Madde de gerçektir

Ruhçu öğreti ve onun izinden giden tüm oluşumlar aslında maddenin bir hayalden, bir ilizyondan ibaret olduğunu iddia ederler hep.


Buna kanıt olarak öne sürdükleri şeylerden ilki maddenin aslında enerjiden oluştuğu, maddenin kökenine inilirse enerji dalgalanması vb. şeylerle karşılaşacağımızı söylemeleridir. Bir de işin içine ışığı falan sokarlar, akılları sıra maddenin aslının ilizyon, dumani ve hayaletvari bir şey olduğunu ispatlarlar.

Ama hesaba katmadıkları bir şey var, enerji denilen şey de madde dışı bir şey değildir. Madde onun konsantre haliyse, enerji ise maddenin dağınık ve değişik halidir. Işık denilen şey de maddeden başka bir şey değildir. Yani maddenin kökenine inilince yine karşımıza madde ve gerçeklik çıkmakta.

Maddeyi hayal zannedenlerin öne sürdükleri ikinci delil ise, madde âleminin aslında duyu organlarımızın oyunları sonucu varmış gibi algılandığını belirtmeleridir.

Eğer biz bir şeyi görüyorsak o şey var olduğu için değil, gözümüz öyle algıladığı için gördüğümüzü, eğer bir şeyi duyuyorsak aslında yine kulak adlı alıcımızın yarattığı şeyi algıladığımızı söylerler.

Yine burada hesaba katmadıkları bir şey var. Eğer söyledikleri gibi madem onlar gerçek değil, alıcılarımızın oluşturduğu bir ilizyon hepsi. Öyleyse niye bir alıcımız bozulunca hemen tamire yani tedaviye koşuyoruz. Madem alıcılarımın oynadığı oyun bütün bunlar öyleyse bir şaşının objeleri çift görmesi de, sağlıklı bir gözün tek görmesi kadar normal ve sağlıklıdır. Öyleyse neden sağlıklı gözün gördüğü teki kabul ediyorsunuz da şaşı gören gözü “sağlıksız” ve yanlış görüyor kabul ediyorsunuz.

Veya niye kataraktlı bir gözün ışıkların etrafında hale görmesini “sağlıksız” ve “yanlış” kabul edip tedaviye başvuruyorsunuz. Madem gerçeklik denilen şey alıcılarımızın ilizyonundan ibaret niye bu durumu “hatalı” kabul edip ameliyatlara, ilaçlara veya bitkisel kürlere başvuruyorsunuz.

Yine aynı şekilde kulağı ağır işiten birini niye “sesleri sağlıklı bir şekilde işitemiyor” deyip tedavi etmeye kalkıyorsunuz.

Nedenini ben söyleyeyim. Çünkü madde gerçektir ve ilizyon değildir. Öyle alıcılarımızın oyunu falan hiç değildir ve evrensel değişmez ölçüleri vardır. Bu yüzden bu ölçüleri sağlıklı bir şekilde algılayamayınca, madde gerçekliğini sağlıksız bir şekilde algıladığınızı anlıyor ve hemen tedaviye koşuyorsunuz. Eğer madde bir hayal olsaydı buna gerek kalmazdı. Maddenin gerçekliği sabittir ve kişiden kişiye değişmez. Tabii alıcılarınızda bir bozukluk yoksa.

Şimdi vereceğim ayetler konumuzla doğrudan ilgili değil. Çünkü birinci anlamları, Allah`ın gönderdiği ayetleri ve peygamberleri yalanlayanları eleştirmekte. Kendilerine getirilen apaçık kanıtlara rağmen sapkınlıklarını sürdürenlerden bahsedilmekte.

Yalnız ayetlerin apaçık birinci anlamlarını kabul ettikten sonra, ayetlerin işaret ettiği başka anlamlara da kafa yorabiliriz öyle değil mi? Tabii bizim yükleyeceğimiz bu ikincil ve üçüncül anlamlar birer iddia ve varsayım olmaktan ileri geçemeyecektir. Bu yüzden şimdi bu söyleyeceklerimi sadece “bir beyin jimnastiği” olarak kabul ediniz lütfen. Bunun dışında bir amacım yok.

—Sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik, onlar da onu elleriyle yoklasaydılar, muhakkak o küfürlerinde inat edenler yine “Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. ” diyeceklerdi. (Enam Suresi 7. ayet)

Bu ayetin açık anlamı dışında başka işaretlerine bakacak olursak; size apaçık bir şekilde alıcılarınızla algılayabileceğiniz fiziksel şeyler sunduğumuz halde sizler bütün bu gerçekleri bir ilizyon ve hayal kabul etmekte ısrar ediyorsunuz anlamına da gelebilir mi?

-“İşte bu sizin o yalan deyip durduğunuz ateş!” diye.

—Bu da mı sihir, yoksa siz görmüyor musunuz? (Tur suresi 13 ve 14. ayetler)

Yine bu ayetin birinci açık anlamı dışında beyin jimnastiği yapacak olursak; işte madde âlemine hep bir hayal, hep bir ilizyon dediniz durdunuz, şimdi tadın şiddetli ateşin azabını bakalım görün madde gerçekmiymiş yoksa ilizyon mu? Anlamında da dolaylı bir uyarı içeriyor olabilir mi acaba?

Tur Suresi 44. Ayet: Onlar gökten bir parçayı düşerken görseler `Birbiri üstüne yığılmış bir bulut” diyecekler.

Kamer Suresi 2. Ayet: Hala bir mucize görseler, yüz çevirip: “Süregelen bir sihir!” derler.

Bu ayetlerde de, birinci anlamları dışında, acaba madde âlemini bir ilizyon olarak gören ve “maddenin kökeninde üst üste yığılmış enerji dalgalanmaları” falan var deyip gerçekliğini inkâr etmeye kalkanlara bir uyarı olabilir mi?

-Hem görsen onları, Rablerinin huzuruna durdukları zaman! O: “Nasıl şu gördüğünüz gerçek değil miymiş? ” diyecek, onlar da: “Evet Rabbimiz hakkı için gerçek!” diyecekler. O zaman: “Küfrettiğinizin cezası olarak azabı tadın!” buyuracak. (Enam Suresi 30 ayet)

Yine bu ayette birinci ve gerçek anlamda şüphesiz ki kâfirlerin dini inkârlarının sonucu yaşadıkları hüsran anlatılıyor. Ama yine ayetlerin birinci anlamı dışında beyin jimnastiği yapacak olursak, dolaylı da olsa, madde âlemini tüm ispatlarına rağmen bir ilizyon kabul edenler eleştiriliyor olabilir mi?

Dediğim gibi bütün bu ayetleri yazmamdaki neden zihin egzersizi yapmak sadece. Zaten ayetlerin ikincil ve üçüncül anlamları için çıkıp da kimse kesin olarak “şu şöyledir” diyemez. Diyenler yanılgı içerisindedir.

Fakat bazı ayetler doğrudan da, maddenin-yaratılmışların gerçek olduğu bilgisini bizlere vermektedir:

AHKAF

3. Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak gerçek ile ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.

Allah “gerçek”-“hak” olarak yarattığını da belirtiyor ayetlerinde.

Ayrıca bazı ayetlerinde yarattığı varlıklar üzerine yemin ediyor. Örneğin:

TIN

1. Yemin olsun incire, zeytine,

2. Tûr-i Sîna`ya,

3. Ve şu güvenli kente ki,

Rabbimiz bir hayalin üzerine yemin etmez. Gerçekler ki üzerlerine yemin etmekte.

Kısacası ruhçu öğretinin insanlara benimsetmeye çalıştığı “herşey algılarımızın bir oyunu, gerçekte madde bir hayalden ibarettir” inancı doğru değildir.

Yine her zaman ki gibi ruhçuluk, insanları yanlış inanışlara ve hatta inkara yönlendirmek için çırpınmaktadır.

Bunu fark etmenin yolu yine “yalnız Kuran” deyip İslam`a yönelmekten geçmektedir

Selam ve sevgiler.

Yazar : Emre_1974tr

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (3)
  • Avatar

    volkan May 26 2012 - 02:23 Reply

    allah cok cok razı olsun benım fıkrımın dogru oldunu biliyodum fakat bu mumın sıfatlı seytanın esırleri morallerımı bozmustu..sana sonuna kadar katılıyorum.

