Erkekliğe adım atma: Sünnet!

Sünnet,arapçası “hıtan”; günümüzün en büyük yanılgılarından biri.Ne yazık ki çok yaygın bir uygulama ve tarihi açıdan da köklü bir gelenek.Yani uygulanışı baya eskilere dayanıyor.Öncelikle sünnet uygulamasının tarihine kısaca bakalım.

Çok eski tarihlere dayandığını söylemiştim.Yani bu uygulamanın İslamla geldiğini sananlar varsa bunu göz önünde bulundurmalılar.Kaldı ki bu resimde gördüğümüz mısır uygarlığındaki uygulama dışında Yahudilik’te de olan bir uygulama.Günümüzde de Yahudiler çocuklarını sünnet ettiriyorlar.

Sünnetin İslam kültürüne girişinin ise; İsrailiyyat ile yani Yahudi kökenli hurafeler ile olmuş olması muhtemeldir.Kabul edildiği üzere Hz.Peygamber sünnetli doğmamıştır.Veyahut doğduktan sonra melekler tarafından sünnet edilmemiştir.Bu gibi zanna dayalı söylemlerin, Allah’ın dinine leke sürdüğü için Allah tarafından affedilmeyeceği kesin olarak Kur’an’da belirtilmiştir.

Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”
(İsra Suresi, 36)


Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminle yalan söylerler.’
(Enam Suresi, 116)

 

Sünnet konusundaki hadislere(rivayet edilmiş ve Hz.Peygamber’e isnat edilmiş dayanaksız sözlere) bakalım,

(Fıtri sünnet beştir: Sünnet olmak, kasıkları temizlemek, tırnak kesmek, koltuk altını temizlemek ve bıyıkları kısaltmak.) [Buhari]

(İbrahim aleyhisselam, 80 yaşında [sünnet emri gelince gecikmemek için] balta ile kendisini sünnet etti.) [Buhari]

Resulullah, Müslüman olan erkeğe, 80 yaşında olsa bile, sünnet olmayı emrederdi. (Taberani)

Bu hadislerin yani rivayetlere dayalı zanların ve bunların getirdiği hükümlerin Gerçek İslam’da hiçbir yeri yoktur.Ve Allah bizlere ömür verdiği sürece bu zanna dayalı geleneksel İslam’a karşı durup,Allah’ın bizden istediği şekilde Gerçek İslam’ı yani Allah’ın sözlerini içeren Kur’an’ı dikkate alacağız.Gerçek müminlerin vicdanı ancak bu şekilde rahata kavuşur.

Geleneksel İslam’ın bize dayattığı bir çok hurafeden biri olan sünnet uygulamasının mantık sınırlarıyla ve dini vicdanla nasıl uyumsuzluk içinde olduğuna bakalım.Bu uygulama hayatımızda öyle bir yer etmiş ki kimse dönüp de, “nedir bu yaptığımız?” diye sormuyor, soramıyor. Çünkü robot gibi bu geleneği uygulamaya alışmışız. Sıfır sorgulama, sıfır mantık arayışı. Allah’ı gerçek manada anlayan biri yaptığı her hareketi sorgular ve “Allah bana bunu emretmiş mi? Ben bunu yaparsam Allah onaylar mı?” gibi temel soruları sorar. Sormuyorsa, düşünmüyorsa  gerçeğe de ulaşamaz.

Sünnetin dayandırıldığı temelsiz kaynakları güçlü birer referans olarak kabul edenlerin başka bir çaresi yoktur. Çünkü dinin tek ve yeterli kaynağı konumundaki Kur’an asla böyle bir şeyden bahsetmez. Nasıl bahsetsin ki zaten. Düşünün Allah’ın böyle bir şeyi emrettiğini: ”Ben erkekleri böyle yarattım ama herhalde yanlış yaratmışım siz bu deri parçasını buradan alın böyle daha iyi oluyormuş”. Sizce bu hangi mantığa sığar? Hangi “sonsuz güç sahibi Allah” anlayışına sığar?

Hadisleri ve bu uygulamayı meşrulaştırma adına, son zamanlarda sünnetin tıbbi açıdan faydalarından ve sünnet geleneği olmayan ülkelerde dahi uygulanmaya başladığından bahsediliyor. Bunlar doğrudur ama hangi şartlarda doğrudur?

Tıp gibi bilim alanları birey bazında değil toplum bazında değerlendirme yapar. “En çok faydayı ne getirir ?“diye sorar ve buna uygun çözümler getirir. Tıbbi açıdan bakış açısı tam olarak böyledir. Sünnetin faydalı olduğunun söylenmesi de buna dayanır.Örnek vermek gerekirse, yokluğun ve pisliğin hakim olduğu bir Afrika toplumu ele alınıyor ve burada sünnet faydalıdır deniyor.Tabii ki doğru bir yaklaşım.Çünkü yeterli temizlik yapılmadığında sünnet derisinin bazı hastalıklara sebep olduğu kanıtlanmış bir şey.Günümüzde bazı batı toplumlarında da sünnet uygulamasına gidiliyor.Bu durumun da sünnetin tıbbi açıdan gerekli bir uygulama olarak görülmesini meşrulaştıramayacağı aşikardır .Burada önemli nokta yeterli temizlik yapılıp yapılmaması.Eğer temizlik tam yapılırsa sünnet olmamanın getirdiği hiçbir rahatsızlık bulunmuyor.Yanlışlık da tam burada zaten.Temizliğin yapılamaması gibi özel bir durum için genel bir yargı oluşturup “sünnet herkese faydalıdır, gereklidir” denmesi büyük bir yanlış.(Ki burada belirtmek gerekir ki bilim insanlarının bu konuda farklı görüşleri var.Yani sünnetin sadece tıbbi zorunluluk durumlarında uygulanması gerektiğini savunan birçok bilim insanı var).Zaten bu şekilde ihtimal mantığıyla ilerlersek o zaman hastalık yapabilir diye apandisin alınması,kanser çıkabilir diye bir akciğerimizi aldırmak da doğru mudur?Vücutta bulunan bir parçanın özel koşullarda hastalık yapabiliyor diye alınması asla doğru değildir.

