“İçki içmem, ama gıybet ederim”


Allah, Kuran’da inananlar için çeşitli kurallar belirtmiş; şunları yapın, bunları yapmayın demiştir. Bunu yaparken belli günahların büyüklüğünün altını çizse de çoğu günah için bir ayrıma gitmemiş, hiyerarşi belirlememiştir. Kuran’da günahların hiyerarşisi ile ilgili verilebilecek nadir örneklerden birisi şirktir. Allah kendisine eş koşmayı diğer tüm günahlardan ayrı tutmuştur:

 

Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah’a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.
(4 Nisa Suresi- 116)


Bununla beraber bir mümin için Allah’ın tüm emirleri, yasakları ve hatta tavsiyeleri son derece önemli olmalıdır. Bizi yaratan, bunca nimeti önümüze seren, bizi hayatımız boyunca koruyan Allah’ın bize söyledikleri geri kalan her şeyden daha değerli olmalıdır kuşkusuz.

Ancak pratiğe bakıldığında sanki Müslümanlar bazı yasakları Allah böyle bir ifade kullanmasa da diğerlerinden fazla önemsiyorlar. Asla faiz almayan, bir tatlıya konan iki damla içkiden sakınmak için o tatlıyı yemeyen, kılık kıyafetinde Allah’ın sınırlarını titizlikle gözetmeye çalışan insanların kolaylıkla gıybet edebildiklerini (insanları arkalarından çekiştirebildiklerini) görüyorum. Peki gıybet bu yukarıda saydıklarıma göre daha az mı yasaklanmış ya da bunun daha hafif bir günah olduğuna dair bir bilgi mi var elimizde? Hayır, aksine Allah bu konu ile ilgili öyle bir ifade kullanıyor ki insanın tüyleri diken diken oluyor; gıybet “ölü kardeşinin etini yemek gibidir” diyor.

 

Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.
(49 Hucurat Suresi -12)


Gördüğünüz gibi ayet son derece açık. Allah bize doğrusunu bilip bilmeden başkaları hakkında konuşmayı, casuslar gibi başkalarının açıklarını, hatalarını aramayı, insanların arkasından konuşup çekiştirmeyi yasaklıyor. Ayetteki ifadeler son derece net. Yüce Rabbimiz bize bunları yapmayın diyor. Açık, net. Yorumlamaya ihtiyaç yok.

Gelin bir de en çok konuşup tartışılan, uyulmaya çalışılan yasakların geçtiği ayetlere bakalım. İfadeler arasında bir farklılık, gıybetten bahsedilen ayetteki ifadede bir hafiflik görebilecek miyiz?

 

İnananlar, sarhoş edici maddeler, kumar, kutsal taş ve türbeler, şans oyunları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan sakının ki kurtulasınız.
(5 Maide Suresi -90)

Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah’a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!
(24 Nur Suresi -31)

 

Gördüğümüz gibi tüm ayetlerdeki ifadeler, yasakların bildiriliş biçimi son derece benzer. “Sakının, aramayın, yemeyin, indirsinler, korusunlar, açmasınlar” gibi ifadeler geçiyor hepsinde.

Öyleyse Müslümanların gözünde gıybetin tüm bu yasaklardan farklı, hafif olmasını gerektiren Kuranî bir sebep yok. Belki de dünyevi bir yanılgıya kapılıyoruz biz. Sanki gıybetten sakınmak imkansızmış, yapılamayacak bir şeymiş gibi düşünüyoruz. Bu yanılgının sebebi de alışkanlıklarımız tabi. Öylesine alışmışız ki birkaç kişi bir araya gelince orada olmayanlar ile ilgili konuşmaya. Bilhassa iş yerlerinde ya da kalabalık arkadaş gruplarında durum hep bu. Oysa gıybet ettikten birkaç dakika sonra elimizde ne kalıyor? Gıybet etmemiş olsak ne kaybederiz?

Rabbimiz bizden asla yapılamayacak bir şey istemez, gıybetten uzak durmak da öyle sanıldığı kadar zor değildir aslında. Hem gıybet ile harcadığımız vakitleri çıkarsak, hayırlı konularda konuşmaya, Allah’ın ayetleri ile ilgili paylaşmaya ne kadar da çok vaktimiz kalır değil mi?

Öyleyse gelin çok zor, yapamayız demeyelim. Bugün başlayalım. Elimizden geldiğince, yavaş yavaş. Allah’ın emrini sürekli aklımızda tutarak. Birisi hakkında ağzımızı açtığımızda bu emri hatırlayıp, eğer konuşmuşsak pişmanlık duyarak. Ben inanıyorum. Birkaç haftalık çaba yeter hepimize. Sonra zaten artık alışkanlığımız o olur. Allah’ın emirlerine daha çok uyan, hayırlı sözlere daha çok vakit ayıran kullar oluruz inşallah.

 

 


About the Author
Author

Nazli

Comments (6)
  • Avatar

    yasemin Apr 6 2012 - 16:52 Reply

    hakikaten de Kuran’da üzerinde durulan, oldukça açık belli edilen bu konuda ne yazık ki çok hassas olamıyoruz. iki kişinin bir araya gelmesi bu günaha girmek için yeterli zemini hazırlıyor, herhalde bu yüzden çok kolay yapmak.
    Nazlı hanım gıybet konusunun önemi üzerinde durduğunuz için çok teşekkürler. Allah razi olsun

  • Avatar

    serdar Apr 6 2012 - 17:38 Reply

    Allah arınanları sever

  • Avatar

    ibrahim Apr 10 2012 - 00:33 Reply

    Allah razı olsun sizden, her zaman düşündüğüm, etrafımdaki insanlara anlatmaya çalıştığım bir konuyu çok güzel yazmışsınız. Allah şekilci değil, samimi Müslüman olmayı nasip etsin hepimize.

  • Avatar

    onur Apr 10 2012 - 13:40 Reply

    ALLAH herkesi ıslah etsin. bol bol tövbe etmeliyiz. sevdiğiniz birini bu dünyada kaybetmek istemiyorsanız ve öteki taraftada yanınızda olmasını istiyorsanız onları da namazı öğretmeli dinimizi öğretmeliyiz sadece biz dinimizi bilirsek olmaz yar’da olan müminleride kurtarmak lazımm

  • Avatar

    burhan Apr 10 2012 - 23:40 Reply

    Müslüman veya mümin kimdir.Kendilerine Müslüman diyen bir ailenin ferdi olarak dünyaya geldiğimiz için Müslümanmıyız. Kuran ın bizden istediği birçok şeyi yapmadığımız halde,yapma dediklerinide umursamadığımız ve genelde cinsel ilişkiden sonra yıkanarak acaba Müslüman mı olmuş oluyoruz.Bu kadar basitmi.

  • Avatar

    gazili4809 Mar 16 2013 - 14:54 Reply

    güzel bir yazı olmuş elinize sağlık.
    bu ayetler sanki halkımızda yaygın bir inanış olan ” kul hakkıyla gelme de neyle gelirsen gel” inanışına da cevap var gibi geldi bana.
    Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah’a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.
    (4 Nisa Suresi- 116)
    Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.
    (49 Hucurat Suresi -12)
    yukarıdaki ayetler Allahın sadece şirki affetmeyeceği, diğer günahları ise dilediğine affedeceği ve bu günahlar için insanın Allahtan sakınıp tövbe etmesi gerektiğini anlıyorum yoksa yanılıyor muyum.

Leave a reply

Name (required)

Website