  • Avatar

    mark twain Apr 15 2014 - 08:04 Reply

    Merhaba madde gerçektir elbet ama ayrımları iyi yapmak gerekir. Atom altı Allah’ın arşıdır tahtıdır, egemenliğidir, hükümdarlığıdır. Bu alana bizler müdahale edemeyiz eğer etmeye kalkarsak sonumuz hüsran olacaktır. Maddenin varlık özelliği ile oynamak yıkımdan başka şey getirmez Allah’ın dikkat çektiği en önemli husus budur. Yani sistemler kurma, yasalar oluşturma ve yönetme ancak Allah’ın yapabileceği iştir. Fakat bu gerçeklik bir hologram evrende yaşadığımız gerçeğini de etkilemez. Her atomun bir gravitasyon kuvveti vardır. Kuran’daki arz/yer ilk olarak bunu tanımlar. Aslında herşey beynimizin içinde cereyan etmektedir. Gerçekten de beynimiz bize bir dış dünya olduğunu söyler fakat bunun olmaması hali kaos halidir. İşte bu nedenle sistemler kurma ve yönetme Allah’a ait iştir. Allah’ın sanatına her müdahale düzensizlik demektir. Yani gerçek ancak Allah’ın istemesi ile var olabilir. Bunun dışında kalan herşey kaostur. Kulağınız duymuyorsa bu sistemdeki bozukluk nedeniyledir. Allah ”biz herşeyi en güzel bir biçimde yarattık” der. İnsanoğlu evrenin canına okur vaziyette bir hırsla tüketme yapmasaydı ne kulağı duymayan insanlar olurdu ne de özürlü insanlar olurdu hepsi insanın kendi eliyle yaptıkları nedeniyledir. İşte Allah’ın yasalarına uymazsak sonumuz düzensizliktir. Nitekim kıyamet de böyle olacaktır diye düşünmekteyim. Allah sınırları çizmiş ve olacakları en iyi bilen gerisi insanın kendi yapıp ettiğidir.

  • Avatar

    Meric_1986 May 9 2014 - 07:33 Reply

    Allah razı olsun bu yazınız çok önemli ,ben de size katılıyorum, ayrıca aklımdaki bazı sorulara da cevaplar bulmuş oldum.

    Ruh denilen hakkında bilgimiz çok azdır. Nitekim yüce Allah’ta biz daha bunu düşünemeden bize bunu işaret etmekte ;

    Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir. 17 / İSRÂ – 85

    İlim ile kuşatamadığımız ,bilemediğimiz bir kavramın peşinden koşmak bizi gerçek dışına götürmekten başka ne işe yarar.

    Madde gerçek değildir iddaaları ise, sadece Allah’ın yarattığı baş döndürücü ayrıntı ve yoğunluktaki maddeye kendi gözleriyle yakından bakmaya cesaret edemeyip kendini, bu sınır ve akıl ötesi yaratılış karşısında titreyip Allah’a teslim edemeyenlerin iddaalarıdır. Şımarıkların iddaalarıdır. Maddenin gerçekliğini kendi gözleriyle bakma sınırı, kendi gözünün görme ve körlüğünün ve yaşamındaki gerçekliğin ölçüsüdür. Nekadar bilirsek okadar Allah’tan korkarız. Ve bildiğimiz, bize verilen ilim noktadır, ise madde ve gerçeklik denizler okyanuslardır,evrendir. Ve bilelimki her ne kadar Allah’tan kormuyorsak, o kadar az bilgimiz, kıt aklımız vardır.

    Herşey okadar ibretlik ki, ne kadar ibret alırsak alalim yine ibret alacak birçok şey vardır.

    Şeytan ilimin, Allah yolunun önünde durur. Gözümüz kör olmasın. Dünya da madde gerçektir.Mesela reklamların çoğu aldatmacadır, yalandır, ilizyondur, . Altın aldatmacadır, ilizyondur. Kadınların güzelliği çekiciliği aldatmacadır, ilizyondur. Mal para biriktirip durmak aldatmacadır ilizyondur, sonu iğretiliktir. Mutlaka Allah çok güzel yaratmıştır insanı ama düşünmemiz için, mutlaka Allah geçimimizi sağlıyor ama ölçülü davranmamız için paylaşmamız için. Dünya hayatını, maddeden ayırmak gerek. Çünkü maddede gerçeklik vardır, düşünen bir insan için yaratılış hikmet ve delilleri. Dünya hayatından kendimizi soyutlayalım demiyorum ama bu gerçekleri bilerek yaşayalım , hem kendi sağlığımız hemde başkalarının sağlık ve esenliği için. Allah bizleri korusun, dünya hayatından da aldatmacalarındanda.

Leave a reply

Reply to volkan Cancel reply

Name (required)

Website