İnkar Eden İyiler ve İnanan Kötüler

 

Geçmişte uzun zamanlar boyunca aklıma takılan iki soru olmuştu; hayatı boyunca çevresine, insanlara büyük iyilikler yapmış olan, başka insanlar ve onların yaşam hakkı için kendi kazançlarından bile fedakarlık gösterenler Allah (cc)’ı inkar ettikleri için azaba mı uğrayacaklar ? Onların yaptıkları boşa mı gidecek ? Peki ya hayatı kendi menfaatleri uğruna yaşamakla geçmiş, kendisinden başka kimseye yararları dokunmamış insanlar sırf Allah (cc)’ın varlığına inandıkları için mükafatlandırılacaklar mı ? Bu iki örnek Allah (cc)’ın insanların bize anlattığı adaletine sığıyor mu ? Aklıma takılan bu gibi sorularda inkar yolunu seçmiş olanların aksine her zaman Allah’a (cc) yöneldim. Belki de insanların kalplerinin mühürlenmesi, gözlerine perde çekilmesi açıklaması buradan kaynaklanıyor. Her insan hayatı boyunca birtakım şüphelere düşmüş olabilir. Oysa henüz kendisini bile anlayamamış olan insanoğlu yaratıcının bir söylemini beğenmedi diye hemen onu inkar edebilir mi ? Onun yanlışlığına kendi algısıyla kesin bir biçimde karar verebilir mi ? İşte kibrin en büyük hata olması da sanırım buradan kaynaklanıyor. Ben bu sorularla boğuşurken her defasında Allah’ı (cc) inkar yoluna gitmektense ona yöneldim. Çünkü Alim olan Allah(cc)’tı. Elbetteki benim yaşamımı algılarım şekillendiriyordu ve benim bilmediğim ama onun bildiği bir çok şey vardı. O’na doğru olan her yönelişim beni tekrar bir şekilde doğruya ulaştırdı. O beni hiç yalnız bırakmadı. Belki de İslam’ın teslimiyeti de buradan geliyordur. Hem aklı kullanmanın hem de teslim olmanın emredilişi buradan kaynaklanıyordur.

 

Allah (cc)’ın sözleri olan Kur’an’ı okuyup, O’nun emri olan namaza ”hakkıyla” başladığımda aklıma takılan bu sorularında cevabını buldum. Rahman beni yine yalnız bırakmadı. Kendimce bu soruların cevabını şöyle veriyorum: Bir insan düşünün, hayatı boyunca hep takdir edilen davranışlarda bulunmuş, insanlara olan davranışlarıyla onların sevgisini kazanmış olsun. Bu insanın daha kendi ayakları üzerinde durmaya başladığı ilk anda, ilk fırsatta anne ve babasını reddettiğini düşünün. O anne ve baba ki Allah(cc)’ın hikmetiyle o insanın yaşama gelmesinde vesile oldular. O insan doğmadan önce kendi isteklerine göre yaşayabiliyorlar, istedikleri zaman uyuyup, istediklerinde kalkabiliyorlar, günlük programlarını kendi ihtiyaçlarına göre yapabiliyorlardı. Oysa o doğduktan sonra bütün yaşamlarını ona göre programlamaya başladılar. O insanı karşılık beklemeden seven yalnızca ama yalnızca onlar oldular. Yaşamlarının büyük bölümünü o insan için feda ettiler. Ve o insan daha bulduğu ilk fırsatta onları reddetti, onları yok saydı. Anne ve babasının kendisi için yaptığı her şeyi bir kenara koydu.

