Andolsun ki Allah, müminlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.
3 – Ali İmran – 164
Yukarıdaki ayette Allah’ın insanlara içlerinden bir peygamber göndermekle onlara lütufta bulunduğu; bu peygamberin de insanlara Allah’ın ayetlerini okuduğu ve onları arındırmaya çalıştığı anlatılıyor. Kuran boyunca anlatılan kavimlerde gördüğümüz de yukarıdaki ayette anlatıldığı şekliyle Allah’ın her topluma kendi içlerinden peygamber seçip gönderdiğidir. Bu ayet üzerinde daha derin düşünürsek örneğin Allah’ın insanlara Allah’ın varlığını, birliğini ve ahiretin varlığını anlatan bir peygamber göndermemiş olsaydı ahirette işimiz ne kadar zor olurdu. Ya da Allah dinini anlatmakla her toplumun içinden olan insanlar değil de çok farklı insanlar seçmiş olsaydı acaba insanların Allah’ın dinini anlamaları, tanımaları ve kabullenmeleri ne kadar kolay olurdu. Aslında buradan ve diğer Kuran ayetlerinden çıkan Allah insanlara dini sorumluluk yüklerken karşılığında da pek çok şey sunuyor. Örneğin onlara Allah’ın varlığını kavramaları için akıl ve Allah’ın varlığına dair pek çok delil sunuyor. Onlara Allah’ın dinini anlatacak peygamber ve kitap sunuyor. Bütün bunlar düşünüldüğünde aslında sadece şükretmemiz gereken sadece dünyevi olarak sahip olduğumuz şeyler değil Allah’ın bize karşı adil, merhametli ve şefkatli olmasına da çok şükretmek gerekir diye düşünüyorum…
Yazar : ferhat