Sünnetin bir başka haklı çıkarılmaya çalışıldığı nokta da sünnet derisinin hiçbir işe yaramıyor olduğu iddiası. Bu iddia da hem dini bakımdan hem bilimsel bakımdan kabul edilemez bir iddia. Örnek vermek gerekirse, apandis organı yakın geçmişe dek gereksiz bir organ olarak görülüyordu.İşlevi tespit edilememişti.Fakat şuan lenfoid organ olduğu yani bağışıklık sisteminin bir parçası olduğu kanıtlanmış durumda.Aynı şekilde sünnet derisi de (terim olarak “prepus”) tamamen Allah’ın kontrolünde işlev sahibi bir yapıdır.Bu deri parçası olarak aşağılanan ve geleneklerin zihinleri kuşattığı çevrelerde gereksiz olarak görülen yapının birçok işlevi ve doğal olarak faydası vardır.Zaten artık Amerika Birleşik Devletleri gibi batı devletleri arasında sünnetin en yaygın olduğu ülkelerde dahi birçok bilim insanı “rutin bebek sünneti”nin hiçbir tıbbi dayanağı olmadığını açıkça belirtiyor.Rutin bebek sünnetinden kasıt ise herhangi bir tıbbi anormallik yani özel bir durum olmaması durumunda uygulanan sünnetlerdir.İşte bu sünnetlerin hiçbir tıbbi dayanağı yok.

“Tedavi amaçlı olmayan sünnet gerçekleştirilmemelidir” American Medical News, vol. 38, no. 26 (July 17, 1995): page 16. –Circ Info Network 951202

Sünnet derisi Allah’ın tasarımının bir parçasıdır.Ve oldukça önemli görevleri vardır.Yapısı gereği çok hassas olup yoğun sinirsel bağlantılarla çevrelenmiştir.Zaten eskilerden beri gelen sünnet uygulamasının asıl sebebi de erkekteki bu cinsel hazzın kontrol altına alınmasıdır.Yani Allah’ın hükmettiğini beğenmeyip değiştirerek güya cinsel kontrol sağlayacaklardır.Bu düpedüz büyük bir yanılgıdır,Allah’a kafa tutmaktır.

Bu yapının görevleri arasında mukus salgılayarak o bölgeyi nemli tutmak da vardır.Ve bu cinsel birleşme sırasında da doğal bir kayganlaştırıcı (kolaylaştırıcı) olarak görev alır.Yani her ayrıntı muhteşem bir tasarımın ürünüdür.

Sünnetin psikolojik etkileri ise apayrı bir yazı konusudur.Gerçekten uzmanlık gerektiren bir alan.Bu kısma sadece başlıklar halinde değinerek okuyanların araştırmasına bırakıyorum.

Sünnet geleneğinde erkek çocuklara sunulan algıda, yazının başlığını da oluşturan “erkekliğe adım atma” algısı vardır.Bu çocuklarda kendilerini gerçekleştirmek için sünnet olmaları gerektiği algısı yaratılır.Toplum bunu istemsiz olarak yapar.Ve bu durum çocuklarda ileride görülebilecek bir çok sorunu beraberinde getirir.Erkekliği cinsel organla bağdaştırma bu sorunların en temel olanı ve en çok kötü sonuca yol açanıdır.Öyle ki, kadına şiddet gibi günümüzde çok popüler olmuş bir sorunun bile temelinde bu erkeklik algısı yatıyor olabilir.Tecavüz olaylarında veya cinsel sapkınlık olaylarında dahi bu algının etkileri görülebilir.Düşünün,küçük bir çocuk ve siz bu çocuğa erkek olması için onun pipisinden bir parçanın kesilmesi gerektiğini söylüyorsunuz.Çocuk tüm erkeklik algısını artık cinsel organı üzerine kuruyor.Ve erkekliğini gerçeklemek için bu cinselliği kullanıyor.Toplumdaki birçok erkek egemen sorunun temellerinden biri sünnet algısıdır.

Tabi ki Afrika ülkelerinde kadın sünneti gibi çok daha vahim bir durum da söz konusudur.Kadın sünnetine değinmeden geçmek sünnetin asıl yapılış amacını kaçırmamıza sebep olabilir.Daha önce de belirttiğim gibi sünnet asıl olarak zevki azaltmak ve cinselliği kontrol altına almak için uygulanır.(Ki şunu da burada belirtmek gerekir,sünnet uygulaması cinsel zevki azaltır fakat cinsel içgüdüyü hiçbir şekilde azaltmaz veya baskılamaz.Yani sünnet olmuş bir erkek hala aynı cinsel isteğe sahiptir.Ve sünnetin psikolojik etkilerinden dolayı bu cinsellik içgüdüsünü doğru yönlendiremeyerek çeşit çeşit sapkınlıklara yönelme ihtimali artar.)Bunu açık bir biçimde kadın sünnetinde görebiliriz.Çünkü kadın sünnetinin kabul görmüş hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.Kadınlara uygulanan sünnet sadece ve sadece zevki azaltmak için yapılır.Bu da Allah’ın hükmüne zıtlığı bir kez daha gözler önüne seriyor.

Tüm bunlardan anlamamız gereken şey ise aslında hiçbir bilimsel dayanağa ihtiyaç duymayan sadece insanların aklını ve vicdanını kullanarak saptayabilecekleri, vücudumuzdaki hiçbir parçanın gereksiz olarak görülemeyeceği gerçeğidir.Allah bilincine gerçekten sahip olan her insan bu hakikatı görür.Allah’ın yarattığı şeye hangi insanın “bu hastalık yapıyor biz bunu atalım” deme hakkı var?Bu konu özellikle çok önemli çünkü sünnet genellikle çocuk yaşta uygulanan bir işlem.Yani siz bir insanın onayını almadan ona kendi  geleneğinize  göre bir müdahalede bulunuyorsunuz.Ve bu anne-babalar için büyük bir vebaldir.