 

Bu anne ve babanın vadedilmiş bir miraslarının olduğunu düşünün. Bu anne ve babayı -yaptığı diğer tüm iyi davranışlara rağmen- o çocuğu vadedilmiş mirastan mahrum bıraktıkları için kim suçlayabilir ? Çocuk yaptığı tüm iyiliklere rağmen, kendisini dünyaya getirmiş olan ve böylece o iyiliklere de vesile olan ailesini inkar etmesiyle, diğer tüm iyiliklerini boşa çıkaracak hatayı yapmış olmuyor mu ? Bu örnek ilk soru için yerinde bir benzetme olur. Üstelik bu örnek Allah(cc) ile kul arasındaki ilişkiyi tam olarak karşılayamaz bile. Çünkü aslında o çocukta sırf dünyaya gelişiyle bile ailesine büyük bir mutluluk vermiştir. Hatta belki birçok defa onları onurlandırmıştır. Yani çocuğunda anne ve babaya verdiği bir şeyler vardır. Oysa kulun Allah (cc)’a verdiği hiçbir şey yoktur. Bizler Allah (cc)’a kendimizden hiçbir şey katamayız. O zaten eksiksizdir. Biz ancak ona ibadet eder ve O’na Subhanallah diyerek O’nu noksan sıfatlardan münezzeh biliriz.

 

İşte bu nedenledir ki, bizi yaratan, bizi yaşatan, bize farkına vardığımız veya varamadığımız nice nimetler veren Allah(cc)’ı inkar etmek diğer yaptığımız her şeyi boşa çıkarır. Üstelik Allah (cc) bize öncesinde uyarıyı da Kur’an’ı Kerim ile yapmıştır:

 

Maide Suresi,
5. Ayet
”….Her kim inanmayı kabul etmezse, onun ameli boşa gitmiştir. O, ahirette de ziyana uğrayanlardandır.”



Diğer soru ise inanıyor olmalarına rağmen birçok kötülük yapanların mükafatlandırılacağı durumu. Bu soruya kendimce cevabı bulduğum vakit ise namaza ”hakkıyla” başladığım vakitlere denk gelir. İnanıyorumki, Allah(cc)’a inanan onun emirlerini layıkıyla yerine getiren birinin zaten kötülük yapmasına imkan yoktur. Peki, sürekli namazını kılıyor, ibadetlerini yapıyor olmasına rağmen bu kötülükleri yapanlar yok mu ? Elbette var ve çok fazlalar. Fakat Allah(cc) bize bu durumu da haber vermiş, uyarmıştır:

 

Maun Suresi,
4-7. Ayetler
”Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, namazlarını önemsemezler. Onlar ki gösteriş yaparlar. İyilik yapmaya engel olurlar.”


Namaz, gerçekten de ibadetlerin en önemlilerinden biri, insan üzerinde değişik bir etkisi var. Namazı Allah(cc)’ın istediği şekilde ”hakkıyla” kıldığınız zamansa sizi kötülüklerden alıkoyan bir tesiri oluyor.

 

Şunun farkına varmak lazım ki namaz kardiyovasküler bir egzersiz değildir. Namaz kılarken ne okuduğumuzu, ne yaptığımızı bilmemek onu etkisizleştirir. Bu nedenle ki namazı hakkıyla kılmak, okuduklarını bilerek kılmak insanı kötülüklerden alıkoyar. Çünkü Allah (cc)’ın tek emri ibadetler değildir. Yüce Allah bizlere bana ibadet edin, gerisi size kalmış demiyor. Kur’an zaten başlı başına bir ahlak, bir iyilik turnusolüdür. Her şey ona uygun olmak ya da olmamakla ölçülür.  Bu nedenle ki Hz Aişe (ra), Resulullah (as) için ”Onun ahlakı Kur’an ahlakıdır.” demiştir.

 

Allah (cc) inanmayı yalnızca dilinizle değil, kalbinizle de yapın der. Kalbiyle Kur’an’a uyan birinden kötülük beklenemez. İnsanın yalnızca diliyle inanıp, ibadet edip, başka şeylere hassasiyet göstermemesi Maun suresinde anlatılan ”gösterişe” işarettir. Ve onlarda tıpkı ilk sorunun muhattabı gibi yaptıkları boşa gidenlerdir. Üstelik yine Allah (cc) bizi, bize gönderdiği rehberle uyarır:

 

Ankebut Suresi,
2. Ayet
”İnsanlar sadece inandık deyip de, imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı hesap ediyorlar ?”

