Müslüman (mıyız) ?!

Allah’a inanıyor muyuz? Evet.. Elçisi olan bir Peygamber de var? Kabul.. Bir de Kitap göndermiş okuyun, anlayın ve şartsız uyun diye? Ona da eyvallah.. Eee sizce bir çelişki yok mu ortada??

Ya ısrarla “inandığımızın” aksini yapıyoruz ; Ya da sadece ”lafta” imân edip Allah’a kalbimizle inanmıyoruz.. O vakit “müslümanım” iddiasında bulunmak da mantıksız ve anlamsız.. Sorgulamanın vakti gelmedi mi sizce?? ”5 dk.” sonra girme ihtimalimiz olan kabirde, çürüyen bedenimizi mikro organizmalar parçalarken, bunlar bize azap ile sorulmadan biz kendimizi sorgulayalım!.. Geç olmadan!..

 

 

”Derler ki : “Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık.”
[MÜLK SURESİ / 10]

 


About the Author
Author

Celil Ozatamer

Comments (4)
  • Avatar

    ugur Oct 31 2012 - 10:57 Reply

    celil kardeş bu soruyu her tarikat meshep cemaat aynı şekilde soraçaklar?
    Ama bak islam alemine bir yanlışlık var hepsi başka başka cevaplar veriyor.bana göre yanlış AZAP kelimesinde M akifin dediği gibi ALLAH vaad etmeseydi cenneti namzıda kılmazdı bunlar
    azap olmasa inanmıyaçakmıyız ALLAHA mı inanıyoruz azaptan korktuğumuz cennete köşkler huriler verileçeği içinmi inanıyoruz.

  • Avatar

    Metin Oct 31 2012 - 15:59 Reply

    Selamlar.

    Müslüman olmakla iman sahibi olmak ayni şey değildir. İslam dinine inandığını beyan eden kişi Müslümandır. İman sahibi olmak ise, Kur’an hükümlerini aklımızla anlayıp, onayladıktan sonra gönlümüzle benimsemek, özümsemek ve sonra da amel etmek – yaşantımıza uygulamakla mümkündür.
    Büyük İslam alimi Maturidi’ye göre iman: Kalp ile tastik, dil ile ikrardır. Diliyle ikrar ettiği halde kalbiyle tastik etmeyen kimse mümin değildir.
    Gerçek iman insan kalbine-gönlüne ancak akıl yoluyla ulaşır. Akıl ikna olmalı, kalp tatmin olmalıdır.
    Aklı kullanmamak, basiret denen gönül gözünü kör eder.
    Mümin: Güvenilir, özü doğru olandır. Allah’tan razı olan ve Allah’ın razı olduğudur. (Maide-119)
    Akıl (bilgi, bilinç), iman (duygu, gönül) ve amel (eylem, uygulama) birlikteliğini kuran kişidir.
    Ancak amel ederek, hayır kazanmış işe yarar iman sahibi olabiliriz.. (Enam- 158)
    Bedeviler: “İman ettik.” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz. Ancak “Müslüman” olduk deyin.

    İman henüz sizin kalplerinize- gönüllerinize yerleşmedi..” (Hucurat-14)
    “Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar..” (Fetih-11)
    “Onlar öyle insanlardır ki, Allah anıldığında kalpleri-gönülleri titrer..” (Hac-35)
    “İşte bu, onunla uyarılsınlar, Allah’ın tek ilah olduğunu bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir..” (İbrahim-52)
    “İşte Allah imanı bunların gönüllerine yazmış..” (Mücadele-22)
    İman ve amel; inanç ve uygulama birarada olmalıdır. Kur’an’da bu iki husus her zaman birlikte
    zikredilmiştir. (Bakara-62, 82, 277) İman etmek, o imanın gerektirdiği şekilde amel etmeyi de
    gerektirir. İman etmek ve salih amel işlemek. İman etmek ve namaz kılmak. İman etmek ve zekat vermek. İman etmek ve kamu hakkını talan etmemek. İman etmek ve riyakarlık yapmamak gibi.
    İnandığı-iman ettiği gibi yaşamayanlar, gün gelir yaşadığı gibi inanmaya başlar.
    Ancak amel etmede, ibadetlerde olabilecek eksiklikler insanı imansız yapmaz, imandan çıkarmaz. Amel etmede eksiklik günahtır, tövbe edilir, Allah’tan af dilenir..
    İmanımız Yüce Allah tarafından varlık ve yoklukla, hayır ve şerle sınanacaktır.
    “İnsanlar iman ettikten sonra kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiç bir imtihana çekilmeyeceklerini
    mi sandılar.. (Ankebut-1)

    Esenlikler dilerim.

  • Avatar

    Fakirullahmelami Nov 1 2012 - 00:37 Reply

    Sevgili Yazar! bu kısa makaleyi yazarken acaba şunu düşündünüz mü?Makalemin konusu! Neden? “Müslüman mıyız?!” adını verdim!.Bu soruyu;inandığı hâl de İslâm’ın gereğini yapan yapmayan her müslüman; Evet ben Müslüman’ım der di her hâlde. Bu kısa makaleyi ben yazmış olsaydım;Adını Müslüman mıyız olarak koymaz,Mü’min Olabildik mi? Başlığını atardım,buna emîn ol kardeşim. İslâm’da Müslüman olmak,yüce bir vasıf teşkil etmez benim için!.İslâm’da en büyük vasfı;Mü’min esmâsı taşır,işte bu yüzden; “Mü’min miyiz?!.” adını verirdim yazdığım makaleme.Müslüman;her tür günah’tan beri değildir,her türlü melanetle beraber,her türden günahı işleyebilir.Bu vasıflar;Müslüman’da olsa,Hıristiyan’da olsa, Yahudi’de olsa hepsi taşır bu kötü vasıfları.Ama Hangi dinden olursa olsun,Her dinin mensupları içinde bulunan Mü’minlerin hiç birisi,saydığım bu vasıfları üzerlerinde taşımazlar,taşıyamazlar.Mü’min; “Hacı Bayram-ı Velî” hazretleri’nin deyimiyle; “Eline,Diline,Beline”hâkim olandır.Dedim ya kardeş!.Müslümanlık vasıf değildir.Âsıl olan vasıf;Mü’minliktir!. Müslüman;her dem de Halk’la,Mü’min her nefeste Hakk’la olandır!.
    Kalın sağlıcakla sevgili yazar kardeşim. Aşk ile hûû…

    Fakirullahmelâmî.
    İstanbul.
    31/10/2012/Çarşamba.

  • Avatar

    Çiğdem Nov 2 2012 - 21:08 Reply

    Sayın Fakirullahmelami, yazınızda “müslüman olmak vasıf değildir” demişsiniz. Ancak Kur’an’da peygamberlere ithafen geçen: “Ben, müslümanların ilki olmakla emrolundum.” ayetini ve “Ben Müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kimdir?” ayetini unutmayın. Gerçekten Müslüman(Allah’a teslim olan) olmak o kadar kolay değildir ve gerçekten Müslüman olmayı başarmış bir insan aynı zamanda mümindir de zaten. Allah’ın selamı üzerinize olsun.

Leave a reply

Name (required)

Website