Kuran Bir Semboller Kitabı Değildir!

Kuran apaçık ayetler içerdiğini defalarca vurgulamaktadır:

Maide Suresi
15 Ey Ehlikitap! Resulümüz size geldi. Kitap’tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan-beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah’tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

Yusuf Suresi
1 Elif, Lâm, Râ. O apaçık, apaydınlık Kitap’ın ayetleridir bunlar.

Şuara Suresi
2 İşte sana gerçeği apaçık gösteren Kitap’ın ayetleri…

Kuran bir sırlar-semboller kitabı değil, herkesin anlayabileceği ve bire bir gerçek bilgiler içeren net bir kitaptır. Ve tüm ayetleri için geçerlidir bu durum. Zaten bu sayede aracılara, sözde kutsal insanlara falan ihtiyaç kalmadan doğrudan ve tek kaynak olarak okuyabiliyoruz.

Kuran’ın açıklayıcısı da yine yalnız Kuran’dır. Eğer kitabı bütünlük içinde ve birinci açık anlamında okursanız mutlaka gerekli ayrıntıların verildiğini göreceksiniz:

Bakara Suresi
242 Aklınızı işletmeniz ümidiyle Allah, ayetlerini size işte böyle açıklıyor.

En’am Suresi
46 De ki: “Düşünün bakalım; Allah, işitme gücünüzü, gözlerinizi alsa, kalpleriniz üzerine mühür bassa, Allah’tan başka hangi ilah onları size geri verecek?” Bak nasıl türlü türlü açıklıyoruz ayetleri, yine de yüz çeviriyorlar!

Nur Suresi
18 Allah size ayetleri iyice açıklıyor. Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.

Bakara Suresi
118 Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: “Allah bizimle konuşsaydı yahut bize bir mucize gelseydi ya!…”Onlardan öncekiler de aynen onların dediği gibi demişti.Kalpleri birbirine benzemiştir.Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır.

 

KIYAMET
17. Onu toplamak ve okumak bize düşer.
18. O halde, biz onu okuduğumuzda, sen onun okunuşunu izle.
19. Sonra onu açıklamak da bizim işimiz olacaktır.

Bir surede anlatılan bir konu veya ifade hemen yine aynı surede açıklanabildiği gibi ilerideki başka surelerin içinde de açıklanması söz konusudur. Bu yüzden dediğimiz gibi kitabı bütünlük içinde okumak şarttır.

Zaten eğer Kuran’ın tüm ayetleri birinci açık anlamında olmasaydı, ortada din diye pek birşey kalmazdı. O zaman herkes kendi kafasına göre bir din şekillendirebilirdi. İnsanlar hoşlarına giden ayetlere iman eder, gitmeyen ayetlere ise “sembolik bunlar” der ve maskeli inkarı uygulardı. Ve sembolik ilan ettiği ayete kendi uydurduğu anlamları yükleyerek din diye sunmaya kalkardı. Başka bir deyişle ortada kitap diye birşey kalmaz, herkes ayetlerde kendi görmek istediklerini görür ve kendi dinini kurardı.Ve aracılara, ruhbanlara ihtiyaç duyulurdu kitabı yorumlamak için.

Ama çok şükür Rabbimiz herkesin anlayabileceği kolaylık ve açıklıkta kitabını göndermiştir. Ayetlerde anlatılanlar birebir gerçektir ve Kuran din alanında eksiksizdir.

Bu arada bu konuda itiraz etmeye kalkanların öne sürmeye kalktığı 2 şeye cevap vereyim:

Kuran’da halk deyimlerinin kullanılmasını örnek göstererek bazı ayetlerin apaçık anlamlarda olmadığını iddia etmeye kalkanlar var. Ama aslında bu deyimler de apaçık sözlük anlamında kullanılmaktadır ve yine bir küçük çocuğun bile kolayca ve herkesle aynı anlayabileceği netliktedir. Mesela “güneşin doğması” deyince bu ifadenin gündüz olması olduğunu herkes anlar. Yine ortada bir sembol-sır falan yok. Ya da Allah’ın eli, Allah’ın ipine sarılmak gibi ifadeler de yine birincil, sözlükteki anlamdadır.

Ya da “yüzü kararmak” deyince de yine açık sözlük anlamında bir deyim söz konusu.

