Neye Güveniyoruz?

O kadar unutuyoruz ki, o kadar boşverip erteliyoruz ki asıl önem arzeden vazifeleri, zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varmıyoruz. İlkokuldan başlıyor bir eğitim hayatı…Çalışıyoruz da çalışıyoruz, tüm gerekenleri yapıyoruz iyi bir üniversiteye girebilmek için. Gece gündüz…Sonra iyi bir iş, kariyer geliyor. Nasıl daha başarılı olurum nasıl daha iyi yerlere gelirim telaşı…Farketmiyoruz, geçiyor zaman. Biraz daha büyüyünce(!) adam akıllı düzenli kılacağımız namazlar, yapacağımız dine faydalı işler için zaman çoktan gelmiş de geçiyor ne yazık ki…Sonra bir yuva kurma, aile geçindirme, çocuk sahibi olmak ve o çocukları büyütmek vs vs vs.. Hayatın dertleri hiç bitmiyor değil mi? Oysa ki hayatın en büyük derdini unutuyoruz: Allah’ın rızasını kazanmak!

Hayata kapılıp aynı zamanda aklının bi ucunda bu büyük derdi barındıran herkes farkında bunun öneminin aslında; her biri dindar, her biri cenneti arzuluyor, her biri aklının bir köşesinde barındırıyor hayatının o dönüm noktasını, o namaza ibadete düzenlice başlayıp dosdoğru o yolda ilerleyeceği günü. Ama daha var o güne değil mi? Erteleyelim. Çünkü şu an ertelenemeyecek kadar önemli işlerimizin hazırlıkları var. Hiç bir şekilde ahirette yardımımıza koşamayacak işlerimizin…O arınıp bambaşka, daha dindar olacağımız güne çok var. Yaşlanıp uzun yıllar yaşayacağız nasılsa, eminiz…

Kendim de dahil nasıl bu kadar yarının geleceğine güvenli, nasıl bu kadar vurdumduymaz olabiliyoruz bazen şaşırıyorum, aklım almıyor. Sonu düşündükçe sarsılmamız lazım arkadaş, dehşete kapılmamız lazım, korkmamız ürpermemiz lazım. Bu ne güven! Neye güven! O gün: “keşke bir kez daha yeryüzüne gönderilsem, bir şans daha verilse” diye umutsuzluğun dibini görenlerden olma ihtimalimiz karşısında kalbimizin titremesi lazım. Geri dönüşü yok, zaman akıyor ve her türlü iğretiliğiyle bizi içine çekmeye çalışıyor.  Sonsuz ve en yüce varlık için harcayacağımız enerjiyi kim için feda ediyoruz? Hangi fani için? Ne uğruna?

Ben herhangi bir işime yetişebilmek için herhangi bir namazımı kısa tutmaktan/geciktirmekten; biraz daha uyuyabilmek için Kur’an’da hep merak ettiğim “o” konuyu araştırmayı ertelemekten, öğle yemeğimi yiyip hemen işe dönebilmek için arkadaşıma yanlış bildiği dini bir gerçeği anlatmayı başka güne bırakmaktan, çok yoğun olduğum için kafamda çözmeye çalıştığım bir kaç ayeti enine boyuna araştırmayı yarına ötelemekten utanıyorum artık. Bu kadar imkanı olan biri olarak gerçekten utanıyorum.

Bugün son olsun inşaallah.

 

“Ya da azabı gördüğü zaman: ‘Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da, ihsan edenlerden olsaydım’ (diyeceği günden sakının).”

Zümer 58

 


About the Author
Author

zeynep t.

Comments (2)
  • Avatar

    ugur Jun 23 2012 - 11:43 Reply

    ALLAHA güven ve dayan korkma O seni doğru yola ileteçektir.Samimi isen gerçekten istiyorsan O NEGÜZEL BİR YARDIMÇIDIR korkma yeterki iste vereçektir kabul edeçektir dualarını .yeterki neden yaratıldın bunun cevabı vermeye çalış din gününde hesap verirken neden yaratıldığının çevabını veremezsen bütün yaptıkların boş olduğunu göreçeksin o zaman atalarının dinini savunduğun ibadetlerinin taklit olduğu ortaya çıkaçaktır.Biliyorsun ALLAH ibadetleri alışkanlık haline getirenleri namazı dost doğru kılmayanları kuranda KINAMAKTADIR.

  • Avatar

    29Mayis Jun 26 2012 - 18:13 Reply

    Dengeleyebilmek gerek. Dünya telaşı ahiret telaşının üstünde olmaması gerek.

    Rabbim cümlemize ibadetlerimizi vaktinde ve huşu içinde yerine getirebilmeyi nasip eylesin. (Amin)

Leave a reply

Name (required)

Website