Yöntemimizde Sorun mu Var, Neresinde?

Mezhepsizlik mezhebi diye eleştiriliyoruz tabi herkesin taraflara ayrıldığı bir yerde tarafsız olmak ayrı bir taraf olmayı beraberinde getiriyor. Ama… Haklı olabilirler mi? Mezhepsizlik Sünnilik ile denkse; Hanefiliğe, Şafiliğe denk olacak şeyler de oluşmaya başlıyor olabilir mi?

Mezhep konusu hadis konusuyla yakından ilgili ve hadis konusu karmaşık, derin bir konu. Bazen Kuran’dan öyle güzel yerlere, öyle güzel şekillerde bağlanıyorlar ki gerçekten bu sahih olabilir diyorsunuz. İşte bu gibi zamanlarda kafam çok karışıyor. Mesela bizler Ayetel Kürsi’nin önemli olduğunu öğreniyoruz toplum/atalar dini sayesinde. Hatta ezberliyoruz, koruduğuna inanıyoruz vs. vs. Bu video da onunla ilgili ve özel bir ayet olduğuna tanık oluyoruz.

–          https://www.youtube.com/watch?v=-JYBuf5hmAA

Hadisleri tümden reddetmek için gayet güzel sebepler var ama sonuçta Peygamberimiz de hiç mi konuşmadı? Bir yazarın, düşünürün sözünü beğenip sağa-sola yazıyorsam neden ben aynı şeyi Peygamberimin sözü için de yapmayayım ki? Hadis konusu kocaman bir şey ve bu kadar büyük bir şeyi tümden reddetmek bir gerçeği görmezden gelmek gibi geliyor bana. Sonuçta bu da bir uzmanlık işi. Ancak ateizm/kâfirlik de kocaman bir gerçek, Peygamberimiz Muhammed’den önce de vardı ama yanlış işte. Şu da bir gerçek ki kimse hadisleri toplayan kişilerin ilahi ilham aldığını iddia edemez. Eğer o insanlar çıkıp hadis toplamasaydı ve bu fikir başkalarının aklına gelmeseydi muhtemelen hadis kitabı/kaynağı diye bir şey bugün olmayacaktı. Halkın arasında hala birtakım ifadeler dolanırdı ancak bunlar hiçbir kaynağa dayanmadığından bu konu hakkında hiç şüphemiz kalmazdı. İslam düşmanlarının da faydalanabileceği bir kaynak olmazdı böylece. Tabi Kuran’ın Muhammed’in sözü olmadığını kanıtlamak için kimse ‘Hadislerle Kuran ayetlerinin formu çok farklı ki.’ diyemezdi.

Her ne olduysa hadisler bir şekilde toplanmış. Muhtemelen o dönemlerde ‘’Peygamber bunu söyledi, o şunu görmüş, bu böyle olmuş…’’ gibi laflar ortalıkta dolanıyordu. Her zamanın bir modası vardır. Nasıl bugün bazı fikirleri savunmak havalı görünüyorsa tahminim o ki o dönemlerde de böyle bir moda vardı. Hadis toplayıcıları da ortada sağlam bir kaynak olsun diye girişmişlerdir bu işe. Tahminimce her şey bu veya buna benzer sebeplerden dolayı başlamıştır. Bilemem. Fakat başta dediğim gibi: Eğer o insanlar çıkıp hadis toplamasaydı ve bu fikir başkalarının aklına gelmeseydi muhtemelen hadis kitabı diye bir şey bugün olmayacaktı. Öyle ya da böyle yazılırdı birtakım kitaplar ancak bunlara kimse sahih gözle bakamazdı. Güzel bir sorun.

Ya kimse böyle bir işe girişmeseydi ve bugün böyle kitaplar olmasaydı ne olurdu? ‘’Yöntemimizi belirlemeliyiz, elbette Kuran’a aykırı hadisleri alamayız ancak Kuran’dan herkes farklı şeyler anlar bizim için ise önemli olan Peygamberimizin ne anladığıdır.’’ , ‘’Peygamber bir postacı değildir.’’ diyen insanlar ne yapacaklardı? Ortada Kuran olacaktı sadece. O zaman Kuran’a daha sıkı sarılmayacak mıydık?