Bunun dışında Kuran bir şeyi başka birşeyi benzeterek açıklayacaksa yine bunu kendisi açıkça belirtir ve benzettiği şeyin ne olduğunu yine kendisi verir. “Şu şuna benzer, şunun örneği gibidir” şeklindeki ifadelerle hem benzetme yaptığını gösterir hem de neyi neye benzettiğini de açıklar.

Bir ayette “sarp yokuş nedir bilir misin?” dedikten sonra “o yokuş köle azad etmektir” diyerek köle azad etmeyi yokuşa benzettiğini açıklıyor. Eğer bir benzetme yapıyorsa bunu mutlaka açıklıyor :

BELED
11. Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.
12. Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?
13. O tutsak bir boynu çözmek(köle azat etmek) tir.
14, 15, 16. Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Yine böyle benzetme yapılan ayetlere örnekler verelim:

Bakara Suresi
74 Sonra bunun ardından kalpleriniz yine kaskatı kesildi.Taş gibidir o.Belki daha da katıdır.Taşların bazıları var ki, ondan ırmaklar fışkırır.Bazıları var ki, çatır çatır yarılır da içinden su çıkar.Öylesi var ki, Allah korkusundan aşağılara düşer.Allah, yapıp durduklarınızdan gafil değildir.

Yunus Suresi
27 Kötülük kazananlara ise kötülüğün miktarınca karşılık vardır. Ama yüzlerini bir zillet de kaplar. Onları Allah’tan kurtaracak kimse yoktur. Yüzleri gece parçalarından karanlıklarla kaplanmış gibidir. Ateşin dostlarıdır bunlar. Sürekli kalıcıdırlar içinde.

Hac Suresi
31 Allah’a ortak koşmadan, hanîfler olarak… Allah’a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Furkan Suresi
44 Yoksa sen bunların çoğunun işittiğini, akledip düşündüğünü mü sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yolca, hayvanlardan da şaşkındırlar.

Buralarda da neyin neye benzetildiği açıkça tam olarak anlatılır. Yani yine bir bilinmeyen, bir sır-sembol yoktur. Ayet bire bir bilgiyi vermektedir. Bunların yorumu kişiden kişiye değişmez, çünkü açıkça birinci anlamda verilmektedir yine ayetler.

Şimdi yine ayetlere sembolik anlamlar yüklemeye kalkıp dini işlerine geldiği şekle büründürmeye çalışanların dayanak olarak sunmaya kalktıkları ayete gelelim:

ALİ İMRAN
7-Sana bu muazzam kitabı indiren O’dur. O’nun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da anlamları benzeşik olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece anlamı benzeşiklerin ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: “İnandık, hepsi Rabbimizdendir.” derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez.

Ayetleri keyiflerince yorumlamak isteyenler, bu ayetin kitabın bazı bölümlerinin sembolik olduğunu anlattığını iddia ediyorlar.

Ama gerçekte, burada ayetlerin bir kısmı mecazdır bir kısmı semboliktir yani dilediğinize iman edip dilediğinize iman etmeyin falan demiyor.Veya işinize geldiği yerde ayeti kabul edip işinize gelmediği yerlerde “hayır semboliktir” diyebilirsiniz falan demiyor.BU AYET DE TÜM AYETLERİN APAÇIK VE BİRİNCİ ANLAMDA OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. AMA BİR KISIM AYETLERİN İSE BİRİNCİ AÇIK ANLAMLARININ DIŞINDA İKİNCİL VE ÜÇÜNCÜL ANLAMLARI DA OLDUĞUNU ,İNKARCILARIN AYETLERİN APAÇIK ANLAMINI İNKAR EDİP BU SEMBOLİK ANLAMLARIN PEŞİNE DÜŞECEĞİNİ SÖYLÜYOR.

Yoksa sembolcülerin dediği gibi olsa zaten ortada kaynak falan da kalmaz, herkes kendi uydurduklarının peşine düşerdi.

