Sosyal Bir Toplum Olmaktan Uzaklaşınca…

Her Cuma günü, toplantı salâtına yani Cuma namazına giderken, içimde buruk bir duygu olur. Burukluğumun nedeni, Cuma namazına Allah’ın, hiç bir ayrım yapmadan, kadın erkek tüm iman edenleri bu toplantıya davet etmesine rağmen, edindiğimiz yanlış itikatların, apaçık ayetlerin önüne geçerek, üstünü örterek bizlere yön vermesi, beni ziyadesi ile üzmektedir. Bu yanlış toplumu da, sosyal açıdan kötü yönde etkilemektedir.

Tüm Ehli kitaba baktığımızda, hepsinde haftada bir gün, toplantı günü ilan edilmiştir. Bu günde Kadın, çocuk, erkek ayrımı asla yapmadan birlikte ibadet ederler. Allah bizlere de Kur’an da aynı ibadeti, hiç ayrım yapmadan, Ey iman edenler, Cuma salâtına çağrıldığınızda, işi gücü bırakarak çağrıya uyun diye emrettiği halde, bizler bu emrin özünü-amacını doğru anlayamayıp nefislerimizin etkisiyle değiştirip, yalnız erkeklere çağrının yapıldığına inandırılmışız. Elbette bu yanlışı yaptığımız içinde, toplum olarak SOSYAL değil, ASOSYAL toplum olmuşuz.

Allah toplantı salâtından bahsederken bizlere, çok önemli bir şeyin dikkatini çekiyor.

Cuma
9: EY İMAN EDENLER, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. EĞER BİLİRSENİZ, BU SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR.

Yüce Rabbimiz bu toplantı namazının öneminden bahsederek, bilesiniz ki bu sizin için daha hayırlıdır diyor. İşte bizler bu hayrın, güzelliğin, toplumda birlikte yaşamanın öğretisi ve düzenin asli unsurundan, kadınlarımızı soyutladığımız için, gerekli eğitimi, dersi alamıyor ve toplum olarak bizler için hayırlı olandan uzak kalıyoruz.

Peygamberimiz devrinde Cuma namazlarını bırakın, vakit namazlarında bile kadınların, mescitlerde namaz kıldıklarını biliyoruz. Peygamberimizin ölümünden sonra, ne yazık ki bu yolla topluma verilmeye çalışılan anlaşılamamış, ya da nefsini eğitmekten aciz insanların sayesinde, kadınlar camilerden/mescitlerden hatta sosyal yaşamdan uzaklaştırılmıştır. Amaçlarını gerçekleştirmek içinde, uydurulan hadisler sayesinde toplum, sosyal bir toplum olmaktan uzaklaştırılmıştır.

Sizlere konunun daha iyi anlaşılması için, ders alabileceğimiz, bu konuyla ilgili rivayet bir hadis örneği vermek istiyorum.

5478 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Birinizin hanımı mescide gitmek için izin talep ederse ona mani olmasın (izin versin)” dediğini haber vermişti. Bilâl İbnu Abdillah:
“Allah’a yemin olsun, biz onlara mani olacağız!” dedi. Bunun üzerine Abdullah radıyallahu anh, ona yaklaşıp öyle hakâretâmiz söz sarfetti ki, böylesini hiç işitmedim. Sonra şunu ekledi:
“Ben sana Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan haber veriyorum; sen ise durmuş, “Vallahi mani olacağız” diyorsun!”
Buhari, Cum’a 12, Ezân 162, 166, Nikâh 116; Müslim, Salât 134, (442); Muvatta, Kıble 12, (1, 197); Ebu Dâvud, Salat 53, (566, 567, 568); Tirmizi, Salât 400, (570).

Peygamberimizin ölümünden sonra, ne yazık ki toplum bakın neler söyler olmuş. Tabi bu zihniyet her geçen gün güç kazanmış ve günümüze kadar güçlenerek gelmiştir. Cuma namazını Allah bizlere, hiç ayrım yapmadan kadın, erkek birlikte ibadet yapmamızı istemesinin, elbette çok önemli bir nedeni vardı. Ama bizler bunu anlayamadık.