Aslında bu soruya pek olumlu bir cevap veremiyorum. Daha sıkı sarılırdık, daha iyi anlamaya çalışırdık ancak galiba bir yöntem sorunumuz var. Çünkü bugün Kuran temelli düşünen insanlar bile farklı şeyler söyleyebiliyor.  Birileri Kuran’da başörtüsü var derken diğeri yok diyor, biri namaz 5 vakittir derken diğeri 3 diyor, kimisi adetli kadın namaz kılamaz ve cinsel ilişkide bulunamaz ancak diğer her şeyi yapabilir diyor, bir başkası namazdan da sorumludur diyebiliyor. Biri çıkıp Kuran’da el kesme cezası yoktur o mecazdır derken bir başkası mecaz olarak ele almamızı gerektirecek bir şey yok diyor o ayette. Bunları söyleyen insanlar mezhepsel yorumlarla zaten ilgilenmiyorlar öyleyse sorun ne?

Bugün Kuran’ı okuyan bir Budist, Ateist, Yahudi sonradan müslüman olmasa bile ‘’Bu dine göre namaz çok önemlidir ve savaş halinde bile bırakılamaz.’’ der. Gayet der bunu. Birisi çıkıp ‘’Namaz kılmadan önce yüz yıkanmasa da olur.’’ derse bu kişiler gayet karşı çıkabilirler. Ben burada ‘’Zinanın cezası için 3 şahit yeterlidir.’’ dersem olay çıkar. Herkes bunları gayet biliyor peki neden bazı konularda farklı şeyleri savunuyoruz?

Bunlar Kuran’ın gayet açık bir şekilde söyledikleri. Her şeyi bu kadar açık söylemez. Mesela teorik olarak Kuran’da ‘Ancak 20 yaşında evlenilebilir.’ gibi bir ifade yok. Fakat kimse kundaktaki bebekten 80lik nineye kadar herkes evlenebilir diyemez. Çünkü ilgili ayetlerden bu işin mantığını gayet rahat bir şekilde çıkartıyoruz. Şahit konusunu da öyle. Bunların gayet mantıklı açıklamaları var. Birisi ilk başta anlamamış olsa bile ona açıklandığında ya da o kişi derin derin düşündüğünde fark edebilir.  Neden her konuda hemfikir değiliz o zaman?

Gayet hepimiz anladık ki mezheplere/ kimseye sırtımızı dayamamalıyız. Hadislere de mutlak sahih gözüyle bakamayız. Birisi bize bir şey söylüyorsa kaynağı Kuran değilse kabul etmiyoruz. Ancak bazı şeyler Kuran’a dayandırılarak ve açıklanarak söyleniyor. Mesela geçenlerde bilgisine güvendiğim, Kuran’dan konuştuğunu düşündüğüm birine internet üzerinden namaz vakitlerinin kaç olduğunu sordum ve 5’tir dedi.(Açıklamasını istemedim.) İsim vermek istemiyorum ancak muhtemelen sizin de bildiğiniz, takdir ettiğiniz bir kişi. Konuştuğum kişinin gerçekten o olup olmaması ayrı bir konudur ancak bunu söyleyenler ve Kuran’a dayandıranlar var. Ayetlere genel bakınca bana biraz karmaşık geldi. Her iki görüşün detaylı araştırmasını yapmadım.. Genç bir kız olduğum için başka konuları daha çok merak ettim. İşin trajikomik tarafı ise her gün yaptığınız bir ibadetin sayısının en az kaç olması gerektiğini bile bilmiyorsunuz.

Bizim için tek sağlam kaynak Kuran, dolayısıyla karşımızdaki kişi Kuran’dan konuşuyorsa kulak kabartıyoruz. En azından ben böyle yapıyorum. Elbette Arapça bilen ve yıllarını Kuran’a adamış kişilerle benim bakış açım çok farklı olacaktır. Fakat neden bu kişiler aynı şeyden farklı sonuçlar çıkartıyorlar da ben kafayı yiyorum? Arapça biliyorlar, vakitlerini Kuran’ı anlamaya ve anlatmaya adamışlar, söylediklerini mezheplere bağlamıyorlar hatta Kuran’a bağlıyorlar. Birçok konuda hemfikiriz de. Eee peki ama neden farklı fikirler?

