Nasıl Bir Dindar Nesil?

Geçtiğimiz günlerde medyada büyük yer bulan bir tartışma yaşandı dindar nesil üzerine. İdeolojik olarak baktığımızda her konuşanın kendine göre bir haklılık payı var. Ancak bu tarz tartışmaları bir kenara bırakırsak en kayda değer sorunun yönetimlerin kendi toplumlarını dindarlaştırmasının ya da dinden uzaklaştırmasının demokratik olarak doğru bir davranış olup olmadığı konusu olduğunu düşünüyorum.

Kelimeleri sevmek yahut onlardan korkmak gibi bir alışkanlığımız var. Sevdiğimiz kelimelere aşık oluyoruz. Korktuklarımızı ise hemencecik değiştiriveriyoruz. Ya anlamı değişiyor kelimenin, içi boşalıyor ya da kelimenin kendisi gidiyor daha hoşumuza giden başka bir kelime geliyor. Dindar kelimesi de bunlardan biri. Kelimenin içini nasıl doldurursak anlamı öyle görünecektir. Dini hayatının amacı olarak görmeyen kimseler için dindar kelimesi korkulacak ötekiyi ifade ederken inanan insanlar için dindar kelimesi de hangi tür bir din inanışının dindarı acaba sorusunu getirecektir. Dolayısıyla her kesim için dindar kelimesi soruları beraberinde getirebilir.

Bu sebeple olayları başa alıp dindar kelimesi yerine yetiştirilmesi istenen nesillerin tarifi yapılsaydı nasıl olurdu diye düşündüm. Acaba yetiştirilmek istenen nesiller ifade edilirken Kuran’da tarif edilen şekliyle değerleri vurgulansa.

  • Adalete sımsıkı bağlı, kendinin ve yakınlarının aleyhine bile olsa adaleti yerine getiren…
  • Söz verdiği zaman sözünü tutan…
  • Bir selam ile karşılandığında daha güzeli veya aynısı ile karşılık veren…
  • İnananlara karşı alçak gönüllü ve merhametli, inkarcılara karşı güçlü ve onurlu duran…
  • Birbirlerine iyiyi ve güzeli tavsiye eden, kötü ve çirkin olandan sakındıran…
  • Akıl ve vicdan sahibi…
  • Okuyan, araştıran, öğrenen, sorgulayan…
  • Evrenin Allah’ın sanatı olduğunu kavramış, bilim ve dinin birbirini tamamlayan parçalar olduğunu bilen…
  • Yeryüzünün oluşumu, yaşam ve ölüm üzerine derin derin düşünen…
  • Kendi varlığının farkında olan…
  • Başına gelenlere sabreden…
  • Sahip olduklarına şükreden…
  • İstekleri için dua eden…
  • Yanlışları için tövbe eden…
  • Kendini her daim düzeltmeye ve daha ahlaklı bir insan olmaya adayan…
  • Dedikodu ve çekişmeden uzak duran…
  • Sahip olduğu nimetlerden başkalarını da yararlandıran, karşılıksız yardım eden…
  • Fakire, muhtaca, yetime, yolda kalana, akrabaya, zorda olana yardım eden…
  • İsraftan kaçınan…
  • Kibirden uzak duran…
  • Cimrilik etmeyen…

Böyle bir nesile karşı çıkan olur mu acaba?


