Allah’ın Eli Olmak

Allah’ın Eli Olmak

ALLAH’IN ELİ OLMAK

Hz.Muhammed’in çölün ortasında binbir tehdit ve onlarca savaş ve ölüm kalım mücadelesinde ölmeyip, Kur’an vahyini tamamen aldıktan sonra, dini ortadoğu ülkelerine yaydıktan sonra, yani kendisine verilen görevi yerine tamamen getirip yaşlanarak, onurlu bir şekilde vefat etmesi, arkasında Allah’ın olduğunun, bir vakte kadar tüm ölüm riskinden korunduğunun ve onun bireysel hareket etmediğinin en büyük kanıtıdır.

İşte Allah kendisine sırtını dayayanları böyle korur ve kollar. Sırtınızda Allah’ın duvarı varsa davanızda hançer size işlemez, bu dünyada kutsal bir göreviniz varsa onu bitirene kadar korunursunuz, göreviniz bittiğinde yaşamınız sona erer, ödülünüz ise Cennet olur. Güzel yaşayıp ölen sevdiklerinize üzülmeyin, onlar sonsuz ve huzur dolu bir hayata ilk adımlarını attılar. İnandığınız Allah, yapılan iyilikleri gözardı etmeyen ve içinde vicdan taşıyan inanç sahiplerine karşı sonsuz bir merhameti olan, kutsal kitabında dünya hayatındaki en güzel amacın ve yolun iyilik ve vicdan yarışı olduğunu söyleyen Allahtır. Kim olduğunuzun, eğitim seviyenizin ve nerde doğduğunuzun hiçbir önemi yoktur.

Dünyanın her yeri çeşitli kültür birikimine ve güce sahip insanlarla doluyken, Allah çölün ortasındaki yetim ve anasız bir insanın içindeki vicdanı ve karakterin güzelliğini gördü ve ona bütün manevi ilimleri bizzat öğretti. En ağır ayetleri, hala günümüzde anlaşılmayan ayetleri ve görevleri ona borç olarak indirip adeta insan yiyen yamyamların ortasında onu mücadeleye itti ve başarılması imkansız görünen bir görevi başarıya ulaştırmasında onu destekledi. Hz. Muhammed’in içinde Allah’a sonsuz bir güven vardı ve yaşam yolunda giriştiği tüm icraatlerde başarılı oldu. Kullara boyun eğmedi, onların ahlaksız tekliflerine davasını satmadı. “Vallahi bir elime güneşi, diğer elime de ayı verseniz davamdan vazgeçmem.” diyerek davasının kişisel hırsla alakalı olan çıkarcı bir yol değil, yaşam şeklinin bir yansıması ve Allah’ın kudretine olan inancının bir kanıtı olduğunu gösterdi.

Sonuç olarak; kendi hayatını Peygamberimiz gibi Kur’an esaslarıyla şekillendiren, vicdanını ve inancını kitaba göre inşaa eden insana hiçbir yaşam tecrübesinde korku yoktur, başlarına gelen her şeyin Allah’tan olduğunu bilirler ve onlar üzülmeyeceklerdir. Böyle insanlar; güzel ve faydalı işler yolunda icraatler göstererek ve dünyanın kahpeliğine kapılmayarak, cepsiz kefenlerinin gönül cebine sonsuz bir Cennet hayatını kazanabilecek birikimleri doldurarak bu dünyadan göçerler.

Benim bizzat tanıdığım, görüştüğüm ve aramızda hala yaşayan, Kur’an emirlerini yerine getirmeye çalışarak iyilik yolundaki dostlarıyla yarışan bu altın kalpli insanların olması Allah’ın her gün dünyaya dokunduğunun ve insanları bizzat koruduğunun göstergesidir. Hayır işleri yapan ve güzel işlerde icraat gösteren insanlar adeta Allah’ın eli olarak dünyaya dokunan ve birşeyleri değiştiren insanlardır.

Dünyada hırs ve kariyer yolunda para ve ego için perişan olup bomboş geçen, ziyan olmuş ve yarını belli olmayan kaotik bir ömür yaşamak mı, yoksa güzel insanlarla bir araya gelerek Allah’ın eli olup dünyaya dokunmak mı daha mantıklı ve kutsal bir iştir? Seçim sizin. Yaşam hakkınız bir tanedir, kıymetini çok geç olmadan bilin ve hemen harekete geçin. İyilik yarışını sonuncu bitirmeyin. Sevgilerimle…

Ali Çandır


About the Author
Author

alicandir

Leave a reply

Name (required)

Website