Toplantı namazının asıl amacı, hep birlikte Allah a dua etmek, ondan yardım istemektir. Hep birlikte Rabbimizin önünde kıyam eder, rükû eder, secde ederek ona bağlılığımızı bildiririz. Toplantı yani Cuma namazında yine, toplumun çok önemli sorunlarına çareler aranır. Toplum her konuda bilgilendirilir ki, yanlış kaynaklardan bilgi alıp aldatılmasın. Zor durumda olan komşularımızı tespit ederek, onlara destek olmanın yollarını ararız. Bugün bu söylediklerimden hangisi yapılıyor? Sizce Cuma salâtının/namazının asıl amacından, eser var mı günümüzde?

Bu toplantı ibadetlerinde, erkek ve kadın aynı çatı altında, dostça kardeşçe, bir birine art niyet beslemeden yaşayabilmenin bilincini kazanır. Ne kadın erkeğe, ne erkek kadına asla art niyetle bakmamanın bilincini, eğitimini, alışkanlığını edinir camide/ mescitte.

İşte bizler bu eğitimden uzak bir nesil yetiştirmenin, ne yazık ki acısını çekiyoruz. Sizlere bu konuda bir örnek vermek istiyorum. Dini konularda eğitim almış ve yüksek mevkilerde de görev yapmış, dini anlatan bir büyüğümüzün, yakında televizyon programın da, erkek kayın validesinin elini öpmeli midir sorusuna verdiği cevabı, bizlere ibret olması adına nakletmek istiyorum.

( Kayınvalide yaşlıysa sorun yok, genç olursa damadın niyetine bağlı. Gencecik kayınvalideler var. Damat, genç kayınvalidenin elini öperken şehvet hissine kapılmamalı, gönlüne hâkim olmalı. )

Değerli din kardeşlerim, bizler nefislerimizi gerektiği gibi eğitmekten kendimizi uzaklaştırdığımız gibi, Kur’an ın rehberliğinden de habersiz yaşayıp gidiyoruz. Kur’an dan haberi olan bir insan, eşinin annesinin kendi annesi ve kız kardeşi gibi sayılıp, Kur’an ın evlenme yasakları arasında olduğunu bilir. Bunu bilen bir Müslüman’ın aklından, böyle şeyler geçer mi? Rabbim sen bizlere akıl, fikir ihsan eyle.

Bunu bilen, bundan haberdar olan bir topluma, böyle bir söz söyleniyorsa, bu söz söylenen topluma büyük bir saygısızlıktır, hakarettir. Ama Kur’an a iman ettiğini zanneden bir toplum yetişmişse, bu sözler hakkında fazla konuşanda olmayacaktır. Gelin bu sözler ve düşünce üzerinde, kısaca birlikte düşünelim.

Evli bir erkek, eşinin annesinin elini öperken, şehvet hissine kapılır mı? Bu satırları yazarken bile üzüntü duyuyor utanıyorum. Ama bu sözleri de yabana atmamalıyız. Çünkü böyle düşünenler var ki, bu tür düşünceler/sözler çekinmeden söylenebiliyor.

Ne yazık ki İslam toplumu olarak, sosyal olmaktan çok uzaklaştık. Kadın ve erkek kamplara ayrıldık. Adeta birbirine hasım cinsler olarak yetiştirildik. Hâlbuki Allah kadını ve erkeği, birlikte bir bütün olarak yaratmıştır. Ayrıca imtihanımızın da çok önemli bir unsurudur birlikte yaşamak. Allah birbirimizle bizleri her an imtihan etmektedir. Bu imtihandan korkarak, ya da kaçarak kadını yakınımızdan uzaklaştırmakla, kendimizi kurtaramayız. Bunu yaparak ancak toplumun düzenini bozarız.

Cuma salâtının da özü ve amacı, kadını ve erkeği, sosyal bir ortamda yaşanır, birbirleri ile bütünleşmenin, birlikte yaşamanın sağlandığı toplumlar haline getirmesidir. Böylece her iki cinsin birlikte nasıl yaşaması gerektiğinin bilinci verilir bu toplantı salâtında. Bizler kadını Cuma salâtından uzak tuttuğumuz içinde, bu bilinci toplum olarak ne yazık ki alamadık.

Biz Müslümanlar, Allah ın bu çok önemli emrini yerine getirmediğimiz içindir ki, kadını yanımızda görmeye alışık olmadığımız dan, onları hayallerimizde yaşattık. Kadında erkeği yakınında görmeye alışmadığı, onu gerektiği gibi tanımadığı için, aynı yanlışı onlarda yaptı. Sonuç ortada. Söylenenlerden utanmamak elde değil.

