Nuh Tufanı Bölgesel ve Tek Topluma Yönelikti

Kasas Suresi
59. Senin Rabbin, memleketleri/medeniyetleri, ana merkezlerinde kendilerine ayetlerimizi okuyan bir resul göndermedikçe helâk etmez. Biz; ülkeleri/medeniyetleri, halkları zulme sapmadıkları sürece helâk etmeyiz.

Rabbimiz, bir toplumu yok etmeden veya cezalandırmadan önce ona resul gönderdiğini ve eğer  hatalarında ısrarcı olurlarsa bunu gerçekleştirdiğini belirtiyor.

Yunus Suresi
13. Yemin olsun ki biz sizden önceki kuşakları, zulmettikleri ve resulleri kendilerine açık kanıtlar getirdiği halde inanmadıkları için, helak ettik. Günaha batanlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız.

Demek ki bir medeniyetin mahvı için

1- Zulme sapma(ve sürdürme),
2- Elçi gelme şartı var.

İsra
15. Kim doğru yola gelirse kendisi için yola gelmiş bulunur. Kim saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçkimse başkasının yükünü çekmez. Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız
16. Biz bir toplumu yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.
17. Nuh’tan sonra nice toplumları yok ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Rabbin yeter

Yine çok açık bir şekilde, Nuh’un toplumunun başına gelenin de aynı şey olduğu belirtiliyor. Başka bir deyişle bu peygamber  sadece gönderildiği toplumu uyarmış ve Nuh Tufanı ile de sadece onlar yok edilmiştir.Zaten Kuran’da defalarca bir bireyin yüzünden başka bir bireyin ve bir kavmin yüzünden başka bir kavmin cezalandırılmayacağı belirtilmektedir. Herkes kendi hakettiği şeye kavuşmakta dünya ve ahirette.

Bu bağlamda, Nuh toplumunun yaptığından dolayı değiştirilmiş Tevratta belirtildiği şekilde tüm dünyanın ve insanlığın cezalandırılması söz konusu olamaz. Koruma altında olan tek dini kaynak olan Kuran’a göre Tufan sadece o kavmi cezalandırmış ve yok etmiştir.

Nuh Suresi
1. Biz, Nuh’u, “Toplumunu, kendilerine korkunç bir azap gelmeden önce uyar!” diye kavmine gönderdik.

A’raf Suresi
59. Andolsun ki biz, Nuh’u toplumuna gönderdik de o şöyle dedi: “Ey toplumum! Allah’a kulluk ve ibadet edin. Sizin ondan başka tanrınız yok. Üstünüze çok büyük bir azabın inmesinden korkuyorum.”

A’raf Suresi
65. Ad’a da kardeşleri Hud’u gönderdik. Dedi ki: “Ey toplumum! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yok. Hala sakınmıyor musunuz?”

A’raf Suresi
73. Semud’a da kardeşleri Salih’i gönderdik. Dedi ki: “Ey toplumum! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yok. Size Rabbinizden bir beyyine/açık bir kanıt gelmiştir. İşte şu, Allah’ın devesi. Sizin için bir mucize. Rahat bırakın onu, Allah’ın toprağında otlasın. Kötü bir niyetle dokunmayın ona. Yoksa korkunç bir azap yakalar sizi.”

A’raf Suresi
85. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Şöyle dedi: “Ey toplumum! Allah’a kulluk edin. Size O’ndan başka ilah yok! Size Rabbinizden açık bir kanıt gelmiştir. Ölçü ve tartı da dürüst davranın. İnsanların eşyasına el koymaya tenezzül etmeyin. Yeryüzünde, orası barışa kavuştuktan sonra bozgun çıkarmayın. Eğer inanan insanlarsanız bu sizin için daha hayırlıdır.”

Bu örnek ayetlerde de bahsedilen toplumlar cezalandırılmadan önce kendilerine bir(ya da daha fazla) uyarıcı geliyor. Ve yine görüldüğü üzere Ad, Semud veya Medyen halklarının başına gelen ne ise, Nuh halkının başına gelen de tamamen aynıdır. Tıpkı diğerleri gibi, azgınlık yaptıklarından dolayı kendilerine elçi geliyor, onlar yanlışlarını sürdürünce de hak ettikleri cezaya kavuşarak imtihan(kendileriyle yüzleşme) dünyasına veda ediyorlar.

İsra Suresi
17. Nûh’tan sonra da nice kuşakları helak ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Rabbin yeter.

