Bu Eski Kitaptan Ne Öğreneceğim?

Bu soru bana sevdiğim bir arkadaşımın annesi tarafından yöneltildiğinde, ona bir arkadaşa yanıt verir gibi yanıtlayamamıştım. İnsanların yaşı ve hayat tecrübeleri ne miktarda olursa olsun, inkâr için inatla sebep arama hastalığının tek tedavisi var, önyargıları bir kenara bırakmak.

Siz de arkadaş çevresinde, inanan birisine “600 senesinin kitabı, artık aradan kaç yıl geçti, ben bu kitaptan, yahudileri anlatan sayfalarca kesitlerden ne öğreneceğim?”  diyerek çağdaş göründüğünü düşünen kimselere denk geldiniz mi? Bu “çağdaş” kimselerin aynı tarihsel “hassasiyeti” Nasrettin Hoca fıkralarına, eski yunan filozoflarından alıntılanan öğütlere, padişah/kral/hükümdar sözlerine, Montaigne’in Denemeler`ine gösterdiklerini gördünüz mü? Siz hiç hipokrat yeminine “eski bu, bundan ne öğreneceğim?” diyen doktora denk geldiniz mi?

“Eski bir Çin atasözü”, Kızılderili deyişleri, Buda’nın Konfüçyüs’ün sözleri kıymetli iken, neden konu bizim Kuran’ımız olunca kitabın 1400 yaşında oluşu, bir yanlışlık belirtisi gibi gösterilir? Bir kitap ne kadar gençse o kadar doğrudur iddiasını her zaman değil, ancak konu din olunca sahiplenen bu kişilerin tutarsızlığını görmek hiç zaman almamaktadır.

Tüm varlıkları olduğu gibi insanı da yaratan Allah, Kuran’da insanlığa varolduğu süre boyunca rehberlik edecek öğütler vermiştir. Yahudilerin kesitlerinde Allah kimi zaman onların yaptığı hataları, kimi zaman mükafatlandırılacak iyi davranışlarını anlatır. Efendimiz sayısız yerde bize eşyalarımızdan yoksullarla paylaşmayı, yetim ve dullara yardım etmeyi, aklımızı işletmeyi öğütler. Eski olmakla itham edilen kitabımızın şu ayetleri bu “modern” zamanda uygulanıyor olsaydı, dünya sizce nasıl bir yer olurdu?

Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun. Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde, nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eğer dilinizi eğip büker yahut çekimser kalırsanız, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır. Nisa – 135

İnananlar! ALLAH için adaleti gözeterek tanıklık edin. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın. Adaletli davranmak daha erdemlidir. ALLAH’ı dinleyin. ALLAH yaptıklarınızı haber alır. Maide – 8

Bunun için İsrail oğullarına şunu yazdık: Kim, cinayet işlememiş veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir kişiyi öldürürse tüm insanları öldürmüş gibidir. Kim de o canı yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur. (…) Maide – 32

Herkesin bir yönü vardır, ona döner. O halde hayırlarda yarışın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya getirecektir. Allah herşeye güç yetirendir. Bakara – 148

 

Buna benzer ayetler çoğaltılabilir, hem de çok çoğaltılabilir.

1850 yıllarında hücre basit bir silikon topu sanılıyordu, 2012’de şimdi bambaşka ve kompleks bir yapı olduğunu biliyoruz, yani bilgi eskidi. 1900’ün başlarında bile evrenin sonsuz olduğu düşünülüyordu, şimdi bir başlangıcı olduğunu biliyoruz, bu bilgi de eskidi. Zamanı geçince, daha doğrusu bulununca eskiyen bu bilimsel öğretilerle Kuran arasında kurulan haksız analoji, Kuran’ın özelliği gereği tamamen geçersizdir. Kuran 600 senesinin bilimsel bilgilerine değil, Kainatın yaratıcısının sonsuz bilgisi sayesinde doğruluğunu bugün anlayabildiğimiz sayısız bilimsel tespitlere sahiptir. Kuran’ın özünde yapmaya çalıştığı şey ise elbette bir bilim kitabı olmak değil, insanları bilim dahil her türlü hayırlı işe yönelten bir hayat rehberi olmaktır.

Çocuklarına yalan söylemenin yanlış olduğunu anlatmak için “yalancı çoban” hikayesini anlatan, Anne baba sözü dinlemeleri için “Hansel Gratel” ile yetiştiren insanların; Rabbimiz bazı öğütleri eski kavimleri anlatarak verdiğinde kitabımızı “eski” diye etiketlemeye çalışması en hafif ifadeyle komiktir. Bu kişiler acaba çocuklarına yüzlerce yıl yaşındaki hikayeleri anlatırken neden bunların eski olmasından rahatsız olmazlar? Cevap bellidir, çünkü bu hikayelerin öğütleri günümüzde de geçerli.

Rabbimiz bizi canlarımızla ve mallarımızla imtihan edeceğini söylüyor, dünyada çekici kılınan varlıklar olduğunu, buna rağmen eşyalarımızdan infak etmemizi öğütlüyor, acaba bu öğütlerin hangisinin günümüzde değeri azalmış, etkisi gereksizleşmiştir ?

2013 model din kitabı özleyen bu kesim, eğer bir gün bizi savaşın olmadığı, fakirliğin ortadan kalktığı, kötü söz söylenmeyen, aklın hakettiği değeri gördüğü, kan akmayan, zulüm olmayan bir dünyaya kavuşturabilirlerse, o zaman “eski” dedikleri ayetlerimize ihtiyaç duymamalarını belki anlayışla karşılarız. Ancak günümüz dünyasında, inkârda ne kadar inat edersek edelim, 2013 senesinin 7 milyar insanının en çok ihtiyaç duyduğu çare Allah’ın ayetleridir, onun emrettiği yaşam şeklidir.


About the Author
Author

A.C.

Comments (1)
  • Avatar

    Vildan Jan 30 2013 - 13:40 Reply

    Merhaba,

    Dinin, Kur’an’ın amacı; inançlı, ahlaklı, erdemli, akleden, çalışan, üreten, adil bireylerden oluşan toplum oluşturmaktır. Kur’an’ın muhkem hükümleri; emir ve yasakları hep bu amaca matuftur.
    Muamelat denilen yaşamın pratik alanıyla ilgili hükümle ise, yoruma, içtihada açıktır. Bu anlamda Kur’an bütün zamanların en hermeneutik kitabıdır.
    İşte böyle olduğu içindir ki, Kur’an zaman ve mekan üstüdür, evrenseldir.
    Kur’an hükümleri akılla yoğurularak anlaşılmaya çalışılırsa dünya varoldukça insanlara ışık ve klavuz olacaktır.

    Büyük din alimi Hüseyin Atay’a göre dinin iki kaynağı vardır. Kur’an ve Akıl..

    Saygılar.

Leave a reply

Name (required)

Website