UMRE ANILARIM

Nisanın üçüydü ikindi namazını kılıp yeni yapılan Balıkesir müftülük binasının önünden çok büyük kalabalık topluluğun uğurlaması ile yola çıktık gönüller işte o gönüller içlerinden gitmek isteyen ama gidemeyenlerin bakıp gözyaşları içinde henüz daha yola dahi çıkmadan özlemini çektikleri anne babaları yola çıkıyorlardı otobüsler sıralanmış artık yola koyulmayı bekliyordu ve hareket saati gelmiş hareket edilmişti ilk durağımız yolda akşam namazını kılacağımız bir mesçit idi onu da Akhisar sanayi sitesi cıvarlarında bir camide eda edip İzmir Adnan menderes dış hatlar terminaline varılmıştı bile


hacı adayları ilk telaşı ihrama girerken yapıyorlardı kimi ihramını peştamal gibi giyip kimi de normal bizlere seminerde gösterildiği gibi ihrama giriyorlardı vakit bol zaman çoktu. gece saat 2 de uçağa binilecekti ama o uzun zaman umrecilere yetmemişti sonunda saat 3te uçağa biniyorlardı artık yolculuk sonuna varmaya çok az kalmıştı. sabah saat 6 da Cidde hava limanına inmişlerdi 300 hacı adayı oradan mekkeye gidilecekti. sıcaktı hava ama herkeste heyecan doruktaydı. ciddeye Mekke güzel şehir kucaklamış bağrına basıyordu tüm hacı adaylarını ayın 4 ü olmuş ilk umrelerini yapacaklardı öğle namazı ile birlikte kabeye girmişlerdi. evvela namazlarını kıldılar sonra hemen umre tavafına niyet edilmiş şavtlara başlanmıştı. 7 şavtın sonunda 2 rekat tavaf namazı kılınmış ve say yerine geçiliyordu ama yorgunluk anlatılır gibi değildi. yaşlılar zor durumda oldukları halde görevlerini bırakmıyorlardı zaten durmuş olsalardı kalkamıyacaklarını biliyorlardı. genç gelmek derlerdi eskiler anlatırıdı bu mübarek yerlere genç gelebilmek ama nasip ne zaman çağrılırsa insan azda içinde varsa kolay. hepsi koşuyorlardı okuduğunuz yazı sahibi yaşı 53 olmasına rağmen koşuyordu ama dizlerinde sanki kemikler birbirine sürtünüyordu sanki ama durmak yoktu. görev sonunda bitmiş saçlar kesilip ihramdan çıkılıyordu ilk umre yapılmıştı ama kabeye doymak işte en çok düşündürücü yer nasıl anlatılırki kabe. ilk görüş heyecan o heybetli duruşunu hangi sayfaya yazılırda anlatırlır ama dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım şimdi bana birisi gelse sorsa deseki dünyanın en güzel yeri neresidir hiç düşünmeden kabe deyiveririm. ama anlıyanlar anlayacak beni de anlayamıyanlar beklide canım kabemi o dünyanın en güzelini diyenler olacak elbette. belki Allah onlara nasip etmeyecek buna biz bakış açısı diyelim en iyisi güzel bakan güzel görür demişler. allahım kullarına güzel bakmayı nasip etsin. ben şahsım adına yazoyorum ilk gördüğümde en ben olmuştum daha doğrusu salakça oldum diyebilirim. heyecanlanmıştım heybetinden kabe dedikleri işte bu dedim bütün haşmeti ile karşımdaydı ona bakıyordum. Rabbim dünyada 3 şeye bakarak sevap yazıyordu biri kabe, ikincisi kuranı kerim, üçüncüsü de anne yüzüne bakmak olduğunu biliyordum. şükürler olsun nafile tavafımızı yapmış gece geç olmuştu. eşime dedim ki hanın ben otele gidemiyeceğim halim yok hemde bu gece allahıma misafir olacağım demiştim ve gece geç saatte saat 1 sularında eşim ile kıvrılıp diyanetin vermiş olduğu çantaları yastık yapıp uyur uyanık 2 saat kadar kestirip gece teeccüt namazına kalkıyorlardı. ama en güzel tarafı abdes almaya su yoktu her yer zemzem di ve zemzem ile abdes alıyorlardı. eşi ile birlikte teeccüt namazından sonra biraz daha beklediler ve sabah olmuştu. sabah namazını kıldılar tekrar nafile tavafı yaptıktan sonra artık otel odalarına çekilip dinlenmeleri gerekiyordu. biraz dinlendiler sonra öğle namazı, sonra ikinci umre, üçüncü umre ve dördüncü umreyi yapmışlar hurmalar alınmış, zemzemler hazırlanmış, Medine yolculuğuna geliyordu sıra. zaman su gibi geçiyordu, toplantılar yapıyorlardı kafile başkanları ile sohbetler anlatıyorlardı. her şey okadar mükemmeldi ki saatleri durdurmak istiyorlardı ama vakit geçmekteydi son gece veda tavafı yapılıyor herkesin içinde bir burukluk vardı. ayrılık çanları çalmaya başlamıştı ama kabeden ayrılmak okadarda kolay değildi. aşık olmuşlardı kabeye biliyorlardı niçin sevdiklerini tavaf anındaki meleklikleri onları dahada melek yapıyordu. biliyorlardı attıkları adımları ama medinede onları bekleyen biri vardı onu da biliyorlardı. canlar canı sevilenlerin en sevgilisi bekliyordu onları 10 günü sular seller gibi yaşayıp yola çıktılar ama hacı adaylarını bazıları sabah namazına kabeye gitme cesareti bulamadılar. kendilerinde eğer gitmiş olsalardı ayrılamıyacaklardı kabeden. kervandan kopmaktan korktukları için gidemediler kabeye

