Ahlaksızlığın Temel Nedeni: Şirk

Yeryüzünde yapılan en büyük ahlaksızlık; Allah tek ilah olmasına rağmen O’na ortaklar koşmaktır. Çünkü, ortak koşmak; dürüst olmamak, yalan söylemek ve iftira atmak, elinde bir kanıt olmadan Allah hakkında ileri geri konuşmaktır. Ortak koşmak, büyük bir zulümdür. Kendisine kesin bilgi (Kuran) ile delil gelmesine rağmen batıl yolda ısrarcı olmak ahlaksızlığın dibe vurduğunun kanıtıdır.

İnsanlar arasında dürüst olmayan, yalana sığınan, iftira atanlar güven vermeyen insanlardır ve dışlanırlar. Kendisine iftira atılan biri, iftira atana karşı şiddetli bir tavır sergiler. Hal böyleyken kendisine iftira atılan kişi Allah’a ve elçisine iftira atıldığında bunu türlü bahanelerle hoş görmektedir. Kendisine yapılmasını hoş görmediği eylemi, Allah’a ve elçisine karşı hoş görüyorsa burada büyük bir ahlaki problem vardır.

Bütün resuller öncelikle Allah’a ortak koşmamakla yükümlü oldular(6Enam14,6Enam163)

Erdemli ve olgun insan olmalarının en temel faktörü kendilerine gelen vahyi hayatlarının tüm anlarına işlemeleri oldu. Emrolundukları gibi dosdoğru oldular. Hak ve Adaleti ayakta tuttular.

İlgili ayetleri lütfen inceleyiniz:

Şirk koşanlar Allah’ın varlığına inanır (31Lukan25-10yunus31)
Şirk büyük bir zulüm (zalim) ve iftiradır. (31Lukman13, 7Araf37, 4Nisa48)
Allah hakkında bilmediklerini konuşanlar zalimdir. (6Enam21, 3Ali İmran94, 7Araf37)
Zalimler, insanları saptırmak için yalanlarla kendi uydurdukları haramları Allah’a mal ederler (6Enam144, 10Yunus59)

Şirk koşanlar Allah’ın haram kılmadıklarını haram kılarlar (6Enam148)

Şirk koşanlar, Allah’tan indirileni yeterli görmez, sorgulamadan atalarının izleyicisi olurlar (2Bakara170,5Maide104)

İftira edenler Allah ile ilgili konularda vahye dayalı konuşmazlar (3Ali imran24)
Allah’a karşı yalan söyleyenler dalalettedir, sapıktır. (34Sebe8, 4Nisa116)

Şirk koşanların dini parça parçadır, mezheplere gruplara bölünmüşlerdir (30Rum31,32)

Allah’a ortak koşanlar, kendileri ile Allah arasına aracılar/şefaatçiler koyar (39Zümer3)
Allah’a ortak koşanlar hesap gününde bağışlanmayacaktır. (4Nisa48,116)
Aynı zamanda hem müslüman olup hem de şirk koşmak mümkün değildir. (6Enam14, 3Ali İmran64)

Şirk koşanlar Allah hakkında yalan söylerler, İslam’a davet edilenler bunlardır. (61Saf7)
Müslüman Yalnızca Allah’a kuldur, Allah’a ortak koşmaz. (13Rad36,27Neml91,3Ali İmran18)

Müslüman olduktan sonra iş bitmez – sırada takva ve salih amel var..

İman etmek, salih amel, Hakkı ve sabrı tavsiye (103Asr1,2,3)
Hak ve Adaleti ayakta tutmak farzdır, takvaya en yakın bu ikisidir (5Maide8)
İnsanlar arasında Adaletle hüküm verilmeli (4Nisa58, 42Şura15)
Adalet konusunda vahiy (ilkeler) esas alınmalı (4Nisa127)
Kendiniz ve en yakınlarınız aleyhinde de olsa adalet ayakta tutulmalı (4Nisa135)

Yol ayrımı ayetlerle çok net ifade edilmiş durumdadır. Yeryüzünde iki tür insan topluluğu vardır. Bunlar; Allah’a karşı yalan söyleyip, iftira atanlar yani Allah’a ortak koşanlar ve diğeri de yalnız Allah’a kul olanlar yani müslümanlar…Birincisi Ahlaksızlığı dibe vurmuş olanlar, diğeri ise ilahlığı yalnızca Allah’a yakıştıran yani şirkten arınmış ve salih amellerin en başında gelen Hak ve Adaleti her durum ve ortamda ayakta tutma çabası gösteren erdemli, ahlaklı insanlardır…(Erdemli, ahlaklı insan; Allah’ın her an görüp işittiğine kesin iman etmiş ve ahireti (sonu) dikkate alandır yani hayatını Allah’ı hesaba katarak yaşayan dürüst kişidir.)

