Ne de Az Şükrediyorsunuz! (Araf 17)

Geçen gün bir arkadaşım bize gelirken ufak bir hediye ile geldi. Açıkçası çok hoşuma gitti çünkü uzun zamandan beri istediğim bir şeydi. Kendisine hemen teşekkür ettim ve o gün bu olay aklıma geldikçe mutlu oldum. Akşam yatarken yine aklıma geldi. Önce sevindim sonra da utandım. Çünkü bu ufacık ve aslında yaşamım için  hiç de hayati bir önemi olmayan bir hediye için hemen teşekkür etmiş ve daha da ötesinde tüm gün düşündükçe mutlu olmuştum.

Aslında bu davranışımla kısmen “Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür.” (Adiyat/6) ayetini yerine getirmiş oluyordum. Çünkü Rabbim biz insanlara aklımıza bile gelemeyecek nimetler vermiş, bunun karşılığında da kendisine şükretmemizi istemiş.

 

Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.”(İbrahim/34)

 

Biz ise bize verilen nimetlerin büyük bir kısmını farkında bile olmadan kullanmakta ve bilinçsizce yaşamımıza devam etmekteyiz. Sabah yataktan kalkmayla başlayan bir günlük hikayemizin bir kısmına bile baktığımızda ne kadar nimet içinde yüzdüğümüzü görürüz. Uyanınca gözümüzü açıp etrafı görüyor ve duyuyoruz. Yataktan kalkmaya niyetlenince ayağımızı hissedip kalkabiliyoruz. (Bu arada sabah olunca uyanabilmenin bile nimet olduğunu unutmamak gerekiyor.) Kahvaltımızı ederken büyük bir keyifle yağları balları yiyebiliyoruz. Yaşamak için yemek yemek zorunda olan biz insanlar bu ihtiyaçlarımızı acı içinde gerçekleştirebilirdik. Fakat tam tersine  Allah bize bu eylemden büyük bir zevk alarak yerine getirmemizi nasip etmiş. Tüm gün dışarıda huzur içinde dolaşabiliyoruz. Ne güneşten gelen ışınlar neticesinde alev alıyor  ne de yağan yamur tanelerinden yaralanıyoruz. Oysa ki metrelerce uzaktan düşen yağmur tanelerinin sert bir biçimde vücudumuza çarpmasını engeleyenin kim olduğunu, o yağmur altında keyifle yürüyecek sağlıklı bacakları bize kimin verdiğini, etrafımızdaki güzel manzaraları görebilecek gözleri kimin sağladığını çoğu zaman düşünmüyoruz ve dolayısıyla da teşekkür etmiyoruz. İşte buyüzden de “nankörüz”.

Peki bu gafletten nasıl kurtulabilir ve Allah’ın istediği gibi kul olma tanımına biraz daha yaklaşabiliriz. Yaşamımızın merkezine Allah’ı yerleştirir, gün içinde mümkün olduğunca çok Allah’ı düşünmeyi becerebilirsek, tüm nimetlerin O’ndan geldiğini belki daha kolay hatırlar ve şükretmeyi unutmayız. Bir de birbirimize devamlı şükretmeyi hatırlatırsak bu konuda “nankör” olmaktan bir nebze kurtulabiliriz.

Allah yardımcımız olsun.


About the Author
Author

Feryal

Comments (1)
  • Avatar

    Mustafa Edizer Dec 3 2012 - 21:00 Reply

    Şükretmek tamam da yalnızca söz ile şükür olmaz, sevdiklerimizden, mallarımızdan fakirlere, yolda kalmışlara, yetimlere, miskinlere infak etmedikçe gerçekten şükretmiş olmayız.

Leave a reply

Name (required)

Website