Nevzuhur; yeni ortaya çıkmış zuhur etmiş anlamında kullanılan (aslında günümüz Türkçe’sinde pek kullanılmayan) bir kavram. Aslına bakarsanız son zamanlarda bu kelime de yeniden zuhur etti. Velhasılı zuhur eden kelime olsun mehdiler, mesihler zuhur etmesin de… Kelime üzerinde bu kadar durmamın sebebi, “nevzuhur”u özellikle din bilgini olduğu iddiasında olanlardan son zamanlarda cümle içerisinde o kadar çok duydum ki bana artık konuyla
(daha&helliip;)
İlk önce Kuran’da geçen “cihad” kavramını açıklığa kavuşturalım. Kuran’da geçen “kıtal” ve harb” kelimeleri savaşı ifade etmek için kullanılırken, “cihad” kavramı “çabalamak, uğraşmak” anlamına gelir ve içinde savaşı da barındıran geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu bağlamda Allah adına yapılan savaşlar da “cihad” olarak adlandırılabilir zira bu savaşlar düşmana karşı gösterilen çabayı içerir. Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah
(daha&helliip;)
Din psikolojisi gereği kadının dindeki yerini kavramsal olarak irdeleyebilmemiz için öncelikle kişilik tipleri üzerinde durmamız gerekmektedir. Tümevarım yöntemiyle sadece kadını ele alırsak doyurucu bir analiz yapamayacağımız kanaatindeyiz. Bu sebepten tümdengelim yöntemiyle insan kişiliğini bir bütün olarak inceleyip daha sonra kadını öznel olarak ele almamız gerekmektedir. Psikoloji bir davranış bilimidir. Davranış, bir organizmanın başka bir şahıs tarafından gözlenebilen faaliyeleridir.[1] Psikoloji,
(daha&helliip;)
Adem yakıştırmaz kendini cehenneme. O ademdir, o özeldir. Dünyaya halife olarak gelmiştir ve sonsuza değin öyle kalacağını zanneder… Tuhaf değil mi? Ne yazık ki büyük bir bölümümüz cehennemin en dibini boylayacağız. Biz nasıl insanlara dönüştük böyle; Allah bizi affetsin. Ellerimizde tesbihler, dilimizde anlamını bilmeden söyleyip durduğumuz “eyvallah”lar, “inşallah”lar, “maşallah”lar… Allah’ı dillerden düşürmeyip düz bakan yan gözlüler… Kafalarda bilmem ne marka eşarp
(daha&helliip;)
Yobaz: Dini bağlamda; bağnazlığı aşırılığa taşıyan, diğerlerini baskı altına alıp fikirlerini empoze eden. Mecazen; bir fikre, bir inanca aşırı derecede bağlı kalan. Halk ağzıyla; kaba saba, inceliksiz. Sözlüğün “yobaz” kelimesine yüklediği anlamlar böyle. Ben bu yazıda kavramın sadece dini bağlamını işlemeye çalışacağım. 28 Şubat süreciyle oluşturulan medya algısından olsa gerek “yobaz” denince bir çok kimsenin aklına sarıklı, sakallı, cübbeli, tesbihli
(daha&helliip;)
Düşlüyorum. Bembeyaz bir yer. Sigara da yok. Çay da. Sonsuz bir sükut kaplamış yüreğini. Tedirginliğin emaresi yok. Kaygı kilometreleri sıfırlanmış. Zaman ölmüş. Öyle bir mefhum yok. Altından ırmaklar akan bir yer burası. Her bir meyve, her bir yerde. Burada zalim yok. Zulüm de yok. Hasedin cesedi çürüyeli, artırma hırsının köküne kibrit suyu döküleli bin yıl olmuş. Ama zaman yok. Karşılıksızca
(daha&helliip;)
“İki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine, Kendi başıma zor sığıyorum bugün. Büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne?” Sunay Akın Her canlı için tohumun yaşamla buluşmasıyla başlayan süreçte olduğu gibi ben de büyüdüm.. Annemin gövdesinden ayrıldığım andan itibaren “ıngaa..”larla merhaba dediğim insanlarla aramıza mekânsal ayrılık girdiğinden, ailemden miras kalan kültürel nitelikleri, değerleri ve inançları sorgulamaya başladığımdan, arkadaşlarımla ortak paydalarda buluşacağımız
(daha&helliip;)
Politika, insanların bir arada kolektif olarak yaşamalarını sağlamak amacıyla kurulan düzeni iyi yönetme sanatıdır. Aristoteles insanı “zoon politikon” (siyasal hayvan) olarak adlandırırken, insanın diğer hayvanlardan farklı olarak bir arada yaşayabilme kapasitesinin, konuşma ve düşünebilme (zoon logon echon-konuşan akıllı hayvan) yetilerine dayandığını vurgulamaktadır. Çünkü insan dışındaki hayvanların kendi aralarındaki ilişkilerde, birey-birey ya da birey-topluluk arasındaki ortaya çıkan çatışmalarda, sadece güce ve şiddete
(daha&helliip;)