About the Author
Author

Oguzhan

Comments (8)
  • Avatar

    nazan Mar 5 2012 - 20:09 Reply

    bu mükemmel yazı için teşekkür ederiz arkadaşım..emeğine sağlık…

  • Avatar

    COMMANDER Mar 6 2012 - 12:14 Reply

    Oğuzhan kardeşim çok güzel yazmışsın.
    Ben de bir köşe yazısına bir yorum getirmiştim.
    Senin sayfana kopyalayayım.
    Ben de konuya daha geniş açıdan bakmak istiyorum.Şu an insanların inanç ve davranışlarına kaynak olma noktasında neyin veya nelerin tercih edildiği çok önemlidir.Bu durum günümüzün sorunu değildir aslında yüzlerce yılın kontrolsüz birikimidir. Her toplum insanının mutlu olmasını ister.Gençliğini yetiştirme konusunda çaba gösterir.Bu faaliyetlerin birbirlerinden farklı oluşu referansların farkından kaynaklanır.Ama maalesef bizim ülkemizde yıllar öncesine dayanan kutuplaşma nedeniyle geleceğimiz olan evlatlarımızın hasıl yetiştirileceği konusunda hedef farklılıkları da kaçınılmaz olmuştur.Bakınız sosyal demokrat bir ülke olan Kanada’da insanlar yavrularının alkole özenmemesi için dikkatli davranmaktadır.Veya başka bir ülke farklı tedbirler almakta ve eğitimler vermektedir. Elbette her düşünce kendinden sonra gelen nesli mutlu kılma,yetiştirme projeleri üretir.Bu projeler aslında ideolojik olmamalıdır.Sana bana inat yavrularımıza yön vermek olağanüstü tehlikelidir.Bir üniversitede ders veren bir öğretim görevlisi alenen sınıfa ‘Kim alkol kullanmıyor’ diye sorar da cesaretle çıkıp ‘ben kullanmıyorum’ diyen öğrencisine bunun sebebini sorarsa burada ben kasıt ararım.Bu değildir özgürlükçü düşünce.Öte yandan dindar gençlik yetiştireceğini söyleyenler dönüp bir baksınlar inandıklarının ne derece KUR’AN’a uyduğuna.’Ne varmış inandıklarımızda’ demesinler. Samimiyetle arzu eder ve araştırılarsa karşılarına Allah’ın KUR’AN’da dikkat çektiği atalar dini çıkar.O din ki rivayetlerle içi doldurulmuş bir dindir.Açın bakın Rabbinizin kitabını.Bilgisayarsız ev neredeyse çok az.Tarayın bakın atalar-babalarınız kelimesini KUR’AN’da ve acele etmeden dakikalarca tefekkür edin.Rabbimiz nereye dikkat çekiyor.Ve sorun kendinize biz Allah’ın kitabına mı inanıyoruz yoksa bu dine peygamberimizin imzasını taklit ederek hadis adı altında sokulan uydurmalara mı inanıyoruz.HADİS kelimesini KUR’AN da araştırın bakın karşınıza ne çıkacak. DİNDAR TOPLUM DİNDAR İNSAN DİNDAR GENÇLİK ne kadar kalıp bir cümle. Oysa Rabbimiz Bize bireysel özgür düşünceyle sürü psikolojisinden beri kalıp ,gerçekleri kavrama ve ritüelleşmemiş, ezber haline gelmemiş bambaşka bir günlük yaşam öneriyor.Güzel eylemlerle dolu.Güzel düşünüp güzellik üretmekle dolu.Ötekileştirmeleri reddeden, insan kazanma arzusu ile gerçekleri iletebilecek imana sahip güler yüzlü ama düşünceli kararlı, tutarlı davranışlar sergileyen barış sever ancak zulme emperyalizme ve ülkeler üzerinde oynanan devasa oyunların farkında olan beynine hakim gençler ister.Başkalarına kul olmadan,gölgelere sığınmadan yaşamayı şeref addeden bir gençlik.Güzelliklerde yarışan bir gençlik.Kötü alışkanlıkların boyunduruğuna girmemeyi severek tercih etmiş gençlik.Zamanında gençken mangalda kül bırakmayan babalarının şu an rakı yudumlarken şikayetçi olduğu gidişata doğru yorumla müdahale eden zinde gençlik.Fikrini söylemekten çekinmeyen gençlik.Ekonomik sıkıntılar nedeniyle şunun bunun dar inançlarına teslim olmamış gençlik.Dar düşüncenin sağı solu olmaz.Robotluğun ve kişisel teslimiyetin sağı solu olmaz. Menfaat teslimiyetidir o . Haydi gençler! Üzerinizden yapılan siyasi kavgaya HAYIR deyin! İnançlarınıza yön vermiş yüzlerce kitabı bir daha gözden geçirin. Cesaretli olun okurken ‘Sakın ha ben kimim ki’ demeyin.Çelişkili gördüğünüz noktaları Rabbinizin kitabına danışın. KALBİNİZE DOĞAN ŞÜPHELERİ İMAN ZAAFİYETİ SANMAYIN. SİZE ANLATILANLARA ARAŞTIRMADAN İNANMAYI DA TAHKİK-İ İMAN ZANNETMEYİN. EĞER GERÇEK DİNİ KUR’AN’DAN ARAŞTIRMAZ DA YİNE O ATALARINININ DİNİNE TABİ OLMUŞLARA SORARSANIZ. SİZE AKLINIZIN ERMEYECEĞİNİ SÖYLEYECEKLERDİR.AMA ONLAR GİBİ DÜŞÜNÜRSENİZ BİRDEN AKILLI-BİLGİLİ – KIYMETLİ OLUVERECEKSİNİZ ONLARIN GÖZÜNDE.SÜRÜYE KATILMIŞSINIZDIR ARTIK.GÖZLERİNİZ BOYANACAK VE BAŞKALARININ KALBİYLE İMAN ETMİŞ BİRER ROBOT OLACAKSINIZ.BAŞKALRININ BEYNİNİ DEVREMÜLK KİRALAMIŞ İNSANLAR OLACAKSINIZ. TERCİH VE GELECEK SİZİN !!!!

