Herşeyde Tevhid

Herşeyde Tevhid

Tevhid  “Allah birdir, Allah’tan başka ilah yoktur” inancıdır. Tevhid’i bilmek, söylemek, öğrenmek, anlamak ve yaşamak her Müslümanın üzerine farzdır. Dinimize katılan bir gayri müslim bile öncelikle tevhid inancına şahitlik ederek “Ben Müslümanlardanım” diyebiliyor.

Tevhid aslında bir yaşam tarzı, bir ekol olmalı. Her hareketinde tevhidi hissetmeli insan. Hayatında Allah’tan başka ilah’ın hatta Allah’tan başka hiçbir gerçeğin olmadığını kabullenmeli. Oyundan ibaret dünya hayatında, elindeki herşeyin geçici bir meta olduğunu, Baki olanın ise yalnız Allah olduğunu bilerek yaşamalı her anında. Allah var ötesi berisi yok…

Öyle ki biz tevhid inancını hep Allah’ın “ilahlığı” boyutunda ele aldık bu güne kadar. Allah’tan başka yaratıcı yok, Allah’tan başka Malik, Melik yok boyutunda anladık. Oysa ki Kuran-ı Kerim’de Rabbimizin bizden bir çok çerçevede tevhid inancını benimsememizi istediğini görüyoruz. Çünkü yaşantımızın en gerçek yanının yalnızca Allah olduğunu fiillerimize de yansıtmalıyız.

Misal; Rabbimiz yalnızca kendisine güvenmemizi istiyor. Yani “güven’de tevhid”….

 

“De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim mevlâmızdır. Onun için müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.” (Tevbe 51)

Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini unutmayın; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan korkun ve müminler yalnızca Allah’a güvensinler.” (Maide 11)

“Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi ‘yapayalnız ve yardımsız’ bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü’minler, yalnızca Allah’a güvensinler.” (Ali İmran 160)

 

Kuran-ı Kerim de başka tevhid noktaları da var.

“Korkuda tevhid”; Rabbimiz yalnızca kendisinden korkmamızı, başka kimsenin ve hiçbir şeyin korkulmaya değer olmadığını imanımızla göstermemizi istiyor;

 

“Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Siz de) Her nerede olursanız yüzünüzü onun yönüne çevirin. Öyle ki, onlardan zulmedenlerin dışında insanların, size karşı bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz. “ (Bakara 150)

“İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü’minlerseniz, Ben’den korkun.” (Ali İmran 175)

“Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi hatırlayın ve ahdime bağlı kalın, ki Ben de ahdinize bağlı kalayım. Ve yalnızca Benden korkun.” (Bakara 40)

 

“dua’da tevhid”; Rabbimiz kendisinden başka kimseye dua etmememizi, kimseye yalvarıp yakarmamamızı istiyor. Ki sonuçta duaları kabul edecek olan yalnızca kendisi değil midir?

De ki: “Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O’na hiç kimseyi (ve hiç bir şeyi) ortak koşmuyorum.” (Cin Suresi 20)

 

“Sığınma’da tevhid”; Rabbimiz sadece kendisine sığınmamızı emrediyor. Zaten O’ndan başka sığınılacak bir merci var mı ki?

 

“De ki: Gerçekten (bana bir kötülük dilerse) Allah’a karşı beni kimse himaye edemez, O’ndan başka sığınacak kimse de bulamam. (Cin 22)

“Eğer şeytandan bir vesvese, bir dürtme gelirse hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki, Allah hakkıyla işiten, kemaliyle bilendir.” (A’raf 200)

 

“Yardım beklemede tevhid”; Bize yalnızca Allah yardım edebilir. Belki görünürde insanlar yardım ediyor gibi olsa da o yardımı aslında Allah bize o kimselerin elinden gönderir. Perdenin arkasındaki  kahramanımız Varlığından Birliğinden şüphe olmayan Allah’tır;

 

Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz” (Fatiha 5)

“Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah’a güvenip dayansınlar.” (Ali İmran160)

 

