“İNANÇLIYIM” DERKEN KUR’AN’A KAFA TUTMAK, ALLAH’A İFTİRA ATMAK

Şu konuda anlaşalım: Bizler milyonlarca insanın yüzyıllarca yıldır takip ettiğini sürü psikolojisiyle takip edersek aklını işletenler değil, koyunlar oluruz. İzleyeceğimiz yol Kur’an yoludur, ve bu yeter. İkincisi, her müslümanın uyması, dikkat etmesi gereken konularda Kur’an direkt olarak okuyup kavranabilecek düzeyde örnekler ve belirtmelerle bize yapmamız/yapmamamız gerekenleri anlatmıştır. Yani burda kalkıp da o kadar hacı hoca zar zor çözüyor Kur’an’ı sen kimsin de kendi kendine anladığını iddia ediyorsun tutumu bana sadece İslamın ilk geldiği zamanlardaki inanmayanlardan gelen “Atalarımızı başka şey üzerinde bulduk” cümlesini ve Kur’an’ın bu konuda içerdiği ayetleri hatırlatıyor. Fark sadece aradan geçen zaman. Bugün de eğer sen Kur’an’ı eline alıp okumuyorsan, işine geldiğince onun bunun dediklerine göre dini yaşayıp bunu da Allah’ın önerdiği şey diye yaşıyorsan zarardasın, atalarını bulduğun din üzerindesin. Sorgulama vakti gelmiş yani. Kaldı ki eğer Kur’an’ı anlamaya bizim aklımız yetmiyor da hocaya alime ihtiyaç duyuyorsak burda zaten bir terslik vardır. O zaman Allah habire “Aklınızı işletin” demezdi heralde. İşletmemize gerek olmazdı yani, belli bi kesime inerdi Kur’an ve onlara “Bunu insanlara doğruca anlatın” denirdi belki. Ayrıca, bunu savunanlara göre, hiç bir alim sınıfının, eğitim anlayışının henüz oluşmadığı zamanlarda ilk inanalar ile oluştuktan sonra, hatta günümüzde, alimlerden ve imkanlardan uzak olan kendi başına kimseler Kur’an’ı okuyup anlayıp müslüman olmanın gerektirdiği şekilde yaşayamazlar. Böyle bir düşünce olabilir mi? Allah herkese göndermiştir kutsal kelamını ve bizleri cennete/cehenneme götürecek kadar önemli hususları aklını işletebilen/işletecek olan herkesin anlayabileceği şekilde göstermiştir. Benim sınırlarımın dışına çıkmayın, haramımı helal helalimi haram yapmayın diye de uyarmıştır üstelik. O halde nereden geliyor bu “Kur’an anlaşılamaz”, “Kur’an her detayı içermez, bazı şeyler için başka kaynaklara ihtiyaç vardır” gibi yorumları yapma cesareti? Biz kimiz de kelam üstüne kelam koyma cüretini gösterebiliyoruz! Şunu üstüne basa basa söylüyorum ki, Allah’ın sınırlandırmadığı konularda ekstra sınırlar çizip, Allah yerine hüküm vermeye kalkanlar, O’nun bazı detayları vermeyerek sanki bazı konuları atlamış olduğunu farkında olmadan söylemeye çalışanlar ve uydurdukları lakırtıları da Allah’ın hükmü gibi gösterip uyulmaması durumunda günaha/harama girileceğini (hatta daha ileri gidip kafir olunacağını bile söyleyenler var) iddia ederek haddini aşanlar açık açık şu sıraladığım ayetleri reddetmiş oluyorlar:


-Rabbin asla unutkan değildir. (Meryem Suresi 64)

-Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? (Ankebut Suresi 51)

-Kitap’ ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. (Enam Suresi 38)

-Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? (Enam Suresi 114)

-Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? Hiç mi hatırınıza getirmiyorsunuz? Yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var? Şayet doğru söylüyorsanız kitabınızı getirin. (Saffat Suresi 154-155-156-157)

-Andolsun bu Kuran’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise tanımamakta ayak diretmektedirler. (İsra Suresi 89)

-Bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz(Enam 65, Enam 105’te de aynı şey geçer).

