Nebileri Rabler Edinmek…

NEBİLER DİNİN ERBABI MIDIR?

Din, insan topluluklarının birbirleri arasındaki ilişkileri düzenlemek için vardır. Çölde,Dağlarda tek başına yaşayan beşer için, sosyal bir sorun çıkmayacağı için, dini kurallara/adalete de yoktur. Dini kurallara, iki ve daha fazla beşerin, toplum da talep edilen adalet, ticari ve sosyal ilişkilerin düzenlenmesi için ihtiyaç duyulur. Devlet yapılanmasının ana temeli, birbirine muhtaç beşerlerin, toplum oluşturmak yani “nas” olabilmek için ihtiyaç duyulan ilişki kurallarının belirlenmesidir. Ademleşme sürecinde bu kuralları, insan belirlemektedir. Eğer İnsanlar bu kurallardan adalet üretemiyorlarsa, yaratıcı, Kitaplar aracılığıyla, Toplum için kuralları insan üzerine yazar/k-t-b. Yaratıcı, bu inzal ettiği yasaları, insanlar arasında adalet kaybolduğu  ve zulüm had safhaya çıktığı ortamlarda, Nebiler aracılığı ile hükümleri bizlere iletir. Öncelikli olarak Hükümlerin konmasında insanlar arası adaletin sağlanması tercih edilmiştir.
NAHL 90:
Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.
NİSA 58:
Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Kitap ile gelen hükümler, bizleri MİSAK ile bağlamaktadır. Gelen ayetli işitip, o ayetlere itaat etmek için verilmiş söz, bizleri sorumlu tutmaktadır.
MAİDE 7:
Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik, itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı MİSAK(sağlam sözü) hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
Kitap inzal edilirken fazla soru sorulmamasının istenmesi bu sebepten dolayı olsa gerek.
MAİDE 101:
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir.
Allah, beşerin adamlaşma/ademleşme sürecini, insanın emrine verilen (secde eden), içindeki melekeler ile sağlamasını istemiştir. Lakin insan melekelerinden iblis, buna karşı çıkıp, Ademleri saptırmış ve saptırmaktadır. Bu dürtü insanın yıkılmayacak bir mülke sahip olmasını emreden dürtüdür. Yıkılmayacak bir mülkte kendisi ile eşit insanların haklarına tecavüz ederek, sivrilme ile olacaktır. Bu sivrilme adaletsiz bir uygulama ile olacaktır. Bu sivrilme sonucunda, Para baronları, diktatörler, krallar,  din adına yetkin olduğunu iddia eden, kuranın da Kitap yüklü eşekler olarak tarif ettiği din tacirleri ortaya çıkaracaktır.

 

İnsanlar arasında adaletsizce sivrilerek çıkan bu tip melik tipleri adaleti istemezler. (Her ne kadar adalet nidaları atsalar bile.) Adaleti kendileri için tehlikeli gören Melikler/yöneticiler, Tanrı buyruklarından hoşnut olmayınca, Tanrı buyruğu yerine geçecek uygulamalarda bulunurlar. Bu uygulamaları da Şeytanca bir şekilde yaparlar. “Allah ile aldatarak”

Bu aldatma, kendi uydurdukları hükümleri, Allah yasaları gibi göstermek ve din adına nebiye uydurma hadisler atfederek olacaktır. Bu olay peş peşe Ali İmran Suresi 78,79 ve 80. ayetlerde dile getirilir.
Ayetler Şöyle der:
Ali İmran 78
Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.

Bir diğer aldatma şeklide nebi adına söz söylemektir. Nebilerin görevi sadece haber vermektir. Arapça “nebi” demek zaten “haber veren” demektir. Nebilerin görevleri; Tanrı Buyruklarını insanlara duyurmaktır.

Din adına, kitabı tek başlarına ayetsiz açıklamak ve din adına söz söyleme görevleri yoktur. Sadece Elçilik ettikleri ayetleri/kitabı insanlar duyurmak/b-l-ğ-tebliğ görevleri vardır. Bu ayetler ile insanları müjde ve korkutma ile uyarırlar.

Ali İmran 79
Allah bir insana Kitab’ı, hükmü ve nebilik verdikten sonra onun insanlara: “Allah’ı bırakıp da bana kul olun/ bana uyun” demesi sözkonusu olamaz. Ancak o: “Öğrettiğiniz Kitap gereğince ve kendiniz de incelediğiniz üzere gönülden Rabbe kullar olun” der.
Ali İmran 80
Size melekleri, nebileri
ERBAB / Rabler olarak benimsemenizi emretmesi de yaraşmaz. Siz müslüman olduktan sonra, size inkar etmeyi mi emredecek?
Dinin erbabı Nebiler değildir. Elçiliğini yaptıkları ayetlerdir. Bu ayetlerde Allah katındandır.

 

Kitap İman konularındandır. İmanda şirk unsurları bulaştırılmamalıdır. Allah’ın ayetlerine hadisleri şirk koşmak, Kitaba şirk koşarak iman etmek demektir. Elleri ile kitaplar (Kütübü site, Kütübü erba) yazanlar, ki bu yazdıklarını da din/Allah katındanmış gibi göstererek insanlara sunan Din tacirleri ve kitap ile bunlara uyanlar, Ahiretde “şirk koşmadık” diyeceklerdir. Allah’ın onlara yaptığı şahitlikte ortadadır.

