Depremin Gösterdikleri

Depremin Gösterdikleri

(Yazar bu yazısını, 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Eylül 1999’da kaleme almıştır.) Depremi bir cezalandırma olarak görenlere hep karşı çıktık. Ama bu, depremin bize hiçbir şey söylemediği anlamına gelmiyor. Deprem bir ceza değil, bir uyarı. Allah’ın tabiat ana diliyle konuşma şekillerinden biridir deprem. O dili anlamak için vahyin kitabından yararlanmak gerekiyor. O kitap Kuran’dır. Tabiat ana depremle konuşturuldu ve hem tüm insanlığa, (more…)
Tüm Dünya Din Tacirlerine

Tüm Dünya Din Tacirlerine

Ey tüm dinlerin tüccarları! Din, sizin tasallutunuz yüzünden insanı boğan ve süründüren bir kurum haline geldi. Siz asırlarca, dilinizle Allah’ı yüceltir, dini kutsarken fiillerinizle hep Allah’a ortaklık sergilediniz. Kraldan çok kralcı olduğunuz gibi Allah’tan önce Allah’lık etmeye kalktınız. Allah’ın tekelindeki dini yetersiz, yamuk bularak ona sürekli müdahale ettiniz. Allah’a saygı, dine bağlılık sloganlarıyla halkı sömürürken Allah yerine daima kendinizi hüküm (more…)
Mehmet Akif Ersoy’un Kader Eleştirisi

Mehmet Akif Ersoy’un Kader Eleştirisi

Maalesef halk arasında ve geleneksel dini literatürdeki bazı kaynaklarda çok yanlış anlatıldığı için insanlar tarafından doğru bilinen yanlışlardan biri de kader meselesidir. Kuran’dan hiçbir dayanağı olmamasına rağmen, insanın özgür iradesini yok sayan bir kader anlayışı hâkim görüş haline gelmiştir. Halk arasındaki kader anlayışı özetle ifade etmek gerekirse, Allah’ın zaten ezelden her şeyi takdir etmiş olduğu bir çeşit alın yazısıdır. Kulun (more…)
Allah’ın Affı ve Kulun Affı Arasındaki Fark

Allah’ın Affı ve Kulun Affı Arasındaki Fark

Uganda Cumhuriyeti, Afrika’da yer alan gelişmemiş ülkelerden biri. Yolsuzluğun, çetelerin, kanunsuzlukların, adalet dağıtımı gecikmesinin (hatta adaletin bağımsız olmadığının) 24 saat konuşulduğu bir ülke. Ancak halkı kısmen bilinçli. Örneğin Aralık 2019’da binlerce Ugandalı ülkelerindeki yolsuzluğa karşı yürüdü: https://www.mynet.com/binlerce-ugandali-baskentte-yolsuzluga-karsi-yurudu-110106211272 Uganda’daki yargının tüm yaptıklarını işe yaramaz hale getirmek olarak algılanabilecek böyle bir tablo ister istemez şu soruyu sorduruyor: Yaptığı hemen her şey yasamanın (more…)
Namaz Kılmayanın Dövülmesini Öldürülmesini Emreden Mezhepler

Namaz Kılmayanın Dövülmesini Öldürülmesini Emreden Mezhepler

Kuran’da bize “Müslüman” adı verilip, hiziplere ayrılmamız yerilirken; kendimize Hanefi, Maliki gibi isimler vermeyi, bu mezheplerin ayrı helal, haram ve farzlarını kabullenmeyi ve her biri birbirinden farklı uygulamalara sahip olan apayrı mezheplerin her birinin de İslam’a tam olarak uygun olduğunu, kendi aralarındaki çelişkilerine ve Kuran’a aykırılıklarına rağmen, hepsinin de doğru olduğunu nasıl kabul edebiliriz? Örneğin Hanefi mezhebinde namaz kılmayan kişi (more…)
Hz. İsa’nın Yeniden Geleceği İddiası

Hz. İsa’nın Yeniden Geleceği İddiası

Kuran’da yer almamasına rağmen, ortaya atılan iddialardan diğer biri Hz. İsa’nın dünyanın sonuna yakın yeniden geleceğidir. Hadislerde Hz. İsa’nın Şam’ın doğusunda beyaz minareye ineceği, Mehdi ile buluşacağı, Deccal’i öldüreceği anlatılır. Ebu Hureyre’nin, Buhari ve Müslim gibi, gelenekçilerin en güvendikleri iki kaynakta aktarılan bir hadisi şöyledir: “Allah’a yemin ederim ki İsa’nın adil bir hakem olarak aranıza inmesi yakınlaşmıştır. O indiğinde haçları (more…)
Mehdilik ve Deccaliyet Konusu Üzerine

Mehdilik ve Deccaliyet Konusu Üzerine

Mehdi, kıyamet alametleri içinde en popüler olan, hakkında en çok hadis uydurulan ve en çok istismar edilen karakterdir. Hadisler kullanılarak oluşturulan bu karakterin, sonuna yakın dünyaya geleceğine, herkesi yenip dünyaya hâkim olacağına, daha sonra gelecek Hz. İsa ile buluşup dünyayı yöneteceğine, bunları gerçekleştirirken ise Deccal ile savaşacağına inanılır. Hadislere göre Mehdi kadar, Mehdi’nin talebeleri de üstün yeteneklere sahip sıra dışı (more…)
“Allah Beni Böyle Yaratmış”

“Allah Beni Böyle Yaratmış”

İnsanların bir kısmına dini buyrukları ciddiye alıp yaşaması gerektiğini hatırlattığınızda içinde bulundukları yaşam ve çalışma şartları ile kişisel özelliklerini bahane ettiklerini görürsünüz. Çoğu kişinin kendine göre geliştirdiği bir kader anlayışı vardır ve bu anlayış içinde zaruri yaşamını idame ettirmek için gerekli şeyler dışında bir şeye yaşam şansı yoktur. “Çok ağır şartlarda çalışıyor ve yoruluyorum,” “Ben yaratılış itibari ile zayıf iradeliyim (more…)