Bizim Kitabımızda yoruma açık bölümler var, tüm insanlığa yönelik olduğundan herkesin farklı şeyler anlaması ve bazen insanların detayları gözden kaçırabilmesi kadar doğal bir şey yok ama bu Kitapta muhkem ayetler de var.

10 kişiden aynı romanı okumalarını isteseniz herkes farklı yorumlar çıkartacaktır fakat içinden bir cümle seçtiğinizde o bölümde mecazi öğeler yoksa herkes aynı şeyi anlayacaktır. Örneğin ‘’Ali’nin elinde iki elma vardı ve koşarak eve gitti.’’ cümlesi. Biri bunu heyecanla diğeri sevinçle olarak anlayabilir, hikâyenin bağlamına göre telaşla da olabilir ancak kimse Ali’nin yürüdüğünü iddia etmez.

Birileri gerçekten doğruyu söylüyor birileri de bilerek veya bilmeyerek bir iddia ortaya atıyor. Genel anlamda güvenebileceğinizi düşündüğünüz insanlardan farklı cevaplar almak ise insanı kararsız bırakıyor.

Kendi adıma konuşmak gerekirse ben sonunda şunu fark ettim;

Ben doğruyu yanlış yöntemle arıyorum. Doğruyu nasıl bulabileceğimi biliyorum, çok kaliteli bir navigasyon cihazım ve kesinlikle güvenebileceğim biri var ama ben sora sora Bağdat bulunurdan vazgeçemiyorum. İşte bu yüzden ben yine eski usule, hepimizin eleştirdiğine farkında olmadan uydum. Doğruyu bulduktan sonra sapmak yani.

Aradığım konularla ilgili internette çeşitli sayfaları dolaşırken aslında Kuran’dan bir cevap ararken Kuran’a bakmayı unuttum. Önce O’na bakıp düşünecektim sonra araştıracaktım. Ama ben bazı konular için tam tersini yaptım. Elim hala önceden kopyaladığım bazı linklere kayıyor cevaba hemen ulaşmak istediğim için kendimi tutmak zor oluyor ancak bu yöntem işe yaramamışken devam etmek akıl işi değil.

Aslında bu yöntemin hiç faydası olmadı dersem yalan olur. Sonuçta internette dolaştığım sayfalar sayesinde bir şeyleri anlamaya başladım. Beynime güzel sinyaller gitti. Ancak dengeyi korumak önemli tabi. Anlaşılan yöntemimi her an sorgulamam ve güncellemem gerekiyor.  Sanırım biz de, genel olarak güvendiğimiz fakat bazen farklı hükümler çıkartan kişiler de yöntemlerini gözden geçirmeliler. Eğer hatamızı şimdi bulup düzeltmezsek mezhepsizlik mezhebinin alt dalları oluşmaya başlayabilir. Kısacası doğruyu bulduktan sonra sapabiliriz.

—Hepimiz az çok bir şeylerin farkına vardık fakat bazı konuları anlamamız için kat etmemiz gereken yollar mı var?

—Atalarımız zamanında iyice zehirlendi de bu genetik hastalıktan bir türlü kurtulamıyor muyuz?

—Fazla mı aceleciyiz de bazı detayları göremiyoruz?

—Doğruyu bulduktan sonra mı sapıyoruz?

– Kuran’dan her şeyi ‘’Şu şöyle, bu böyle..’’ diye, pat diye söylemesini mi bekliyoruz?

