Benim Başörtülü Kardeşim…

“Başörtüsü Meselesi”

Yıllardır özellikle ülkemizde ve bir kısım İslam coğrafyası ülkelerinde, dini, örtünme bahsi ile açıklamaya veya yaralamaya çalışan Müslim ve gayri Müslim anlayışların acımasız tavırlarını hep gördük, halen de görüyoruz. İran’daki veya Afganistan’daki kadınların sokakta dolaşmalarının bile belli kıyafet şartlarına bağlanması gibi olmasa da, ülkemizde de başörtüsü toplumsal ve siyasi bir sorun olarak uzun süredir kaşındı durdu. Genelde konuşmaktan uzak durduğum ve başını “başörtüsü meselesi”nin çektiği bu kıyafet konusunda (katılırsınız katılmazsınız) fikirlerimi açıklamak, birkaç kelam etmek istiyorum. Hadi din karşıtı anlayışı bir kenara bırakalım, kendini Müslüman olarak tanımlayanlar bile her konuda olduğu gibi başörtüsü ve kıyafet konusunda da maalesef fırka fırka, bölük pörçük olmuş durumdalar. Ve ne yazık ki başörtüsü konusu her kesim tarafından kendi lehine görüşlerini destekleyen bir silah gibi kullanılıyor. Oysa Müslümana düşen bu kadar basit konularda bile taraf olmak değil, kendisini hizipçilere kullandırmayarak bütünleştirmek olmalıdır.

Allah’ın Kuran’da insanlara, her konuda mutedil ve ölçülü olmalarını öğütlediği gibi kılık kıyafet konusunda da aynı şekilde ölçülü olmayı tavsiye ettiğini hepimiz biliyoruz. Evet, Kuran’da kadınlar başörtüsü kullanacak diye bir kayıt yoktur. Birileri aksini iddia etse de benim gördüğüm kadarıyla dinen başörtüsü kullanmak bir gereklilik değildir. Ama başörtüsü kullanmak dinen yasak da değildir. Ben Nur suresinin şu ayetinden bunun varlığını hissediyorum diyene de illa ki karşı çıkılması gerekmiyor. Başörtüsü kullanmak Kuran’a aykırı da değildir. Başörtüsü kullanmak günah da değildir. Başörtüsü kullanmak sapmak da değildir. Başörtüsü kullanmak şirk de değildir… Katılaşmış hurafeleri ve şirk kusan büyük meseleleri bir tarafa bırakıp dinini hurafelerden temizlemeye çalışan bir mümin tutup başörtüsü ile mücadeleye kalkarsa bu durumda dini olmayan bir konuyu dini bir boyuta taşımış ve dinde bölünmeye destek vermiş olur. Hatta başörtüsünü kullanarak rant ve/veya makam peşinde koşanların eline de fırsat ve koz vermiş olur.

Bu konuyu Kuran’da geçen başka bir konuyla açıklamaya çalışayım. Çok eşlilik meselesi. Allah’ın bize öğrettiği gibi yaşayalım, O’nun ahlakıyla ahlaklanalım diyoruz ya! İşte oradan yola çıkıyorum. Kuran’ı okuyanlar iyi bilirler ki Kuran’da bize çok eşlilik tavsiye edilmez. Tek eşliliğe bir yöneltme vardır ve Kuran’ın indiği dönemdeki erkek egemen toplum yapısının kültürünü göz önüne alan Allah çok eşliliği yasaklamamıştır da. Şayet yasaklasaydı o dönemde, yani daha Kuran’ın henüz indiği dönemde birçok erkek eşlerini boşamak, birçok kadın da Müslüman olmak için dul kalmak, çocuklar ise yetim veya öksüz kalmak zorunda kalırdı. Bu durumda insanlar Müslüman olmak ve Kuran’a uymakta tereddüt edecek, peygamberimiz ve dolayısıyla Kuran için açık bir yenilgiye yol açılacaktı. Böyle bir zulmü reva görmeyen Allah, çokeşliliği yasaklamak yerine sınırlamaya ve tek eşliliğe yöneltmeye gitmiştir. Kölelik bahsinde de, savaşın farz oluşu bahsinde de benzer bir durum söz konusudur. Allah elbette köleliğe de, savaşa da karşıdır. Kuran’da köleleri özgürlüğe yöneltme ve peyderpey köleliğin kaldırılmasına ciddi bir sevk görülürken, savaşların da şartlara bağlanarak farz kılınması söz konusudur. Ne bugünden itibaren kölelik kaldırılmıştır denerek daha önceki köleler sahipsiz, aç ve açıkta bırakılmıştır, ne de sizi savaştan men ettim denilerek Müslümanların boynu kâfirlerin kılıcına eğdirilmiştir.

