Kuran-ı Kerim ve Arkeoloji…

Yıllardır hatta daha da önce öğrencilik yıllarımda okulda tarih dersi görürken hep kendime sorduğum ama bir türlü cevap alamadığım bir soru vardı.. Neden bize var oldukları kesinlikle bildirilen ve kıssaları anlatılan peygamberleri tarih derslerinde veya kazı yapılan alanlarda daha doğrusu arkelojik dünyada göremiyoruz.? Bu insanlar nerede yaşadı,nerede bu Hakk mücadelelerini sürdürdüler,kimlerin arasında yaşadılar.?

Cevap; cevap yok…Bize öyle bir peygamberler tarihi anlatıldı ki,sanki onlar dünya üzerinde ama farklı bir boyutta veya paralel bir evrende yaşadılar,mucizeler falan hep bu boyutta cereyan etti…Hayır,bu insanlar bu boyutta bu dünyada benimde yaşadığım bu göğün altında yaşadılar,yediler,içtiler,aile kurdular ve öldüler.Zaten Rabbimizde onlar da sizin gibi bir beşerdi demiyor mu?

Ben bu konuda yoğunlaşarak arkeolojik kaynakları takibe başladım,görsel olsun,haber olsun ne bulursam incelemeye çalışıyorum,Peygamberlerimizin izlerini her yeni çıkan kalıntıda bulmaya çalışıyorum İnşaAllah…En sonunda şunu anladım ki,bilinçli olarak dünya tarihi,dinler tarihi ve dahi bulunan eserler bulan kişiler tarafından çarpıtılarak sunulmakta ve ya gizlenmekte.Çünkü bu çalışmaları yapan insanlar,kazılarına başlarken bile Tevrat’ı referans almakta,ve tarihi de bu yönde yazmaktalar.Oysa biz Müslümanlara ayetlerde Rabbimiz defalarca eski kavimlerin kalıntılarını,bölgeleri gezip,neden bu hale getirildikleri hakkında ibret alınması gerektiği yönünde uyarılarda bulunmakta,yani bize Turist olun,gezin ve ibret alın,araştırın neden bu hale düştüler demekte.Ama maalesef bu konu da da pasifliğimiz ön planda,ve kendi tarihi değerlerimiz bile yabancılar tarafından kaçırılmakta veya gizlenmekte.Oysa gözden bilinçli olarak kaçırılmaya çalışılan bir nokta var ve kimse bunu görmüyor,eğer şu andaki arkeoloji ilmine inanırsanız insanlık hep çok tanrılı dinlerle ve inançlarla içe içedir.Din’i kendisi var etmiştir,korktukları nesnelere tapmaya başlamışlardır falan filan.Bu her toplumda böyledir,tevhid inancından veya bu inancın elçilerinden asla bahsedilmez.Çünkü onlar mitolojik birer kişiliktir.Oysa Rabbimiz bize insanların ilk önce tek ümmet ve tek inanç sahibi olduğunu ve bunun daha sonra bozulduğunu,sonra kitap ve elçilerle bunu bizlere hatırlattığını bildirmekte.Ve dini kendisinin koyduğunu,cennet cehennem,ahiret hesap gibi kavramları bize ayetler ve elçiler aracılığı ile bildirmekte.

Soruyorum size İbrahim peygamber nerde yaşadı,nerede doğmuştur,ünü Hindistana kadar gitmiş Brahma adlı kişiyle aynı olması muhtemel bu peygambere ait kayıtlar hiç yok mudur?

Ya Musa peygamber,insanları allak bullak edecek mucizeler göstermiş bu şahsiyet nerdedir? Bu mucizelere tanık olan insanlar hiç mi bir kayıt,resim bir şey bırakmadılar? Her şeyi tabletlere kaydeden faizler için bile tablet kesen toplumlar sizce bu inanılmaz olayları kaydetmediler mi? Hiç sanmıyorum,burada ki en üzücü nokta ise Tevrata göre oluşturulan tarihe inanmamızdır.