 


About the Author
Author

violet

Comments (4)
  • Avatar

    serdar cengizhan Jul 9 2014 - 05:53 Reply

    tebrik ederim..çok güzel ve aslında hepimizin içinde ki bir soruyu çok güzel anlatmışsınız..yalnız değilsiniz..ben internetten önce kur’an-kerim’i yaklaşık 5 kez farklı meallerde okudum..lakin bu işi bilen,ilmini yapmış,ömrünü bu ilime adamış insanlar gibi olamayız sanırım,zira en nihayetinde arapçamız yok ve neyin mecaz neyin direk cümle olduğunu kaçırabiliriz..misal kutsal kitabımız türkçe inseyfi ve ilahi ayetlerde şöyle bir ifade geçseydi ”Eşşeğin olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler”..bunu büyük ihtimalle türkçe bilen çoğu arap,ingiliz,çin vs. gibi ilimadamları asla bizim anladığımız gibi anlayamazdı:)..bu benim nacizane görüşüm,bu sebeple bu konuyu daha iyi anlamak için mümkünse arapçayı iyi bilen değil,kendi kendine düşünürken dahi arapça düşünebilecek kadar arap kültürünün içinde ve etkisi altında kalmış insanların iyi niyetli insanların meallerine daha fazla değer verilmeli..misal yakın dostlarımdan biri yaklaşık 30 yıl önce suriye’den türkiye’ye göçmüş suriye’li türkmen bir ailenin çocuğu,ancak annesi suriyeli araplardan,ve çocukluğu annesinin babasının o yörede çok etkin ve baskın birisi olmasından dolayı çoğunlukla annesinin bulunduğu arap köyünde geçmiş..şimdi bu zat ana dili gibi türkçe konuşmakta,ancak düşünürken arapça düşünmekte,hala burada yaşayan akrabalarıyla arapça konuşmaktalar..özetle demem o ki onun okuduğu kuran’ı anlamasıyla bizlerin arapça öğrenip kuran anlaması arasında illaki bir fark olacaktır,lakin arap dili ve edebiyatında akademik anlamda ilim yapmış olan türklerin bir kısmı istisna olarak kabul edilebilir..bizler çoğunlukla iyi niyetli insanlarız,elbette ki peygamber efendimizin yaşadığı dönemde çok anlşamlı sözleri ve uyguları olmuştur,ancak vefatından yaklaşık 200 yıl sonra bunların kitap haline getirilmesi ve birçok yerde haşa bu sözlerin ayetlerin önüne geçebilmesi akılcı düşünen her müslümanı yüzde yüz sahih dahi olsa her türlü hadisden uzak tutmalıdır,yoksa bunun bir sonraki kısmı hristiyanların yaptığı gibi matta,markus,luka,yuhanna vs.. gibi ona göre kuran buna göre kuran diye şirke giden bir yola saptırabilir bizleri..ataistler kuran’ın orjinal olarak yazılan hz.osman döneminde ki nüshasının sahte olduğunu,ilk yazıldığı dönemde kuran da herekelerin olmadığını bu yüzden anlamlarının çok farklı olabileceğini iddia ederler..gerçekten de ilk yazıldığı dönemde hereke yoktur kuran’da,ancak bunu bu suriyeli dostuma sorduğumda çok basit ve mantıklı bir açıklama yapmıştı,rahatlamıştım,aynen şöyle demişti,arapçada o dönem hereke kullanılmadığı doğru fakat hereke konarak yazılması karşındakini aptal yerine koyarak aşağılamak olarak kabul edilir araplarca,zira ”sen salaksın,hereke olmadan anlayamazsın mahiyetinde” bir durummuş..belki de oda yanlış biliyordur mamafi ben ikna oldum..özetle bu işi gerçekten bilen iyi niyetli,ALLAH korkusunu tüm hücrelerinde insanlara güvenmeliyiz,yoksa dilini ve edebiyatını bilmediğimiz bir yazıyı kendimizin anlaması yanlışlıklara sebep olabilecektir..
    saygılarımla..

    • Avatar

      Risa Jul 10 2014 - 20:47 Reply

      Ama şöylede birşey var iki tane arabistanda büyümüş arap şeyhi diyelim mesela biri Yüzünün hepsini kapatmak farzdır digeri tek gözünü digeri yüz kapamak farz degildir diyor şuan Arabistanda bildigim kadarıyla yanlışım varsa düzeltin ya arabistandı ya iran içki içen 3 veya iki kişi tam olarak bilemiyorum asıldı bu kişiler bunu dine dayandırıyorlar bunlar arapça biliyor kuranı kerimi orjinal dilinde okuyorlar ve arabistanda bir çok kişi bu insanların arkasından gidiyorlar kuranı kerimi orjinal diliyle okudukları halde nasıl anlıyamıyorlar yaptıkları uygulamaları şuan arabistana bakarsak kuranı kerimi hiç anlamamışlar gibi görünüyorlar mesela Burj halifede ki işçiler o kadar ucuza çalışırken o inşaat bitince o kadar yüksek bedellere kiralara gidicek Kabe manzaralı Rezidanslar benim anlıyamadığım orjinal diliyle okuyup bu insanların nasıl anlıyamaması

  • Avatar

    violet Jul 10 2014 - 08:01 Reply

    *özel bir ayet olduğuna / basit bir ayet olmadığına tanık oluyoruz.