Gelelim bugüne ve başörtüsü meselesine. Ben konuya benzer bir perspektiften bakıyorum. Kıyafet konusundaki asıl problem aşırılıklar ve bu aşırılıkların diğer insanlara da dayatılmasıdır. Kuran’ın kılık kıyafet mesajının iletilmesi gerektiği kesimler her iki uçta aşırıya kaçarak giyinen ve/veya soyunanlardır. Ve o da sadece mesaj olarak kalmalıdır. Başörtüsü ise bir aşırılık değildir. Bu konuya, kendisine Kuran’ı rehber edinmişlerden bile hatalı yaklaşanlar olabildiğini görüyorum. Bugün kadınlar başörtüsü kullanıyor diye onları cemaatçilikle, bölücülükle, cahillikle, gericilikle veya kıyafetleriyle yargılamaya kalkanlar büyük hata ediyorlar ve çeşitli mihraklarca daha çok kullanılmalarına yol açıyorlar. Bugüne kadar başörtüsünü sadece kültürel değil aynı zamanda Allah’ın da emri olarak bilen ve samimiyetle onunla örtünenler var. Eğer bu samimi kadınlar, Kuran’a hak ettiği biçimde yönelecekse de, karşılarına çıkan bu açıkça yanlış ve dayatıcı tavrın, aklını kullandığını iddia edenlerden bile geliyor olması, onların manasal Kuran’dan uzaklaşmalarına veya ona geleneksel ve mağdur olunmuşluk psikolojisiyle bakmalarına sebep olabilir. Herkes kendisine “ya yanılıyorsam” sorusunu daima sormalı ve her seferinde biraz daha arınarak kendini güncellemelidir. Başörtüsünü öcü gibi gösterenler hiç boşuna kaş yapmaya uğraşmasınlar, boşu boşuna göz çıkartmış olurlar. Sadece bir yönde değil konuya her iki yönde bakanlar için de bu durum geçerlidir.

Başörtüsü Kuran’da zahiri bir dini mesele değildir. Din meselesi olan tek Yaratıcıya yöneliştir. Tevhiddir. Ayıplanacak olan şey, aklını kullanmayarak hurafelere uyup Kuran’dan ve Allah’ın birliğinden kopuş olmalıdır. Bu da örtülü saçla değil örtülü kalplerle ilgili bir konudur. Kıyafet kültür meselesidir. İsteyen başörtüsü kullanır, isteyen kullanmaz. İkisi de Kuran’a yaklaşmaya veya uzaklaşmaya sebep değildir. İsteyen oje sürer, isteyen kına. Allah bile yasaklamamışken kime ne!

Allah’ın bize ilettiği giyinme öğütleri bilinip tanınmayla ilgilidir ve kötü kadın/kötü erkek olarak görünmeme ve kalplerinde hastalık olanlara karşı korunma meselesidir. Allah ölçülü giyinmeyi insanevladına emretmişken, yanlış olan bu ölçüyü kaçırıyor olmaktır. Ve bu tek yönlü de değildir. Nasıl ki çarşafa peçeye bürünmek gereksiz bir abartıysa (ki bu yönde bile lehte ya da aleyhte bir dayatma yapılamaz) tam tersi şekilde normal olarak görünen yerleri müstesna, vücudun cinsel anlamda dikkat çekecek bölgelerini daha fazla gösterme hevesiyle açıp saçmak da abartıdır. Erkeklerde de böyledir. Sokakta cübbeyle sarıkla dolaşmak bir abartıdır. Kemere kadar göğüs sergileyip kasık göstererek gezmek de ters yönde bir abartıdır.

