de bi gerçek var. Allah’ın ismini yüceltmek ve Peygamberimizin ismini güneşin doğup battığı her yere ulaştırmak diye farzlar üstü farz bir görevimiz var. Dünün şartlarında kılıç kalkan ile idi. Ama şimdi kalemle, ilimle, fen ile.

  • Avatar

    B.Bilal May 29 2014 - 09:42 Reply

    İstanbul 1453 fetihtir, gönüllerin fethidir.
    Sivil halkın burnu dahi kanamamıştır.
    Bizans ordusu yenilgiye uğratılmıştır.
    Siviller Osmanlı kavuğunu istemiş, Bizans ordusuna destek vermemişlerdir.
    Bizans yönetimi zalimleşmiş, kendi halkını kaybetmiştir.
    Tıpkı yüzyıllar sonra Osmanlı’nın zalimleşmesi gibi.
    Bizler de bugün taliban zihniyetini görmektense, AB’ye girmeyi tercih ediyoruz.
    Aksini iddia eden belge getirsin fikrimizi değiştirelim.
    ABD Irak’ı fethetmemiş, işgal etmiş, sivil katliamı yapmıştır.

  • Avatar

    serdar cengizhan May 30 2014 - 07:20 Reply

    Peygamber efendimiz ve dört büyük halife zamanında savaşlar orada bulunan müslüman halkına eziyeti,zulmü ve katliamı engellemek adına yapılmıştır,işgal amaçlı değildir..yazar arkadaşın söylediklerine katılıyorum,ayrıca orhan bey’in görüşlerinede..ancak istanbul’un fethinin o dönemde yine gelişebilecek haçlı seferlerinin engellenmesi veya istanbulda bulunan bizans imparatorluğunun çevre bölgelerde bulunan müslüman osmanlı tebaasına eziyet ve zulümlerini engellemek maksatlı,sorunu tamamen kökünden bertaraf etmek amaçlı olduğu yönünde kanaatim var,mamafi bunlar yazarın bahsettiği üzere sadece toprak elde etmek,işgal etmek veya devleti büyütmek amaçlı ise,tek kaynağımız kur’an-kerim’i baz alarak bunun tamamen yanlış ve islam dışı bir uygulama olduğunu söyleyebiliriz..ancak o dönemin siyasi tarihini iyi bilen bir tarihci tarafından bu fethin ayrıntıları konuşulmalı,yoksa bizler gibi şunun bunun kitabından okuduğumuz yanlı tarih kitablarıyla tarihe mal olmuş büyük türk komutanları bu kadar acımasızca eleştirilmeli..nasıl ki bu platformda bizler ortak görüş olarak hiçbir hadise itibar etmiyorsak,resmi belgesi olmadan tarih kitabı yazanların da aynı şeki,lde kendi fikirleri doğrultusunda tarihi yazdıklarını unutmamalıyız..her dönem ancak kendi döneminin siyasi ve politik gerçeklerine göre değerlendirilebilir,bugünün gerçeklerine göre değil..saygılarımla..

  • Avatar

    Salih May 30 2014 - 10:06 Reply

    Merhaba..

    Dar-ı harp anlayışı Emevi mirasıdır..
    Emeviler, İstanbul’u bir kaç kez kuşatmıştır. Hz. Peygamberin söz konusu hadisi de o dönemde uydurulmuştur. Amaç: Yapılanı dinen meşrulaştırmak ve ümmeti dolduruşa getirmektir…
    İslam’da zorlama, baskı yoktur. Hz. peygamberimiz bir çok ülkenin liderine mektup yazarak onları İslam’a davet etmiştir. Davetine olumlu cevap vermeyen ükelere; mümin olmayanlara savaş açmamıştır. Hiç kimseye “ya Müslüman olup, bana biat edin ya da gelirim sizin canınızı alırım, mallarınızı talan ederim, ülkenizi yakar, yıkarım, sizi kendime kul, köle yaparım” dememiştir.
    Yani, “Ya benden olursun ya da seni bertaraf ederim” dememiştir.