 

FURKAN
2. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur.O bir çocuk edinmemiştir,mülkünde ortağı yoktur .Her şeyi yaratmış, ona ölçü , biçim ve düzen vermiştir.

KAMER
49. Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.

 

Her kim  Allah’ın yarattığı düzene “ bu yanlıştır,bizim geleneğimize göre böyle olmalıdır” diye iftira ederse Allah’ın emrine zıt gitmiş olur.Bunun daha hafif bir ifadesi ne yazık ki yok.

 


About the Author
Author

herseyinsanlaricin

Comments (18)
  • Avatar

    ufuk yıldız Nov 24 2013 - 18:11 Reply

    Bu ayetlere göre bile Sünnet olma sakıncalıdır bana göre. Allah’ın yarattığı şeyi çirkin olarak nitelendirmek hele…

    Allah, sizin için yeryüzünü bir karargâh, göğü de bir bina yapan, size şekil veren –ki şekillerinizi ne de güzel kılmıştır!– ve sizi temiz şeylerden rızıklandırandır. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. –İşte, âlemlerin Rabbi olan Allah ne cömerttir! Mü’min: 64

    O [Allah] gökleri ve yeri hakk ile yarattı ve sizi biçimlendirdi. –Biçimlerinizi de ne güzel yaptı!– Ve dönüş yalnızca O’nadır. Teğabün: 3

    Gerçekten Biz insanı en güzel biçimde yarattık, sonra iman edenler ve sâlihâtı işleyenler hariç –çünkü onlar için kesintisiz bir ödül var– onu alçakların en alçağına döndürdük. Tîn: 4–6

    Ki O, yarattı, bir düzen içinde biçim verdi. A’lâ: 2

    Rabbin ki, seni yarattı, düzgün hale koydu, ölçü ve ahengi tam bir varlık olarak şekillendirdi. Dilediği herhangi bir biçimde seni oluşturdu. İnfitar 7 – 8

  • Avatar

    umut kukul Nov 24 2013 - 18:41 Reply

    Muhteşem bir yazı helal olsun.

  • Avatar

    tugrul Nov 25 2013 - 10:10 Reply

    Gelenek ve toplum baskısı dışında bir gerekçe göremediğim ama dinin en önemli emirlerinden biriymiş ve olmazsa olmazıymış gibi algılanan bir konuyu, dinen, mantıken ve tıbben, filmde ki replik gibi olacak ama ucundan değil de en derinden sarsan bir yazı bence. Dinle alakası olmayıp dinin özüymüş gibi kabul edilen ve tabulaştırılan konuları tartışma cesareti gösteren insanları okumaktan mutlu oluyorum ve bilgi, üslup ve cesaretlerinden dolayı kutlarım.

  • Avatar

    yasir Nov 26 2013 - 07:33 Reply

    Kuran Ayetler.
    2:41 – Yanınızdakini (Tevrat’ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur’ân)a iman edin, O’nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkun.

    3:48 – Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile İncil’i öğretir.

    3:50 – “Önümdeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah’tan korkun da bana uyun”.

    4:47 – Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.

    5:110 – Allah şöyle diyecektir: “Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları’na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: “Bu ancak apaçık bir sihirdir” dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum.

    Tevrat ayetleri…
    Yar.17: 23 İbrahim evindeki bütün erkekleri -oğlu İsmail’i, evindedoğanların, satın aldığı uşakların hepsini- Tanrı’nın kendisinebuyurduğu gibi o gün sünnet ettirdi.
    Yar.17: 24 İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı.
    Yar.17: 25 Oğlu İsmail on üç yaşında sünnet oldu.
    Yar.17: 26 İbrahim, oğlu İsmail’le aynı gün sünnet edildi.
    Yar.17: 27 İbrahim’in evindeki bütün erkekler -evinde doğanlar veyabancılardan satın alınanlar- onunla birlikte sünnet oldu.

    Kuranı iyi okuduğumuzda İsa Mesih geldiğinde var olan tevrat’ın kendine öğretildiği kuranda açık bir şekilde geçmekte, bu demek oluyor ki İsa-zakeriya ve Yahya peygamberler döneminde Tevrat hak kitap idi yani içindeki hükümleri gerçekleştirmek Müslümanlardan istenen bir emir idi…İsa Mesih-zakeriya ve oğlu Yahya aynı dönemde yaşamış son İsrailoğlu peygamberleridirler…Kuranda biz müslümanlarada daha önceki Kitap ve Resüllere iman etmemiz ve aralarında ayrım yapmamamız öğütlenmektedir durum böyleyken Tahrif edilmiş olabilme olasılığı yüksek olan Tevrat ve İncilin tamamını tabiî ki kabullenemeyiz lakin tümünüde Reddetmemiz münkün olmamalı, çünkü biz Müslümanlar bir şeyi alel acele hemen körükörüne ne kabullenmeliyiz nede reddedmeliyiz iyice araştırıp en iyisine uymalıyız…
    Tevratta sünnet olayı açık bir şekilde geçerken, kuranda kalması veya kalmaması hakkında bir ayet geçmiyor diye bu uygulamayı nasıl reddedebiliriz…Tevratta yasak olan bir çok şey Kuran ilede kalkmıştır, haram olan bazı etler helel kılınmış-Oruç gecelerinde eşlerle ilişkiye girmek haram ikin Kuran ile helal kılınmış—Tevratta zina cezalarına verilen recm Kuran ile kalmıştır vsvsvs…
    ‘’Düşünün Allah’ın böyle bir şeyi emrettiğini: ”Ben erkekleri böyle yarattım ama herhalde yanlış yaratmışım siz bu deri parçasını buradan alın böyle daha iyi oluyormuş”. Sizce bu hangi mantığa sığar? Hangi “sonsuz güç sahibi Allah” anlayışına sığar?’’
    Yukarıdaki aldığım alıntı mantığını çok yanlış bulıyorum, bu matıkla ilerlersek, saçlarımızı-tırnaklarımızı- sonaradan bazı bölğelerde çıkan kılları kesmeyelim-temizlemeyelim veya Allah bizi eksik yaratmış çıplakız üstümüze kıyafetler giymemiz gerekiyor hayvanlar gibi kıllar ve tüylerle kaplı olsaydık giysilere hiç gerek yoktu mantıklarıda güdülebilir…
    Şimdi Ana karnını bir düşünün, ana karnında bebeğin penisini koruyan bir deri parçasından bahsediyoruz, beklide bu deri parçası doğum esnasına kadar ana karnında suyun içinde penisin korunması ve gelişimi için tasarlanmış bir deri olma ihtimalini hiç düşünmüyormusunuz…Bazı fikirlerinize katılmakla birlikte bazı konularda çok ayrılığa düşüyoruz çünkü ben şahsen kendimde Meshepçi bir anlayıştan uzak düşünceler içinde olduğumu düşünüyorum lakin sizler bazı anlayışlarınız çok ters mantık olduğunu düşünüyorum…Sayğılar.