neyse medineye yola çıktılar 6 saat sonra medineye tekbirler salavatlar ile giriyorlardı ve otlelerine yerleştiler. ama okadar kolay değildi kısa kısa geçiyorum güne gün yazmaya kalksam sahifelere sığdıramam korkusu var içimde. hani 4üncü umreden bahsedip geçiştiriyorum ya okadar kolay değil 4 umre tenim denen kabeye 20 km uzaklıktaki ayşe validemizin mesçidini nerdeyse yazmadan ve cirane mesçidini hele hudeybiye mesçidi ve orada tarihi kuyulardan bir ayakta kalmış içinde su diye bir şey de yoktu ama efendimizin oralardaki savaşları sırasında o kuyunun içindeki çok az kalan suyu mübarek parmaklarını değirdiğinde tüm ordunun su ihtiyacını giderdiğini düşünmek ve o günlere dönmek keyif vericiydi. her neyse medinedeyiz artık sevgililer sevgilisine ziyaret edilecek selamlaşılacaktı. topluca gidildi ve selamlaşılmıştı fakat ben hazır gitmiştim orada ne aradığımın farkındaydım aradığım şey gül kokusuydu elbette ama ne bir gül bahçesi nede güllük gülistanlık yer vardı. geleli 3 gün olmuş hala bir gül kokusu alamamıştım ne yapmalıydım bilemiyorum. kafilenin içinden bazı sesler yükseliyor imam mahvelinde namaz kılanmı ararsın h. z ebubekir r. a ın namaz kıldırdığı minberinde namaz kılanmı. ben her gittiğimde giremiyordum izdiham çok fazlaydı ve 3 üncü gece ne yapıp edip gül kokusunu almalıydım ama nasıl ve otel odamızda dinlenirken birden fırladım. gusl abdesti aldıktan sonra eşime ben gidiyorum deyip otelden çıktığımda aklımdan ne geçiyorsa rabbim ile konuşuyor ve habibine gittiğimi söylüyordum ama aklıma gelen selavatu şerifleri söylüyor ALLAH a yalvarıyordum ne olur bu gece edeceğim ziyaretimi hayırlı eyle diye de duada bulununuyordum ve daha efendimizin yanına varır varmaz bir kişilik namaz kılınacak yer açılıvermişti. hemen fırsat bu fırsat deyip namaza durmuştuım bile ilk secde işte en can alıcı yer diye yazma güçlüğü çektiğim yer iki halının aslında halılar tertemiz değil yani ne gülsuyu dökülmüş nede gül yağı işe yıkanmış bir hal vardı ama ilk secde işte sanki gül bir bahçesine dalıvermiştim allahım o neydi adeta burnuma üfleniyordu nasıl bir gül kokusuydu ki vardığım secdeden kalkamıyordum. bulmuştum artık dalmıştım gül bahçesine ta ki aklıma benden sonraki namaz kılacak kişiler gelivermişti hemen göz yaşlarımı silip elimin tersi ile kalkıp namazımı tamamlamıştım ama ağlamaktan hıçkırmaktan kendimi tutamıyordum ve namazımı kılıp baktım ki başka yer boşalmış hemen orda tekrar 2 rekat kılmalıydım. ne kadar kılarsam o kadar çuvala doldurmalıydım yarın mahşerde karşıma çıkacak onlar olduğunun farkındaydım. elhamdülillah aradığımı bulmuş hıçkıra hıçkıra sevinçten elbet otele kadar gelebilmiştim