Değerli din kardeşlerim. Nasıl olur da, bir erkek, eşinin annesinin elini öperken, ona karşı cinsel bir haz hissedebilir? Bunu hisseden, açıkça SAPIKTIR. Nasıl olurda böyle bir düşünceyi sanki normal ve genelde olabilecek bir örnekmiş gibi topluma söyleyebiliriz, benim anlayamadığım kısım aslında burası.

Demek toplum olarak, inanılmaz uç noktalarda yaşıyoruz. Konuşulması örnek verilmesi, söylenmesi bile tiksindirici bir olayı, eğer bizler sanki normal bir şeymiş gibi söyleyebiliyorsak, Kur’an ın zerre kadar terbiyesini almadığımızın kanıtı olduğu gibi, bu toplumun ahlak anlayışını da sorgulamaya açmamız gerektiğini düşünüyorum.

Kadını ve erkeğiyle birlikte yaşamasını eğer öğrenmeye çalışmak yerine, hala kadını, sosyal toplumdan soyutlamaya devam edersek, buna benzer kişilerin aklın, mantığın ve Kur’an ın kabul etmediği, adeta sapkınlık mertebesindeki bu düşüncelerin gündeme geldiğine, daha çok şahit oluruz.

Neye layıksak Allah onu verecektir. Onun içindir ki huzur ve mutluluğu yakalamak istiyorsak, elde Kur’an onun rehberliğinde yaşanacak, sosyal bir toplum yaratmanın çabasında olmalıyız. Bunu beceremeyen toplumlar, sonucuna da katlanmasını bilmelidir.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


About the Author
Author

halukgta

Comments (10)
  • Avatar

    Fikret Arman Nov 22 2013 - 08:03 Reply

    Aklınıza, gönlünüze sağlık Haluk Kardeşim. Bizler yakalamaya çalıştığımız sosyal toplumdan tam tersine hızla uzaklaşıyoruz. Hele din konusunda hergün bölünüyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin.

    Benim hala anlayamadığım, anlamakta zorluk çektiğim konuların başında geliyor Cuma namazları… Bu sitede yayımlanan bir yazımda (CUMA NAMAZLARI) konuya başka açılardan bakmış ve yazımın sonunda bir soru sormuştum…

    “Evimizde de kılabileceğimiz iki rekat namaz için Allah bizleri her Cuma, tek bir namaz vaktinde neden TOPLUYOR?”

    Yazınızda benzer soruyu siz de sormuşsunuz… Aylardır, yıllardır düşünüyorum bu sorunun cevabını.

    Kendi yazımda vurgulamaya çalıştığım nedenlerle ve bugünkü haliyle kılınan Cuma namazlarının “yasak savmak”tan başka birşey olmadığını düşünüyorum. Yaklaşık iki yıldır Cuma namazı için camiye gitmiyorum… Bazı kardeşlerim “Fare dağa küsmüş dağın haberi yok.” veya benzeri bir yaklaşımda bulunabilirler… Saygı duyarım. Ben evimde Rab’bimle buluşuyorum… Rab’bim beni affetsin.

    Benim Cuma namazlarında camiye gitmememin tek nedeni; “Kur’an’dan haberi olmayan, aklını düşüncelere kapatıp sadece gelenekleri ve rivayetleri din zanneden İKİ YÜZLÜ MÜSLÜMANLARLA(!) AYNI SAFTA YER ALMAMAK.” İnsan kıldığı namazda HUŞU’yu bulmuyor, Rab’bine istediği gibi yaklaşamıyorsa bırakın camiye gitmeyi namaz bile kılmasın! Ben Camiye namaz vakitleri dışında gidiyor, safa girmeden tek başıma Rab’bimin huzuruna çıkıyorum.

    Değerli Haluk Kardeşim… Müslümanların gerçek dini bulmaları ve huşu içinde gerçek bir CUMA NAMAZI kılmaları için sanırım birkaç yüzyıl geçmesi gerekecek. “Peygamber sözü” dediğimiz, ancak binde biri dahi Kur’an’la örtüşmeyen RİVAYETLER YOK EDİLDİĞİ ZAMAN.