    Savaşla, korkutarak, zorla, baskıyla kabul ettirme; İslam’ı yayma metodlarından değildir.
    Ancak, İslam dünyasında Emevi’lerle başlayıp, Osmanlı yıkılana kadar devam eden süreçte biat etmeyen-İslam’ı kabul etmeyen ülkeler dar-ı harp yani savaş ülkesi, kafir ülke ilan edilmiştir.
    Kafir ilan edilen ülkelerin hükümdarları-yöneticileri, halkı da kafir ilan edilmiştir. Bu ülkelere İslam’ı yayma görüntüsü altında ama aslında emperyalist, yayılmacı anlayışla ganimet için; saltanatları, hükümdarlıkları, güçlendirmek, zenginleştirmek için seferler düzenlenmiştir.

    Kafirlerin veya bazı mezhep mensuplarının katli vaciptir hükmü tamamen İslam dışıdır. Emeviler kendi din anlayışlarına uymayan, biat etmeyen, kendilerinin kulu, kölesi olmayı reddeden milletleri kafir ilan edip, onları katletmeyi hak sayan, vahşi anlayışı İslam’a sokmuştur. Bu çarpık anlayışı İslam fıkhına sokarak kalıcı olmasını sağlayan kişi ise, imam Şafi’dir.

    Osmanlı’nın üç kıtaya hakim olmasıyla övünenler Kur’an ışığında bu düşüncelerini gözden geçirmelidirler. Osmanlı’nın İslam’ı yayma bahanesiyle, ama aslında toprak, ganimet, servet elde etme amacıyla yaptığı savaşlar ve sebep olduğu acılar, ölümler Kur’an’dan onay almaz. İnsanların topraklarını işgal etmek, evlerini, mallarını yağmalamak, onları öldürmek veya köleleştirmek bir övünç vesilesi olmamalıdır.

    Emperyalist amaçlarla Emeviler’in gittiği Endülüs topraklarında ve Osmanlı’nın gittiği Batı Trakya topraklarında bir çok savaşlar, acılar yaşanmıştır. Eninde sonunda o topraklar terk edilip geri dönülmüştür. Diğer taraftan İslam’ı sevdirmek ve yaymak üzere; barış ve esenlik için gayret gösterenler, İslam’ı gittikleri yerlere götürenler başarılı olmuşlardır.
    Habeşistan (Etyopya, Sudan) ve Türkistan bölgesi halen İslam’dır.
    Özetlemek gerekirse: İslam sadece savunma savaşına onay verir. Saldırı olmazsa savunma yapmaya, savunma savaşına da gerek kalmaz. Yani aslında İslam hiç savaş olmamasını ister.
    İslam: Barış, esenlik ister; güven, huzur içinde, özgürce yaşayan toplum ister.

    Günümüzün Emevi şeriatı takipçileri; orta çağ kalıntısı, Osmanlı artıkları dinci, siyasal İslamcı guruplar da kendilerine biat etmeyenleri, muhalefet edenleri adeta kafir ilan ederek onları katletmeyi; zulmetmeyi, hapsetmeyi hak saymaktalar. “Laiklik dinsizliktir” diyerek laikleri kafir; laik anlayışı benimsemiş ülkeleri kafir devlet ilan etmekteler. Laik devletin bütün değerlerini, birikimlerini, talan etmeyi hak görmekteler..

    Zekariya Beyaz, “Türkiye’de Örtü Savaş” adlı kitabında dar-ı harpçi siyasal İslamcıları bakın nasıl anlatıyor.

    “Türkiyede uzun zamandan beri takiyyeci örtülü savaş, dar-ı harpçi şeriat cihadı yapılmaktadır.
    Bu örtülü savaşı yapanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kafir yani gavur devleti olarak görüyorlar.
    O devletin vatandaşları olan Müslüman Türk milletini’de kafir sayıyorlar.
    (Bunlar Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ü de kafir sayarlar.)
    Her biri yorum olan şeriat hükümlerine göre gavur saydıkları devlete ve millete karşı dar-ı harpçi bir savaş yürütüyorlar. Bunlar düşman gördükleri devletin ve milletin mallarını hile ve yolsuzlukla çalmayı helal, hatta sevap sayıyorlar. Çünkü o malları savaş ganimeti olarak görüyorlar…
    Takiyyeci örtülü savaşçılar ayni zamanda işbirlikçidirler. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı gayrimüslümlerle Hıristiyan milletlerle gizli işbirliği yaparlar. Onlara türlü imkanlar sağlarlar.
    Dar-ı harpçilerin bütün iddia ve eylemleri İslam ve insanlık dışıdır!
    Onlar sadece menfaatlerine ve nefsaniyetlerine uygun hale getirilmiş sapkın şeriat ve fıkıh yorumlarına tutunmaktadırlar…..”

