Çarpıtılmış ve Hatalı Şükür Anlayışı

Çarpıtılmış ve Hatalı Şükür Anlayışı

İnsan, kendisine iyilik yapana, teşekkür edecek kabiliyet ve sorumlulukta yaratılmıştır. Bu sebeple kişi, kendisine sayısız nimetler veren Allah’a ve iyilik yapan insanlara teşekkür eder. Bunun sonucunda iyilik yapan ve iyiliğe kavuşanın her ikisi de memnun olur ve söz konusu iyilik artarak devam eder. Nitekim Yüce Allah, “… şükrederseniz, vermiş olduğum nimetleri artırırım ” (İbrahim Suresi, 7. Ayet) buyurmaktadır.

Allah’ın bu vaadine ve Müslümanların çoğunun “Allah’a şükür iyiyim” “Allah’a şükürler olsun” “Şükür Allah’a” gibi sözleri dillerinden düşürmemesine rağmen Müslümanların asırlardır sıkıntıdan kurtulamadıkları bilinmekte ve görülmektedir. Hiçbir Müslüman, Allah’ın yalan söyleyeceğine veya sözünden döneceğini düşünmeyeceğine göre şükür konusunun yeterince iyi anlaşılamadığı açıktır. Konunun doğru bir şekilde anlaşılması için İslam’ın biricik ve eşsiz kaynağı olan kutsal kitabımız Kuran’a bakalım.

Kuran’da “şükr” kökünden türeyen “Şakir” ve “Şekur” gibi isimler yetmişten fazla yerde geçmektedir. Mesela Fatır Suresi 29-30. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır: “Allah’ın kitabına uyanlar, namaz kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık verenler, tükenmeyecek bir kazanç umabilirler. Çünkü Allah, bu kimselerin karşılıklarını tam verir ve lütfu ile arttırır. Doğrusu Allah, çok bağışlayan ve şükrün karşılığını bol bol verendir.”

Şükür kavramının, günümüzde yaygın olarak “Allah’a şükür iyiyim” “Allah’a şükürler olsun” “Şükür Allah’a” “Buna da şükür” “Bunu bulduğuna şükret” “Haline şükret” şeklinde kullanıldığı görülmektedir. Genelde, bu sözlerle, Allah’a, sadece dil ile şükredip eline geçenle yetinip kanaat etmek ve daha iyisini yapmaya uğraşmaya gerek duymamak gibi anlamlar anlaşılmaktadır. Oysa ayetlere baktığımızda, bu anlayışların hatalı olduğu görülmektedir. Çünkü bu ifadeler, insanın tembelliğini, pasifliğini ve şuursuzca davrandığını göstermektedir. Zira kanaat etmek demek, insanın bir işi en iyi şekilde yapmaya çalıştıktan sonra eline geçenle yetinmesidir; ancak insanın, elinden gelenin en iyisini yapması gerekmektedir. Nitekim Allah, insanların, işlerini en iyi şekilde yapmalarını istemektedir: “Ölümü ve hayatı, hanginizin daha iyi amel işleyeceğini sınamak için yarattım” (Mülk Suresi, 2. Ayet) buyurmaktadır. Başka bir ayette de “Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah sizi biraraya toplar.” (Bakara Suresi, 148. Ayet) buyrulmaktadır.  Yani bu ayetlerden şu çıkarımı yapmak mümkündür: Nerede olursanız olun, ne iş yaparsanız yapın, işinizi en iyi şekilde yapma konusunda birbirinizle yarışın. Eğer bu şekilde davranırsanız, Allah, birlik ve beraberliğinizi sağlar; sizi, başarı ve mutluluğa kavuşturur.

Son olarak şunu belirtmek gerekiyor: Birtakım din adamları, halka şükretmeyi çarpıtarak aktarıyorlar. Onlar, içinde oldukları düzeni muhafaza etmek, yanlış giden durumları düzeltmemek ve hak aramak gerekiyorsa hak aranması durumlarını bile engellemek için şükretmeyi, hiçbir şey yapmama hali olarak tanımlıyorlar. Oysa, yönetici konumundaki biri, bir vatandaşın canına kastettiğinde nasıl mahkemede hak aramak gerekiyorsa aynı şekilde vatandaşların ekonomisine kastettiğinde de hak aramak ve ne yapılması gerekiyorsa yapmak gerekir.

Yazar: Karer A.


About the Author
Author

Editor

Leave a reply

Name (required)

Website