    Emekleriniz ve düşünceleriniz için Allah razı olsun.

    Selam ve Dua ile,

  • Avatar

    DURAN DEMİR Nov 22 2013 - 17:45 Reply

    Sayın Hocam Ahzap suresinin 33. ve 53. ayetlerini dikkate aldığımızda kadınların erkekler gibi sosyal hayat içinde olmadıklarını, başka bir anlatımla sosyal hayattan biraz uzak ve daha çok ev içinde ve çocukların eğitimi ve ev işleriyle ilgilenmeleri gerektiğini anlamaktayız. Cuma namazı ile ilgili açıklamalarınıza katılıyoruz ama, bu ayetler karşısında konuyu nasıl izah etmeliyiz. selam ve saygılarımla.

  • Avatar

    Şimşek Nov 23 2013 - 19:35 Reply

    Ben ve Ailem CUMA günleri ORTA Namazını birlikte kılıyoruz.

    Ey inananlar, CUMA (toplantı) GÜNÜ Namaza Çağrıldığınızda ALLAH’ı anmak için acele edin ve alışverişi bırakın. Bilseniz, bu sizin için daha iyidir. cuma 9

  • Avatar

    halukgta Nov 24 2013 - 08:32 Reply

    (Ahzab: 32. Ey Peygamber eşleri! Siz [öteki] kadınlar gibi değilsiniz, eğer Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincine [hakkıyla] sahip olursanız! O halde, edalı bir şekilde konuşmayın ki kalplerinde maraz olanlar [size karşı] bir arzuya kapılmasın: daima yerinde ve uygun şekilde konuşun.)

    (33. Evlerinizde sessizce oturun, eski cahiliye günlerindeki gibi cazibenizi sergilemeyin; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı yükümlülüklerinizi ifa edin, Allah’a ve Elçisi’ne itaat edin: ey [Peygamber’in] ev halkı, Allah sizden yalnızca çirkinlikleri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. )

    Bahsettiğiniz Ahzab suresi 33. ayeti, bir önceki ayetle birlikte okuduğumuzda, kimlere hitap ettiği çok açık anlaşılıyor. Bu hitap peygamber eşlerinedir. Aslında bunun nedeni de sizin örnek verdiğiniz Ahzab 53. ayette izah edilmektedir. Bakın o ayette neler anlatılıyor.

    (Ahzab 53. SİZ EY imana ermiş olanlar! İzin verilmedikçe Peygamber’in evlerine girmeyin; ve yemek için [davet edildiğiniz zaman erkenden] gidip hazırlanmasını beklemeye kalkışmayın: çağrıldığınızda [en uygun zamanda] girin; yemeği yiyince hemen ayrılın, lafa dalmayın: bu durum Peygamberi üzebilir, ama sizden [gitmenizi istemeye de] çekinebilir: fakat Allah doğru[yu size öğretmek]ten çekinmez. [Peygamber’in eşlerine gelince,] onlardan bir şey isteyeceğiniz vakit perde arkasından isteyin: bu hem sizin kalplerinizin, hem de onlarınkinin temizliğini pekiştirir. Ayrıca sizin Allah’ın Elçisi’ni üzmeniz ve o’nun vefatından sonra eşlerini nikahlamanız caiz değildir: doğrusu bu, Allah nazarında büyük bir günahtır. )

    Demek ki peygamber eşleri diğer kadınlar gibi değilmiş. Onların diğer kadınlardan çok daha farklı şartları ve Kur’a na göre hükümleri varmışta ondan.

    Yukarıdaki ayette, peygamberimizin evine elimizi kolumuzu sallayarak her konuda girmenin doğru olmadığı, davet edildiğinizde gidilmesini istiyor. Bunun nedeni zaten çok açıktır.

    Dikkat ederseniz peygamber eşleri konusunda, onların konumlarına açıklık getiriyor. Onlarla muhatap olduğunuzda aranızda bir perde olsun derken, onlara karşı herhangi bir duyguya kapılmayın, aranızda mutlaka bu duygularınıza gem vuracak perde olsun diyor. Bu davranış her iki taraf için en iyisidir diyerek açıklama yapıyor.