    • Avatar

      prenszuko78 Nov 27 2013 - 14:37 Reply

      Yasir kardeş sence dünyadaki tüm insanlar Allah emrettiği için mi vücut kıllarını temizler yada bakım yaparlar. Her şeyin tarifini,neyin nasıl yapılacağını Allah’tan mı beklemek gerek.? Bizim aklımıza ne oldu.?
      Şeytan Allah’a ” Senin yarattıklarının şekillerini kendilerine bozduracağım” diye and veriyor bir ayette. Tekrar okumanı tavsiye ederim bu ayeti neyi kast ediyor olabilir şeytan burada.O bahsettiğin deri parçası için ise bilimin desteğine, Müslüman tıp doktorlarına( ama gerçekten Müslüman ) ihtiyacımız var. Şu an ölmeyecek ve devasa paralar kazanan bir sektörün uygulayıcılarına değil…

      Selametle Kardeşim

      • Avatar

        yasir Nov 28 2013 - 14:35 Reply

        prenszuko78 kardeş, en azından biz müslümanlar temizliği imandan biliriz.Böyle olmayan bir çok toplum ise bu bölğelere sonradan tüylenen bölgelere bizim kadar önem göstermediği kesin.

        Ve onları mutlaka dalâlette bırakacağım. Ve onları, mutlaka emaniyyeye (kuruntuya) düşüreceğim ve mutlaka onlara emredeceğim. Böylece onlar, mutlaka davarların kulaklarını kesecekler ve onlara emredeceğim, öyle ki mutlaka, Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Ve kim, Allah’tan başka, şeytanı dost edinirse artık o, apaçık bir hüsranla hüsrana uğramıştır.(4 / NİSÂ – 119)

        O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez.(BAKARA – 205 )

        Nisa 119’dan sünnet olayını çıkarmak ne derece mantıklı orası tartışılır.
        Nisa 119 ve bakara 205 ayetleri insan-hayvan ve bitki-zebze-meyve’lerin genleri ile doğallığı ile oynamakla veya Klonlamalarla ilgili olabilme olasığı daha yüksek gibi geliyor…

        Bu sitede başka yazılarda Tevrat ve İncil’den alıntılar görmek ve İncil ve Tevrat ile ilgili yazılar okumak münkün, bir çok ortak düşüncelerimiz olup okumakla sevindiğimi belirtirken karşı çıktıklarımıda belirtmek istediğimden yorum yapmak istiyorum…
        İncil ve tevratın tahribat geçirmiş olması mümkün olmakla birlikte bozulmamış olacak ayetlerini kuranla uyuşan ayetlerini göz ardı etmememiz gerektiğini düşünerek ve sitede yazarlarınında bu düşüncede olduklarından yola çıkıp Tevratta İbrahim peygambere emredilen bir uygulamayı reddetmek ne derece doğru olabilir gibisine bir sorgulama yapıyorum…İsmail peygamber Arap toplumunda yaşamaya başladığından beri arap toplumuna da girmiş olması büyük itimal olan bu uygulama Kuranda müspet veya menfi bir ayet geçmiyorken bu kadar kesin bir dil ile reddetmek ne derece doğrudur.Yazının başında Mısır medeniyetinden kalma bir alıntı resim-hiyaroklif bulunmakta bu sebebi İsrail oğluları Yusuf peygamberden beri bu medeniyetle derin ilişkiler içerindeydiler taki musa peygamber ile mısırdan çıkasıya kadar, bunların hepsi göz önünde bulundurulmalı…Tabi ki en iyisini Allah bilir…