39Zumer
65 – Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): “Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.

Sonuç: Ya zalimsinizdir ya da değilsinizdir. Ya ahlaksızsınız ya da değilsinizdir. Ya Kurtuluşa erenler sınıfına talipsiniz ya da hüsrana uğrayanlara talipsiniz…Tercih sizin…

Selamlar,

 

 


About the Author
Author

Erdemli Yol

Comments (4)
  • Avatar

    Feridun34 Dec 16 2014 - 00:04 Reply

    Merhaba.
    Yorumumda yer alan ayet mealleri Yaşar Nuri Öztürk’ün mealinden alınmıştır.

    Başlıca şirke sapma nedenleri şunlardır:
    ** Kişi Allah’a tam olarak güvenmez. Kur’an’a dolayısıyla Allah’a eksiklik, kusur izafe eder. Kur’an’ın ayrıntılı, açık olmadığını, muğlak ifadeler içerdiğini söyler. “Sadece Kur’an okuyarak dinimizi tam anlayamayız, yaşayamayız” der.. Sonra –haşa- Kur’an’ın-Allah’ın eksik bıraktığı hususları, detayları tamamlamak için mezhep yorumları, uygulamaları din-İslam kapsamına dahil edilir. İlmihal, fıkıh ve benzeri kul kitapları; imam, şeyh, şıh, ermiş, derviş, hoca, molla, kutup, gavs sıfatlı beşerlerin görüşleri Kur’an’a ortak, yardımcı, tamamlayıcı koşulur. Atalar, ecdadlar; eskilerin düşünce ve uygulamaları çok tanrılı inanç sistemlerinde olduğu gibi kutsallaştırılır, putlaştırılır.

    ** Kişi kendisine güvenmez. İman, takva, yönünden kendisini eksik, yetersiz gören kişi, kendisini Allah’ın rahmetine, hidayetine, şefaatine yaklaştıracak, O’nun dununda- altında, ast ilahlar; aracılar, (Ahkaf-28) destekçiler, kurtarıcılar şefaatçiler edinir.
    Allah ile arasına “ara kablo ” fonksiyonu görecek dunillahları; evliyaları, pirleri, sufileri, mürşitleri, kutupları, gavsları, imamları, tarikat şeyhlerini dervişleri, ermişleri koyar.
    (Zümer-3)
    Oysa insan Rabbine istediği zaman, istediği yerde, istediği mekanda aracısız, sekreteryasız olarak müracaat edebilir. Kur’an, Allah ile kul arasındaki her türlü aracıyı reddetmiş ve her fırsatta Allah’ın kula, kulun da Allah’a olan yakınlığını ifade etmiştir. Allah kullarına şah damarından daha yakındır.
    (Kaf-16) O’na ulaşmak için aracılara, erdiricilere gerek yoktur.
    “Alah’tan başka veli edinenler ‘biz Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara kulluk ediyoruz’ derler.”(Zümer-3)
    “Allah’la bilikte kiminiz, kiminizi Rabler- efendiler-ilahlar edinmesin..” (Aliimran-64)
    “Deki: Allah ile kendi aranıza koyup yardıma çağırdıklarınıza kul olmam-ibadet etmem bana
    yasaklandı..” (Mümin-66)
    ** Dünya perestlik bir başka şirke sapma nedenidir. Bu şirk türünde dünyevi çıkarlar elde etmek için din ve inançlar istismar edilir. Allah rızasını kazanmaktan başka; menfaat sağlamak için, birilerine yaranmak için şirin gözükme gayesiyle ibadet etmek, riyakarlık-ikiyüzlülük, gösteriş yapmak şirkin en tehlikelisi olan gizli şirktir. (Nisa-142) Bu şirk türünde putlaştırılan maddi, manevi dünyevi değerler, ireti arzular, hırslardır. İnsanlar bu değerlere adeta taparlar ve bunları elde etme amacıyla birilerinin gözüne girmek için, dindar görünürler, inançları istismar ederler.
    Siyasetçi, vatandaşa şirin görünüp oyunu arttırmak için; bürokrat-memur amirlerine şirin görünüp terfi etmek için ibadet ediyorsa, dindar gözükme gayreti içine giriyorsa bu gizli şirktir.
    Maun suresine göre; dini yalan saymanın iki temel göstergesi; kamu malına tasallut ve ibadetleri şov, gösteriş aracı yapmaktır. Maun suresine göre; İslam’ı siyasete, makam, mevki sahibi olmaya ve sömürüye, servet devşirmeye alet eden siyasal İslamcılar dini yalan sayanlardır..
    **Bir başka şirk türü ise: Kişinin kendi nefsini ilahlaştırmasıdır. Nefsinin arzularını- heva ve heveslerini ilahlaştıran kişiler Kur’an’ı bir tarafa bırakıp, nefislerinin olumsuz arzularını, yönlendirmelerini kılavuz edinirler. Allah’a itaat etmeyi bırakırlar, nefislerinin arzu ve isteklerine itaat ederler. Kur’an’a değil, nefislerine uyarlar, gönüllerince yaşarlar. Bunlar kendilerini kusursuz, eksiksiz gören; kendi doğrularını evrensel doğru sanan, kendine aşık, kibirli kişilerdir. Sahip olunan mali imkanlar ve iktidar, güç, kudret ile “benden büyüğü yok” hevasına girenlerdir. Dünyanın iğreti menfaatlerini ahirete değişenlerdir,
    hatta ahireti hiç düşünmeyenlerdir. Onlar laftan, uyarıdan anlamayan, kalbi mühürlenmiş kişilerdir..
    Şeytan, kibri yüzünden nefsini ilahlaştırmış ve cennetten kovulmuştur.
    İnsanın kibre kapılıp, nefsine uyması hiç şüphesiz şeytani bir tavırdır..