Ne kadar tedbirli kıyafet giyip giymeyeceğini, vücudunun neresini kapatması gerektiğini kimse söylemese de herkes kendisi çok da iyi, gayet de iyi bilir. Bunun için ayrıca şuranı buranı kapatacaksın ya da açacaksın denemez. Allah’ın Kuran’da değindiği sınırlar, onu hak ettiği biçimde okuyan için algılanabilirdir. Bunun ötesi her insanın kendi Kuran algısı, kendi vücut yapısı, kendi hayat tarzı ve yaşadığı toplumla ilintilidir. Örneğin kutuplarda yaşayan insan sıkı giyinmeli, tarlada harman savuran insan sıcaktan etkilenmemek için rahat ve hafif giyinmelidir. Tarlada tütün kıran kadınla, okulda yabancı dil öğreten kadın, konfeksiyon mağazasında tezgahtarlık yapan genç kızla, sahilde dondurma satan genç kız, sıcak topraklarda arkeolojiyle uğraşan bir kadınla, şehirde kütüphane müdürlüğü yapan kadın doğal olarak farklı giyinir.

Pek de kalmadı ama herkesin başörtülü olduğu bir Anadolu köyünü düşünün. Böyle bir yerde normal şartlarda başörtüsünü kullanmayan bir kadının, başının üzerine bir örtü atarak insanlardan farklı görünmeyip dikkat çekmemesi de güzeldir, gençlerin elele dolaştığı bir eğlence merkezinde üzerindeki uzun pardösüyü çıkarıp eline almak ve o gençlere somurtmak yerine anlayışlı bir tebessüm göstererek gezinmek de dikkat çekmemek ve sempati sağlamak üzere güzeldir. Bu aklı kullanmayla ilgilidir. Ve her iki üç beş kesmin birbirine saygılı ve barışsever olduğunun işaretidir. Bu anlayışla farklı kesimler birbirine ısınır, hizipleşmez, uzaklaşmaz.

Dolayısıyla ben başörtüsünü ve başörtüsüzlüğü bu abartılar gibi değil, mutedillik sınırları içerisinde ve bu topraklardaki kültürün bir parçası olarak görüyorum. Bir kadının başörtüsü kullanmıyor diye “ben açığım” demesine de, başörtüsü kullanan bir kadının “ben kapalıyım” demesine de karşıyım. İkisi de mutedil ve Kuran sınırları içerisindedir. Hiçbirini hiç kimse ne kötü kadına benzemeyle ne de mürteci olmayla kınayamaz. Ne biri öbürüne günahkâr ne de öbürü diğerine gerici diyebilir.

Erkek de kadın da kendi gözünü haramdan sakınmakla emredilmiştir. Git karşındakini giyindir ya da soyundur diye bir emir yoktur. Örtü konusunda kimsenin kimseye bir yaptırımı da söz konusu değildir. Herkes kendisinden sorumludur. Bir arada yaşamak zorunda olan insanlar olarak kılık kıyafeti bir sorun olmaktan çıkartmamız gerekir. Üstelik etrafımızda sadece Müslümanlar veya bu kültürden veya bu milliyetten olanlar da yaşamıyor. Her kesimden her türlü giyinen insan var. Toplum olarak bunu, bir arada kavgasızca yaşayabilmeyi başarmak durumundayız. Dinin asıl emri budur. Basit meselelerden bile bölünüp kavga etmek değil, barış içinde yaşamaktır. Dinimiz selam dini, barış dinidir.