Şu anda bilim insanları ve tarihçiler İsa peygamber adındaki şahsiyetin aslında yaşamadığı hakkında neredeyse  hem fikirler,ama biz biliyoruz ki İsa Peygamber gerçektir.ama bizim bu olaya verecek bir cevabımız yoktur,hatta bize söylenen doğum tarihini kabullenmiş ve her sene bunu kutlamayı marifet bilmişizdir.Peki neden kimse Kur’an’ın bize tarifine göre çok yetenekli bir doktor veya hekim olan bu peygamberi araştırmaz,Tarihte kaç tane ünlü hekim tanıyoruz ki???

Ya da okulda Taş çağı,Demir çağı veya Tunç çağı gibi bize tekerleme gibi gelen ama Kur’an da Davud peygambere öğretildiği bildirilen Demir işleme sanatını,veya Süleyman peygamberin süslemelerde kullanmaya başladığı Tunç metalini bu şekil de anlamaya çalışmayız,Kimler başlattı ki bu çağları ??? Herkes Sümerleri yazının mucidi olarak bilir,tarihi başlattıklarını düşünürde Kuran da ki ilk bilinç sahibi bilgi üflenen kişi olan Hz.Adem’in nereli olabileceğini neden kimse merak etmez.Allah ona isimleri öğrettim derken ne demek istedi niye merak etmeyiz???

Niye kimse Babil Kralı HammuRabbi’nin( Lakaptır bu ‘’ Kavmin Rabbi ‘’ anlamında )  kendini tanrı ilan ettiğini bize öğretmez de ilk medeni yasalar koyan kişi diye övülür,kendini Tanrı gören ve kullarına gerçek tanrının değil de kendi yasalarını uygulatan bir zorba olduğu öğretilmez.

Niye kimse Rabbimizin Nuh peygambere neden gemi inşa ettirdiğini sorgulamaz.? Neden yanına hayvanlardan aldırdığını ? Yada tufanın nasıl tüm Nuh kavmini yok ettiğini kimse neden sorgulamaz ? Sakın bir adadan kaçış,bir adanın helakı anlatılıyor olmasın? Oğlunun sığındığı dağa kadar ulaşan dalgaları nasıl izah edersiniz.? Bildiğimiz kaç tane batışı efsane ada var ki???? Biz hala Tevrat kaynaklı tufan hikayesine inanmaya devam edelim!!!

Bunlar benim üzerimde çalıştığım,araştırdığım konular,eleştiriye açığım,amacım sadece ve sadece farklı bir bakış açısı olmasıdır Kuran okunmasına bu yazıyı yazma gereği de bu yüzdendir.Umarım faydası olur herkese…Rabbimin izniyle tarihi de Kur’an la beraber sorgulama yoluna girdim ve bambaşka bir dünya karşıladı beni.Sanıldığının aksine hiç de sıkıcı olmayan bir dünya var orada.

Bence Kur’an a bir de bu gözle bakın,Sonuçta her şey bizim ibret almamız ve düşünmemiz için anlatılıyor o kitapta.

Selamlar

Ömer Faruk Menteşe

( Prenszuko78 )

 


About the Author
Author

prenszuko78

Comments (18)
  • Avatar

    Levent Dec 24 2013 - 15:49 Reply

    Ben de hep, her ne kadar çok uzun bir dönemi kapsasa da Mısır tarihini o kadar ince araştıran bilim adamlarının nasıl da kıssaları direkt Mısır’da geçen ve aslında çok büyük değişimler içeren olaylar yaşamış örneğin Yusuf, Musa ve Harun peygamberle ilgili bir kırıntı dahi bul(a)mamalarını merak etmişimdir.

