“Sen” Karar Verseydin…

“Sen” Karar Verseydin…

“SEN” KARAR VERSEYDİN!..

A’raf Suresi 3. Ayet:
“Rabbinizden size indirilene uyun; O’nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!”

Bakara Suresi 170. Ayet:
“Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” dendiğinde: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!…”

Zümer Suresi 3. Ayet:
Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah’ındır! O’nun yanında birilerini daha veliler edinerek, “Biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.

Zühruf Suresi 44. Ayet:
“Gerçek şu: Bu Kur’an sana ve toplumuna elbetteki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.”

*6236 adet ayetten sadece dört tanesini aldım yazıya… Yapmamız, kollayıp korumamız, yerine getirmemiz gereken ibadetlerimizin dışında; Allah’ın dinini, Allah’ın ayetlerine göre yaşamaya karar vermemize kesinlikle emin olmamız gereken dört ayeti yazdım. Konuyla ilgili daha o kadar çok ayet var ki!.. Keşke, her “Müslümanım” diyen okusa!.. Hala bir türlü akıl erdiremediğim husus ise; Allah’ın Kitabındaki ilk emir “OKU!” olmasına, Allah’ın daha ilk besmeleden sonra OKUmayı emretmesine rağmen “Müslümanım” diyenlerin OKUMAMASI!.. Büyük bir çoğunluğunun ise anlamını dahi bilmeden okuması… Anlamını bilmediği için de, konuyu hep hoca(!) larla, bilen(!)lerle, velilerle Kur’an dışında çözmeye çalışması!..
Sen; Allah’ı, Allah’ın Kitabını es geçip bir takım velilerin peşine takıl, Allah’ın Kitabını okuyup anlama, ondan sonra “Elhamdülillah Müslümanım.” de… Bu kadar kolay yani, öyle mi? Doğrusunu söylemek gerekirse; Evet… Müslümanım demek, Müslüman olmak bu kadar kolay. Zor olan, “Müslümanım” demenin hesabını verebilmek… Bu ise hiç de o kadar kolay değil!

Üzerine basa basa durmak istediğim konu işte tam burasıdır… “Müslüman” olarak hesap verebilmek!..

*

Sen! Başı örtülü güzel kızım… Başını neden örtüyorsun? Bir de o örtünün altındaki bant gibi şey, nedir o? Sen bunları, “Ben inandığım Kitabı okudum ve ilgili ayetlerinden başımı örtmem gerektiğini, hatta bir tek saç telinin dahi görünmemesi gerektiğini anladım, onun için de başımı örtüyorum.” diyorsan sorun yok. O senin okuduğundan ne anladığındır… Ama diyorsan ki;“Ailem böyle istiyor.
Eskiden beri böyle yaparlarmış… Sonra konu-komşuya karşı, mahalleliye karşı da ayıp oluyormuş, onun için bunları takıyorum.” diyorsan, yukarıdaki ayetler tam senlik!.. Kur’an’dan sorumlu olacağını bileceksin… Allah’ın ayetlerine uyacaksın!.. Sen, dinini; büyüklerin öyle istiyor, konu-komşu böyle istiyor, mahalleli şöyle istiyor diye yaşamayacaksın!.. ALLAH’IN EMRETTİĞİ şekilde yaşıyor isen göğsünü gere gere “Elhamdülillah Müslümanım”diyeceksin.

Öyle değil mi Şuayip emmi? Sen de o takkeyi hiç çıkarmayıp, elinde tespih çekip dururken, arada bir salavat getirip sakalını sıvazlarken “Bunların hepsi Kur’an da yazıyor. Hepsini de okudum.” diyorsan, hesap günü de “Kur’an da yazıyordu. Onun için yaptım.” diyebiliyorsan senin için de sorun yok. Eğer; “Peygamberimizde sakallıymış da onun için bıraktım. Sevabı çokmuş, bize hep “bir Müslüman sakal bırakmalıymış” diye söylediler. Sonra etrafıma bakıyorum da, herkes salavat getiriyor!” dediğin de yukarıdaki ayetler de tam senlik! Sen Kur’anı okusaydın sadece ve sadece Allah’ın ayetlerine uyman gerektiğini zaten bilecek ve böylesi zavallı cümleler kurmayacaktın! Etrafın seni hiç ilgilendirmeyecekti… Ne dersin Şuayip emmi? Allah’ın sözlerinden daha güzel söz var mıdır? Haşa!.. Asla ve asla YOK… Olamazda!

Eline sirkesini, bir dilim ekmeğini almış, Oruç Baba türbesine oruç açmaya giden güzel nenem… Ya sana ne demeli? Ne olurdu, Allah’ın kitabını okuyup anlasaydın da o türbeye gidip elinde sirke ile şirke bulaşmasaydın!.. Biliyorum senin içinde hiçbir kötülük yok. Duyguların tertemiz. Ama yanlış yolda olduğunu hemen söylemeliyim… Sen de Allah’ın Kitabını ezberlediğin ama anlamadığın arapça değil de, anlayacağın dilden okusaydın, şu yaptığının “Allah’ın affetmeyeceği tek günah” olan şirk olduğunu bilecek ve Türbelerde işin olmayacaktı… Buralara hiç gelmeyip, evinde oturup Allah’ın verdiği nimetlerle orucunu açacaktın. Ama öyle olmadı. Sen de takıldın seni yoldan çıkaran diğerlerinin peşine!.. Oruç ağzınla bir elinde sirke diğer elinde bir dilim ekmek oruç açmaya türbeye geldin. Sözde “sevap” için… “Türbelere gidiyorsun da Allah’ın mescitlerin de neden yoksun?” diye sorulduğunda cevabı sen vereceksin güzel nenem… Böyle bir soru sorulduğunda ne diyeceksin hele bir düşün? “Elhamdülillah Müslümanız.” değil mi güzel nenem?.. Bir an önce Kur’an’ın ipine sımsıkı sarıl güzel nenem. Hemen şimdi… Vakit kaybetmeden.

