“Ne Kadar da Benziyor Sözleri” Susmak geldi içinden. Susamadın. Anlatabilirim diye düşündün. Sen anladıysan herkes anlar ZANnettin. Anlatamadın. Göstermek istedin, bakın güneş orada. Avuç avuç balçıklarla koşuşturdular. O kadar meyilli ki insanoğlu hizipleşmeye, ne desen seni de hizipçi sandılar. O kadar benziyor ki sözleri birbirine, şaşırmamak elde değil… Ayetleri bir bir okuyorsun, sana ve birbirlerine karşı duruşlarındaki sözlerinde… Onlarsa
(daha&helliip;)
“Tekasür Suresinin Düşündürdükleri” Acaba insan kendisini zayıf gördüğü için mi sırtını çokluğa dayar veya övünmek için mi? “Biz sizden fazlayız” dediğimizde acaba bu bizim her daim doğru olduğumuzu mu gösterir? Çok olmamız güvende olduğumuzun garantisi midir? Birçok sayıda oluşumuz, inandıklarımızı ve güvendiklerimizi sorgulamamız önünde bir engel mi olmalıdır? Kabullerimizden sonra mı inanmalıyız, inandıktan sonra mı kabul etmeliyiz? Yoksa her ikisinden
(daha&helliip;)
Çile, zulüm, zorluk ve yaşanan tüm olumsuzluklar, kaderde varolan ve Allah tarafından özel olarak yaratılmış olaylardır. Çile ve zorluklar, toplumun bazı kesimlerinde ‘kadersizlik’ olarak yorumlanır. Oysa çile insan için çok büyük nimettir… Çile Sınavdır: Hayatın bir kader üzerine yaratıldığına inanan insan için yaşanan olaylar, Allah’ın sınavı olarak görülür. Herşeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu bilen bir mümin, en büyük zorlukta dahi
(daha&helliip;)
Kalp insanda bulunan her değerli şeyi içinde barındırır. Îmânı da insan kalbinin duyarlılığıyla ilgilidir. Kalple akledilir, kalple iman edilir. Uzlaşı kalpte yaşanır, takva kalpte yaşanır. Kalp ısınır, kalp sağlamlaşır, kalp meyleder, parçalanır, katılaşır, mühürlenir. Kalp mutmain olur. Kalp mühürlenmiş ise ölüdür. İçinde kavrayış, vicdani duyarlılık yoktur; dolayısıyla akıl ve iman da yoktur. Mevlânâ’nın ifadesiyle kalp, yüce Allah’ın nazargâhıdır. Bu sebeple,
(daha&helliip;)
“Yangına Körükle Gidenler” İnsanlara sevgiyle bakmak, onları sevmek elbette ki iyi bir şey. Yine de kimileri vardır ki bilmeden, anlamadan, belki de Allah’ı sever gibi başkalarını severler. İnsanlar onları gördüklerinde belki inançları sebebiyle, belki görmek istedikleri gibi gördüklerinden dolayı, belki de kendilerine benzer şekilde giyindikleri için hoşlarına giderler. Hele ki konuştuklarında onlara kulak verecekleri şeyler söylüyorlar ve kalplerini fetheden sözlerle
(daha&helliip;)
Sosyal medya dediğimiz twitter facebook vs gibi ortamlar dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça yayginlaşti. Twitter aktif kullanici sayisi Monitera şirketinin verilerine göre nerdeyse 5.3 milyon kişiyi bulmuş. Burada insanlar akillarina gelen şeyleri yazabilmekte , kime ait olduğu bilinmeyen, uydurma sözlerin, aforizmalarin altına önemli kişilerin adlarını yazabilmektedirler. Geçen gün twitterda bir bayan altinda Mevlana imzasi ile bir aforizma yayınlamış. Aforizma
(daha&helliip;)
“Gök Gürlüyor, Duymuyor musun?” Normal geliyor sana değil mi? Bak gök gürlüyor ve şelale gibi akıyor yine bulutlar. Düşün bir an için… Olmasaydı bulut diye bir şey, olmasaydı yağmurlar ve olmasaydı gök gürültüsü veya gök gürültüsüz bir fizik kanunuyla yağsaydı yağmur! Öyle bir dünya düzeni olsaydı da bunlarsız yaşansaydı hayat! Ve bir gün aniden bulutlar kaplasaydı semayı ve elektriklenseydi gökyüzü.
(daha&helliip;)
Allah Kur’an`ı, sizlere rehber olsun diye indirdim der bizlere. Madem rehberimiz Kur’an, onun tüm ayetlerine koşulsuz iman etmeliyiz. Öyleyse ayetlerin emredildiği şekliyle, değiştirmeden, bazı ayetleri görmezden gelmeden, gerçek manasıyla hayatımıza geçirmeliyiz ki, Allah`ın nurundan, rehberliğinden gerektiği ölçüde istifade edebilelim. Allah bizlere, rehber olsun diye indirdiği Kur’an`ı, yalnız sizler için rehberdir diyerek, serbest bırakmamıştır bizleri. Çok açık ve net bir hüküm
(daha&helliip;)