    Ahzab 32. ayette ne diyordu, lütfen o ayeti bütün olarak anlamaya çalışalım, siz diğer kadınlar gibi değilsiniz. Peki, neden bunu söylüyordu? Çünkü bir başka ayetinde, peygamberimizden boşanan eşleri ile evlenme yasağı vardı da ondan. Yani peygamberimizin eşleri bizler için ana, bacı, kardeşti.

    Tüm söylenenlerin amacını ve hitap ettiği peygamber eşlerinin konumlarını düşünerek ayetleri anlamaya çalışalım. Yoksa kadına ne çalışmak yasaktı, nede dışarıya çıkmak. Kadın ve erkek sosyal hayatta el birliğiyle çalışırsa bir güç kazanır.

    Kadının dışarıya çıkamayacağını söylersek, ayetleri doğru anlamamışız demektir. Allah Ahzab 59 ayetinde, mümin kadınların dışarıya çıkarken nasıl giyinmesi gerektiği konusunu anlatır ve bunun nedenlerini izah eder. Demek ki kadın ya da peygamber eşlerinin evinde oturması dışarıya hiç çıkmaması değil, evinde otururken namusu ve şerefi ile oturması anlatılıyor.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

  • Avatar

    Ayşe Nov 27 2013 - 08:08 Reply

    haluk gümüştabak bey sizin yazılarınızı hayranlıkla takip ediyorum.bu yazınızda bir yanlışlık var.cuma namazı diye bir namazmı var.
    cuma süresi 9 ncu ayette cüma günü namaza çağrıldığınız da diye başlar.cuma gün ismidir. namazın ismi değildir.
    bu konuda sizden bir açıklama bekliyorum.cevap verirseniz sevinirim.

  • Avatar

    halukgta Nov 28 2013 - 14:00 Reply

    Değerli din kardeşim. CUMUA kelime olarak toplantı anlamındadır. Peygamberimiz bu toplantı SALÂTINI/ namazını, dert dinleme sohbet gününü, bugün bizlerin Arapçadan dilimize Cuma günü diye çevirdiğimiz günde yaptığı içinde, o güne bu ismi vermişiz.

    Yevmilcumuati aslında Cuma günü anlamında değildir. Toplumların sorunlarını çözecek, dertlerini konuşacak, toplumu ilgilendiren konularda çareler aranacak, bu arada da hep birlikte Allah ı zikredip, ona şükredeceğimiz, ona rükû edip secde edeceğimiz bir zamandır. Ayette Allah ı zikretmek geçer, zikir aynı zamanda duadır. Salât ın bir başka anlamı da duadır.

    Peygamberimiz Allah ın bu emrini, Cuma günü uygulamıştır. Yahudiler cumartesi, Hıristiyanlar Pazar günü uyguladıkları gibi.

    Ayette de aşağıdaki gibi geçer.

    Cum a 9: Ey inananlar, cuma (toplantı) günü namaza çağrıldığınızda ALLAH’ı anmak için acele edin ve alışverişi bırakın. Bilseniz, bu sizin için daha iyidir.

  • Avatar

    Ayşe Nov 30 2013 - 08:30 Reply

    haluk bey yani benim dediğim gibi anlıyoruz değilmi..
    toplantı günü cuma gündür buğün namaza çağrıldığınızda yani orta namaza allah ı anın…
    günde 3 vakit olduğunu anlıyoruz kur’an dan hergün 3 vakit varsa cuma günüde 3 vakit vardır.çünki allah ın yasasında değişiklik yoktur.
    cuma günü orta namaz kalkmıyorki yerine cuma namazı gelsin.
    kısaca
    cuma günü eğitim ve öğretim için yaratıcı bizleri ilahiyat eğitimine çağrıyor orda hatalarımız varsa konuşarak doğru yolu buluyoruz.öğle vakti olduğu için de orta namazımızı kılıp dağılıyoruz.

    haluk bey doğrumu anlıyorum.
    cevap verirseniz teşekkür ederim.

  • Avatar

    halukgta Dec 5 2013 - 16:28 Reply

    Ayşe Hanım, bu kon çok detaylı izah edilmeye muhtaç bir konu. Birkaç cümleyle anlatırsak yanlış anlaşılmaya yol açabilir.

    Adresim hg__58@hotmail.com

    Bu adresten bana sorunuzu sorarsanız, daha detaylı cevap verebilirim.