    Şimdi; yağmanın, talanın, yalanın nasıl bu kadar pervasızca, pişkinlikle yapılabildiği ve Ataürk’ün mirasına sahip çıkanların nasıl acımasızca, vahşice katledildikleri sanırım daha iyi anlaşılmıştır…

    Saygılar..

  • Avatar

    Aykut Jan 29 2015 - 02:19 Reply

    Osmanlı Devletinin aldigi topraklarda hristiyanlara zorla musluman olmalari konusunda bir zorlama olmamistir! İddia edende kanıt sunacak! Musluman olarak haksizliga, zulme ugrayana yardim etmek en buyuk gorevlerimizden birisidir. Hristiyan, Yahudi olmasinin bir onemi yok. Muslumanlik kavramini iyi bir sekilde idrak edebilirseniz sorunun cevabini bulursunuz. İsgal farklidir. Osmanli zorla kimseden toprak almadi. Aldigi topraklarida kendi cikarlari icin kullanmadi. Fatih icin soylenen sozleri idrak edememek daha dogrusu idrak etmemek istemek herlhalde baska sebepleri vardir. Aramizdaki Bizanslilara dikkat ;)

  • Avatar

    bırakın bu işleri May 31 2015 - 00:41 Reply

    Fetih kuranda yok madem.Sana ve müslümanlarla savaşanlarla savaş diyorsa gidip. Ülke fetih edemezsin.Fetih edildi islam dına denen her toprak işgal edilmiş demektir.Hz. Peygamber Efendimizden sonra gelenlerinde..Düzgün i şekilde o ülkelere girip islamı götürdüğüne inanan arkadaşlara şunu diyim bugün işid de islamcıyım diyor..Ganimet için ülkeleri yok edip köleler edinip insanları katletmişler bunun aksini idda edersekte şu ortaya çıkar.Her hükümdar ve askerleri peygamberimiz kadar sabırlı bilgili ilimli olmalı ki hiç limseye zulum etmemiş olsunlar..İmkansız…

  • Avatar

    Osmanlı torunu Apr 18 2016 - 10:10 Reply

    Arkadaşlar ne kadar boş kelimeler sarfetmişsiniz, şanlı şerefli tarihimiz hakkında ne kadar da yanlış bilgilerle donatılmışsınız, nedir bu kendini bilmezliğiniz. “Sebe’ Sûresinin 15. Âyet-i Kerîmesindeki “Beldetün Tayyibetün” güzel belde, nazm-ı Celîlinden murad İstanbul olup, ebced hesabı ile İstanbul’un fethine tarih düşülmüştür. Hicrî 20 Cemâziyelevvel 857, Miladî 29 Mayıs 1453. İman edenler için bu yeterli olur sanıyorum. Diğerlerine gelirsek; neye hizmet ediyorsunuz bunun bilincine varın. Şanlı şerefli tarihimizi lekelemeye çalışmakla belki içimizden bu zulme razı gelen ebu cehil ruhlu, ebrehe ruhlu bir kaç yandaş bulabilirsiniz lakin; bu durum sonucu değiştirmeyecek. Bu davanın savunucuları olan biz, asla bitip tükenmeyeceğiz. Şanlı tarihimize el sürdürtmedik, sürdürtmeyiz, dil uzattırmadık uzattırmayız. Bedirde olsun hendek’te olsun, mekkede hudeybiye anlatmaşını bozmanızla olsun, altmış bin kişilik fil ordularıyla olsun, malazgirtte olsun çanakkalede olsun karşımıza dikildiniz, cevabınızı çokta güzel aldınız, ve tekrar tekrar denemektesiniz, biz de tekrar tekrar cevabınızı vermeye devam edeceğiz.. Lakin şunu asla unutmayın; Allah bizimledir..

  • Avatar

    Pinar_Evrende May 2 2016 - 17:00 Reply

    Osmanlı Torunu Zat’ın ilk cümlesi: Arkadaşlar ne kadar boş kelimeler sarfetmişsiniz, şanlı şerefli tarihimiz hakkında ne kadar da yanlış bilgilerle donatılmışsınız, nedir bu kendini bilmezliğiniz.