Nuh Suresi
21. Nuh dedi ki, “Rabbim, onlar bana karşı geldiler ve parası, çocukları kendisine sadece zarar veren bir kimseye uydular.”
22. “Ve hatta büyük tuzaklar kurdular.”
23. “Dediler ki, ‘Tanrılarınızı terketmeyin. Ne Vedd’i, ne Suva’ı, ne Yeğus’u, Yeuk’u ve Nesr’i bırakmayın.’ ”
24. “Çok kişiyi saptırdılar. Öyleyse, sen de zalimlerin şaşkınlığını arttır.”
25. Suçlarından ötürü boğuldular ve ateşe sokuldular. Kendilerine ALLAH’tan başka yardımcı da bulamadılar.
26. Nuh dedi ki, “Rabbim, yeryüzünde bir tek inkarcı bırakma.”
27. “Onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve ancak bayağı inkarcılar doğururlar.”
28. “Rabbim, beni, anamı babamı, evime inanan olarak girenleri, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin ise ancak yıkımlarını arttır.”

Burada da açıkça suda boğulup ahirette ateşe sokulanların Nuh halkı olduğu anlatılmakta(25. ayet).  Şimdi kimileri 26. ayette sunulan Nuh’un duasının evrensel bir istek olduğunu söyleyecektir. Orada peygamberin kendi arzusu söz konusu, yoksa gerçekleşen olay değil. Kaldı ki oradaki ifade de pekala sadece kendi ülkesindeki zalimleri kapsıyor olabilir. Ama dediğim gibi tüm bunlar bir yana, ayetlerde belirtildiği üzere sadece ve sadece Nuh’un halkı boğulmuştur.

Zaten, Nuh’un toplumunun başına gelen bölgesel felaketin benzerleri  sonra başka toplumların da başına gelmiştir:

Nuh Suresi
17. Nuh’tan sonra nice toplumları yok ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Rabbin yeter

ZARİYAT
31 İbrahim sordu: “Amacınız ne, ey elçiler?”
32 Dediler: “Biz, suçlulardan oluşan bir topluma gönderildik.”
33 “Üzerlerine çamurdan taş atalım diye.”
34 “Rabbin katında, sınır tanımazlar için işaretlenmiş taşlar.”
35 Orada, müminlerden kim varsa çıkardık.
36 Artık orada, bir ev dışında, müslümanlardan/Allah’a teslim olanlardan hiç kimse bulamıyorduk.
37 Acıklı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık;
38 Mûsa’da da. Biz onu açık bir kanıtla Firavun’a gönderdik.
39 O tüm gücüyle/tüm seçkin adamlarıyla birlikte yüz çevirdi ve şöyle dedi: “Bir büyücü yahut mecnun.”
40 Bunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.
41 Âd kavminde de bir ibret var. Onlar üzerine, her şeyi yerinden söken rüzgârı göndermiştik.
42 Üzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.
43 Semûd’da da bir ibret var. Onlara şöyle denmişti: “Bir vakte kadar yiyip içip eğlenin.”
44 Daha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gözleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı.
45 Ne kalkıp kaçabildiler ne de kendilerine yardım eden oldu.
46 Daha önce de Nûh kavmini batırmıştık. Çünkü onlar da doğruluktan ayrılmış bir topluluktu.

Bir kez daha, dünyanın değil, sadece o bölgenin ve halkının felakete uğradığını anlıyoruz. Nuh, Medyen, Ad, Semud…. tüm bu toplumların başına gelen olay pareleldir. İnkara ve kötülüğe sapıyorlar, kendilerine uyarıcı geliyor, onlar devam ediyorlar kötülüğe ve sonunda cezaya kavuşuyorlar. Hepsi de  o toplumun başına gelen ibretlik olaylar.

Hadid Suresi
26. Yemin olsun, Nûh’u ve İbrahim’i de resul olarak gönderdik. Peygamberliği ve Kitap’ı bunların soyları arasına koyduk. O soylardan bir kısmı hidayete ermiştir. Ama onlardan çoğu, yoldan çıkmış olanlardır.