  • Avatar

    Ayşe Dec 9 2013 - 20:17 Reply

    haluk bey burda izah edin.yanlış anlayacak bir şey yok burda açıklayın ki yanlış anlaşılmasın.

    yazınızda çelişkiler var.cuma namazı diye bir ayet yok bunu nerden çıkardınız.

    cuma günü toplantı günü var.

    yok siz cuma namazı var derseniz.size sorulacak soru şudur.aslında cuma namazı var diye yazdınız.belkide istemeyerek yazdınız.

    soru şu

    cuma günü cuma namazı varsa orta namaza ne oldu.
    her gün kılınan orta namaz (öğlen namazı ) nesihmi olduda cuma günü kaldırıldı.
    hatırlatırım.allah ın yasalarında değişme yoktur.
    cumartesi,pazar,pazartesi,salı,çarşamba,perşembe,günleri orta namaz kılınıyorda cuma günleri neden kılınmaz.
    yani cuma namazı olurda perşembe veya salı namazı niye olmaz.sizin mantığızla söylersek…

    cevabınızı beklerim.

  • Avatar

    halukgta Dec 12 2013 - 09:48 Reply

    Cumua yani toplantı namazı kıldıktan sonra, artık öyle namazı kılınmaz. Bunu geleneksel İslam öğretisi böyle anlatır. Cumua namazının farzından önce ve sonra kılınan namazların dört rekât cumanın ilk ve son sünneti ve dört rekât Zuhr-i ahir adını verdikleri öğlenin farzının yerine geçtiği söylenen namaz kılınır. Bahsedilen Zuhr-i ahir namazı da, Cuma namazının geçerli olmama tehlikesine binaen kılındığı anlatılır. Lütfen yazımın sonunda verdiğim, Diyanetin link inden bakınız.

    Peki, neden Cuma namazı kılındığı için öğle namazı kılınmaz? Bu hükmü kim verdi? İşte bu soruların cevabını eğer yine Kur’an dan veremiyorsak, yanlış yapıyoruz demektir.

    Allah namaz konusunu anlatırken, vakti belirlenmiş bir ibadettir der. Yaradan böyle bir hüküm vermişse, bahsedilen namaz vakitlerinin vaktini Kur’an dan mutlaka aramalıyız. Kur’an a baktığımızda Fecir vakti, vusta ve İşa vakti olarak, üç vakitten bahsedildiğini görürüz.

    Sabah ve akşam vakitleri açıkça anlatılmıştır ya VUSTA yani en iyi orta namazı diye bahsedilen namaz hangidir? Burası çok önemli. Bu konudaki ayete bakalım

    Bakara 238: Namazlara ve (VUSTA)orta namaza devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.

    Sizce bu ayette bahsedilen namazlara devam edin sözünden ne anlamalıyız, devamındaki VUSTA yani en iyi orta namaza da diyerek, hangi namazdan bahsediliyor olabilir? İşte bu sorunun cevabını doğru bulmalıyız ki, devamını da doğru getirebilelim.

    Şu gerçek ki bu ayette, iki farklı namazdan bahsediliyor. Sabah ve akşamı birlikte söyleyip, Allah öyle namazını neden ayırsın, tabi eğer bahsedilen VUSTA, öğlen namazı ise. Allah öğlen namazına neden en iyi orta namazı desin. Sabah ve akşam namazları daha farklı mı? Hâlbuki ayet fecir yani sabah vaktinde okunan Kur’an için izlenmekte, şahitlidir diyordu.

    Gelelim Cumua ayetlerine. Dikkat ediniz Cuma gününe demiyorum. Cumua toplantı demektir. Bu toplantının gününü Allah belirlememiş elçisine bırakmıştır. Oda Yahudiler cumartesi, Hıristiyanlar Pazar günü yaptıkları için, Müslümanların da farklı bir günde yapması adına, CUMA günü yapılmasını istemiştir. Cumua salâtı, hem dua, hem namaz hem de dert dinleme, bilgilendirme toplantısıdır.

    Peki, bu salâtın vakti ne zaman olacak? Madem Cumua salâtına çağrıldığınızda, işi gücü bırakarak gidin diyor Allah, bu namazın vaktini de belirtmiş olması gerekmez mi? İşin, gücün gündüz vakti olduğu belli, ama ne zaman? Allah salâtın vakti belirlidir diye hükümde vermişti. Bu durumda Cumua salâtının da vaktini belirtmiş olmalı değil mi sizce?