    1. boş kelimeler dediğiniz ayetlerdir ve Kuran’a göre ancak savunma savaşına izin verilmiştir. Bir savaşı EĞER, çok ilim sahibi bir insan haksız yere yaparsa, bir sürü insanın haksız yere ölümüne sebep olursa, çooook büyük bir günah işlemiş, ve yoldan sapmış olur. Tarihteki hiçbir savaş, sırf başlatan müslüman diye, kuran’a göre aklanmıyor kusura bakmayın.

    2. Sizin karşınıza dikilen yok gördüğünüz gibi.
    Zaten gerçek müminler durup dururken kimsenin karşısına dikilip bozgunculuk yapmaz, siz bozgun yapmadığınız müddetçe.

    3. şanlı şerefli tarihinizden bazı şeyler Kuran’a ve İslam’a ters ise, o tarihten doğru olan şeyleri kendinize örnek alıp, hatalı/günah olan şeylerden şeref aramayın. Şanı Şerefi Allah’ın gösterdiği düstura uygun yaşayarak arayın.

    kimseye de saçma sapan ithamlar yapıp düşman gibi karşınıza alacağınıza, ilmini inceleyin, nasiplenmeye çalışın. Biz ebced hesabı, delilsiz rivayet kaynakları ile değil, KESİN DELİL olan KURAN AYETLERİ VE DE PEYGAMBERİN GERÇEK SÜNNETİ OLAN (SÜNNETULLAH) İLE YANİ KURAN AYETLERİ İLE HAREKET EDERİZ.

    Kimse bu yazıda, türk tarihinin bütün savaşları Kuran’a terstir demediği gibi, elbette her kavmin günahkar davranışı olabileceğini aklınızda tutup, mensup olduğunuz milletle boş yere kibre sapmayın!

    İBRAHİMİN MİLLETİNİN TORUNU

  • Avatar

    Baran DOĞAN May 30 2016 - 03:22 Reply

    Çok saçma bir görüş.Destek verenler de neye destek verdiğini anlamamış sanırım.
    1)Türklerin işi zaten din ile alakalı değildi.Maksat yeni topraklara göç edip Asya’nın küçük ovaların dan ayrılmaktı.
    2)Türkler’in hedefi Mısır’ın verimli topraklarıydı.Amaç Mısır’a hakim olmaktı.Lakin Ortada bir İslam devleti olan Abbasiler vardı.Dünya coğrafyasın da topraklarını kaybetmeye başlamış,gerilemeye başlamış bir devletti.Yani ortada bir savaş vardı.Türkler buna kayıtsız kalamayacaktı.Bu yüzden Arap topraklarını fetih etmek yerine,İran’dan Hatay’a,daha sonra da Doğru Roma(Bizans) topraklarına yöneldiler.

    Şimdi konumuza gelelim;
    Eğer ki Türkler olmasaydı,İslam bugünkü kadar yaygın olabilmesi çok düşük bir ihtimaldir. Gerileyen İslam,Türklerin gölgesin de yeşermiştir.Bunun aksini de iddia eden varsa Tarihi bilmiyor demektir.
    Türklerin İslam’ı tekrar yüceltmesiyle beraber,1096’dan itibaren Haçlı Seferleri başlamıştır.Bu da Avrupa tarafından Müslüman olan Türklere bir baş kaldırıdır. Tüm Avrupa devleti bu haçlı ordusuna en az 1 asker katmış durumdadır. Bu şu demektir:Sana her Avrupa devletin den en az bir askeri kuvvet gelmiştir,o halde sende o askerlere karşı savaş yapabilirsin.Bu da Kuran’da caizdir.Türkler Kuran’da geçmektedir zaten.

    1)Kesin olmamakla beraber Zülkarneyn Türklere işarettir.
    2)“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.”(Maide-54)
    Gerilemeye başlayan İslam’ın yeniden doğuşuna işarettir.Ve bunu da Türkler yapmıştır.Hem de aynı zamanda cihad yapılmıştır.
    Bakın sizin için sure’de ne diyor.”kınayıcıdan korkmazlar.”
    Yani gereksiz diye kınamanın manası yok.Neyin ne olduğu açıktır.

Leave a reply

Name (required)

Website