Hicret Sadece İlk Müslümanlara Farz Değildi

Namaz kılmak ve oruç tutmak İslam dininin en önde gelen ibadet şekillerindendir. Buna rağmen günde bir kaç kez kılınan namaz ve 30 gün tutulan oruç, birçok kişi tarafından çalışma imkanları, iş verenin bu konuya sıcak bakmaması veya çalışma arkadaşları tarafından kınanma sebebi ile terk edilmektedir. Özellikle “mavi yakalı” olarak adlandırdığımız iş ortamlarında İslam’ın şartlarını yerine getirmek kimi zaman oldukça zorlaştırılmaktadır. Ama iyi bir müslüman olarak bunun çözümünü “Ne yapayım, iş yerim buna müsait değil” diye baştan savmakta bulmak bence Kuran ruhu ile hiç örtüşmemektedir.

 

Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: “Ne işde idiniz!” dediler. Bunlar: “Biz yeryüzünde çaresizdik” diye cevap verdiler. Melekler de: “Allah’ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.
(Nisa 9)

 

Çoğumuzun bildiği gibi Peygamber Efendimiz zamanında müslümanlar, özellikle Mekke döneminde, türlü eziyetlere maruz kalmışlar, mallarıyla hatta canlarıyla imtihan edilmişler, ama yine de yollarından dönmemişlerdir. Durum artık dayanılmaz boyutlara ulaşınca da hicret emredilmiş ve Medine’ye göç etmeye başlamışlardır. (Eminin bu konuda ayet gelmemiş olsa da tüm sıkıntılara rağmen yine de ibadetlerinden vazgeçmezlerdi.)

Göç etmek/hicret etmek aslında hiç de kolay olmayan, büyük özveri gerektiren bir eylemdir. O zamanın hicret edenleri, bugünkü gibi kapıya taşıma şirketinin geldiği, içine ne varsa güzelce paketlenip yüklendiği şekilde değil, aksine minimum eşya ile ancak canlarını kurtarma şeklinde hicret etmişlerdir. Müslümanlar daha rahat ibadet edebilmek ve dinlerini yaşayabilmek için gözlerini kırpmadan tüm varlarını yoklarını bir kalemde silmiş ve yola çıkmışlardır.

Bugüne geldiğimizde ise biz tatlısu müslümanları sadece biraz daha fazla para kazanabilmek veya daha fazla prestij sahibi olabilmek için en ufak bir fedakarlığa girmekten kaçınmaktayız. Bırakın ülkemizi, şehrimizi, muhitimizi değiştirmeyi; ibadet yapmamıza izin verilmeyen iş yerlerimizi bile değiştirmeyi düşünmemekteyiz. Yaşam şartlarımızdan fedakarlık etmek yerine dinimizin gereklerinden vazgeçmekte ve hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmekteyiz. Ölümlü dünyadaki ufak menfaatlerin hırsıyla ahireti bir kenara bırakma gafletinden Allah hepimizi korusun.


About the Author
Author

Feryal

Comments (2)
  • Avatar

    fuatturker Mar 30 2012 - 11:03 Reply

    Hicret, ‘ben’in; ene’nin ıslahıdır. Nefisten vicdana kaçıştır… Ruhen ve kalben hicretin ardından bazen bedenen de yola çıkılır. Bu hicretle insan, her türlü riski ve zorluğu göze alarak kimi zaman evini, kimi zaman tüm kurulu düzenini, kimi zaman yakın çevresini ve hatta yaşadığı toplumu yalnızca Rabb’inin rızasını kazanmak amacıyla ardında bırakır… Ya bizler?

    Hatırlatma için Allah razı olsun…

  • Avatar

    Erol Mar 30 2012 - 21:10 Reply

    Nisa 9 diye yazdiginiz ayet,aslinda nisa 97 olmali idi-> bilginize.
    Allah yardimciniz olsun,bu kadar calismakta hata olur illaki diye düsünüyorum :)
    sevgilerle Erol.

Leave a reply

Name (required)

Website