Saat Yaklaştı, Ay Yarıldı(54/1) -2- (ACTT)*

Onlarca ayette Allah insanları vahye uymaya davet ederken, insanlar bu çağrılara kulaklarını tıkamış, Peygamber’den mucize istemiştir. Maalesef aynı durum bugün de devam etmektedir. Bugün de insanlar Peygamber’in getirdiği mesajla uğraşacağına, o mesaj üzerine mesai harcayıp tefekkür edeceğine, Peygamber’e yakıştırılan hurafelere inanmakta bütün mesaisini, enerjisini boşa harcamaktadır. Şimdi Muhammed Peygamber’e mucize verildiği söylenen ayetlere bakalım:

 

Saat yaklaştı, Ay yarıldı/çatladı.
Bir ayet/alâmet görseler yüz çeviriyorlar ve şöyle diyorlar: “Sürüp giden bir büyüdür bu!”
Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular. Oysaki her iş ve oluş karara, ölçüye ve düzene bağlanmıştır.
(Kamer suresi, 1-3)

 

Bu ayetlerde güya peygamberin parmağıyla Ay’ı iki yardığını ve müşriklerin buna rağmen inanmadıkları söylenir. Oysa ayetlere ince bir dikkatle bakıldığında Peygamber’in Ay’ı ikiye yardığını gösterecek tek bir iz/işaret/emare yoktur. Buradaki anlatım ilerde gerçekleşecek bir durumu anlatmaktadır, yani kıyamet sahnelerinden biridir bu ayet. İkinci ayette geçen “ayet” kelimesi “mucize” olarak çevrildiği için birinci ayetteki Ay’ın kıyamette yarılma olayı, sanki o an için oluşmuş ve insanlar bu gördükleri harikulade şey hakkında “bu bir sihirdir.” demişler. Diğer birçok ayette(6:7, 11:7, 74:24, 37:15, 34:43, 43:30) olduğu gibi burada sihir/büyü dedikleri şey, Muhammed Peygamber’in kendilerine okuduğu ayetlerdir. Hatta Muhammed Peygamber’e inananlar “büyülenmiş” bir adama inanmakla suçlanıyordu. Müddessir suresi 24. ayetinde Velid Bin Muğire: “Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil.”(74:24) dediği bir mucize değil, Kur’an-ı Kerim’in apaçık ayetleridir. Başka bir ayette Muhammed Peygamber’in kendilerine okuduğu kur’an’a müşriklerin yine büyü diyeceklerini Allah şöyle buyuruyor:

 

(Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi.
(Enam suresi, 7)

 

Yine başka bir ayette Muhammed Peygamber, müşriklere ölümden sonra tekrar diriltilecekleri ile ilgili ayetleri okuyunca:

 

”Şöyle dediler:Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir.’ Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?”
(Saffat suresi, 15-16)

 

Sebe suresi 43. ayette de inanmayanların Kur’an’ın apaçık ayetlerine sihir/büyü dediğini görmekteyiz:

 

Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
(Sebe suresi, 43)

 

Bütün bu ayetlerden anlaşılacağı gibi Müşriklerin/inanmayanların, karşı çıkanların “büyü/sihir” dedikleri Kur’an-ı Kerim’in apaçık ayetleridir. Hem Allah onlarca ayette Muhammed Peygambere mucize vermediğini söyleyecek(29:50-51, 6:35, 17:59, 28:48, 13:7-27, 10:20 …) hem de Ay’ı yararak peygambere bir mucize verecektir. Açıkçası bu çelişkiden başka bir şey değildir. Bu tür çelişkiler, hep önceden uydurulan rivayetler, esbab-ı nüzullar sebebiyledir. Oysaki Kur’an apaçık, çelişkisiz, hidayete erdirici bir kitaptır. Kamer suresi 1. ayetinin yanlış anlaşılmasının nedenlerinden biri de kullanılan dil ve anlatımdır. Ayette görülen geçmiş zaman (di’li geçmiş zaman) kipiyle yarılma fiilinin çekimi yapılmıştır. Sanki bu olay geçmişte meydana gelmiş, yaşanmış, bitmiş bir intiba uyandırmaktadır. Oysaki Kur’an-ı Kerim’in dil ve anlatımını, üslubunu bilen, ona aşina olan Kur’an-ı Kerim’de kıyamet sahneleri, mahşer sahneleri, cennet-cehennemle ilgili durumlar insanların gelecekte karşılaşacağı olay ve durumlar sanki yaşanmış, bitmiş bir şekilde anlatılır. Yani tamamen bir anlatım biçimi olarak değerlendirmek gerekir. Türkçede de bunun gibi kullanımların olduğunu görebiliriz. Buna “zaman kayması” deniliyor. Örneğin; “Ben yarın İstanbul’a gidiyorum.” cümlesindeki “gidiyorum” fiili şimdi ki zaman kipiyle çekimlenmiştir. Oysaki gelecekte olan bir iş için, şimdiki zaman kipi (-yor) değil, gelecek zaman kipi (-ecek/-acak) kullanılması gerekirdi. Tamamen bir gramer mantığıyla oluşturulmuş bir cümledir. Dolayısıyla Kamer suresi 1. ayetini:“Saat yaklaşacak ve Ay yarılacak.” diye çevirmek gerekir.

Dini yazılar sitesinde “Hz. Muhammed’e Mucize Verilmiş midir?” adlı makalesinde Ömer Faruk KARAGÜZEL Kamer suresi 1. ayet için şunları aktarıyor:”Bu ayet, kıyamet kopacağı zaman gerçekleşecek olan `ayın yarılması` olayından söz etmektedir. Buna başka anlam vermek mümkün değildir. Zaten rivayetlerdeki çelişkiler de rivayetlerin ne denli gerçekten uzak olduklarını göstermektedir. Olayın oluş biçimi, oluş zamanı, tanıkları ve olayla ilgili verilen bilgiler incelendiğinde; rivayetlerin gerçeği yansıtmadığı gün gibi ortaya çıkmaktadır. Ayette, “saat yaklaştı, ay yarıldı” denmektedir. Yaklaşan şey kıyamettir. Saat kıyamete işarettir. Böyle olunca, ayet, ayın yarılma hadisesini kıyametin kopacağı zamanda olacak bir olay olarak belirtmektedir. Yoksa, Ay’ın yarılmasını, saatin (kıyametin) yaklaşmasına bağlanmazdı.”( http://www.diniyazilar.com/2011/03/hz-muhammede-mucize-verilmis-midir/)

Muhittin BOZKURT

 


About the Author
Author

wejedar

Comments (1)
Leave a reply

Name (required)

Website