Ya sen Muzaffer Kardeşim!.. Hem “Elhamdülilah Müslümanım” diyeceksin hem de “İçiyorsam hesabını ben vereceğim Kardeşim… Karışmayın! Size ne?” diyeceksin. Meyhanedeki arkadaşların sana her gece söylüyor… “İç kardeşim iç… Bir şey olmaz… Herkes gazel okuyor! Sen keyfine bak!” Arkadaşların böyle diyor da, sen inanan birisi olarak Kitabını oku, anla, Allah “içki” konusunda neler söyleyip biz kullarına bu konuda neler hatırlatmış onu bil, ondan sonrasının hesabını zaten sen vereceksin. Önce inandığın Kitabı bir güzel oku ve anla… Bu sana sadece bir hatırlatma. Hesabı tabii ki sen vereceksin! Ama bu hesabı; bir takım kişilerin söylemlerine uyarak değil, inandığın Kitabı okuyup anladıktan sonra “Bilerek içiyorum Kardeşim.” diyerek mertçe ver. Ne dersin? Hiç olmazsa bilerek içeceksin!
Bir çift sözümde sana olacak değerli bacım!.. Görüyorum ki Ağustos sıcağında bile kat kat elbiselerin üzerine bir de yerleri süpürürcesine upuzun bir pardösü giymişsin… Sen de diyorsan ki “Ben inandığım Kitabı okudum ve ayetlerden bunu anladım.” sana da sözüm yok. Ama yok eğer sen de velilere uyup, baskı ve çevre nedeniyle böyle giyiniyorsan, sana da tavsiyem Kur’an’ı anlayarak oku ve giyimini kuşamını korkmadan Allah’ın istediği gibi yap. Çevrenin ve velilerin istediği gibi değil!.. “Okuduğum, anladığım kitabıma göre giyiniyorum.” de göğsünü gere gere!..

Sen de sevgili İsmail Kardeşim… Seni geçen yazımda da yazdım… Sana verdiğim küçük cep Kur’an-ı Kerim Türkçe mealini her boş zamanında oku ve anla!.. Gecikmemiş olmak için hemen başla. Önce sen öğren, sonra da eşinin ve çocuklarının da öğrenmelerini, onların da doğru yolu bulmalarını sağla… Onlar da okuyup, anlayıp öğrensinler gerçek dinlerini… Sadece Allah’tan yardım isteneceğini… Türbelerden yardım istenmeyeceğini. Sadece Allah’a ibadet edileceğini… Biz Müslümanlar biliyor ve inanıyoruz ki; Hesap günü Kur’an-ı Kerim’den sorgulanacağız. Din konusunda bunun dışındaki kitaplara, hacılara, hocalara, velilere, diğer kullara inanmayacağız. Doğru yoldan sapmayacağız… Onlar sana şöyle de diyeceklerdir… “Sen Peygamberine inanmıyor musun? Neden onun dediklerini, yaptıklarını yapmıyorsun?”Hemen onlara okuduğun Kur’an-ı Kerim’le cevap ver İsmail Kardeşim… “Benim Peygamberim, Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde , “Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” diyor ise ben de Onun dediğini, Onun yaptığını yapıyor ve Onun bana tebliğ ettiği Kur’an-ı Kerim’e uyuyorum.” de… Gör bak! Şaşıracaklar ve belki içlerinden sana hak verenler de çıkacak ve doğru yola girecekler… Bilemeyiz…

*

Yukarıdaki örneklerden o kadar çok var ki! Birkaç tanesini örneklemeye çalıştım… Şunun bilincinde olmadığımızı düşünüyorum ve soruyorum.. “Elhamdülillah Müslümanım.” demek kadar güzel bir cümle var mı?.. Hayır YOK! Öyleyse, neden gereğini hakkıyla yapmıyoruz? Neden vereceğimiz hesabı içinde “keşke” ler bulunan cümlelerle verelim?..

Bizler, okumadan, anlamadan başımızı örtüyor, giyiniyor, içkimizi içiyor, orucumuzu açıyor, kendimizi türbelerden alamıyorsak, daha neler neler yapıyor/yapmıyorsak, düşünmeli ve gereğini yapmalıyız. Okuyup anlamadığımız için Allah’ın dinini yaşamıyoruz. Takılmışız uydurulmuş bir atalar dininin peşine ve en vahimi “doğru yol” da olduğumuzu zannediyoruz.

Hesap günü biz kullara sorulduğunda “keşke” dememek için yukarıdaki ayetleri bugünden beynimize nakış işler gibi işleyelim ve Allah’ın bizden istediği gibi yalnız ve yalnız KUR’AN ile yaşayalım. Okuduğumuzu anlayıp, “keşke” demeden “Yaptıklarımla ilgili bütün kararları KENDİM VERDİM.”diyebilelim.

Yazdıklarım sadece bir hatırlatma olup, kimseyi sorgulamak, hesap sormak gibi bir haddim asla olamaz… Ben biliyorum ki; Hesap gününün tek sahibi ALLAH’tır.Ve doğrusunu Allah bilir.

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN


About the Author
Author

Fikret Arman

Leave a reply

Name (required)

Website