ayaklarım ellerim heyecandan titriyordu. geldiğimde eşim kalkmış geldinmi diye sormuştu nasıl ve nereden başlıyacağımı bilemiyordum anlattım olanları eşimde hıçkırıklara boğuldu. gece okadar güzel geçiyordu ki zaman uymak gelmiyordu içimizden o an medinede değilde başka pisliğin içinde de olabilirdim ama medinedeydim. Rabbimin en değerli kıldığı bölgelerdeydim allahım kabul etsin inşallah 10 gün de medinede kaldıktan sonra dönüş yolculuğuna başlıyacaktık. biraz alışveriş yapmıştı eşim gelinine kızlarına fakat bir bavul ile gelmiştik baktığımda geldiğimiz bir tarafa 2 bavul daha olmuştu, elbette hurma zemzem ve torunlara oyuncak vs gibi şeylerle alınan hediyelikler ile dönüş ağır oluyordu.işin en ilgin yerine geliyorduk medineden ayrılırken otobüslere binerken o eşyalar iyi terletmişti beni bir an evvel duş almam gerekiyordu ve sabah izmire indiğimizde çocuklarım karşılamaya gelmişlerdi. bana ilk sorduğu soru baba açmısınız idi ben aciz demiştim oğlum ben çok terledim bu akşam acil eve varıp duşa girmem gerekiyor dediğimde damadım ve kızım bana baba ne olur hiç duşa filan girme gül kokuyorsunuz demişti. bizler aslında ne bir gülsuyu nede orada satılan kabe kokusu sürmemiştik ama ter kokumuz mis gibi kokuyordu bunu biz değil bize yaklaşanlar daha iyi bilmekteydi. bizim burunlarımız alışık olduğundan işte zemzemin mucizesi içtiğimiz zemzem allahımın mucize suyu ter olarak çıkıyordu vücudumuzdan ve terimiz aynı sevgili aleyhisselatuvesselam efendimizin kokusuna benziyordu. ama geldiğimizden bir hafta sonrası ter kokumuz yine eski durumuna dönüyordu ama özlem allahım özlem okadar çokki gördüğümüz rüyalarımız dahi değişmişti akşam gözlerimizi yumar yummaz orada telaşın içinde oluveriyoruz, hele Mekke şehrinde ne hikmettir ki o rüyalarımız tamamen değişivermişti. normale ne zaman döneceğimizi de pek kestiremiyorum ama halimden hem memnun hemde değilim uyandığımda moralim bozuluyor başlıyorum ağlamaya. Allahımdan oaralara gitmek isteyipte gidemeyenlere gitmeyi nasip etsin inşallah bizlerede seneye tekrarını nasip eylesin

Yazar : ersin_usta

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (1)
  • Avatar

    Çorapsız Sep 15 2018 - 06:43 Reply

    Yazan kardeşime “Kalemine sağlık.” diyemiyorum. Yazıyı okumaya başladım ama devamını getiremedim. Anlamakta zorlanmadım değil! Yazıda “cümle” yok. Üç beş tane noktanın dışında ne bir nokta, ne bir virgül.

    A benim güzel Kardeşim. Azıcık Türkçe yazım kurallarını okusaydın da öyle yazsaydın olmaz mıydı? Keşke hiç yazmasaydın!.. Dostlarına, akrabalarına sohbet olarak anlatsaydın çok daha iyi olurdu.

Leave a reply

Name (required)

Website