    Kusura bakmayın yanlışlık gözden kaçmış, güzel bir video izlemenizi tavsiye ederim.

    İnsanların görüşlerine saygılı olmamız lazım ancak yine de en başına kendi anladığımızı ve aklımızı koymamız gerekiyor sanırım. Şu abdesti/namazı bozar mı gibi aklıma bir sürü şey geldi ve bir ara fark ettim ki ben vesvese yüzünden namaz bile kılamayacağım. Bir mesele hakkında değişik 3 görüşü de uyguladım ancak diğer 2 görüşü uyguladığım zamanlarda aklımda hep bir şüphe kalıyordu, artık tek şüphe ”Ben bunu nasıl aileme/arkadaşlarıma anlatacağım?”

    Arap ülkeleri hakkında ben de düşünüyorum bazen ancak anladığım şu oldu: Demek ki bu sadece Arabın Kitabı değil. Yoksa en iyi anlayan ve uygulayanlar onlar olurdu oysa sadece 1-2 mealini okumuş gayrimüslim biri seve seve müslüman olabiliyor. Biraz da mezhep yorumlarının otoritesi vardır muhtemelen. Mesela Ülkemizde çok fazla meal olmasına(üstelik bedava) ve tvde her yıl programlar yayınlanıyor olmasına rağmen çok basit sorularla karşılaşabiliyorsunuz.

  • Avatar

    sonerizgi Jul 10 2014 - 23:38 Reply

    Merhaba öncelikle hadisler konusuna değinmek istiyorum.
    22. Sure (Hac Suresi), 52. Ayet
    Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah ayetlerini sağlamlaştırır. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Demek ki Resul ve Nebilere bile şeytanın vesvesesi dokunmuş ama Allah Ayetlerini temizleyip sağlamlaştırmıştır.

    17. Sure (İsrâ Suresi)
    Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. işte o zaman seni dost edinirlerdi.(73) Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin.(74) İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.(75)

    Allah bu Ayetlerle bize ne anlatmak istiyor. Kuran inerken bile Peygamberimizin kalbinin kayma olasılığı var ve o kadar çok baskı var ki Peygamberimize, dini kendi istedikleri şekle sokmaya çalışıyorlar.
    Şimdi soruyorum bu Ayetlerden sonra, Peygamberimizden 200-250 sene sonra kulaktan kulağa gelerek yazılmaya başlanan hadislerin içine şeytan vesvesesinin girmemiş olduğunu kim garantileyebilir. Ya da Din adı altında Vahiyden başka kendi istedikleri sözlerin bu hadisler arasına konulmadığını kim garanti edebilir ki düşünün bu sözlere neredeyse Peygamberimiz bile meyledebilirmiş, biz pekala meyledebiliz. Peki Aşağıdaki Ayetler neden var ?

    81. Sure (Tekvîr Suresi), 25. Ayet
    Kur’an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
    26. Sure (Şuarâ Suresi), 210. Ayet
    O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir.
    25. Sure (Furkân Suresi), 29. Ayet
    “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.”

    Peki Kuran bize geldikten sonra bizi şeytan O’ndan nasıl saptırabilir. Ateist düşüncelerle mi?

    7. Sure (A’râf Suresi), 16. Ayet
    Şeytan dedi ki: “Beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”

    Yani şeytan bizi Dinsizlikle aldatmayacak Din üzere olduğumuzu zannettirerek aldatacak. Bundan kurtulmanın yolu Allah’a Dua etmek ve şeytanın vesvesesinden temizlenmiş olan Kuran üzere amel etmeye çalışmaktan başka bir şey olamaz. Çünkü Kuran Allah’ın Peygamberimiz aracılığı ile bize ulaştırdığı kelamıdır.