Hud Suresi
32. Dediler ki: “Ey Nûh! Sen bizimle uğraştın, bizimle mücadelede çok da ileri gittin. Eğer doğru sözlülerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir.”
33. Nûh dedi: “Onu size, dilediği takdirde ancak Allah getirir, siz de hiçbir engel çıkaramazsınız.”
34. “Eğer Allah sizi azdırmak istiyorsa, ben size öğüt vermeyi gaye edinsem de öğüdüm size hiçbir yarar sağlamaz. O’dur sizin Rabbiniz ve O’na döndürüleceksiniz.”
35. Yoksa, “Onu kendisi uydurdu.” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam işlediğim suç benim aleyhimedir. Ama ben, sizin işlemekte olduğunuz suçlardan sorumlu değilim.”
36. Nûh’a şöyle vahyolundu: “Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir. Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma.”
37. Vahyimize bağlı olarak gözlerimizin önünde gemiyi yap. Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma. Onlar, mutlaka boğulacaklardır.
38. Gemiyi yapıyordu. Toplumundan herhangi bir grup yanından geçtikçe onunla alay ediyorlardı. Dedi ki Nûh “Bizimle alay ediyorsanız, biz de sizinle alay edeceğiz. Tıpkı sizin eğlendiğiniz gibi.”
39. “Rezil eden azabın kime geleceğini, sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz.”
40. Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca şöyle seslendik: “Yükle içine her birinden ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilen hariç olmak üzere aileni, bir de iman etmiş olanları.” Ama Nûh’la birlikte çok az bir kısmı iman etmişti.

Nuh Tufanı’nın tüm dünyayı kapsadığını iddia edenler bu her canlıdan çiftler toplama ifadesine sarılmaya çalışıyor. Ama burada anlatılan o bölgedeki hayvanlardan örnekler toplamaktır. Biri size “tüm elmaları topla” dese, dünyadaki bütün elmaları değil bulunduğunuz yerdekileri kastettiğini düşünürsünüz. Yine aynı şekilde burada da dünyadaki tüm hayvanlardan ifadesi geçmiyor ve kast edilen Nuh’un bulunduğu yerdir. Zaten yeryüzündeki tüm canlılardan örnekler toplaması için bir dünya turu yapması ve belkide bir kent büyüklüğünde devasa gemi yapması gerekirdi. İstenen oradakilerden çiftlerin toplanmasıdır.

Peki Nuh Tufanı bölgesel ise nasıl olur da bir ülke sular altında kalırken diğer komşu milletlere bir zarar gelmez? Eğer Nuh toplumu bir adada yaşıyorlarsa bu  gayet olası bir durumdur. Ve bu ada belki de Avustralya büyüklüğünde, hatta daha da büyük bir kıta ada bile olabilir. Ve bu durumda , sular altında kaybolmuş ve bu felaket sadece onları etkilemiştir.

Şimdi şu ayetlere dikkat:

Kamer
10. Bunun üzerine yakardı Rabbine, “Yenilgiye uğradım işte, yardım et!” diye…
11. Biz de açtık gök kapılarını seller gibi akan bir su ile.
12. Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar. Sonunda kesin ölçülere bağlanmış bir oluş üzere birleşti sular.
13. Ve taşıdık onu levhalar ve çivilerden oluşturulan şey üstünde.
14. Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.

A’raf Suresi,
64.
“Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.”


Ülkeye hem gökten su iniyor, hem de yerin altından sular fışkırıyor ve sonra da sular birleşiyor, 11. ve 12. ayetlerde anlatılanlara göre. Tıpkı bir adanın batmasını andıran bir sahne bu. Adaya(belki de devasa ada kıtaya) 1- Gökten su boşalıyor 2- Yerin altından patlamalar oluyor ve buradan da sular yükseliyor 3- Bunun sonucunda da, yani adaya yukarıdan(gökyüzünden) ve aşağıdan(yeraltından) su hücumu sonucunda, dört tarafındaki denizle  buluşuyor bu sel ve ada tamamiyle sular altında kalıp okyanusun derinliklerine dalıyor anlaşıldığı kadarıyla.

ANKEBUT
14. Yemin olsun, biz Nûh’u toplumuna göndedik de o onların arasında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Sonunda onları tufan yakaladı. Çünkü zalimlerdi onlar.
15. Biz, Nûh’u ve gemi halkını kurtardık ve o gemiyi âlemlere ibret yaptık.

Yine cezalandırılanın Nuh toplumu olduğu ve nedeni açıklanıyor. Ayrıca  peygamberin 950 yılın üzerinde yaşadığı da belirtilmektedir. Görüldüğü kadarıyla  toplumu bu uzun ömrü pek garipsemiyor gibi. Eğer öyleyse, Nuh toplumunda bin yıl kadar yaşamak olağan birşey olabilir ve bu durum  bilim ve teknolojide, en azından tıp alanında çok ileri bir medeniyet olduklarına da işaret olabilir. Bilindiği üzere Rabbimiz geçmişte  ileri medeniyetlerin de var olduğunu ama inkarlarından dolayı yok olmaktan kurtulamadıklarını belirtmekte.

