Allah’ın Affetmeyeceği Günah

Allah’ın Affetmeyeceği Günah

Dinin gelenekselleşmesi, kulaktan dolma aileden, büyüklerden öğrenilir olması çok açık bir biçim de gerçek dinden uzaklaştırıyor. Bunun en açık örneklerinden biri de Allah’ın affetmeyeceği günah konusudur. Halk arasında ve geleneksel yaklaşıma göre Allah sadece kul hakkını ahirette affetmez. Bunun dışındakileri affedebilir. Buna göre Allah’ın insanlara “Bana ne ile gelirseniz gelin de kul hakkı ile gelmeyin” buyurduğuna inanılır.

Hâlbuki dinin tek kaynağı olan Kuran’a bakarsak dinle ilgili pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da gelenekçi ve mezhepçi anlayışa göre farklı bir sonuca ulaşıyoruz.

48. Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.

4 – Nisa Suresi

Kuran’da elbette insanların birbirlerinin haklarına riayet etmeleri, ticarette dürüst olmaları, hırsızlık yapmamaları emredilir. Ancak yukarıdaki ayette de açıkça görüleceği gibi Allah’ın ahirette affetmeyeceği yegâne günah kendisine ortak koşulmasıdır. Bunun dışındaki günahlarımız ve din konusundaki eksikliklerimiz için Allah’a tövbe etmeli ve bağışlanma dilemeliyiz. Bunlardan sonra günahlarımızı Allah’ın bağışlamasını umabiliriz.

Bu ayeti Kuran’ın ve bütün dinlerin genel mesajı çerçevesinde de değerlendirmekte fayda olduğunu düşünüyorum. İlk peygamber olan Hz. Adem’den itibaren bütün peygamberlerin ve ilahi dinlerin ortak ana mesajı ve emri Allah’ın varlığı, birliği ve ölümden sonra ahiretin varlığıdır. Bir insanın dinle ilgili ilk görevi de Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmek ve Allah’a ortaklar koşmamaktır. Kuran’da peygamberlerin kıssalarının neredeyse tamamında ortak olan nokta budur. Peygamberler kavimlerine evreni ve insanları yaratan Allah’ın varlığını, birliğini anlatmış onları Allah dışında taptıklarından alı koymaya çalışmıştır.

Dolayısıyla Kuran’da Allah’ın yalnızca kendine ortak koşulmasını affetmeyeceğini açıkça belirtmesinin bu ilahi evrensel mesaj açısından da önemli olduğunu düşünüyorum. Zira yine Kuran ayetlerinden anladığımız, Allah’a inanmayan ya da ona ortaklar koşan bir kişinin ‘iyi insan‘ olmasının ya da başkalarının haklarına saygılı bir insan olmasının Allah katında bir değeri yoktur. İnsanların eylemlerinin ahirette onlara artı kazandırmasını sağlayacak olan bu iyi eylemlerin ve ahlaklı bir yaşantının Allah korkusu ve sevgisi ile yapılması ve beraberinde Allah’ın varlığına ve birliğine mutlak manada bir inancın bulunmasıdır.

 


About the Author
Author

ferhat

Comments (1)
  • Avatar

    -1923- Jan 27 2012 - 16:28 Reply

    Bu konu münafıkların ana sütunu/dayanağı olabilir çünkü insanlar bak sen bizin yanımızda kaldın ve yemeğimizi yedin (vesaire) deyip insanları kullanmaya çalışıyorlar. Sanki yemeği o yaratmış gibi. Allah büyük herkesin niyetini en iyi bilen O’dur ve dilediğine de doğru yolu gösteren ancak Allah’tır, çok şükür.

Leave a reply

Name (required)

Website