Kuran-ı Kerim İnsanın Kullanma Kılavuzudur…

Kuran-ı Kerim İnsanın Kullanma Kılavuzudur…

Kuran-ı Kerim insanın kendisini kullanma kılavuzudur. Eğer kendimizi kullanma kılavuzunda tavsiye edilen şekilde kullanmazsak, ürün garanti kapsamından çıkar. Herhangi bir sorun halinde üretici firma sorumluluk kabul etmez.

“ …İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o…” (ARAF 52)

“…O inananlar için bir kılavuz, şifadır… ” (FUSSULET 44)

“…Sana bu Kitap’ı indirdik ki herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.” (NAHL 89)

Birçok özelliği olan bir ürün aldığımızda o üründen, tam anlamında faydalanmak için o ürünün bütün özelliklerini bilmek isteriz. Bunun içinde yapacağımız ilk iş kullanma kılavuzunu okumaktır. Kullanma kılavuzlarında kendi ana dilimizden başka dillerde vardır ama biz o sayfaları hızla geçip anlayabileceğimiz dildeki sayfaya geliriz. Neden? Çünkü kılavuzda yazanları anlamak istiyoruz, oradaki bütün bilgileri öğrenip ürünü daha verimli bir şekilde kullanmak istiyoruz. Kuran-ı Kerim de insanın kullanma kılavuzudur. Ama nedense insanlar kendi kullanma kılavuzlarını anladıkları dilde okumuyorlar. Buna bahane olarakta “ Orjinali Arapça” diyorlar. Orjinalliğe bu kadar bağlı insanlar, söz konusu ürün SONY marka televizyonları olduğunda acaba yine orjinaline sadık kalarak kullanma kılavuzunu Japonca mı okuyorlar? Yoksa Japonca olan kılavuzu direk çöpe atıp Türkçemi okuyorlar?

Bence kuran-ı kerimi anladığımız dilde okumak dinimizin şartıdır. Bu aşağıdaki birkaç  ayetten bile açıkça belli oluyor.

“Anlayasınız diye onu Arapça bir kuran olarak indirdik. ” (YUSUF 2)

Ayetten, Kuran’ı okuduğumuzda anlayabilmemiz için Arapça indiği anlaşılıyor. Kuran, Arap toplumuna inmiştir. Toplumun konuştuğu ana dil Arapçadır. Allah’ta her okuyanın anlamasını istediği için Kuran’ı Arapça indirmiştir. Yani Kuran anlamadan okunmamalıdır. Eğer okursak Kuranla çeliştiğimizi bilmeliyiz.

“Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kuran indirdik.” (ZÜMER 28)

Ayette korunmamız için Arapça indiği söyleniyor. Korunmamız için nelere dikkat edeceğimizi bilmemiz ve buna göre önlem almamız gerekir. Dikkat edeceğimiz konuları en ince ayrıntısına kadar anlatan bir kitabı anlamadığımız dilde okursak sonuç alamayız.

“Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur’an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: “Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap’a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!” De ki: “O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur’an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir.” (FUSSİLET 44)

Ayette Allah bize “Arap’a yabancı dil mi?” diye sorarak bunun saçmalığını anlamamızı istiyor ama maalesef insanlar hiçbir mantığı olmamasına rağmen hala yabancı dil de okumakta ısrar ediyorlar.

“Biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kuran kıldık. ” (ZUHRUF 3)

Allah, ayette düşünmemizi de istiyor. Yani hem anlayın hem düşünün diyor. Düşünmemiz için anlamamız şart. Anlamamız içinde anladığımız dilde okumak şart. 2 * 2 = 4 olduğu ne kadar açıksa Kuranın da anladığımız dilde okumamız gerektiği o kadar açıktır.

“Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (YUSUF 2)

Ayetten, Kuran’ın aklımızı çalıştıralım diye Arapça indiği anlaşılıyor ve yine sonuç anladığımız dilde okumanın şart olduğuna geliyor. Anlamadığımız dilde okursak, aklımızı çalıştırmak mümkün olmaz. Bu yüzden eğer arapça bilmiyorsak anladığımız dilde okumamız gerekiyor.

”Bu, insanların kalp gözünü açan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için de hidayet ve rahmettir. ” (CASİYE 20)

Ayette Kuran’ın kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için hidayet ve rahmet olduğu söyleniyor. Sınavlara hazırlanırken bilgi edinmek amacıyla okuduğumuz ve okuyacağımız bütün kitapları anladığımız dilde okuruz. Çünkü sınavı geçmemiz için kitapta yazanları bilmemiz gerekir. Hiçbir öğrenci anlamadığı şeyleri okuyarak sınava hazırlanmaz. Hiç bir şey anlamadığı kitapları okuyarak sınava giren öğrencinin başarısız olacağı zaten başından bellidir. Hayat sınavında başarılı olmak istiyorsak, bildiğimiz dilden okumak, en doğru seçimdir.

….Ve Kur’an’ı ağır ağır, düşüne düşüne oku! (MÜZEMMİL 4)

Bu, bir öğüt verici, düşündürücüdür. Dileyen, Rabbine doğru, bir yol edinir. (MÜZEMMİL 19)

Ne oluyor onlara da öğüt verip düşündüren şeyden yüz çeviriyorlar. (MÜDDESİR 49)

Hayır, iş, sandıkları gibi değil! O bir öğüt verici/bir düşündürücüdür.(MÜDDESİR 54)

Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür.

Dileyen onu düşünüp öğüt alır.(ABESE 11-12)

Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini DERİN DERİN DÜŞÜNSÜNLER VE ÖĞÜT ALABİLSİN temiz özlüler.(SAD 29)

“Kuran’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerimi kilitli?”(MUHAMMED 24)

Yukarıdaki ayetlerde ve daha yüzlerce ayette Allah, Kuran’ın öğüt veren ve düşündürücü bir kitap olduğunu vurguluyor. Öğüt alma ve düşünme eylemlerini gerçekleştirmek için anladığımız dilde okumamız görüldüğü gibi şarttır.

“ Andolsun biz Kuran’ı ANLAŞILIP ÖĞÜT ALINMASI İÇİN kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?(KAMER 32)

ANLAYARAK OKUYUP DA DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALAN YOK MU?


About the Author
Author

cemakyildiz

Leave a reply

Name (required)

Website