Tüm ayetler birinci açık anlamındadır. Önce bunu kabul edip kitabı bütünlük içinde ele alacağız. Ondan sonra bazı ayetlerin bu açık ilk anlamlarının dışında başka ikincil veya üçüncül anlamlarının da olup olmadığı üzerinde zihin jimnastiği yapacağız. Ama önce mutlaka o ayetlerin de ilk-açık anlamına iman edeceğiz. Yoksa hangi ayetin ilk anlamı dışında başka anlamlar içerdiği ve bu anlamının ne olduğunu bir tek Allah bilir. İnsanlar ise sadece “bu ayet ayrıca şu anlamı da içeriyor olabilir” şeklinde kesin olmayan ifadelerle zihin jimnastiği yapabilirler.

Maalesef bugün birçok kimse kafasındaki değer ve öğretileri kitaba onaylatabilmek için, ayetlerin açık anlamını inkar edip temsili anlamlar yükleme hastalığını sergiliyor. Tıpkı ayet cımbızlama gibi bu yol da aslında Kuran öğretisini dolaylı veya maskeli inkardan başka birşey değildir.Kimi cennet ve cehenneme, kimi meleklere veya cinlere sembolik anlamlar yükleyerek apaçık ayetlerin apaçık bilgisini çarpıtmaya kalkıyor. Yine bu yolla ayetlerde var olan şeyleri yok, olmayan şeyleri de var gibi göstermeye kalkabiliyorlar. Zaten bu yöntemle her kitaba her öğreti onaylattırılır. Çünkü bir şeye semboliktir dendi mi artık sözleri her yöne çekilebilir.

Bu yüzden apaçık ve tek dini kaynak olan Kuran’ı, açık-birinci anlamında ve bütünlük içinde ele alıp okuyacağız. İşte o zaman hem Kuran’daki gerçek İslam kolayca ortaya çıkacaktır, hem de din anlayışı kişiden kişiye değişmeyecektir.

http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/kuran-bir-semboller-kitab-degildir.html

Selam ve sevgiler.


About the Author
Author

Emre_1974tr

Comments (1)
  • Avatar

    metafizik199 Feb 29 2012 - 19:23 Reply

    Açık yani birinci anlamından başka anlamı olmayan ayetler MUHKEM ayetlerdir. yani kelime kökü ile bakıldığındada HÜKÜM veren ayetlerdir. içki içmeyin… kumar oynamayın,, masumu öldürmeyin bu tarza hüküm veren ayetlerden bir başka MANA çıkaramayız.
    Fakat Kuranın bir kısmıda MÜTEŞABİH ayetlerdir. yani içinde mecaz,teşbih,benzetmeler vardır. ŞBH= Şüphe duymak TŞBH ise = Benzetme yapmaktır kelime kökü olarak. Şüphe duymak deyince ayetlerden değil fakat örnek vereceğim şekilde düşünmenizi istiyorum = Bakara 73. ayette kelimenin moda mod anlamı şudur = Onun bir kısmıyla Ona vurun.. Müfessirlerde bir inekten bahsedilipte bir kısmıyla vurun deyince inek kesildi ve kesilen ineğin bir parçası ile ölen adama vuruldu ve adam dirildi diye tefsir etmişlerdir. Oysa ayet = onun bir kısmıyla ona vurun iken ( NEyin bir parçası ile NEye vuracağımız ) açık değildir. Şu linke bakarak bu konunun nereye geldiğini araştırabilirsiniz = http://www.bilimfelsefedin.org/?p=1729
    Bundan başka FİL suresi 5 ayet iken ebrehe ve ordusunun kabeyi yıkmak için geldiğini ve kuşların taş atarak savaşın kazanıldığını anlatan tonla tefsir ve video vardır nette . oysa böyle bir SAVAŞ tarih sahnesinde hiç bir zaman olmamıştır ve bu ayetlerde BENZETME sanatı yani müteşşabih yolla anlatılmıştır.
    Ayrıca şayet bir zaman makinamız olsa diyelimki 300o yıl sonraya gidip dünyadaki bütün teknolojik ve İLMİ bilgileri öğrenip Kurana baksak aslında bazı ayetlerin neler anlattığına şahit olacağız. Bu gün o ayetleri anlıyamamaız yani benzetmeler ile ne anlatıldığını anlıyamamızın sebebi o konularda BİLGİ sahibi olmadığımız içindir. Bunun için Çok çalışmamız lazım çok..

Leave a reply

Name (required)

Website