    Vahdet-i vücud felsefesini benimseyerek Tanrı’dan bir parça olduğunu iddia eden veya hulül ve ittihad inanışlarıyla nefislerini ilahlaştıran, Allah’la “Bir” olduklarını iddia eden tasavvuf mensuplarını da bu kapsamda değerlendirmek gerekir.
    “Nefsini, heva ve hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? ( Furkan-43)
    “Kendi arzusunu kendine ilah yapanı gördün mü? ….. Allah sapıklığını onaylamış da sanki kulağını ve kalbini mühürlemiş; gözüne de perde çekmiştir….. Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Sadece sanıda bulunuyorlar.. ” (Casiye-23, 24 )
    “Allah’tan bir kılavuzluk olmaksızın, kendi arzularına uyandan daha sapık kim vardır..”(Kasas-50)

    Saygılarımla.

  • Avatar

    B.Bilal Dec 17 2014 - 11:25 Reply

    Selam.
    Yazıda şöyle bir cümle kullanılmış :
    “Yeryüzünde iki tür insan topluluğu vardır. Bunlar; Allah’a karşı yalan söyleyip, iftira atanlar yani Allah’a ortak koşanlar ve diğeri de yalnız Allah’a kul olanlar yani müslümanlar…”.
    Peki Allah’ı reddedenler, inkar edenler üçüncü gurup mu ?
    Ateistleri, inkar edenler olarak mı, müşrik olarak mı tanımlayabiliriz ?
    Not:Bilgilenmek için dile getiriyorum, cevap veren herkese şimdiden teşekkürler.

    • Avatar

      Hanif Muslim Jan 31 2015 - 00:08 Reply

      Bence, Ateistler ikisine de dahil degildir. Cünkü, bir Ateist Allah`in varoldugunu kabullenmez. Yani onun icin Allah diye bir sey yok. Olmadiktan sonra, sirke sapmaz cünkü ortada es kosulacak veya aracinin gerektigi bir durum olusamaz. Harunt`un dedigi gibi, Allah`i aldatma durumunun olusmasi mümkün degil. Sirk kosabilmek icin, Allah`a inanmak ve yanina bir yedek ilah, bir araci (Seyh, sih…. gibileri), bir put veya hristiyanlarin Hz. Isa`yi yaptiklari gibi, bir beserin bir ilahlik seviyesine yükseltilmesi gerekir.

  • Avatar

    harunt Dec 24 2014 - 02:44 Reply

    Ateistliğide şirk grubuna dahil edebiliriz. Çünkü aldatmak ile varlığını hiçe saymak eşdeğerdir. Şirk koşan bir nevi aldatır ve aldanir.

Leave a reply

Name (required)

Website