DUVARDAKİ KURAN

Çocukluğumu ve ilk dini bilgilerimi düşündüğümde gözümün önüne gelen görüntü aslında bir çok ailede rastlayabileceğimiz türden maalesef. Hatırlıyorum da Kuran ile ilk temasım da bu görüntüye uygun şekilde olmuştu. Annemin krem rengi ipek üzerine pembe laleler işlenmiş bir Kuran kabı vardı. Ne kadar sıklıkla ve ne maksatla hatırlamıyorum ama zaman zaman bu kabı çıkartırdı. Ben de etraftaysam bana üç kere öptürüp alnıma koydurduktan sonra yine dolabın en üstlerinde bir yere özenle yerleştirirdi. Bizde Kuran’a saygı ve özen bu şekilde gösterilirdi.

Yıllar geçip de Kuran’a dayalı İslam ile tanışınca bu hatıraların aslında ne kadar acı ve ne kadar yaygın olduğunu anladım. Toplumda yaygın olan genel kanaat neticesinde Kuran odanın yüksek bir yerinde durur, ele geldiğinde öpülür ve aynen yerine kaldırılır. Oysa Allah bize o Kuran’ı öpüp okşayıp duvara asmamız için değil aksine her gün defalarca okumamız, iyice anlamamız için gönderdi.

Meryem Suresi – 97 – Biz onu; senin dilinle kolaylaştırdık ki, sakınanları onunla müjdeleyesin, inatçı bir kavmi de onunla uyarasın.

Yusuf Suresi – 2 – Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur’an olarak indirdik.

Kamer Suresi – 17 – Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!

Bakara Suresi – 118 – Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: “Allah bizimle konuşsaydı yahut bize bir mucize gelseydi ya! …” Onlardan öncekiler de aynen onların dediği gibi demişti. Kalpleri birbirine benzemiştir. Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır.

 

İslam dinini gerçekten anlamak ve yaşayabilmek için İslamın tek kaynağı olan Kuran’a dönmeliyiz. Ancak bu sayede Kuran hak ettiği değeri değeri verebiliriz. Unutmamalıyız ki Kuran ancak ve ancak okununca, sayfaları okumaktan eskiyince değer kazanır yoksa duvarda insan eli değmeden durarak değil.


About the Author
Author

Feryal

Comments (1)
  • Avatar

    Berat Bilgin May 2 2013 - 08:30 Reply

    Evet başka bir yerde bu var mı bilmiyorum ama bizim ülkemizde bu böyle, çok büyük bir saygı var. Bir o kadara da okusak mükemmel olur ama yok işte, saygı ile yetiniyoruz. Onu birisi öldüğünde mezarı başında Arapça olarak okuruz. Oysaki onu ölülere değil ölü kalplere, Arapça değil de kendi dilimizde okumamız gerekmez miydi? Henüz yaşıyorsak geç kalmış sayılmayız! Birileri bizim de cenazemizde faydası olacağını umarak, onu Arapça okumadan! GEÇ KALMADAN!

Leave a reply

Name (required)

Website