Eğer örtüsünden dolayı birisine zulmediliyorsa onun da yanında durmalı, birinin kimseyi ilgilendirmeyen hayat tarzına müdahale ediliyorsa onun da yanında olmalıyız. Uzun yıllar başörtüsü kullanmış bir kadının istemediği halde başörtüsünü çıkarmak zorunda bırakılmasının getirdiği depresyonu hiç başörtüsü kullanmamış bir başka kadının veya bunu mesele etmemiş bir toplumda yaşamış bir erkeğin anlaması mümkün değildir. Büyük bir suç işlemiş gibi herkesin bulunabildiği bir ortamdan ikaz edilerek çıkartılan başörtülü bir kadının veya işini kaybetmemek için eşinin başörtüsünü çıkartmak zorunda kalan bir erkeğin içine düştüğü hissiyatı anlayabilmek için ne kadar empati yapsanız yetmez. Yaşamadıktan sonra aynısıyla anlayamazsınız. İnananlar birçok günah işlerler. Gerektiğinde de Allah’tan af dilerler. Başörtüsü engellenmiş olmanın esasen günahla veya günaha itilmekle değil, zulme karşı çaresizlikten dolayı, derin bir acı çekmekle çok daha fazla bir ilgisi vardır. Ve bu zülme maruz kalanların bulundukları hal ile Allah’a yönelmeleri ve bunu dini bir eziyet olarak görmeleri kadar doğru olan bir tavır yoktur. Bir insanın çorabını zorla çıkarttırmaya kalktığınızda o çorap bile sahibi için dini bir anlam kazanır ve haklı bir anlamlandırmadır da. O dakikadan sonra Kuran’da olmasa bile o örtü sahibi için Allah’a yönelten imani bir mesele haline gelmiştir. Çünkü konu zulümdür ve zulme karşı Allah’a yönelmekten daha doğru ne olabilir!

Aynı şekilde başı açık bir kadının, dini bütün görülen bir ortamda ya da toplumda Allah’ın emirlerine aykırı hareket ediyormuşçasına bir tavra maruz kalması da acımasızcadır. Bir kadına mahalle, çevre veya sosyal ortam baskısıyla başını örtmesi gerektiği dayatıldığında emin olun ki o kadın Allah’a çevresindekilerden çok daha yakındır. Din adına bir kumaşın eksikliği yüzünden dinsizmiş gibi kaş göz edilen ve burun kıvrılan ve böylece yalnızlaştırılan kadının içine gönderilen utanç duygusu, hapsolunmuşluğa direnesi özgürlük duygusu ve sessizlik, çevresindekilerin sözde takvasından çok daha büyük bir erdemliliktir. Din, sadece bir kumaş örtünün etrafına hapsedilecek kadar basit değildir. Bu yanlıştan her kesimin bir an önce dönmesi ve bu konudaki birikmiş ve hangi tarafta olursa olsun politik görüşleriyle bulanıklaşmış fikirlerini gözden geçirmesi gerekir. Başörtüsü takanda ya da başörtüsü takmayanda değil, başörtüsüne takan da sorun vardır.

Bunun yanında insanlar nereye hangi kıyafetle gideceğini de aklını kullanıp düşünmeli, sosyal ortamlara ait teamülleri de zorlamamalıdır. Sokakta bikini ile dolaşan da aykırı görülür, sosyete plajında çarşaf ile gezen de. Zararı zaten kendinedir. Mesele dikkat çekip rahatsız edilmemekse, farklı olan kişi ister ölçülü olmanın üzerinde kapalı kıyafetli, ister ölçülü olmanın altında açık kıyafetli olsun kalbi hastalıklılar tarafından rahatsız edilir. Bu da nefsine, heva ve hevesine düşkün, nankör insanevladının açık bir gerçeğidir. Ne tarafta olursa olsun! Zalim her yerde, her kesimde, her inançta ya da inançsızlıkta yine zalimdir, yine zalimdir.

Başörtülü ya da başörtüsüz… Biri benim kardeşimken diğeri düşmanım değildir. Hepsi kardeşimizdir. Etek giyen de, pantolon giyen de öyle. Sahilde denize giren de, camide rükû eden de öyle. Bu bir şirk meselesi değildir. Bu bir çatışma, bölünme meselesi değildir. Tam aksine barış meselesidir. Sınanmamız meselesidir ki belki de bu yüzden Kuran’da teferruatı bile müteşabihtir. Ne başörtüsü sevmeyenler başörtülü kardeşlerini sevmemek ve bunu siyasi mesele yapmak zorundadır, ne de başörtüsü olanlar başörtülerini siyasete flama olarak hediye etmelidir! Başörtülü ve başörtüsüz kardeşlerimiz fırkalaşmak isteyenlerin inadına kıyam etmeli, topluma içten beraberliklerinin görüntülerini vermeye devam etmeli ve kıyafetlerine yönelik her türlü sorun üretildiğinde birbirlerine destek vermelidirler. Bu sorun artık, sorun olmaktan çıkartılmalıdır.