  • Avatar

    Vildan Mar 6 2012 - 18:18 Reply

    Allah, peygamberlere bile dindar nesil yetiştirme görevi vermemiştir. Nitekim; Hz. İbrahim babasını, Hz. Nuh oğlunu dindar yapamamıştır.
    Hz. peygamberlerin görevi bile sadece tebliğ etmek, uyarmak, örnek olmaktır.
    Dinde zorlama yok. İsteyen dindar olur, İsteyen kafir.

    Bir insanın kabine imanın girmesi-bir insanın dinar olması; Allah’ın dilemesine bağlıdır.
    “Allah izni olmadıkça hiç bir benlik iman edemez.” (Yunus-100)

    Birilerinin ortaya çıkıp, “ben dindar nesil yetiştireceğim ” demesi, en hafif ifadeyle haddi aşmaktır. Dini ve inançları istismar etmektir. Siyasal İslam aktörlerinin oy avcılığı oyunlarıdır.

    O siyasetçiler önce: Sosyal adaleti sağlasınlar, millete aş, iş imkanı sağlasınlar, adil ve düsürst olsunlar. Gençlere kini değil, çağdaş evrensel insanlık değerlerini öğütlesinler..

    Saygılarımla….

    • Avatar

      G. Mar 6 2012 - 20:28 Reply

      Teşekkürler, bir de iş verme konusunda tanınan ayrıcalıklar yok mu ..
      Hepsi çirkin işler yapmaktalar ama birbirlerini hoş görüyorlar Allah onlara yaptıklarını hoş göstertiyor.

  • Avatar

    Murat Mar 8 2012 - 13:08 Reply

    “Onların-insanların, iyiyi ve güzeli bulmaları-hidayete ermeleri, rızamı lütfumu kazanmaları senin üzerine bir borç değildir-senin görevin değildir. Tam aksine dilediğini iyilik ve güzelliklere yönlendiren-hidayete erdiren Allah’tır..” (Bakara-272 Kasas-56)

    “Ben dindar bir nesil yetiştireceğim, herkesi mümin yapacağım, dindar yapacağım” diyen kişi şirke batmış demektir. BU iş Kulum haddi, yetkisi, görevi değildir.
    İnsanlar önce kendi üzerlerine düşen görevleri yapmalıdırlar. Riya yapmamalıdırlar, zulmetmemelidirler, toplumu bölmeye çalışmamalıdırlar, Kafirleri gönül dostları edinmemelidirler.

  • Avatar

    Oguzhan Mar 11 2012 - 16:30 Reply

    Yorumlar için teşekkür ederim. Ancak bazı yorumların siyasi bakış açısıyla tepkileri dile getirdiğini görüyorum. Yazının başında belirttiğim gibi dindar kelimesinin tarifi kendini dindar olarak ifade eden kişileri bile korkutabilir. Öte tarafta Allah’a inanan insanların yaşadığı bir toplumdaki insanlar dindar kelimesi tüm siyasi görüşlerden arındırıldığında toplumun Kuran’daki prensipleri benimsemesine neden karşı çıksınlar ki? Hele ki her biri Kuran ayetlerinden alıntılanan bu prensipler yazıda belirtildiği gibi adaleti, dürüstlüğü, iyi ve güzel ahlakı öğütlüyorsa.

    Bununla beraber şunu da unutmamak lazım. Mutlak özgürlük yahut mutlak tarafsızlık diye bir şeyin söz konusu olması mümkün değil. Televizyonda izlediğimiz diziler, filmler, okuduğumuz kitaplar her an bize dünyevi değerleri anlatıyor. Aynen Asr suresinde söylendiği gibi (“Ve zaman. İnsan zarardadır. İnanıp, iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabretmeyi tavsiye edenler hariç”) bizi her an zarara sürükleyen zamana karşı durmak için inanmak, Allah yolunda iyi ve güzel işler yapmak ve bunu etrafa yaymak gerek.

    Yorumlardan anladığım kadarıyla asıl karşı çıkılan nokta baskıcı bir siyasi rejimin egemen olması. Buna da kimsenin karşı çıktığını sanmıyorum. Dinde zorlama yoktur ayeti de aslında bu görüşün bir ifadesi. Bu sebeple aslında Kuran’a uygun bir İslam anlayışının benimsenmesi ve dinin siyasi görüşlerden bağımsız olarak değerlendirilmesi kendiliğinden zorlamayı ve baskıyı ortadan kaldıracak ve Allah’ın sözünü anlayan, yaşayan ve anlatan nesiller yetişmesini sağlayacaktır. Kuran’ı anlayan ve Allah’a inanan bir toplumda buna da itirazı olan kimsenin olacağını sanmıyorum. Çünkü dinimiz hiç bir grubun, zümrenin, topluluğun sahipliğinde değildir. Bu sebeple gerçek dini ve dinin temsilcisi görülen kişileri aynı kefeye koymamak gerek.