Şimdi diğer bir çok önemli noktaya gelelim:

ARAF
65 Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki: “Ey toplumum! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yok. Hâlâ sakınmıyor musunuz?”

67 Hûd dedi: “Ey toplumum! Bende beyinsizlik yok, ben âlemlerin Rabbi’nden bir resulüm.”

69 “Sizi uyarmak için içinizden bir adam aracılığıyla size Rabbinizden bir ihtar gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, O sizi Nuh toplumundan sonra halefler yaptı ve yaratılışta size daha fazla bir boy-bos verdi. Allah’ın nimetlerini anın ki kurtulabilesiniz.”

Burada da Nuh kavmi ile Ad kavmi arasında bir kıyaslama yapılıyor ve Ad halkının Nuh halkına göre daha iri ve uzun olduğu belirtiliyor. Yani burada eski insanlar ile yeniler falan kıyaslanmıyor. Sadece ve sadece Nuh ve Ad toplumlarının fiziksel karşılaştırılması söz konusudur. Tıpkı günümüzde İngilizlerin  Japonlara göre daha iri ve uzun boylu olması gibi…

Rum suresi
47. Yemin olsun biz, senden önce de resulleri toplumlarına gönderdik, onlara açık kanıtlar getirdiler. Nihayet, günah işleyenlerden öc aldık. İnananlara yardım etmek bizim üzerimizde bir haktı.

Nuh Suresi
1. Biz, Nuh’u, “Toplumunu, kendilerine korkunç bir azap gelmeden önce uyar!” diye kavmine gönderdik.

Ve tekrar tekrar belirtildiği üzere Nuh sadece kendi toplumuna gönderilmiştir ve cezaya çarptırılan sadece onun halkıdır.

A’raf Suresi,
64.
“Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.”

Tufanın bölgesel olduğuna bir başka kanıt da şu ayetlerdir ayrıca::

İsra
2. Aynı şekilde, Musa’ya kitabı vermiştik. İsrail oğullarını şu gerçeğe iletmek için: “Benden başka bir sahip edinmeyin.
3. Onlar, Nuh ile birlikte taşıttığımız kimselerin soyudur; o şükreden bir kuldu.
4. Kitapta, İsrail oğullarına: “Yeryüzünde iki kere bozgunculuk çıkaracaksınız ve alabildiğine kibirleneceksiniz,” diye bildirdik,

Dikkat edin İsrailoğulları “Nuh ile birlikte taşıttığımız kimselerin soyudur” diyor. Eğer Nuh Tufanı bölgesel değil de evrensel olsaydı ve tüm dünyada felaketten sadece Nuh ve gemiye binenler kurtulmuş olsaydı, şu an yeryüzündeki tüm insanlar Nuh toplumunun soyundan olacaktı. Ama hayır, sadece  İsraoğulları için Nuh’un gemisine binenlerin devamı deniliyor ayette. Demek ki diğer milletler o gemideki insanlardan türemedi ve kesinlikle o felakette yok edilen sadece Nuh halkıydı.

Not: Bu eski yazımı, şu sıralar vizyondaki Nuh filminden dolayı tekrar yayımlama ihtiyacı hissettim.

Selam ve sevgiler


About the Author
Author

Emre_1974tr

Comments (5)
  • Avatar

    prenszuko78 May 3 2014 - 08:54 Reply

    Yazılarınızı daha önce okumamış biri olarak bende yaptığım çalışmalar da aynı sizin gibi sonuçlara ulaşmıştım Nuh Kavmi ve Tufanı hakkında.Bende Tufanın aslında bir adayı yok ettiği düşüncesine katılıyorum,başka bir örnek de ben vereyim,Nuh Peygamberin iman etmeyen tufan oğlu tufan esnasında kendince yüksek bulduğu bir tepeye sığınmaya çalışıyor,oysa batmakta olan bir ada için yüksekliğin hiç bir önemi yoktur.
    Gemiye alınan hayvanların ise hem gemi de geçen süre içerisinde beslenmek için kullanma,hem de karaya ayak basıldığında ise diğer ihtiyaçlar için alındığı kanısındayım…Tufan’ın ve sonrasında ki etkilerinin ne kadar sürdüğünü biz bilemediğimiz için hayvanların alınması gerekli de zaten..Yoksa tüm hayvanların gemiye alınması mantık dışı…

