Mümin Ümmetin İstikbalinden Sorumludur…

Mümin Ümmetin İstikbalinden Sorumludur…

 

“Allah’ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavmini-toplumunu helâka sürükleyenleri görmedin mi? Onlar cehenneme girecekler..”
(İbrahim-28, 29)

 

“Biz bir ülkeyi-medeniyeti mahvetmek istediğimizde, onun servet ve nimetle şımarmış elebaşlarına emirler yöneltiriz-onları yöneticiler yaparız da onlar, orada bozgunculuk yaparlar. Böylece o ülke-medeniyet aleyhine hüküm hak olur; biz de orasını yerle bir ederiz..”
(İsra-16)

 

İbrahim 28, 29 ve İsra suresi 16. ayetlerinde: Yüce Allah helak etmek-yok etmek istediği medeniyetlerin, toplumların başına öncelikle Kur’an’a nankörlük eden-Kur’an hükümlerine uygun hükmetmeyen servet ve nimetle şımarmış, doğru yoldan, adaletten ayrılmış, zulmeden yöneticilerin geldiğini, getirildiğini bildirmektedir. Yöneticileri ‘‘bozuk gidişler sergileyen ülkeler aleyhine hüküm hak olur’’ buyurulmuştur.

Seçme hakkımızı kullanmadaki sorumluluğumuz sadece bireysel değildir. Ülkemizin geleceği ile ilgili toplumsal sorumluluktur. Allah’ın gazabına, ülkemizin helak edilmesine sebep olacak; servet düşkünü, adaletten, ahlaktan uzak, şahsi çıkar ve ihtiraslarını toplum, ülke çıkarlarının üzerinde gören, dünya nimetlerini ahirete tercih eden, ehil olmayan  yöneticiler seçmemeliyiz.

Yöneticiler adaletten uzaklaşırsa “bozuk” işler sergilemeye başlarsa toplumun kollektif bilinci, kamuoyu, sistemin savunma mekanizmaları bozuk gidişler, işler yapan bu yöneticileri bozuk gidişattan sakındırmalı, onlara engel olmalıdır. (Maide-79) İyiye, güzele yönlendirmelidir. (Aliimran-104)

Gerekirse onları görevden uzaklaştırmalıdır. Toplumun bu ilahi görevine siyasi literatürde direnme hakkı; sivil itaatsizlik denir. Başka bir anlatımla; direnme hakkı savsaklanması büyük sakıncalar doğurabilecek ilahi bir görevdir..

“içinizde sizi kötülükten alıkoyacak ergin, erdemli kişi-kişiler yok mudur..?
(Hud-78)

“Sizden önceki kuşakların içinde akıllı olanların yeryüzünde bozgunculuğa engel olmaları gerekmez miydi?  Ancak, onlardan pek azı bunu yaptı. Zulme sapanlar ise,  kendilerine verilen servete, görkeme kapılıp azdılar ve suçlu oldular.”
(Hud-116)

“İşledikleri kötülüklerden birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Gerçekten ne kötü iş yapıyorlardı.”
(Maide-79)

“İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirlenene özendiren, kötülük ve çirkinlik belirlenenden sakındıran bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere erenler işte onlardır.”
(Aliimran-104)

 

Hud suresi 78, 116, Maide-79 ve Aliimran-104. ayetlerinde ise: Aydın sorumluluğuna vurgu yapılmıştır. Refah içinde yaşayan servet şımarığı iktidar sahiplerinin ve  bozguncu, fitne fesat peşinde koşan kişilerin toplum önderleri,  akıl ve fazilet sahibi aydınlar tarafından uyarılması, alıkonulması, engellenmesi, doğruya yönlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Bu yapılmazsa başlangıçta küçük bir zümre ile sınırlı olan bozulma, yavaş yavaş bütün topluma yayılır.. Aydının misyonu halkı bilinçlendirmek ve duyarlılığını arttırmaktır. Aydın hareketi, tarihteki peygamberler hareketinin takipçisi olmalıdır. Çağdaş aydın misyonu, peygamberlerin misyonu olmalıdır. Aydın, toplumun rehberi olmalıdır..

Kendilerini iyi, güzel olana yönelten,  doğruları, gerçeği söyleyen dürüst, ahlaklı insanları sevmeyen ve onların sözlerine kulaklarını tıkayan hatta onları cezalandırmaya çalışan toplumlar çöker, helak olurlar. (Hz.Nuh ve Hz.Lut kıssaları)

 

“Allah, bir topluma lütfettiği nimeti, esenliği, o toplum kendini değiştirmedikçe asla değiştirmez.
(Enfal-53)

“Allah insanların durumunu, onlar kendilerinde olanı değiştirene kadar, değiştirmez.”
(Rad-11)

Enfal suresi 53. ve Rad suresi 11. ayetlerinde: Bir toplum iyi, güzel, olumlu durumunu, halini, gidişini bozmadıkça, değiştirmedikçe; kötülüğe, günaha, nankörlüğe yönelmedikçe Allah’ın onlara lütfettiği nimeti, bereketi azaltmayacağı bildirilir. Eğer bir toplumda nimet, bereket azalmış; refah, huzur kalmamış ise, bunun sorumlusu o toplumu oluşturan fertlerin hataları ve duyarsızlıklarıdır..

Rad suresi 11. ayeti bazı müfessirler tarafından; “içinde bulunduğunuz olumsuz durumu değiştirmek, İyileştirmek, güzelleştirmek için siz çaba sarfetmedikçe Allah size yardım etmez”şeklinde meallendirilmiştir..

Millet olarak verdiğimiz birçok mücadeleden, çektiğimiz acılardan sonra Allah’ın yardımıyla sahip olduğumuz demokrasi, laiklik, cumhuriyet gibi çağdaş değerlerin, nimetlerin kıymetini  bilmeliyiz. Allah’a şükrümüzü sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilerek, onları koruyarak, kolluyarak göstermeliyiz. Sahip olduğumuz nimetlerin, imkânların değerini bilmezsek, onları korumazsak veya önemsemezsek nankörlük etmiş oluruz. Allah nankörlük edenleri cezalandırır… (Sebe-15, 20)

Halk; devletin ve toplumun geleceğinden kendini sorumlu tutma bilincine erişmiş bireylerden oluşmalıdır. Halk laikliğin, demokrasinin kıymetini bilmez ise, gerektiğinde sahip olduğu bu değerleri korumak için mücadele vermez ise, demokrasiyi yıkmak, yok etmek isteyenlere karşı gerekli refleksi göstermez, duyarsız kalır ise, Yüce Allah bu değerleri o halkın elinden alır. (Nahl-112)

Toplumların çöküş nedeni: Nankörlük, zulüm, dünya nimetlerine düşkünlük, azgınlık ve fitnedir..

Saygılarımla.

 

 


About the Author
Author

Feridun34

Comments (1)
  • Avatar

    Fikret Arman Sep 19 2015 - 15:04 Reply

    Kalemine, gönlüne sağlık Kardeşim. Allah razı olsun. Bu günümüzün özetini Kur’an ayetleri ile çıkartıp, yapmamız/yapmamız gerekenlere parmak basmışsınız. Dilerim bu yazınız okunur da okuyanlar akıllarını kullanıp ibret alırlar.

Leave a reply

Name (required)

Website