    • Avatar

      prenszuko78 Dec 26 2013 - 13:37 Reply

      Levent Kardeşim doğru insanları yanlış yerlerde aradığımız için olmasın? Çoğu insan Musa peygamberi şu anki piramitlerin bulunduğu ülke olan Mısırda yaşadığını zanneder, Çünkü Tevrat ve Yahudi kaynakları ( Filmler,Belgeseller vs.) algıyı bu yönde kurgulaşmışlardır…Ama Kur’an’ı dikkatli bir biçimde okursanız aslında müthiş detaylar verdiğini görürsünüz.Mesela Kur’an da Firavunun Musa peygamberle alay etmek için kurduğu bir cümle inanılmaz bir detay içerir.” Firavun der ki: Ey Haman ( Vezir) Bana kerpiçten bir kule ( Babil Kulesi ???? ) yap da Musa’nın ilahını göreyim).Burada ki ince detay ise ” KERPİÇ ” tir…Mısırda anıt yapımında kullanılan malzeme taştır daha doğrusu granittir.( Piramitler ve sfenks örnekleri )…Kerpiçle bina yapma tamamıyla Mezopotamya ya özgü bir tekniktir. Yazı bile toprak tabletlere yazılıp pişirildikten sonra kullanılırdı…Bizim şu an MISIR diye bildiğimiz ülkenin dünyada kullanılan adı bambaşka ve aslında anlamı olan bir kelimedir.Dünya bu ülkeyi ”EGYPT ” olarak bilir.( Anlamı Kıpti ülkesi veya diyarı ) Kur’an da Firavunun ülkesi olarak geçen yer ise ”MISRİ ”dir… Anlamı ise ŞEHİR demektir.O dönemde ve şimdiki Araplar hiç bir zaman MISIR veya MISIRLI ismini kullanmazdı çünkü bu isim değildi. Bildiğiniz gibi Kıptilerin binlerce yıldır yaşadığı en önemli toprak şu an ki Mısırdır…
      Son olarak ilginç bir detay daha vereyim Kur’an da yaşı hakkında bilgi verilen tek peygamber Nuh peygamberdir.( 950 Yaşında ) ve çevresindeki halk için sanki çok normaldir bu.Kimseden yaşı ile alakalı tepki görmediği görülür.Sebebi ne olabilir ki özellikle yaşının verilmesinin???

  • Avatar

    KaaN Dec 28 2013 - 05:18 Reply

    Gerçekten düşünülmesi gereken bir konu. Yazı için Ömer Faruk beye teşekkür ederim.
    Bence çoğu bilgilerde saklanıyordur. Örtbas ediliyordur amacı saptırılıyordur.. Bende sürekli takip ediyorum araştırıyorum…

    Müslüman diye geçinenler ise kitabı arkalarına attıkları için bu konuları düşünmüyorlar bile….

  • Avatar

    nazan Dec 28 2013 - 13:29 Reply

    slm aslında bir çok ibretlik alınacak yerler gözümüzün önünde ama bize krallıktan kalma padişahlıktan kalma diye nitelendiriyorlar nemrut peri bacaları şili anırları ispanya bir çok yerler aslında ülkemizde her yer ibretlik aslında

  • Avatar

    selman Dec 28 2013 - 20:46 Reply

    prenszuko78 hocam yaptıgınız araştırma ile ilgili başka bilgiler paylaşırmısınız?

    • Avatar

      prenszuko78 Jan 1 2014 - 13:50 Reply

      Selman Kardeşim. Teşekkür ederim de ben Hoca olacak bir şey yapmadım ki. Ben de normal bir insanım, her hangi bir üst düzey eğitimim falan yok. Sadece amatör olarak çalışıyorum. Benim de faydalandığım insanlar ve kaynaklar var. Tek başıma bazı şeyleri çözmem çok zor…Tek amacım Kur’an’ın hangi konuda olursa olsun bizlere yeteceği ve daha fazlasının da olduğunu insanlara anlatmak…Anlamak için bizi kimseye muhtaç etmiyor çok şükür…Selamlar

  • Avatar

    halim selimoğlu Dec 29 2013 - 12:54 Reply

    Kaldı ki bu konuda Kuran bize araştırma yapmamızı emrediyor.