    Bana göre Tufan’ın bir adayı helak ettiğinin en büyük delili,helak öncesi peygamberlere gelen o toplumdan uzaklaşmaları,kaçmaları yönündeki uyarılardır.Diğer tüm helak edilmiş peygamberler şehirlerinden yürüyerek veya yaya olarak uzaklaşmışlar iken,Nuh peygambere gemi yapması emredilmesi dikkat edilmesi gereken bir noktadır…

    Tevrat’ın tufanı bölgesel anlatmasını ise tamamen ırk merkezli olduğunu düşünüyorum,insanlığın Yahudilikten türemiş olduğu düşüncesi temel alınmış olabilir,haliyle diğer insanlardan üstün oldukları fikrinin kaynağı da bu düşüncedir kanısındayım.
    Selamlar Dua ile

    http://prenszuko78.blogspot.com.tr/2014/01/kuran-ve-arkeoloji-yllardr-hatta-daha.html

  • Avatar

    Tarık Talip ÖNER May 5 2014 - 09:32 Reply

    Selam.
    1.) Allah cc elçi göndermeden hiç bir yeri ya da kavmi helak etmez sözünden, son kıyamet kopmadan önce dünyaya yeniden bir elçi gönderilebileceğine delil var mıdır. (İsa a.s gibi.)

    2.) Nuh a.s zamanında kendi tebliğ ettiği halkından başka yaşayanlar olmayabilir mi? Çünkü Adem a.s ile arasında bir peygamber var diye biliyorum. Nuh a.s’ın yeryüzünde kafirlerden kimse bırakma duası bundan dolayı olabilir mi?

  • Avatar

    yasir May 6 2014 - 11:39 Reply

    3. Onlar, Nuh ile birlikte taşıttığımız kimselerin soyudur; o şükreden bir kuldu.

    Bu ayetten sadece İsrailoğluları nuh soyundan gelindiği sanmak bence hata…
    Çünkü İbrahim Harran bölğesinden kavminden ayrıldığında zaten orası medeniyette ilerlemiş bir bölğeydi ve İbrahimin devamı olan yakupoğluları nasılki Nuh soyundan geldiği doğruysa, İbrahimin harranda bıraktığı bütün kavmi ve etrafındaki bütün komşu kasabalarda nuh soyundandır…Nuh soyunu sadece İsrailoğlularına indirğemek yanlış olu diye düşünüyorum…

    Bu şuna benzemekte, İsrailoğluları İbrahimin soyundan sayılıp, ismailoğluları ibrahimden sayılmaması gibi bir şey…Ayrıca Kuranda soy bağlılığından ziyada inanç bağlılığı olarak kastedilmesi daha ağırlıklıdır, çünkü Allahın ahidini-sözünü bozmadan taşıyan damar olarak adem’den, nuh-ibrahim-ismail-ishak-israil gibi tanımlamalar vardır ki aralarda ayrılan kollar soy olarak aynı olsada ahid-söz ve ümmet olarak ayrılmışlardır…

    Allah milletide tanımlarken, milleti ibrahim diyerek ten millet demektedir…Halbuki İbrahim harranda bıraktığı kavmi günümüzde onlarında soyları bir şekilde devam etmekte…Yani ibrahim nasıl nuhun soyundansa, harrandaki put perest kavimde soy olarak Nuhun soyundandı ama onlar Allahın yolundan saptılar.

    Dendi ki: Nûh, sana ve seninle berâber bulunanlardan türeyecek ümmetlere bizden gönderilen esenlikler ve bereketlerle in gemiden. Onlardan türeyecek ümmetler içinde öyleleri de var ki onları da bir müddet faydalandıracak, geçindireceğiz de sonra bizden elemli bir azâba uğrayacaktır onlar.11 / HÛD – 48

  • Avatar

    yasir May 7 2014 - 08:08 Reply

    Nuh tufanı ister bölğesel ister genel olsun…Bu ayetler tamamen müteşabih ayetlerdendir…
    Bu sebebten Allah bu kıssanın sonucunu net açık olarak bilmemizi isteseydi kesinlikle tek bir satırlık ayet ile belirtebilirdi, demek bunda bir hikmet var ki rabbim bu şekilde taktir etmiş…
    Salih bir müslüman Müteşabih ayetlerin değil, muhkem ayetlerin peşine düşer-amel edip-uyğular ve uyğulanmasını yayğınlaştırmaya kendisini vakfeder…Bunlar hak ve adaletin sağlanması-zina,faiz-haksız saldırı,zulümün önlenmesi, sosyal yardımlaşma yani zekat-fitre-sadaka müessesesinin yayğınlaşması vsvsvvsss bir çok daha yazabileceğimiz muhkem konuların yayğınlaşmasıdır…

