Şeytanın Deşifresi-I

Yaşamımızdaki en büyük düşman şeytanı çok iyi tanımamız önemlidir. Çünkü sinsi tuzak ve taktikleriyle insanları inkara sürükleyen, Müslümanlar’ın arasını açan, tüm dünyada savaşı ve kanı isteyen gerçekte şeytandır. Şeytan sürekli insanı gözler, Hz. Adem’den bu yana insan neslini ne şekilde Allah’ın yolundan saptıracağının planını yapar.


Kimdir Bu Şeytan?

‘Adem`e secde etmesi’ istendiğinde büyüklenen, isyan eden ve cennetten kovulan şeytan, insanları azaba sürüklemeye çalışan en büyük düşmandır. İtaatsizliği nedeniyle şeytan, o günden başlayarak “…(İnsanların) dirilecekleri güne kadar…” (A’raf Suresi, 14), çeşitli telkin ve taktiklerle insanlara sinsice sokulur, onları kötülüğe çağırır ve şaşırtıp saptırmak için uğraşır.

Şeytan nefsine, gurur ve kibrine tam teslim olmuş azgın bir varlıktır. Kendine benlik vererek büyüklenme, ‘ene’ adı verilen enaniyet, şeytanın en önemli özelliğidir. Kur’an ahlakından uzak cahiliye insanının durumu da şeytanın bu özelliğiyle benzerlik gösterir. Enaniyet bedenini kapladığında insanın şuuru kapanır. Bu kişi, kendince her şeyi en iyi bilen, en akıllı olan, her olayda en doğru teşhisi koyan insandır ve üstüne varlık tanımaz. Bediüzzaman’ın ”sırf ene kesilir” şeklinde ifade ettiği gurur, kibir, kendini ve aklını beğenme nedeniyle her fikrinin doğru olduğunu düşünen kimsenin bedeni de artık kontrolünü kaybeder.

Kur’an’da şeytanın insanlara her yönden yanaşacağı haber açıklanır. “Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun. ” Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. (İsra Suresi, 64) ayetiyle haber verildiği gibi, şeytanın hem atlılarıyla, hem yayalarıyla geniş bir çalışması vardır.

Şeytan, insanlara her an doğruyu gösteren vicdanlarının sesini değil, onlara kendi ahlakını yaşamayı telkin edecek nefislerini dinlemeleri telkininde bulunur. İyi olanı kötü, kötü olanı iyi gösterir, sinsice yöntemler kullanır ve insanları da sinsiliğe yönlendirir. Kötülükleri gizlice yaşamayı öğretir. İnsanları Allah`ın adıyla kandırmaya çalışır.

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır. (Fatır Suresi, 6)

En önemli özelliklerinden biri olan sinsilik, şeytanın amansız mücadelesinde kullandığı en geçerli yöntemlerdendir. İnsanlara, tarihin başlangıcından beri ne denli büyük bir kin ve düşmanlık beslediğini, onları sonsuz cehennem azabına sürüklemek için kandırmaya çalıştığını ve hatta yalan söylediğini anlatacak olursa, kendisine karşı dikkatli olunacağını bilir. O nedenle, tuzağına kolayca düşebilmeleri için, insanları sinsice, yalan ve hileli yöntemlerle kandırmaya çalışır. İnsanlara açık açık `gelin bana uyun` ya da `kendinize, etrafınızdaki insanlara zarar verin, kötülük yapın’ gibi tekliflerde bulunmaz. Şeytan akılsızdır ancak zeki ve kurnazdır; tüm kötülükleri iyilik, güzellik, doğruluk gibi değerlerle süsleyerek insanlara sunar.

Kur’an`da şeytanın insanlara açıkça değil, sinsice yaklaşacağı, “Dedi ki: “Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın. “(Araf Suresi, 16-17) ifadeleriyle haber verilir.

Şeytan insanları her an gözetler. En zayıf anlarını bulduğu an yakalar, tuzağa düşürmeye çalışır. Onların da kendisi gibi kötülüğü benimsemelerini ve sistemindeki bireylerin sayısını artırmak ister. Dünya hayatının geçici metaını süsler, çekici hale getirir, ahiret için çalışmanın çok zor ve sıkıntılı olduğu yönünde telkinler verir. Allah`ın emirlerini onlara zor, içinden çıkılmaz ve karmaşık göstermeye çalışır. İnsanlara beklemedikleri anlarda, beklemedikleri yönlerden pusu kurarak telkinlerini verir.

Şeytan, fısıldadığı kötü düşünceleri etkili kılmak için kişinin vicdanının devreden çıkması gerektiğinin bilincindedir. Bu nedenle gerçek kimliğini saklar ve verdiği telkinleri insanlara vicdanlarının sesiymiş gibi göstermeye çalışır. Bunun için kullandığı yöntem ise, ‘Allah`ın adını kullanarak yaklaşmak’tır. İnsanları gözleyen şeytan, zayıf noktalarını, nelerin akıllarını karıştıracağını göz önünde bulundurarak onlara yaklaşır. Vicdanen duyarlılık gösterilecek konuları, dini değerleri kullanarak insanları kandırır. Yaptırmak istediği kötü bir davranışı, onlara meşru ve normal göstererek, tam aksi bir ahlaka yöneltmeye çalışır.
İnsanları, ibadetlerinin yeterli olduğuna, güzel ahlaklı olduklarına, ellerinden gelenin en fazlasının bu olduğuna, güçlerinin bu kadarına yeteceğine inandırmaya çalışır. Kalplerinin temiz olmasının yeterli olacağını düşündürerek, onları samimiyetten uzaklaştırmak ister. Diğer insanlarla kıyaslandığında çok üstün bir ahlaka sahip olduklarını düşündürerek onları gevşekliğe sürüklemeye gayret eder. Böylece insanların kendilerini beğenip müstağni görmelerini ve azgınlaşmalarına sebep olur. Yüce Allah, Kur’an’da insanları “Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah`ın vaadi haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah`ın adını kullanarak) aldatmasın. Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır. ” (Fatır Suresi, 5-6) ayetiyle bu konuda uyarır.

Bunların yanı sıra şeytan, Allah`ın bağışlayıcılığını öne sürerek insanı günah işlemeye teşvik eder. Allah sonsuz merhametiyle Kendisi`nden bağışlanma dileyen kullarının günahlarını affedebilir. Ancak “nasıl olsa Allah affeder” diyerek bile bile günah işlemek samimiyetsizliktir. Böyle bir ahlakı yaşamaya devam eden kişi, daha pek çok kötülüğün içine sürüklenir.

Kuran`da “yakında bağışlanacağız” diyerek bilerek günah işleyen kişilerden şu şekilde söz edilir:

Onların ardından yerlerine Kitaba mirasçı olan birtakım `kötü kimseler` geçti. (Bunlar) şu değersiz olan (dünya)nın geçici-yararını alıyor ve: “Yakında bağışlanacağız” diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah`a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin kitap sözü alınmamış mıydı Oysa içinde olanı okudular. (Allah`tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz? (A`raf Suresi, 169)

… Evet hala akıl erdirmeyecek miyiz?..

Yazar : Fuat Türker

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Leave a reply

Name (required)

Website