Laiklik

“Laiklik, din ile dünya işlerinin ayrılmasıdır şeklinde çok farklı algılanabilecek bir tanım son derece hatalı ve tehlikelidir. Türkiyede yıllarca bu tanımda ısrar edildi ve bunun sonuçları kuşku ve karmaşa getirdi… … Laiklik bir ideoloji, hatta din gibi algılanmaya başlandı. Bunun en tehlikeli

yanı ise laikliğin din-İslam karşıtı gibi algılanması olmuştur.
Toplum “ ya laiklik, ya İslam” ikilemiyle karşı karşıya getirilmiştir..
Laiklik, özü itibarıyle, dinin gerçekçi yorumu ve bilimsel olarak anlaşılmasından başka bir şey değildir. Onu kabul etmeyenlerin yaydıkları gibi, dini toplumdan ve hayattan soyutlayan bir şey hiç değildir. Dinciler kasıtlı olarak ve düzenbaz, çirkin bir düşünceye bağlı kalarak, kilisenin devletten ayrılmasıyla, yani siyasal otoritenin dinden ayrı tutulmasıyla; dinin toplum ve hayattan soyutlanmasını birbirine karıştırmaktadır. Birinci ayrım hem mümkün, hem de zorunludur. Nitekim, Avrupa fiilen bunu gerçekleştirmiş ve orta çağın karanlıklarından bilim, ilerleme ve özgürlüğün aydınlığına çıkmıştır. Oysa, ikinci ayrım, yani dinin toplum ve hayattan soyutlanması sadece dinci söylemin laiklikle mücadelesinde, laikliği sapıklık olarak suçlamasını haklı göstermek için yaydığı bir yalan ve kuruntudan ibarettir.. ” (Yaşar Nuri Öztürk – Kur`an verilerine göre laiklik – S: 9-10 )

Yazar : Mustafa Kallavi

 


About the Author
Author

Dini Yazilar

Comments (2)
  • Avatar

    Salih Mar 8 2014 - 10:02 Reply

    Merhaba..

    LAİKLİK: TEOKRASİYE KARŞI OLAN ANLAYIŞIN ADIDIR.

  • Avatar

    Salih Mar 8 2014 - 10:14 Reply

    Merhaba..

    LAİKLİK: TEOKRASİYE KARŞI OLAN ANLAYIŞIN ADIDIR.

    Kitab-ı Mukaddes ise, kutsal temsilcileri, kutsal yönetimleri; teokrasiyi işaret eder. Hıristiyanlıkta (özellikle katolik ve ortodoks mezheplerinde) kendilerine ilahi nitelikler atfeden kilise mensuplarının, ruhban sınıfının kendi çıkarlarına uygun oluşturduğu kural ve kurumlardan oluşan bir din anlayışı hakimdir. Din ile ruhbaniyet bir bütündür. Teokrasiye; mezheplerin, ruhban sınıfının ve
    kralların kurallarına, uygulamalarına karşı çıkan Tanrı’ya, dine de karşı çıkmış sayılır. Ayni şekilde ruhbanların, dini kurumların egemenliğine karşı çıkmak, Tanrı’nın egemenliğine karşı çıkmak sayılır.
    Tanrı adına hareket eden ve O’na ait yetkileri kullanan papanın atadığı krallara, yönetimlere karşı olan ve ruhban sınıfının oluşturduğu kurallarla, kurumlarla devlet işlerinin ayrılmasını isteyen kişi ayni zamanda din ile devlet işlerinin ayrılmasını istiyor demektir.
    Hıristiyanlıkta din anlayışı ruhbaniyet anlayışıyla özdeş olduğu için aslında ruhban sınıfıyla devlet, dünya işlerinin ayrılmasını amaçlayan laik anlayış: “Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır” şeklinde tanımlanmıştır. Burada “din”den kast edilen ruhbaniyet anlayışıdır. Ruhban sınıfının oluşturduğu kurallardır. Hıristiyanlıktır ve özellikle katolik ve ortodoks inancıdır. Laiklik: Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır şeklindeki tanımlama Hıristiyanlar için geçerli olabilir. İslam’da ruhban sınıfı olmadığı için teokrasi zaten olamaz.
    Ancak, İslam’da olmayan ruhban-din adamları sınıfı mezhep, tarikat yapılanmaları içinde kendisine çok geniş olanaklarla yer bulmuştur. Ve bu din dışı din adamlarının egemenliğinde kurulan idareler uzun yıllar İslam milletlerini yönetmiştir.
    Bir müslüman için laiklik işte bu din dışı din adamları sınıfının yönetimde etkin olmasına karşı çıkmaktır. Tarikatlerin, cemaatlerin, şeylerin, hocafendilerin devlet yönetiminde etkin olmasına karşı çıkmaktır..

Leave a reply

Name (required)

Website