 

http://metamorfoz1.blogspot.com/2012/10/inkar-eden-iyiler-ve-inanan-kotuler.html

 


About the Author
Author

bbattal

Comments (4)
  • Avatar

    ugur Oct 9 2012 - 12:28 Reply

    selam bu soruları çok kimseden duyuyoruz .Kimisi çennette yer kalmaz korkusuyla
    ALLAHA inanmayıp iyi işlerde bulunanları cennete gitmesini istemiyor sanki.Bençe bir sürü soru varken bu zurnanın son deliği gibi hiç bir işe yaramayan bir sorudur .ALLAH gerçekleri bilendir kul ise zan üzeridir gerçekleri bilmeden zan üzere yargılıyorsunuz ALLAH gerçekleri bilerek yargılıyaçak ALLAHA teslim olalım kuran ayetlerinde doğru yola iletme yanlız rabbimin elindedir peygamberlere bile bu görev verilmedi .ALLAHA adaletsizlik yapmaz gerçekleri bir tek o bilir istediğini doğru yola iletir.kimsenin içini bilemeyiz her kim ne yaparsa kendine yapar
    ALLAHI kandıramaz kendini kandırır İnsanlara iğne uçu kadarda olsa haksızlık yapılmayaçaktır
    kendimizi kurtarmaya bakalım isteyen cenneti secsin isteyen cehennemi başka yol yok.

  • Avatar

    bbattal Oct 9 2012 - 20:43 Reply

    Haklısın hocam, cennetteki yan arsayı kaptırmamak için yazdım bu yazıyı. Rahatladıysan gidebilirsin.

  • Avatar

    burhan Oct 24 2012 - 20:56 Reply

    Yazınızın başında belirttiğiniz,hayatı kendi menfaatları uğruna yaşamakla geçmiş ve kendisinden başka kimseye faydası dokunmayan fakat Allah a inandığını söyleyen kişiler sahiden Allah a inanmış mı oluyor acaba.Çevresine faydalı olan ve kazancından ihtiyaç sahiplerine harcayan her ne kadar da Allah a inanmadığını söylesede onların inanmadığını söylediği Allah menfaatler uğruna sahiplenilen Allah olmadığı için bazılarına Allahsız gibi gözükürler.Uğur beye verdiğiniz cevaptan banada verirseniz sayenizde bende rahatlarım.

  • Avatar

    Okan Dec 29 2012 - 10:11 Reply

    Ben bu görüşe katılmıyorum.Kuran herşeyden önce kendisine ulaşan kimseleri uyarması içindir.Kendisine ulaşmayan kimseler için birşey söylemek çok doğru değil.Şunu da unutmayalım ki Allah dileseydi hepimizi tek bir toplum kılardı,yani ortada ne Hristiyan,ne Yahudi,ne Hindu v.b olurdu. Ayrıca kafir/müşrik/münafık tanımlamalarını dikkatlice okuyup bu insanların ortak özelliklerinin Allah’a inanmamak değil kötülük üzerine ortak olduklarını fark edebilirsiniz.Maide 5’te bahsedilen kişiler de bu kafirlerdendir.Ayrıca bu kişiler Allah’ı değil peygamberimizin mesajını(Kuran’da tasvir edilen Rabbi’mizi ve ahireti yalanlıyorlar) yalanlıyorlar ve kötülüklerine devam ediyorlar.Ayrıca ateistlerin çokca değindiği peygamberimizin ve onun kavminin Kuran’dan sorumlu tutulacağını belirten ayet de çok güzel bir anlam içeriyor aslında.Buradan belki de şu mesajı çıkarabiliriz,peygamberimiz zamanında inen Kuran bizler için bir uyarıcı olarak bugünlere gelmiştir.Biz Allah’a inanıp salih amellerle ömrümüzü tüketerek geçirmeyliyiz,diğer grup olan Allah’ı ve ahireti inkar edip ömrünü kötülüklerle dolduran insan seviyesinden uzaklaşmalıyız.Bu sebeple tek bir ayete bakarak yorum yapmamalıyız,tevekkülün anlamını iyi bilerek kimin cennetlik kimin cehennemlik olacağının bilgisinin Allah’a ait olduğunu bilerek güzel işlerimize devam etmeliyiz.Zira Allah kimseye haksızlık yapmayacaktır…

Leave a reply

Name (required)

Website