    Bu konuda http://www.kuranincelemesi.org/bilmek/arkeolog-olmak-sevaptir/ adresinde yazımı görebilirisiniz.

  • Avatar

    sculptor Dec 30 2013 - 01:17 Reply

    benimde üzerinde düşündüğüm bir konu. ad semud vs. bu kavimler şuan nerede diye çok düşünmüşümdür. ama bulamadım o ayrı :)

    • Avatar

      prenszuko78 Jan 1 2014 - 13:41 Reply

      Semud kavmi hakkında bende araştırma yapmaktayım. Kur’an da Rabbimiz Semud kavmini tarif ederken düzlüklere büyük binalar yaparak eğlenen bir toplum olarak nitelendirmekte. Burada yazacağım şey tamamen bir düşüncedir kesin olan bir şey yoktur. Şu anki yaşadığımız dünyaya bakarsak düzlükte yapılmış olup da çok büyük ve de eski olan tek yapılar piramitler…Bu sadece bir teoridir o kadar :)

  • Avatar

    Levent Dec 30 2013 - 14:13 Reply

    Mısır konusundaki bilgilendirme için ayrıca teşekkürler. Yanlış algıların oluşmasına neden olabilecek ciddi bir bilgi eksikliği idi keza.

  • Avatar

    prenszuko78 Dec 30 2013 - 19:07 Reply

    Merhaba Kardeşlerim…
    Hepinize teker teker güzel yorumlarınız için teşekkür ederim.Benim bu yazıyı kaleme alma amacım da buydu zaten.Kur’an’a bir de bu gözle bakmak.Çünkü Rabbimiz bize öyle bir kitap vermişki sadece iman konusunda değil tüm bilimsel alanlarda da gerçek ve temiz bilgi ile bilgilendirmekte bizleri…Sorun sadece bakış açısında..Küçük bir örnek vereyim sizlere.Dikkat ederseniz Allah peygamberlere ait kavimleri ve bu kavmin peygamberlerini sıralarken rastgele bir sıra ile değil kronolojik bir sıraya göre verir.En büyük ipucumuz da bu olmalı.Ki bize anlatılan tarih ile Kur’an’ın verdiği sıralamayı sağlama yapabilelim.Ve araştırma için Kur’an’ın verdiği sıralamayı kullanalım.Unutmayın bize anlatılan tarihi insanlar yazıyor,tarihi herkes kafasına göre uydurabilir ama bizim kaynağımız sadece gerçeği verir.Müthiş bir ayet var Kur’an da ” Gerçek Rabbinden gelendir…” diye…Benim herzaman rehberim bu ayet oldu bu konuda… Size ilginç bir araştırma daha vereyim…Yusuf peygamberin bir rüyası anlatılır kendi ağzından Derki ” Babacığım rüyamda Güneş,Ay ve onbir yıldızın bana secde ettiğini gördüm…” diye devam eder…Buradaki ipucu ise Güneş,Ay ve Onbir Yıldız…Sümerler binlerce yıl boyunca bu üçleme inancına sahiptiler.Sümer tabletlerinin hemen hepsinde bu üçlemeyi görebilirsiniz…Asıl mesele burada Yusuf peygambere secde etmeyi nasıl anlamak gerektiğidir…???
    Bir örnek daha vereyim son olarak yazı çok uzadı….
    Asur Kralı Adad ( Anlamı Gür sesli,ve demir ),Davud peygamber ( Davud Anlamı Gür sesli,Demir işleyen ),Adad’ın oğlunun adı SalmanAsar ( anlamı Kral Salman-Asar kral anlamında ),Davud peygamberin oğlu Süleyman peygamber ( Salman-Süleyman -Kök kelimeler S-L-M ) Salman-solomon-Süleyman ) Ne kadar çok tesadüf var değil mi???
    yeni araştırmalarımı da ara ara fırsat buldukça sizinle paylaşacağım inşaAllah….
    Selamlar

    Ömer Faruk MENTEŞE

  • Avatar

    Selman Jan 1 2014 - 10:19 Reply

    Ömer faruk hocam yaptığınız araştırmaları bizimle paylaşmanızi temenni ederim.