  • Avatar

    prenszuko78 Nov 27 2013 - 12:26 Reply

    Merhabalar Kardeşlerim.
    Bende naçizane bir yorum eklemek istiyorum bu konu hakkında. Yazıya bakıyorum,yapılan yorumlara bakıyorum ve üzülüyorum.Çünkü bu yazıyı yazanda,yorum yapanlar da mezhepçi daha doğrusu gelenekçi öğretiye tabii olmadıklarını,ve farklı düşündüklerini belirtmekteler,ama o kınadığımız grubun kafa yapısından dışarı çıkamamaktalar..( Ben de dahilim yanlış anlamayın.) Aynı Kur’an-ı okuyup da ayrı fikirlere neden sahip oluruz,nerede hata yapıyoruz? Doğru nedir,nasıl buluruz.?
    Sorun şu ki sadece Kur’an okuyup da diğer Hakk kitaplarıda okumazsak ( Evet tahrif oldular ama yinede bizim için Hakktırlar ) ,Allah Kur’anla neyi düzeltti,neleri serbest veya haram kıldı bilmezsek sonuç bu oluyor…Biz hep geçmiştekileri suçluyoruz yok İsrailiyyat karıştırmışlar,yok Hrıstiyanlıktan esinlenmeler falan ama bence o insanlar diğer Hakk kitapları,dinleri incelediler ama neyi nasıl anlayıp uygulayacakları konusunda yanılgıya düştüler..Tabi bu benim görüşüm…Kalemzade Kardeşim İsa peygamber’le ve İncil’le alakalı bir yazı dizisi yazdı ona bile tepki gösterdi,bazı kardeşlerimiz,yok efendim Kamil Kardeş niye İncil’i öven yazılar yazıyor,Kuran yetmiyor mu falan? Sanki o kitapları Allah göndermemiş gibi. Eğer okumazsanız bilemezsiniz İncil’de ki güzel öğütleri,İsa Nebinin neler yaşadığını,toplumunun halini,okumazsan bilemezsin Tevrat’ta Lut peygambere atılan iftiraları ( bu kitapları okuduğum için biliyorum ) ,bileceksin ve bu insanların davasına sahip çıkacaksın…Neyse konu saptı biraz kusura bakmayın.Bence bu tarz konuları önce diğer kitapları okuyup inceledikten sonra yorum yaparız daha bilinçli olarak inşaAllah…

    Selametle Kardeşler…İlim sahibi olmadan fikir sahibi olmamak dileğiyle…

    Ömer faruk

  • Avatar

    yasir Nov 28 2013 - 15:01 Reply

    De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız.”(3 / ÂLİ İMRÂN – 84)

    “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.(42 / ŞÛRÂ – 13)

    İçlerinden zulmedenler dışında kitap ehline karşı ancak en güzel şekilde mücadele edin ve deyin ki: ‘Bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir ve biz O’na teslim olanlarız.'(29 / ANKEBÛT – 46)

  • Avatar

    zafer Dec 1 2013 - 16:30 Reply

    Selamlar, sevgiler, saygılar herkese…
    Yukarıda beğenerek okuduğum yazı için sahibine teşekkür ederim. Buna benzer yazıları internette farklı ortamlarda artar vaziyette görmek güzel. Bu, bize göre, sorgulayan, araştıran şuurlu müslümanların/aydınların artması anlamına geliyor ama tabii ki çok yetersiz!
    Evet, bu ve benzer yazılar , gelenekçiliğe saplanmış ve bu saplandığı yerden çıkmamakta inatla direnen Diyanet gibi resmî din-fetva kurumlarını zor duruma düşürüyor! (Bunu neden diyorum; çünkü, tarikat-cemaat-grup mensupları haricinde halkın önemli bir çoğunluğu halihazırda bu kurumu kaale alıyor! ) Sünnet-Hıtan konusunda da dayandıkları tek nokta -yukarıda yazar kardeşimizin de ortaya koyduğu gibi- ‘hadis uydurmacılığı’ndan hasıl olmuş sözlerdir. Zaten gelenekçiliği devam ettirmek adına tek başvuru mercileri de bu uydurmacılıktır. Toplumumuzun bu engelleri aşması zor görünüyor! Bunun kolaylaşması, belirttiğim gibi, Kur’anı merkez alarak araştırmayla, modern bilimi işin içine dahil etmeyle ve bunu yapanların sayılarının çoğalmasıyla mümkün olacaktır. Allah Kur’anda sayısız yerde aklı kullanmaya vurgu yaparken bu kitabın inananlarının bunu değerlendirmemekte/görmemekte ısrarcı olmaları, elbette, şeytana yarıyor! Zira, akılcılık peşinde bilimi de getirecektir ve şeytanın manevra alanı daralacaktır.
    Tün inanaların Kur’ana doğru yönelmeleri ve şu yeryüzünde Allah’ın, hidayete erdirdiği kullarının artması dileğiyle…

    • Avatar

      yasir Dec 2 2013 - 18:32 Reply

      ”yukarıda yazar kardeşimizin de ortaya koyduğu gibi- ‘hadis uydurmacılığı’ndan hasıl olmuş sözlerdir. Zaten gelenekçiliği devam ettirmek adına tek başvuru mercileri de bu uydurmacılıktır.”

      Değerli müslüman kardeşim Zafer, Hadis uydurmacılığı dreken bir çok konuda haklı gerekçelerin var hadislere girdiğimizde kurana çok ayrı hadislerle karşılaşmamız pek mümkündür.Lakin şuda varki biz müslümanlar sözü dinleyip en doğrusuna uymakla yükümlüyüz bu ister hadis olsun ister incil, ister tevrat bu okudularımız ve dinlediklerimiz Kurana ter değil ve uyuşuyorsa onları uyğulamaktan bir şey kaybetmiş değil bilakiz kazanmış oluruz, benim bunları söylemem Kuran varken hadisler ile hareket etmeyi destekliyorum anlamına gelmesin bilakis konuşmamdada yazılarımdada Kuran Esas altıdığı tek referas ve kaynaktır.

      Durum böyleyken ve sen kendinde Bilimden söz ederken Tarihi bazı olayları yaşanmışlıklarıda Hadis gibi alğılamamanı sava tavsiye ederim…

      Arap toplumu İsmail peygamberden beri İbrahim peygamberin hanif dinine mensup idiler lakin ilerleyen tarihlerde Arap kabileleri hanif dini bozup eski pağan dinlerine dönüp Allah ile birlikte diktikleri putlara tapıyorlar ve Allah’a şirk koştuklarından Müşrik diye isimlendiriliyorlardı ve bu putları Allah ile aralarında aracı şefaatçi kılmışlardı yani Hanif olan İbrahimin dini ile Eski pağan dinlerini birleştirmişlerdi…Paygamber ve Kuran bunların hepsini temizleyip eski hanif dine geri dönüp putları yıktılar ve Allah ile araçı şefaatçi bırakmadılar zaten Allah’ta bunları emrediyordu.