3-Al-i İmran 103 Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin. Allah’ın size olan nimetini anımsayın. Siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Yola gelesiniz diye Allah ayetlerini böyle açıklıyor.

kalemzade.net

twitter.com: @kalemzade


About the Author
Author

Kalemzade Kamil

Comments (14)
  • Avatar

    gulsen Sep 11 2013 - 07:04 Reply

    Emeğinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş

  • Avatar

    şevket günal Sep 11 2013 - 14:41 Reply

    yorumunuza aynen katılıyorum.

  • Avatar

    tugrul Sep 11 2013 - 19:37 Reply

    Dini, erdem,ölçülülük ve kendinin hakimi olmak olarak algıladğım için ölçülülük ve makuliyet odaklı bu yazınızıda beğenerek okudum. Söylediğiniz gibi isteyen istediğini giysin ama kanımca bu giyim tarzının İslamiyet’le özdeşleşmiş olması hatta dinin 1. emriymiş gibi algılanması-bu yönde algılanmasına çalışılması, hadislerin-rivayetlerin Kuran yerine geçirilmesi kadar önemli beşeri tahrifat-istismar noktalarından biridir. Bence İslam ülkelerinin şu anki gelişmişlik düzeyi ölçülü olmayı geçerek aleyhe dönmüş bu abartılı kapanma mentalitesiyle içiçedir. Bu en çok açan en ileridir demek değildir çünkü giyinmek denildiğinde dünya üzerinde yaşayan insanlar arasında ortak bir nokta bulmak çok zor değildir. Zira müslüman olduğu halde başını örtmeyen veya müslüman olmayan milyonlarca kadın vardır ki giyimlerinin Kuranda bahsi geçen hassasiyetleri karşılamadığını kimse iddia edemez. Sonuç olarak herkes giyim şeklinde özgürdür konusu şüphe götürmez ama başı mutlaka hatta hiç saç görünmeyecek şekilde örttüren giyim tarzının sorgulanmadan dinin emri ve hatta en önemli emri olarak kabullenilmesini, insanların zihinlerinin hep cinsellikle dolu olduğunu, erkeklerin saç görünce cinsellik düşünen varlıklar olduğunu yansıttığı için gurur-güven-saygı-sevgi kırıcı ve dolayısıyla sorunlu bulmaktayım. Hele ki İslamiyet öncesi binlerce yıllık dünya tarihi, İslamiyet sonrası müslüman olmayan ve olmayacak milyonlarca insan, milyarlarca ışık yılı ötede ki yıldızlar, alyuvar, akyuvar, hücre, atom, dna falan aklıma gelince..Hangi düşünce yanlışsa düzelmesi O’nun ol dediklerinden olsun.

  • Avatar

    ali Sep 12 2013 - 18:26 Reply

    kaleminize sağlık Allah sizden razı olsun…….