-Rabbinizden size indirilene uyun; O`nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz. (Araf suresi 3)

-Ey iman sahipleri! ALLAH`ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; ALLAH azıp sınırı aşanları sevmez. (Maide Suresi 87)

-De ki: “Ne oldu size de ALLAH`ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal? ” De ki: “ALLAH mı size izin verdi, yoksa ALLAH`a iftira mı ediyorsunuz? ” (Yunus Suresi 59)

Biraz da Allah’tan korkmayıp hüküm koyan kişilerin lakırtılarına bazı örnekler:

-Midye haramdır. Sigara mekruhtur (mekruh kavramı diye bir şey de çıkarılmış belli ki)Kadınla erkeğin gözgöze gelmesi haramdır ama üçe kadar izin var! Üst üste defalarca kan, leş, domuz eti ve Allah’ın adından başkasına kesilmiş her türlüsünü haram eden Allah haşa unuttu da mı midyeyi ekleyip sigaraya da ayrı bir durum getirmedi??

-Kan, karşı cinsle tokalaşmak, vs abdesti bozar. Allah abdestle ilgili zaten konuyu açıp “ayak yoluna” yani tuvalete gidip geldiğinizde abdesti tekrarlayın demişke oraya ekstradan kan ve diğerlerini ekleyemez miydi de bize kaldı eklemeler yapmak!?

-Namazı vaktinde kılamıyorsan kaza yap, borcunu öde. Nasıl bir mantık bu, nasıl bi münasebetsizlik.. Orucu tutmadığında kaza yap diyen Allah (ki yılda 30 gün yapılan bir ibadet), her gün her vakit her müslümanın yapması gereken ve Kur’an’da özen ve önemle tekrar tekrar hatırlatılan böyle önemli bir ibadetin kazası vardı da bizden mi sakladı? Hayır, demek ki istemedi öyle olmasını. Vaktinde kılacaksın demek ki, dönüşü yok. Unutmadı Allah o ibareyi oraya eklemeyi. Gereken özeni göstermeni, O`na uymanı istedi. Kılamadıysan tövbe edeceki af dileyeceksin, kaçırmayacaksın o vakitleri.

Bu örnekler çoğaltılabilir ne yazık ki. Aklını işletenler elbette ki insanlara ve insan sözüne değil; Allah’a ve O’nun kutsal kelamına kulak verecektir. Unutma, Rabbin unutkan değildir ve kitabı eksik bırakmamıştır! O’nun dışında sınırlar koyup bunu dine maledenler Allah’a iftira edenlerdir: “Allah`a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluşa eremezler. ” (Enam Suresi, 21)

Yazar : zeynep t.

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (3)
  • Avatar

    ibrahim Mar 30 2012 - 23:38 Reply

    Bazılarının işine gelmemiş bu yazı, yazık…

  • Avatar

    TekGemidenGelenler Apr 1 2012 - 10:46 Reply

    Haklısınız ama bir arkadaş ta alim (din hakkında bilgili kişi) sıfatının yanlış anlaşıldığını söylemiş ve dikkatimi çekmiştir. Bu yönde düşünmedim bir kişi bir bilgiye hakim ise sahip olduğu şeyin alimi olur. Önemli olan Kuran alimi olmaktır Kuran hak din olan İslam’ın kitabıdır onun için gerçek alimler itibar görmeyebilir, halktaki bir fakirde olabilir kürklü, elit, yandaşlı olmayabilir.