      Araplar Kuran inmeden öncede Cumartesi yasağı diye bir uyğulamaları yoktu lakin toplumlarında olmayan bir uyğulamayı Kuran bizlere ayet ile yasaklıyor ve o uyğulama senden önceki ümmetler için geçerlidir diyor kuran…Zaten olmayan bir uyğulamayı neden Kuran ayetler yasaklıyor bu uyğulamaya devam edilmemesi için çünkü Kuran Eski bütün şeriatı Peygamberimize Kuran ile açık bir şekilde bildiriyor .

      Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.(16 / NAHL – 124)

      Zaten olmayan bir uyğulama yine Kuran ayeti ile neden kaldırılsın…Sünnet uyğulamasınada kaldırılması gerekseydi lakin Kuranda kesin kes yer verilmesi gerekmezmiydi…

      Bazı tarihi gerçekleri hadis kapsamına alıp dışladığımızda işin aslını ve gerçekliğini bozmuş oluruz…

      Misal Tevratta zina yapan ve yapılış tarzına göre değişik cezalar vardır, Taşla öldürme Recm veya yakarak rec vs…Peygamber döneminde zina suçu işlemiş yahudilerin bir kısmı Tevrattaki cezayı ağır bulup Son ahitteki ceza ile muhakeme olmak isterler ve Resula başvurduklarında Kuranda zina cezası ayetleri inmediğinden Tevratı hakem kılar ve tevrattaki cezanın uyğulanmasını istedklerinde bu onlara ağır gelmiştir ve akabinde bu altta verdiğim Maide 43 ayeti inmiştir.

      Nasıl oluyor da içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat, yanlarındayken senin hükmüne baş vuruyorlar, sonra da gene bu hükümden yüz çeviriyorlar? Onlar, zâten inanmamışlardır.(5 / MÂİDE – 43 )

      İçinde Allah’ın hükümleri bulunan tevratı İsrailoğluları eğip bükmekle yerleni değiştirmekle itham edilmiştir bunları şu şekilde, misal olarak Tevratta kesin haram olan Faizi Hahamlar kendi isteklerine göre helal kılmışlar veya zina suçlarını avam ve burjuva kısmına farklı şeriatlar uyğulamışlardır, tevratı gizleyip açıklamamışlar ve kendilerine has kılmışlardır, peygamberlerini öldürmüşlerdir vsvsvsv…

      Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!(3 / ÂLİ İMRÂN – 187 )

      Kitabı gizlediklerini ve açıklamadıklarını söyeyen ayet yukarıdadır…Benim nacizane düşüncem bunların hepsini bir pazıl gibi birleştirmek bilimdir, İlim imandan öncedir çünkü ilmetmediğimiz bir şeye inanmak biz müslümanlara yasaktır ve bir müslüman bir şeyi ne çabuk kabullenmeli nede çabuk bir şekilde reddetmelidir, iyice araştırıp analiz edip en iyisine uymalıdır.
      Velasıl Zina Suçu Recm’de Kuran ile kaldırılıp Zina yapanları sopa ve teşhir ederek alçaltma ve onlara yaşam yansı veril ileride tövbe etmeleri olasılığı göz önünde bulundurulmuştur.

      Zinâ eden kadınla zinâ eden erkeğin herbirine yüzer sopa vurun ve Allah dinindeki bu hüküm husûsunda onları esirgemeniz tutmasın ve azaplarını da inananların bir bölüğü görsün.(24 / NÛR – 2 )

      Kadınlarınızdan kötülükte bulunanların kötülüğüne, içinizden dört tanık getirin. Onlar, tanıklık ederlerse kadınları, ölümlerine dek, yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun.(4 / NİSÂ – 15 )

      İçinizden fuhuş yapan her iki tarafa ceza verin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir.(4 / NİSÂ – 16 )

      Kuranda zina ayetleri ve cezaları.

      Yine Kurandan Taha 87 ayetini tek aldığımızda acabba ne anlayabiliriz.

      Dediler ki: ‘Biz sana verdiğimiz sözden kendi başımıza dönmedik. Ancak o kavmin süs eşyalarından bize birtakım yükler yüklenmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde SâmirŒ de attı.'(20 / TÂH – 87 )

      Taha 87 ayeti İsrailoğlularının Buzağıyı İlah edinmelerini anlatan ayetlerden biridir ve sadece o kavmin zihnet eşşaları yüklerle taşıtıldığı geçer ve pazılları birleştirmediğimizde bu ayeti anlamak çok zor hale gelir…Halbu ki İsrailoğluları zalim Fravun memleketi Mısırdan Çıkarken Mısırın Zenğinliklerini Allah israiloğlularına ganimet olarak helal kılmıştır…
      Bunları birlerştirmediğimizde anlamak zorlaşmaktadır.

      Tabiki her şeyin en iyisini Allah bilir…Allah bizi en doğru ve hayırlıya yaklaştırsın…
      Hakkınızı helal edin, Allaha emanet olun…

  • Avatar

    herseyinsanlaricin Dec 2 2013 - 09:05 Reply

    @yasir,
    belirttiğin üzere Tevrat da diğer Allah’ın indirdikleri de bizim iman etmemiz gerekenlerdendir.Bunları hiçbir şekilde reddetmiyoruz.Ama burada yine sen de belirtmişsin tahrif edilme gibi bir durum söz konusu.Bu sebeple nasıl bir davranış oluşturmamız gerektiğini iyi düşünmek gerekiyor.Bir tarafta tahrif edilmiş sözler varsa ve diğer tarafta bizim tek bir kelimesinden bile şüphe duymadığımız Kur’an varsa bence burada izlenecek yol açıktır.Bu yol,Kur’an’da belirtilmeyen hiçbir şeyi emir,hüküm olarak kabul etmeyip diğer hak kitaplarda bulunan ve Kur’an’da herhangi bir benzeri olmayan ayetleri dikkate almamakla tatbik olunabilir.