Enam Suresi

 

Nebiyi dinde erbab/rabler edinip Şirk koşmaktadırlar.
Rab nedir?

Erbab nedir?

Bu işin erbabı kimdir?

19. De ki: Hangi şey şahadetçe en büyüktür? De ki: benimle sizin aranızda Allah şahittir. Bu Kur’an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi ( بَلَغَ beleğa/tebliğ) uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? De ki: “Ben buna şahitlik etmem.” “O ancak bir tek Allah’tır, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım” de.

20. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Kitab’ı) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.

21. Yalan sözlerle Allah’a iftira edenden veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Şüphe yok ki, zalimler kurtuluşa ermezler!

22. Unutma o günü ki- onları hep birden toplayacağız; sonra da, Allah’a ortak koşanlara: Nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklarınız? diyeceğiz.

23. Sonra onların mazeretleri, “Rabbimiz Allah hakkı için biz ortak koşanlar olmadık!” demekten başka bir şey olmadı.

24. Gör ki, kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediler ve uydurdukları şeyler kendilerinden nasıl kaybolup gitti!

Dikkat edersek Şirk koşanların koştukları Şirkten haberleri yoktur. Ahiretteki şahitlikleri de bu yöndedir. Uydurdukları şeyler/hadisler kendilerinden uzaklaşıp gidecektir.

Bu zihin yapısı Enam Suresi 20. ayetide tahrif etmişlerdir. Bir önceki ayette, rasul, nebi, muhammed kelimesi geçmemesine rağmen, ayetteki zamiri Nebiye atfetmişlerdir.

Kitap verilenler, Bu Kuran’ı babalarını tanıdıkları gibi tanımakta ve ondaki ayetleri ağızlarını eğip bükerek mesajı tahrif etmektedirler.


About the Author
Author

vekuran

Comments (4)
  • Avatar

    ugur Apr 2 2012 - 12:06 Reply

    işin erbabı önçe eski türkçe ve arapçayı sık kullananlar vadandaş anlamadığı için bu ulema iyi biliyor desin çok duygusal masal anlatanlar birde güzel ağlıyorsa on puan
    hikmet ehli zatlar kaplan bineği yılan kamçısı olan yada nehrin üzerine secdadeyi koyup namaz kılanlar kuranı anlayamayacağımız için hadisler çok mühim sonra ayetler gelirki önçelikle işimize gelenler kadere inandır vur ensesine al ağzındaki lokmayı nerde bulunuyorsan bak güzel eski evler köşkler hep yabancıların müslüman osmanlı tebaası koyun güdmekten başka iş yapmamış her işini ALLAHA havale etmiş kuranda ALLAHIN eşeğe benzettiği alimi veli bilirsen ayetide yok sayarsın her şeyi cennet cehennem için yaparsa ALLAH benim için ne yaptın dediğinde ne diyeceksin yanlız kuran ayetlerini ALLAH’IN ayeti bilirsen gördüklerini bilimi ilimide ALLAH’INayeti olarak görmezsen kendini kandırırsın

  • Avatar

    vekuran Apr 3 2012 - 11:15 Reply

    ERBAB: kelime anlamları

    Bir işten anlayan, bir işi iyi yapan kimse,
    ***
    1.BECERİKLİ, EHİL, MÂHİR, NİTELİKLİ İŞÇİ.
    ***
    konuya hakim olan bilgili ve tecrübeli kişi anlamındadır..
    ***
    bir mevzuda hüner sahibi
    ***
    erbâb : sahipler, becerikliler, terbiyeciler.
    ***
    Ehil, lâyık ve muktedir: “O adam bu işin erbâbı değildir”: “Erbab adamdır.”
    ***

    1.yaptığı işte uzmanlaşmış, o işin kendisinden sorulduğu, uzman kişi, işinin ehli.

    2.erbâb: Rab kelimesinin çoğuludur. Rab sahip demektir.araplar kölenin sahibine “rab” derlerdi. Efendi. : peygamber efendimiz ! ?
    ***
    ehil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler
    ***
    Erbâb-ı vukuf: Bilirkişiler
    ***
    erbab ı hasenat

    1.osmanlıcada iyilik sahipleri anlamına gelmektedir.
    ****
    rabb ül erbab

    1.Bütün sâhiblerin, terbiyecilerin Rabbi, Allah. (C.C.)
    ***
    erbab ı mansıp

    1.osmanlı devletinde, yönetici konumundaki yüksek dereceli devlet memuru.

  • Avatar

    vekuran Apr 12 2012 - 14:56 Reply

    KURANDAN UYARI VAR !

    Birbirlerinizi, alimlerinizi, melekleri ve nebileri erbab edinmemeliyiz.

    Dinin erbabı, rabbimiz olan kalemle öğretendir.

    Din, her zaman devletlerin yönetiminde olmuştur. Her devletin, cemaatin kendine has dini vardır.

    Kısacası din, kimin kitabına uyuyorsan onun dinini yaşadığın, yaydığın anlattığın yaşam biçimidir.

    Sizler hangi kitaba uyuyorsunuz?

    a- Bu Kuran (haza el-kuran)
    b- Kütübü sitte, buhari, müslim, tirmizi
    c- Kütübü erbaa
    d- ….. alimin İlmihali
    e- Kuran ve ona eş koşulan tarih kitapları

  • Avatar

    Ayşe May 5 2014 - 10:22 Reply

    ALLAH razı olsun.
    Emeğine sağlık

Leave a reply

Name (required)

Website