    Salih bir müslüma Allahın kuranda indirdiği muhkem olan ayetlerden-yani ümmül kitapta var olan Allahın ilke ve inkilaplarına–Allahın emir ve yasaklarına, Allahın bir insanda görmek istediği kalite standartlarını yakalamak için çalışmalı ve etrafınada yaymak için kendini vakfetmeli yani bu uğurda Allah ile birlikte, Alahın yanında mücadele vermeli…

    Müteşabih ayetler sadece Müslümanların onlardan dersler-çıkarımlar yapmaları, hatta herkezin farklı anlam ve çıkarımlar yapmaları içinde bu şekilde indirilmiş olma ihtimali yüksektir…Salih olan iki müslüman, biri tufan bölğesel, diğeri genel olduğu kanısında ise bu ayetleri fitne-şirk-ayrılış sebebi ve iman temeli yapmadığı sürece iki görüşünde Allah tarafından kabul göreceğine ve salih olan o iki müslümanın amellerinin Allah katında boşa gitmeyeceğini düşünmekteyim, yeterki bu müteşabihleri şirk,fitne ve iman temeli ve ayrılış-kavğa konusu yapılmaması şartıyla, çünkü imanın temeli müteşabihler değil muhkemlerdir…Bir müslüman müteşabihlerin en bilimsel-en mantıklı ve doğruya ALLAHIN sünnetine en yakın olanı benimsemesi tabiki doğrudur lakin Aklı ermeyen salih bir müslüman farklı inandığında çok bağışlayan rabbim o kuluna sen neden böyle inandın bütün salih amelin boşa gitti diyeceğini sanmıyorum…
    Salih bir müslüman Muhkem olan adalet-hak-zina-faiz-haksız can alma-zulüm-salat-zekat- vsvs bir çok hususta Allahın ilke ve inkilaplarına, emir ve yasaklarına riayet ediyor ise ve ALLAHIN kalite standartlarını yakalamış ise Müteşabihlerinde Allahın sünnetine en yakın olanı benimseyip üzerine durmaz ve müteşabihlerden öğütler-çıkarımlar-dersler alıp tartışma konusu yapmadan muhkem olanların üzerine düşer-uyğular ve uyğulanması uğrunda kendini vakfeder…

    Yani nuh tufanı ister global olasun, ister lokal olasun, bu tufanın nasıl olduğunun gerçeğini bilmek veya bilmemek insanlık-dünya düzeni için bir önemi yoktur, ister lokal olsun isterse global olsun her iki durumdada hepsini Allah yaptı ve her iki durumdada Allaha iman edenleriz…
    Lakin muhkemler insanlığın ve dünya düzeninin temelini oluşturduğundan bunları uyğulamayıp ve birde saptıranlar hem bu dünyada hem ahirette kaybedenlerdir…

    O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.3 / ÂLİ İMRÂN – 7

    Misal, evrim teorisi bu teori ister gerçek olsun isterse yanlış olsun her iki oluşumuda-yaratılışıda-evrimide ve herşeyi Allah ilmi ile kuşatıp- Allah yapmıştır…
    Lakin günümüzde evrim teorisi imanın temeli konumuna getirilip, slında imanın temeli olan adalet-hak-zina-faiz-salat-zekat-zulüm-haksız can alma-Şirk vsvsvs gibi iman temellerine hiç değinimemektdir…
    Bir müslüman tabiki araştırıp-ilim edip en doğrusunu tabi olmalıdır ama bir müslümanın temel görevi Allahın ilke ve inkilaplarını yaymak, emir ve yasaklarına uymak ve uyğulanmasını yayğınlaştırma, Allahın kalite standartlarını hem kendi üzerinide ruhen ve bedenen yakalamak hemde yediği-içtiği-giydiği her türlü üründe yakalamaktır….

    Bunlar benim zanlarımdır, zan hakikatten hiç bir şey ifade etmez…
    Allah hepimzi af etsin…Allaha emanet.

  • Avatar

    yasir May 7 2014 - 08:09 Reply

    Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.17 / İSRÂ – 36

    Bu ayette bir önceki mesajıma istinaden atıyorum…

Leave a reply

Name (required)

Website