    89 Gün olur, her ümmet için kendi aleyhlerine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız. Seni de şu insanlar hakkında tanık olarak getireceğiz. Sana bu Kitap’ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.(Nahl)

    Bu kitap her şeyin ayrıntılı bir açıklayıcısı ise bundan başka bir hüküm verici kabul edemeyiz.Kaldı ki,sözün tahrif edilmiş olduğunu söyleyip Kur’an’da bahsedilmeyen bir kısmına şüpheyle bile yaklaşılmaz.Direk hükümsüz olduğunu kabul etmek gerekir.

    Ayrıca burada, Kur’an’da hiçbir karşılığı olmayan bir uygulama var ve bu uygulamanın bilimsel olarak da nasıl çöktüğü gözler önünde.Ama nedendir bilmiyorum bu yazıya da gelenekçi diyen olmuş.Bu beni üzdü açıkçası.İlk önce,varsa Kur’an’dan kanıtınız sonra varsa bilimsel kanıt buyrun siz de söyleyin.Ama bu şekilde, Tevrat’ın, şüphe götürmeyen Kitap’ta karşılığı bulunmayan ayetlerini dikkate almak bence yanlış bir yol.

    Allah’ın bizi eksik yaratmadığına dair verdiğim örnek benzer örneklerle geçersiz kılınmaya çalışılmış.Onu da açıklama gereği duyuyorum.Sünnet uygulaması ile giyinmeyi veya bazı bölgelerdeki kılların kesilmesini nasıl bir tutuyorsunuz?Giyinme insanın fıtratında olan bir ihtiyaçtır.Korunma amaçlıdır.Siz en yabani,hiçbir yenilik görmemiş Afrika kabilesine dahi gitseniz orada dahi giyinme vardır.Bu fıtrat gereğidir.Allah ise bu fıtratı düzenlemiş ve nasıl giyinileceği konusunda hükümlerini bize açıklamıştır.
    Kılların temizlenmesi örneği ise bilimsel açıdan da tamamen yanlıştır.Genital bölgedeki kıllar,koltuk altındaki kıllar bu gün bilindiği üzere birçok hormonun işleyişi hakkında bilgi verir.Bilim insanları bu bölgelerdeki kılların hangi yaşta çıktığı, ne düzeyde çıktığı gibi konuları dikkate alarak teşhiste faydalanır.Kıllar dahi işlevsiz değildir.Bu kılların kesilmesi demek Allah’ın eksik yarattığı anlamına gelmez.Sünnet uygulamasındaki penis başını koruyan derinin kesilmesi olayıyla kılların kesilmesi olayını örnek şeklinde dahi olsa karşılaştırmak bence yanlış bir düşünce yoludur.

    Son olarak,ben bu yazıda kimseyi itham etme çabasında değilim.Eğer bu şekilde bir alınganlığa sebep olduysam kusura bakmayın lütfen.

    • Avatar

      yasir Dec 2 2013 - 11:52 Reply

      Benim anlatmak istediğim, nasıl ki Allah tam yaratmış Sünnete-eksiltmeye gerek yok diyorsanız, iste bende diyorum ki tam yaratmış ise üzerimize kıyafetler giymeye ne gerek var.Allah kutup ayılarını tüyleriyle yaratıp kutuplarda dahi üşümeyen bir canlı kılmıştır, bunu insanada yapabilirdi. Dünyaya çıplak geliyorsak, tamlık veya eksiklik diye bir şey söz konusu değil. Nasıl ki insan oğlu, Allah’ın tam yaratılışından sıyrılıp Tırnaklarını kesme gereksinimi duyuyor veya giyinme gereksinimi duyup eksik olduğunu tamamlama, fazla olduğunu eksiltme girşiminde bulunuyorsa bu sünnet olayıda bu girişlimlerden biridir.Bunu Allah’ın İbrahim peygambere emrettiğini göz önüne aldığımızda ve Kuranda kalması yönünde bir ayet olmaması kesin iken.
      Kaldı ki Kuran her şeyi açıkladığını söylerken kaldırılması gereken uygulamaları açık bir şekilde yazmıştır, mesela cumartesi çalışma yasağı gibi, eğer böyle bir uyğulamanın kalkması yönünde bir ayet olmasaydı cumartesi yasağı bu gün kü ümmet içinde geçerli bir uygulama olmuş olacaktı. Yoksa yanılıyormuyum.Kuranda Sünnetin kaldırılmasına karşı bir ayetiniz varsa şayet bende onu görmek isterim.
      Lakin çok açık bir şekilde Tevratın İsa-Zekeriya ve Yahya Peygamberler döneminde uyğulanması gereken şeriyat olduğu kuranda açık bir şekilde geçmektedir ve peygamberimizede aynı şeriyatın verildiği kuranda açık bir şekilde geçmektedir.

      Ey iman edenler. . . Size açıklandığında hoşlanmayacağınız şeylerden, soru sormayın! Eğer Kur’ân inzâl edilmekteyken cevabından hoşlanmayacağınız şeyleri sorarsanız, cevabı size açıklanır! Allâh onları affetmiştir. . . Allâh Ğafûr’dur, Haliym’dir. (5 / MÂİDE – 101)
      Maide 105’te güzel anlamlar var.Bakarada anlatılan İsrailoğlularının Kurbanlık sarı buzağı olayı misali her sorduklarında iş zorlaşıyor, halbu ki bir buzağı bulup kurban kesseler belkide iş bitmiş olacak en iyisini Allah bilir.
      Aslında Kuranda Sünnet olayı için kalması veya kalması konusunda bir ayet olmaması sebebiyle, sünnet olmak yada olmamak neden iyi veya kötü olsun.Bu sünnet olayı şeytani bir uyğulama değilse ve İbrahim peygamber-ismail peygamber olmuş ise ve Allah bizleri İbrahim milletine çağırıyorsa sünnet olmamız neden kötü olsun. Kötü bir uyğulamaydıda Allah İbrahim peygambere neden emir verdi. Bu durum çok iyi araştırılması gereken bir durum şayet Allah İbrahim peygambere bu emri vermeyip İbrahim peygamber Sünnet olmamış ve Tevrata sonradan eklenen ayetler sayesinde başlayan bir uyğulamaysa sizin haklılığınız ortaya çıkmış olup tüm samimiyetimle bende sizleri desteklemek isterim yok değil Allah İbrahim peygambere bu emri verip sünnet olmuş ve İsmail peygamberide sünnet yapmış ise İsmail peygamberi Araplar arasına uyarıcı bırakmış ise bu durumda Ya sizde bir çelişki var, ya da tevratta …
      Misal tevratta haram olan deve eti Kuran ile helal kılınmıştır.