    Bu ayetten yola çıkarak, Kur’an da cumua salâtının/toplantı namazının vaktini de mutlaka bulmalıyız.

    Şimdi şöyle düşünelim. Madem Bakara 238. ayette bahsedilen VUSTA öğlen namazı, peki cumua namazını kıldıktan sonra, öğlen namazını kılmaya gerek yok diye nasıl hüküm verebiliriz. Çünkü Kur’an da bu konuda tek bir hüküm yok. Allah her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız diyorsa, Cuma namazını kıldıktan sonra, öğle namazını kılmayın demesi gerekirdi? Neden böyle bir bilgi yok? Suudi Arabistan da Cuma namazının farzından sonra dört rekât cumanın son sünneti kılınır ve çıkılır. Birçok İslam toplumlarında da böyledir. Peki, ne oldu öğlen namazı? Kadınlarımız öğlen namazı kılacak ta, erkekler o vakitte cumua namazı mı kılacak? Bu ayrılık ve farklılık nerede yazıyor? Ne yazık ki Kur’an da değil, rivayetlerde yazıyor.

    Konuyu daha iyi anlayabilmeniz için size örnek bir ayet hatırlatmak istiyorum.

    Nur 58: Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlarla, ergenlik yaşına gelmemiş olanlarınız sizden üç vakitte izin istesin: Sabah namazından/duasından önce, öğlen vaktinde elbiselerinizi çıkardığınızda, gün battıktan sonra yerine getirilen namazdan/duadan sonra… Kaygılanacağınız üç vakittir bunlar. Bunlar dışında size de onlara da bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklıyor. Allah Alîm’dir, Hakîm’dir.

    Ayete dikkat ederseniz, emrinizde çalışan, yaşayan kişilere karşı şu üç vakitte izin verin diye özellikle belirtiyor. Peki, bu üç vakti ve özelliklerini nasıl açıklıyor? Birincisi sabah namazından, duasından önce. İkincisi Akşam vaktinde kılacağımız namaz ve duadan sonra diyor. Peki diğer vakit hangisiydi? Öğlen vaktinde elbiselerimizi çıkartıp, dinlenmeye çekildiğimiz vakitte diyor. Siz bu sözlerden hiç bir şey anlamadınız mı? Sabah akşam özellikle namazdan bahsederken, neden öğle vaktinde namazdan bahsetmiyor sizce?

    Allah düşünmemizi ve aklımızı kullanmamız ister bizlerden. Birilerinin sözleri ardına düşmemizi değil. Lütfen Bakara 238. ayeti daha dikkatle anlamaya çalışalım. Bir kısım din âlimi bu ayette geçen VUSTA yani orta namazından kasıt, Allah Cumua nazmının vaktini belirtiyor diye anlamış, bir kısmı da gününüz de anlatılan vaktin, öğlen namazı olduğunu anlamış.

    Sonuç olarak araştırmamız ve kendimize sormamız gereken, bu ayette Allah VUSTA namazıyla öğlen namazını kast ediyorsa, cumua namazını kıldıktan sonra, öğlen namazını kılmaya gerek yok diye açıkça söylemesi gerekirdi ki, böyle bir hüküm kesinlikle Kur’an da yoktur. Tam tersine çok açık bir şeklide, CUMUA nazmından sonra, hemen işlerinize dönün emri vardır.

    Bu konu üzerinde dikkatle düşünmek ve ona göre yaşamak, her Müslüman ın kendisine kalmıştır. Bu konu çok daha detaylı düşünmeye, araştırmaya muhtaçtır. Onun içindir ki hurafe ve batıl ile değil Kur’an ın ışığında düşünerek doğruyu araştırmalıyız.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

    NOT: Cuma namazı konusunda, Diyanetin bir yazısı var. Okumanızı tavsiye ederim. Bu bilgiler ışığında lütfen yazdıklarımı değerlendiriniz. Çünkü hepimiz imtihandan geçiyoruz.
    Sorularımızın cevabını lütfen Kur’an dan arayalım.

    http://www2.diyanet.gov.tr/dinisleriyuksekkurulu/Sayfalar/Cuma-Namaz%C4%B1-ve-Zuhr-i-Ahir-.aspx

Leave a reply

Name (required)

Website