Kafanızda rakamları 1den başlayarak 1, 2, 3, 4, 5… diye saymaya başlayınız. Belli zaman sonunda trilyona ulaştınız. Sonra saymaktan çok yoruldunuz, bıktınız, bittiniz ve saymayı bıraktınız. Bitirdikten sonra son söylediğiniz rakamın gerçekte var olan en büyük olmadığını biliyorsunuz. Siz ne kadar büyük rakam söyleseniz de ondan daha büyük rakam vardır. İşte Biz müslümanlar Allah`ın varlığını böyle kavrarız. Ne kadar ileriyi
(daha&helliip;)
Mucize dediğimiz olayda neden sonuç ilişkisi yoktur, neden sonuç ilişkisi ile bağlanmamış bir hadiseyi insanoğlunun kavraması ise mümkün değildir.. mesela Allah Semud kavmine dişi bir deve göndermiş ve peygamberi aracılığıyla iletmiştir ki, bu deveye zarar verirseniz Allah sizi gazaplandıracak.. deveye zarar verme ile gazap görme arasında neden sonuç ilişkisi var mıdır insana göre? Yoktur. Bunu akıl ölçüsüne vuran kişi, illa
(daha&helliip;)
Allah var mı yok mu? Nerdedir? nasıldır? Varsa neden böyle zulümler var vs vs… bazen kişinin kendi kafasında bazende ateistlerle inançlılar arasında böyle kısır tartışmalar sürer gider sonra Kur`an ayetlerinden örneklere döner tartışma.. şimdi ben işe yarayabilecek bir yol önermek istiyorum.. Allah`ı göremiyoruz, varlığını bilemiyoruz ancak gönderdiği iddia edilen kitap elimizde.. bu kitabın beşeri mi ilahi mi olduğuna bakalım diyorum
(daha&helliip;)
Geçenlerde annem ve babamla ufak bir konu yüzünden tartışmaya girdim. Beni anlamadıklarını ve isteklerime saygı göstermediklerini düşündüğüm için. Eminim sizce de çok garipsenecek bir durum değildir. Her biriniz anne babanızla zaman zaman münakaşaya girip fikir ayrılıkları yaşıyorsunuzdur fakat benim burada garipsediğim şey ailemle konuşurken “Of!” çektiğim oldu. Ne var ki bunda diyeceksiniz belki de ama yanılıyorsunuz. Kuran okurken daha önce
(daha&helliip;)
“Şu şu okulları bitirdim. Şu dilleri bilirim. Şu kadar zamandır bu şirketin genel müdürlüğünü yapıyorum. Şirketimiz son yıllarda muazzam bir büyüme gösterdi. Tam bir işkoliğim. Buralara kolay gelmedim. Benim için varsa yoksa iştir…” diyordu geçtiğimiz günlerde bir gazetenin ilavesinde rastladığım söyleşinin konuğu. Durup kendi kendime sormadan edemedim bu yazıyı okuyanların birçoğunun yapamayacağı gibi. Peki, bu muydu olması gereken hayat anlayışı,
(daha&helliip;)
Ülkemizde ne yazık ki dini değerleri “çağ dışı” olarak görmek, inanan ve inandığı gibi yaşayıp dini vecibelerini yerine getirmeye çalışan müslümanları da hor görmek ve dışlamak yaygın bir yaklaşım. Bu yaklaşım popüler kültür ve medyanın, sanat ve bir takım akademik çevrelerin körüklemesiyle toplum içerisinde özellikle de büyük şehirlerde ve eğitimli kişiler arasında kendine yer edinmiş durumda. Bu yaklaşım çerçevesinde gazetelerde,
(daha&helliip;)
AHZAB suresi 63. İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır. ANKEBUT suresi: 53. Senden, azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir. Evrenin sürekli genişlediğini artık hepimiz biliyoruz, ancak, evrenin sonunun açık evren ve
(daha&helliip;)
Sizlere bugünde İslam dinine sokulan, kuranın açıkladığından başka haram ve helallerin nerelerden dinimize sokulduklarına çok güzel örnekleri Tevrat’tan vereceğim. İşte hadisleri kayıtsız şartsız kabul edip Kuran ile karşılaştırmadığımızda, nelere iman ediyoruz lütfen iyi görün ve düşünün. Önce sizlere Kuran`dan bazı ayet örneklerini vermek istiyorum, Yaradan haram ve helal konusunda acaba neler söylemiş bakalım ki, daha sonra Tevrat ta yazan ile
(daha&helliip;)