  • Avatar

    Kalemzade Kamil Sep 16 2013 - 11:59 Reply

    Allah hepinizden razı olsun. Şu yazıyı yazıp da dönüp baktığımda ne yalan söyleyeyim belki de birçok yazıma nazaran daha iyi bir iş yaptığımı düşünmüştüm… Fakat iş öyle değilmiş… Şu bütünleştirici, birleştirici ve Kuran sınırlarına da en uygunlardan biri olduğunu düşündüğüm yazımla meğer arı kovanına çomak sokmuşum. Yazının yayınlandığı ortamlarda ve özellikle göz attığım mesajlarda bugüne kadar işitmediğim kadar hakaret işittim. Ne misyonerliğim ne kafirliğim, ne başörtü düşmanlığım, ne din düşmanlığım ne de sinsi planlarla Müslümanları bölmüşlüğüm kaldı! Hadi bunları bir tarafa bırakayım; sanki bu bir birlik bütünlük temalı bir yazı değil de Nur 31 ya da Ahzab 59 ayetlerinin kendine göre tefsiriymiş gibi gören ve onların meallerinin aslında yazdıklarımı reddediyor da ben o ayetleri buraya koymayarak onları meallerinden kaçıyorum zanneden kıt anlayış, yazının sonuna koyduğum ayetin yazının teması olduğunu bile anlayamayıp “ne alaka” dediler!
    En doğru yolda kimin olduğunu en iyi Allah bilir. Bugün şu yazımdan dolayı bizi tekfir edenlerin kıyam günkü hallerini merak ediyorum. O gün bile öyle bir şansımız olsaydı iş Kuran İslamına görünür bir saldırıya ve inanana dönülmez bir zulme dönüşmediği sürece ben onların bu hakaretlerini affederdim!
    Eskiden ZANnederdim ki Müslümanım diyerek Allah’a inanan insanlar kolay kolay kötü iş yapmazlar! Şunu anladım ki bir insanın kendisine Müslüman demesi başka insanlara kötü davranmayacağı anlamına gelmiyor. Ve doğruyu söylemek 9 değil 999 köyden kovulmayı gerektiriyor. Ne mutlu böyle bir imani güvene sahip olanlara… Ve ne mutlu yoktan yere uydurulan işlerin dinin temeli olmadığını anlayıp da en büyük günah olan şirkten uzak durup Kuran’ı hak ettiği biçimde okuyup anlayanlara… Ne mutlu hizipleşmeyenlere…
    Ve yazıklar olsun, kendi uğradığı zulmü bildiği halde başkalarının uğradığı zulmü hiçe sayanlara… Ve yazıklar olsun hiçbir zulme uğramadığı halde, başkalarının uğradığı çift yönlü zulümleri göremeden, bilemeden herkesi işkembeden sallıyor ZANnedip, sadece her iki taraftaki flamaları ve sloganları sahiplenip, anlamadan, dinlemeden sayıp, kırıp dökenlere…
    Selamlarımla ve üzüntülerimle…

    • Avatar

      tugrul Sep 17 2013 - 08:25 Reply

      Makul ve mantıklı yazınıza verilen tepkilerden dolayı hissettiğimiz sıkıntınızı paylaştığımdan emin olabilirsiniz. Üzülmeyiniz, müsterih olunuz. Bizlerin yaptığı şey O’nun bize iki hediyesi olan Kuran ve Akıl’ı gereğince kullanmaktan başkası değildir. Bunlar ışığında ki düşüncelerimizi dile getirdiğimizde kendilerini ”inancı inançsızlığı ne olursa oldun herkesin üzerine güneşi doğuran”, ”inancı inançsızlığı ne olursa olsun yağmuru herkesin üzerine yağdıran” ”inancı inançsızlığı ne olursa olsun herkese nefes-rızık bahşeden” kudretin yerine koyanların ve bizi daha bu dünyada yargılauanların yolu bizimkinden daha doğru daha emniyetli değildir. Hatta demiyim diyorum ama diyeceği ki yolları çok sakattır. Niye mi? Kuran dışı kaynaklarla bulanıklaştırdıkları din anlayışının İslamiyet’i getirdiği nokta bellidir. Ne varmış o noktada diye soran olursa , cennete pek benzemeyen yaşantılar var derim. Cennete benzemeyen bu yaşantıdan cennet ummak beni bu işte bir yanlışlık var diye endişelendiriyor derim. Neyse uzatmayayım ve konu başlığını daha da paratoner haline getirmeyeyim. Duygu ve düşüncelerim sizinledir. Bu site ve siteye yazı yazanlar iyi ki varlar. Sevgi, saygı ve selamlarımı sunuyorum.

    • Avatar

      Nurgün Nov 11 2013 - 18:04 Reply

      Allah razı olsun.
      Yazılarınızı okumaya yeni başladım ve severek okuyorum ve feyz alıyorum.
      Durmak yok, yola devam edin lütfen…
      Bu bilgiler ne kadar çok yayılırsa bu çürümüşlükten de kolaylıkla çıkabileceğimizi umuyorum.