  • Avatar

    Mehmet Jun 22 2012 - 21:12 Reply

    Size sonuna kadar katılıyorum, çok net ve güzel ifade etmişsiniz. KUR’AN ‘ı devre dışı bırakmak isteyen şeytanların oyunları hem müminler hem de Allah görüyor. Şahit olduğumuz bu durumum binlerce yıldır devamı ile ulaşılınabilinen toplumsal çöküş Rabbin adaletinden ve sünnetinden başka bir şey olmayı bize kuran ayetlerini doğrulayıcı ve Hükümdarın Yalnız olduğunu gösteren bir kanıt apaçık bir belgesidir. Gerçeği arayanların hidayet rehberi ALLAH’tır, Kur’an’ı bir kişiye ulaşması mesele değil, kalbi islama açılması meseledir ki, bu mesele bizim meslemiz değil, Allah’ın dilediğine lütfudur. Bu lütuf’a sahip olanların ise, Emir gereği tağuta karşı birlikte direnmeleri gerekmektedir. Kur’an ‘ın farzları açısından belki de en detaylı açıklanan ilke CİHAD ilkesi ve emirleri olup, bu mesele tamemen unutulmuştur. Sahtekar bir insancılık ve hoşgörü perdesiyle ve söz de merhamet kisvesi içinde bencillik, vurdumduymazlık ve Allah’a güvensizlik neticesinde bugün zelil olmayı hak eden bizim gibi toplumlar ve halklar Rabbin ilahi kanunlarına göre idare edilmektedir. Herkes kendi yaptığından ve yapmadıklarından sorumludur. Kur’an en doğru yola ulaştırıyorsa, Allah’ın doğru yola girmesini engellediği bir kişiyi hiç birimiz artık kurtaramayız. O kişi isterse 5 vakit namaz kılan bir hacı olsun.. Ancak hiç bilemediğiniz ve hayat şekli bütünyle islama aykırı görülen bir kişi, Rabbin rahmeti ile kalbini apaçık dine açarak kendini yenileyebildiğine çokça tanık oluyoruz. Kendimizi bu duruma göre ele almak bence mümkün. Hepimizin geçmişine bakması ve nerelerden nereye geldiğimizi anlamamız, bize bir gerçeği gösteriyor. Bu da zalim kavimin zillet içinde olacağı gerçeği gibi bir gerçek olan, hidayetin sadece Allah2ın elinde olduğu gerçeğidir. Bu sebeple Rabbimiz peygamberlerimizi sürekli uarıyor ve sen onlar inanmadılar neredeyse kendini helak edeceksin, ama sen boşver, senin elinde değil kimsenin hidayeti demektedir. Sen kimse üzerinde bekçi değilsin peygamberimizin yüklerini hafifletmiş ve içindeki insanları doğruya çevirme kaygısının yersiz ve mesnetsiz olduğunu ona düşen görevin ancak inanacak bir topluluğa kur’anı öğretebileceğidir. Bununla birlikte Allah’ın kalplerini islama açmış olduğu veya islama uyum sağlamak isteyen kimselere karşı da o müşrik toplumun içinden size geldikleri takdirde kardeşce davranmasını ve içlerine kabul etmesini hatta maddi yönden de desteklemesini buyurarak bize düşen görevlerin neler olduğunu göstermiştir. Zalim ve Cahillerin ayak takımı dediği ve halen de geçerli olan bu tabire göre düşünecek olursak, işte bu ayak takımı kısmı iyi analiz edilmeli, bizlerin hedef kitlesi ve gerekli olan potansiyelin her zaman insanlar içinde olduğu vurgulanmıştır. bizler de dikkatimizi bu yöne çekerek, birlikteliğin anahtarlarını kavramalı ve bireysel olarak yürüttüğümüz tağuta karşı kıyamımızı, kendi içimizde birlik olarak güçlendirmeliyiz. bu konuda yapılan her çalışma takdire değerdir. Kur’an ile az bir topluluğun iktidara gelmesi kısa sürede mümkün olduğu ispatlanmış ve bunun ayrıntıları ve yol haritaları belirlenmiştir. İşte uzak tutalan KUR’AN hükümleri bunlardır. İşte dikkatlarin çekildiği ve kafirlerin azdırıldığı kişiye özel ayetlerin bu kadar abartılarak en önemli meseleyi çözmekmiş veya tartışmakmış gibi yapılan durum bunun izahıdır. Kur’an-ı toplumsal bilinci adeta patlatacak güçte olmasından dolayı şeytanların özel yöntemlerle kendilerine uyan sapkınları, nasıl saptırdığını görmekteyiz. O kişilere hayreler ederek bakacağımıza ve onlarla tartışacağımıza, yol alıp biran önce zaten KUR’AN’ı yaşamına geçirmişleri bu çağda daha yakın ilişkiler olması gerekmez mi ? Her hangi bir müzik grubunun bile bir çok konseri ve takipçisi varken, Yüce kitabımız KUR’AN ın takipçilerinin daha büyük azimle, Futbol maçındaki taraftarlardan daha güçlü olması gerekmez miydi _ Yoksa kötülüğe kim dur diyebilecek, kitaplar ve makalelerle kötülüğü lanetlemek artık sistemin de umrunda olmadığını burada rahatça yazışmamızdan anlıyoruz. Herkesin bu yöndeki önderlik soumluluğu hatırlayarak daha aktif bir KUR’AN anlayışına tabi olması gerektiği düşünüyorum.. Tağut ile mücadelenin ve ekonomik olarak müminlerin güçlendirilmesini desteklemek ve bu yönde reel çalışmalar yapmak ve kapalı bir islam toplumunu günümüz cahileyesinin içine yerleştirmeliyiz görüşündeyim. Vesselam

Leave a reply

Name (required)

Website