    • Avatar

      prenszuko78 Jan 2 2014 - 14:22 Reply

      Selman kardeşim mail adresinizi verirseniz size elimde olanlardan göndermeye çalışır ve yeni bilgileri paylaşabilirim.

      • Avatar

        selman Jan 3 2014 - 14:28 Reply

        Faruk hocam çok teşekkur ederım selocan_463@hotmail.com mail adresim.
        kusura bakmayn faruk kardeşim ama ben bana bir kelime ögreten herkese hoca derım eger ogreten kişi 7yaşında olsa bıle derim ve eger demesem vıcdanın kabul etmıyo kusura bakmayın hocam

      • Avatar

        Abdullah kargılı Oct 23 2016 - 18:42 Reply

        Ömer Faruk bey kardeşim facebooktan adresiniz varsa ekleyelim.
        Birde Kuran da geçen peygamber kıssaları ve Sümer efsanelerinde geçen efsaneler arasında kurulan bağ ile yaptığınız bir çalışma varsa benimle paylaşırsanız Size minnettar olurum.

  • Avatar

    duvar Jan 7 2014 - 10:23 Reply

    bakış açısı katan güzel bir yazı Allah razı olsun

  • Avatar

    RaSiM Apr 23 2014 - 00:50 Reply

    Elinize sağlık. Özellikle İsa peygamber hakkında bir çalışma yapılması lazım. Bu konuda yazınıda bekliyorum.

    Teşekkürler.

    • Avatar

      Ebubekir özsoy May 14 2016 - 21:47 Reply

      Size bir delil göstereyim Britanica da Ahenaton un şiiri olarak yazılan ancak ihlas suresine benzeyen bir sure bence Hz. yusuf peygamber döneminde yaşayan Kral ve çarpıtmak için şiir olduğu söylenmiş oysa o tarihlerde Mısır kralları tanrı sayılırdı hiçbir ihtiyacı olmayan kişi tanrılıktan vaz geçip kul olduğunu haykırıyor bu ilahi bir deprem yaşamadan olmaz ilahi deprem ise Hz. yusuf tur

      Britannica

      günes-kral olarak da bilinir.

      akheneton’un bir şiiri

      tanrı uludur, birdir, tektir.
      ondan başkası yoktur.
      bir tanedir,
      o’dur her varlığı yaratan
      bir ruhtur tanrı, görünmeyen bir ruh…
      ta başlangıçta vardı tanrı,
      tek varlıktı o.
      hiç birşey yokken o vardı.
      her şeyi o yarattı (…)
      ezelden beri süregelen varlığı,
      ebediyete kadar sürecek,
      gizlidir tanrı, kimse görmemiştir onu.
      İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman.

      Ahenaton, Eski Mısır firavunlarından (krallarından) biri olan Ahenaton, İÖ 1379 ve 1362 yılları arasında, 17 yıl süreyle Mısır’ı yönetmiştir.
      Güçlü ve zengin bir ülke olan Mısır’ın halkı bu gücün kaynağını çok sayıda tanrıları olmasına bağlıyordu. Oysa IV. Amenhotep (ya da IV. Amenofis) adıyla tahta çıkmış olan Ahenaton, bir süre sonra bütün öbür tanrıları yadsıyarak tek bir tanrıya inandığını açıkladı. Güneş tanrısı Aton’un tek tanrı olduğu bu yeni dini benimseyince, babasından gelen Amenhotep adını bırakıp “Aton’un hizmet­kârı” anlamındaki Ahenaton adını aldı. Baş­kentini de değiştirerek, ülkeyi Teb kenti yerine, Acon’a adanan ve bugünkü adı Amar-na olan yeni bir kentten yönetmeye başladı.

Leave a reply

Name (required)

Website