      Yar ve Yardımcımız Allah.

    • Avatar

      hazal Nov 16 2013 - 21:50 Reply

      Sevgili kardeşim lütfen üzülme, ne kadar güzel ve birleştirici bir yazı yazmışsın halbuki. Allah hepimize hidayet versin…

  • Avatar

    cemoli05 Sep 20 2013 - 10:51 Reply

    inanılmaz güzel tespitler.. Saygı ve selamlarımla.

  • Avatar

    ASYALI Sep 23 2013 - 18:22 Reply

    SÜPER BIR ACIKLAM TEBRIK EDERIM.BASIMDA ÖRTÜ OLSA NE OLUR.. OLMASA NE OLUR, YETERKI KALPLER ÖRTÜLÜ OLMASIN…

  • Avatar

    zafer Oct 12 2013 - 08:26 Reply

    Her yönüyle tasdik edeceğim bir yazı… Müslüman alemin içine düştüğü vaziyet, geleneksel yasakçılıkla yoğrulmuş ve sistematize edilmiş ucube bir dinin “İslam” diye önümüze konulup, muhatabına hiçbir manevra alanının bırakılmamış olduğu vaziyettir. Bunun böyle olması, yüzyıllar boyu “islam alemini” kimi zaman yerinde saydıran, kimi zaman da geriye götüren katı anlayışı her daim yaşatmıştır. Artık, Kur’an ışığında aklı ve bilgiyi kullanmak suretiyle müslümanlar bu sakatlıkları aşmak zorundadırlar!..
    Yazara teşekkür ederim.
    Selametle…

  • Avatar

    recep Dec 11 2013 - 12:16 Reply

    Sizi tebrik ediyorum….Örtünmenin bir kültür olduğunu bilmek bu kadar mı zor….Yıllar sonra nihayet bi aklı selim yazı gördüm…..Ayette başınızı örtün örtülerinizi göğsünüze vurun deseydi zaten tartışma yoktu.Herkes arabistanda zaten başını örtmek zorunda erkekler bile öyle değil mi? O örtüyü göğsünüze vurun(örtün) derke Allah burda örtüyü değil göğüs kısmın örtülmesini murat etmiştir diyorum….ayetin devamında diyorki ziynet yerleriniz belli olmasın diye ayaklarını yere vurmasınlar…..İnsan ayağını yere vurarak hangi ziyneti belli eder ki…Boyun yüz ziyettir diyenler acaba ayaklarını yere vurnca boyunları ses mi çıkarıyor…neyse konu uzun ben size selamlarımı ve dualarımı yolluyorum…Allah yar ve yardımcınız olsun….bu kutlu yolda başarılar dilerim…..vesselam…

  • Avatar

    Salih Dec 12 2013 - 14:50 Reply

    Selam.

    Bu işin özeti sanırım şudur: Başörtüsü Kur’an’ın konusu değildir. Başın, saçın örtülmesiyle, örtülmemesiyle ilgili Kur’an’da herhangi bir hüküm yoktur. Bu iş kültürün, örfün bir parçasıdır. Başörtme konusunda İslam ülkelerinde farklı uygulamaların olması da bunun kültürel bir tercih olduğunu gösterir.
    Kur’an bizlere edep yerlerimizi örtmek için ve coğrafi-çevresel koşullardan korunmak için giysiler verildiğini bildirir. Coğrafi, çevresel koşullardan korunmak için başörtülür, gerisi modadır, beğenidir, tercihtir. Asıl önemli olan takva elbisesini giyebilmektir…
    Türban dayatması ise, nifak unsurudur. Türban Türk kültürünün değil, Hıristiyan-Batı kültürünün bir aksesuarıdır.
    Saygılarımla..

  • Avatar

    Abdurrahman Ayyıldız Dec 19 2013 - 14:49 Reply

    kuran a bakılacak olunursa(ki doğrusu ve gereklisi budur) kadınlara göğüs örtüsü emredilir:
    Nur 31:
    “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Görünen kısımlar müstesna, zînetlerini göstermesinler. Örtülerini yakalarının üzerine alsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut, kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! ﴾31﴿”

Leave a reply

Name (required)

Website