Ayetlerde de apaçık görüyoruz. Muhakkak Allah birdir. Bütün alemlerde herşey çift olarak yaratılmış, herşeyin bir eşi bir benzeri vardır.. “Düşünüp ibret alırsınız diye her şeyden çiftler yarattık.” (Zariyat 49) tek olan ise yalnızca Allah’tır.; ”O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. O’NUN BENZERİ HİÇBİR ŞEY YOKTUR. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Şura 11)

Allah(c.c) gerek varlığıyla, gerekse hayatımıza olan etkileriyle tekdir, birdir. Eşi benzeri yoktur. Şöyle ki; kimse O’nun gibi güvenilir olamaz, kimse O’nun gibi yardım edemez. Kimse bizim korkularımızı dindiremez. Kimse isteklerimize O’nun gibi cevap veremez. Öyleyse bize düşen de hiçbir şeyde O’nun üzerine kimseyi geçirmemektir. Allah’ın şu örneklendirdiğimiz mükemmel ayetlerde bize vermiş olduğu değeri, kıymeti anlayıp; yaşantımızın her anında, her alanında O’nun birliğini korumaya adanmalıyız. Tevhidi sadece “la ilahe illallah” diyerek değil, yaşantımızın her noktasına ince ince dokuyarak adeta inancımızla kendimize bir “Tevhid zırhı” oluşturmalıyız. Böylece O’nu kaybetmekten başka ne korku kalır, ne güvensizlik. Böyle bir Müslüman hayata meydan okuyabilir. Tevhid zırhına bürünüp, Hudeybiyedeki sahabeler gibi bile bile ölüme yürüyebilir….

 


About the Author
Author

Nevau

Comments (1)
  • Avatar

    Serhat May 28 2013 - 07:30 Reply

    Selam.

    “BEN CİNLERİ VE İNSANLARI (Cin’s ve ins’leri – Görünmeyen ve görülen bütün varlıkları )
    SADECE BANA KULLUK ETMELERİ İÇİN YARATTIM..” ( Zariyat-56)

    Tevhide mutlak sadakat insanın ve diğer yaratılanların yaratılış gayesi ve temel yükümlülüğüdür.
    İnsanlar sadece yüceliği, gücü eşsiz olan; rahmeti, merhameti sınırsız olan Allah’a kulluk, ibadet,
    itaat ederler ve başka hiç kimseye; hiçbir şeye kul, köle olmadan özgür olarak yaşarlar.
    Özgür olarak yaşamanın yolu tevhide mutlak sadakatten geçer..
    Yaşantımız boyunca bütün düşünce ve eylemlerimiz tevhidi tastikler nitelikte olmalıdır.
    Tevhidden uzaklaşmak, başkalarına kul, köle olmak, itaat etmek ise, bizleri sadece Allah’a kulluk etmekten yani yaratılış amacımızdan uzaklaştırır. Yaratılış amacından uzaklaşan, Yaratan’dan uzaklaşır.

    Kulluk etmek = Allah’a teslim olmak = Fıtrata uygun yaşamaktır.
    Gücüne, iradesine boyun eğerek sadece Allah’a teslim olmak, sadece O’na kulluk-ibadet etmek ve O’nun kurduğu, evrensel ilahi kurallarını belirlenmiş bir ölçüye göre koyduğu; düzenli işleyen bir plana göre yönettiği sistemin- sünnetullahın-fıtratın kanunlarına tabii olarak varolmak ve yaşamaktır.
    Allah’ı her zaman hatırlayarak, yücelterek, ibadet ederek O’nun varlığının kanıtı olan; kudreti ve iradesi sonucu oluşan tecelliler-ayetler üzerinde akıl, ilim yoluyla düşünüp manevi olgunluğumuzu, tekamülümüzü arttırmaya çalışmaktır. İnsanlık hayrına çalışmak, iş ve değer üretmektir.
    Sırati müstekim-doğru yol üzerinde olmaktır; iman etmek, takvaya sarılmak, salih amel işlemektir..
    İslam Ahlakının öncelikli gereği; sadece Allah’a kulluk etmek, O’nun iradesine uygun yaşamaktır.

    Selametle.

Leave a reply

Name (required)

Website