    Kuran’ı bir okuma ile anlamak konusuna gelirsek şu ayetleri hatırlamakta fayda var.

    73. Sure (Müzzemmil Suresi), 4. Ayet
    Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.
    20. Sure (Tâhâ Suresi), 114. Ayet
    Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de.
    25. Sure (Furkân Suresi), 32. Ayet
    İnkar edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.

    Anlaşıldığı gibi Kuran nasıl Peygamberimize bir defa da indirilmediği gibi Allah bizden de bir defa da her şeyi anlamamızı beklemez sanırım. Sürekli okuyacağız, düşüneceğiz, anlamaya çalışacağız bizim için bir görev daha var tabi ki doğru meali de bulmaya çalışacağız.

    3. Sure (Âl-i İmrân Suresi), 79. Ayet
    Allah’ın, kendisine Kitab’ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun.”

    Derinlemesine incelemekte olduğumuz Kitap uyarınca Rabbaniler olmaya çalışacağız.

    Takıntılarımıza gelince şu abdesti bozar mı? bu namazı bozar mı? gibi sorular ya cahilliğimizden kaynaklanıyor ya da kibrimizden. Neden böyle ağır bir ifade kullandığımı aşağıdaki Ayetler açıklıyor zaten. Kuran da belirtilenleri iyi analiz edip ona göre karar vermeliyiz. Allah akıl vermiş, bir konuda şüpheye düştük gidip abdesti/namazı yenileriz, bunu paranoya haline ya da Allah adına karar verme haline dönüştürmemeliyiz. Şimdi neden bu tür sorular veya takıntılar cehalet ya da kibir onu açıklamak istiyorum yanlış anlamayın bende de oluyor.

    5. Sure (Mâide Suresi), 101. Ayet
    Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

    Bu Ayeti size başka Ayetlerle destekleyip açıklamak istiyorum. Benim anladığım şekliyle.

    2. Sure (Bakara Suresi)
    Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.(67) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.”(68) Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi.(69) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler.(70) Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.(71)

    ”Haydi emrolunduğunuz işi yapın- Neredeyse bunu yapmayacaklardı”. Gördüğünüz gibi Allah çok basit bir şey emrediyor kibirle sorular sorarak işi kendilerine zorlaştırıyorlar. Bu emir üzerine direk gidip herhangi bir sığır kesseler olacak ya da kendi kendilerine düşünüp işte bu sığır Allah’ın isteği üzere daha çok yaraşır diyip düzgün bir sığır seçseler yine olacak, ama olmaz detay lazım rengi neymiş? yaşı kaçmış? alacası var mı? boyunduruğa vurulmuş mu? bunların yaptıkları, bizim şimdi yaptıklarımıza benzemiyor mu? bize verilen emirler konusunda asıl amacı dışına çıkıp aklımız arka planda çok alakasız şeylerle vakit kaybediyoruz, çok acayip sorularla ve sorunlarla kafalarımızı karıştırıyoruz. Allah’ın bize emrettiği şeyleri sorularla kendimize zorlaştırıp kendi kendimize zulmediyoruz. Yüzünü üç defa yıkadın abdestin kabul oldu, namaz kılarken başparmaklarını kulak memelerine dokundurmadın o namaz olmaz, elimi namazda nasıl bağlamalıyım, namaz kılarken önünden köpek geçti haydi bakalım vb. bir çok örnek var. Ben bu tür şeylere kısaca paranoya diyorum. Haydi emrolunduğumuz işi yapmaya çalışalım. Kuran’ı inceleyerek ne diyorsa o şekilde.
    Yazım çok uzun oldu kusuruma bakmayın ama yazınız doğrultusunda anlatılacak o kadar çok şey var ki.
    Kuran rehberliğinde Allah’ın vermiş olduğu öğütleri en iyi şekilde anlayan ve uygulayan kullar olabilmemiz, Allah’ın rızasını kazanmış Salih kullardan olmamız duası ile… Selamun Aleyküm.
    M. Soner İZGİ

Leave a reply

Name (required)

Website