    Bu arada müşrik ifadesi Kuran’da Allah’ın affetmeyeceği tek günah olarak geçer. Bu sebeple bu kadar basit bir şekilde insanlara müşrik demekten kaçınmak gerek. Ayrıca insanlara dini anlatmak, tebliğ etmek her müslümanın üzerine bir görevdir. Bunu da unutmamak gerek. Nisa suresi 95. ayette Allah inananların evlerinde oturmaktansa malları ve canlarıyla din adına mücadele etmelerini öğütlüyor.

    “İnananların; özür sahibi olmaksızın oturanlarıyla, Allah yolunda malları ve canlarıyla didinip gayret gösterenleri aynı değildir. Allah, malları ve canlarıyla gayret gösterenleri oturanlara derece bakımından üstün kılmıştır. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir ama cihat edenleri, çok büyük bir ödülle, oturanlardan üstün kılmıştır.”

  • Avatar

    ORHAN Mar 12 2012 - 18:15 Reply

    Bence maddeler halinde sıraladığınız niteliklerin güzelliği konusunda herkes hemfikir. Burada hepimizin içinden geçen şey şu: “Baştakiler mi çocuklarımızı dindar yetiştirecekler?” Korkulan şey bu. Çünkü dinin gereğini kavrayamamış insanlardan böyle bir söz çıkınca herkes telaşlanıyor. Aslında insanların dine, Allah’a yöneltilmesi çok güzel. Dinde zorlama yok, evet, ama davet var. Keşke bu manipülasyonu yapanlar kendileri de güzel bir örnek teşkil edebilselerdi. O zaman daha az yaygara kopacaktı. Hem böylece insanlara daha adil, daha insaflı olunabilirdi. “Dindar bir nesil yetiştireceğiz”den ziyade, ortaya konan güzel eylemler, güzel sözler, güzel hedefler, adalet, kalkınma, eşitlik ve bir de bunların zaten din temelli eylemler olması daha çok çekebilirdi bence dindarlığa insanları.

    Onun dışında yazının maksadına olumsuz bir şey denmemeli bence. Keşke dindar bir neslimiz olsa. Gerçek dindarlardan oluşan bir topluluk olabilsek. Ama ben bunun gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum. Yazıda denildiği gibi herhalde dindarlık maddeler halinde sıralansaydı daha az tepki olurdu. Ama illaki bu güzelim maddeleri beğenmeyen fikri başka zikri başka insanlar da kesinlikle olacaktı.

    • Avatar

      Gökhan Mar 13 2012 - 09:03 Reply

      4+4+4 dindarlık dediği bu Kuran+ Başka kaynak(lar) diyen bir eğitim kurumunu yüceltmeye yönelik bir eylem. Din düşmanı bir sistem masum gösterilmek isteniyor Kuran ortak koşmayın diyor aksine bunlar dini kalkan yapıp içten içten Kuran’ı karalamaya çalışıyorlar! Kuran’a uysalar ve ortak koşmayıp sadece ondan öğüt alsalar Kuran da dediği gibi öyle bir eğitim sistemi oluştursalar gene güzel, Arapça dersi verip Kuran’ı Arapça diğer sözleri Türkçe olarak öğretirlerse sistem sürebilir.

      Umarız ki gerçeğe batıl karıştırılması sona erer de imam hatip gerçekten mükemmel hale gelir.Çünkü normal lise dersleri + Kuran ahlakı kalacak geriye elbette Türkçe olması gerekir Kur’an dersinin Arapça gene öğrenilsin güzel bir şey. Sonra da deniyor ki hatipliğin önü kapanıyor bence bu zamana kadar kapandığı iyi oldu hedef yeni kul’a hadisler vasıtası ile boyun eğecek bir nesil yetiştirmekten ibaret, bir nevi osmanlı temeli de diyebiliriz dün bir osmanlı dizisi vardı yeni başladı bakın hırsızlık yapanın kafası kesildi ne kadar din dışı bir uygulama ve Kuran la kıyaslayın bakalım osmanlıyı, Kuran öptürmekle müslüman devlet olunmaz en doğrusunu Allah bilir.

Leave a reply

Name (required)

Website