      Ve men yergabu an milleti ibrâhîme illâ men sefihe nefseh(nefsehu), ve lekadistafeynâhufîd dunyâ, ve innehu fîlâhireti le mines sâlihîn(sâlihîne). (2 / BAKARA – 130)
      İbrahim’in milletinden, kendine kıyandan başka kim yüz çevirir? Gerçek şu ki, Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, ahirette de hiç şüphe yok ki o iyiler arasındadır. (2 / BAKARA – 130)
      Müslüman kardeşlerim yanlış anlaşılmak istemiyorum…
      Şimdiden hakınızı helal edin.

      • Avatar

        Kerim Polat Mar 7 2018 - 11:54 Reply

        Yasir kardeş sen sunneti (deliller goz onundeyken) bu kadar savunduguna gore tahminimce (oglun varsa) akraba, es, dost baskisiyla sunnet ettirdin ve kendini avutmaya calisiyorsun. Ha oyle degilse de kafana saksi falan dusmus muhtemelen. Evet tevrata incile zebura ve (inmisse) digre bilinmeyen peygamberlere inen kitaplara da iman ederiz orasi ayri. Fakat biz muslumanlara yol gosterici olan Kuranda diger kitaplarin tahrif edildiginin belirtilmesi ve sunnet uygulamasinin farzlastirilmamasi ve Allahin yarattigina (hele ki akli basmayan bir cocuk) mudahale edip (hastalik ve zorunlu durumlar haricinde) bunu din veya gelenek diye insanlara uygulatmak tamamen bir vahşettir, insafsızlıktır. Bende 18 ime basmak uzere olan ve kucuklugumde sunnet edilmis bir erkegim. Fakat ben sunneti savunmamakla beraber sunnet uygulamasinin zorunluluk disinda tamamen bir vahset oldugunu dusunuyorum. Fakat ya cocugun varsa sunnet oldu diye ya da sen sunnet oldun diye kendini avutmaya calistigini dusunuyorum.

  • Avatar

    Fatih Feb 17 2014 - 20:21 Reply

    Kur’an da geçmeyen bir konu İslam’ın ilk şartıymış gibi yeni doğan çocuklara bile uygulanıyorsa bu yanlıştır -1

    Allah bütün organları tam olarak yaratmıştır, eksiği fazlası yoktur, haşa Allah kusurlu yaratmış, hastalıkların kaynağıymış biz de onu mu düzeltiyoruz -2

    Günah olmayan sünnet olma konusu , “sünnetsiz kafir” konumuna getiriliyorsa yanlış olduğunun ispatıdır. Sünnet olmamak günah mı? -3

  • Avatar

    hasan akar Apr 28 2014 - 14:46 Reply

    mükemmel bir yazı. sünnet afrikada sahra çölü çevresinde hz isa dan binlerce yıl önce çıkmış, ordan mısır a ve yahudilere geçmiş bir adettir. insan bedenine zararlıdır. Allah ın tadın diye verdiği bir zevki niçin azaltalım. sünneti terketmemiz ve bu yanlışa son vermemiz gerekir. insanlık dışı ve sakatlamadan başka bir şey değil. afrikanın cahaletinin dünyaya yayılmış şekli.

  • Avatar

    Şule Kaleli May 29 2014 - 13:38 Reply

    Şu andaki tevrat ve incil’e haktır diyen arkadaşlara düşünmelerini tavsiye etmek istediğim bir konu var. Hak gerçek demek değil mi? Şu anki incil’de isa’nın Allah’ın oğlu olduğu yazıyor. Kuran’da ise bunu söyleyenlerin kafir olduğu yazıyor. Nasıl olupta günümüzdeki tevrat ve incil’e haktır der ve içindekileri hüküm sayarsınız?

  • Avatar

    Şule Kaleli May 29 2014 - 14:04 Reply

    Bu yazıyı görünce sevindim. daha önce sitede sünnetten bahseden başka bir yazı okumuştum. sünnet güzel bir gelenektir, dinden gibi görmeyelim ama güzel geleneğimizi sürdürelim özetinde bir yazıydı. Görünce şok olmuş, hatta biraz buna sert çıkan bir yorum yapmıştım. Sonuçta bu herşeyden önce çocuk haklarına aykırı bir iş. Hiç bir dayanak olmadan güzeldir deyip teşvik edilmesi beni üzmüştü. Yukarıdaki yazı konusunda tekrar tebrik ederim.

  • Avatar

    merdaliderindüşünce Jan 2 2015 - 19:28 Reply

    yorum yapan arkadaşlar şu iki önemli ayrıntıyı unutmayın….. ,,,,

    1- kuran : incil ve tavratın orjinal bölümlerini kapsar…
    2- sünnet : peygamberimizin sünnet ölçüsü kurandır…

    sünnet olmaya gelince…..

    TİN,4…Biz muhakkak insanı EN GÜZEL BİÇİMDE MÜKKEMMEL yarattık.
    KAMER 49…. Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.

    Allah, insanı eksiksiz mükkemel yarattık diyor
    …biz (fussilet 20,21) ayetini görmezden gelerek, çükün ucu fazla olmuş (sağlıksızdır) keselim, Hatta kesmeyen müslüman değildir , diyerek (NİSA 119 ) emrini uyguluyoruz….

Leave a reply

Name (required)

Website